Tasarı/teklif madde 1
→ yürürlükteki madde 1Amaç ve kapsam maddesidir.
Kaynak: TBMM S. Sayısı 696 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
Hukuk devleti ilkesini benimseyen çağdaş ülkelerde ilk akla gelen hukuk güvencesi; bunun teminatı olan yargı organlarının varlığı ve özellikle anayasa yargısıdır. Başlangıçta her ülke sistematiğinde yer almayan anayasa yargısı, bugün hemen tüm çağdaş ülkelerde yerini bulmuştur.
Anayasa mahkemeleri, kuvvetler ayrılığı rejiminde sistemin olası mahzurlarını giderici, onu mükemmele yaklaştırıcı bir fonksiyon icra etmektedir.
Anayasa mahkemelerinin temel amacı ve misyonu; Anayasada güvence altına alınan kural ve ilkelerin yasama organının tasarruflarıyla ihlâl edilmesini önlemek, en genel anlamda Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığıyla temel hak ve özgürlükleri güvence altına almaktır. Demokratik rejimlerde, Anayasa Mahkemesi Anayasaya, uluslararası anlaşmalara ve hukukun genel ilkelerine aykırı, hak ve özgürlükleri ihlâl edici yasal hükümleri hukuk sisteminden ayıklamayı amaç edindiğinden, demokrasi ve hukuk devletinin en önemli koruyucusu kabul edilmektedir. "Negatif kanun koyuculuk" olarak da nitelendirilen bu özellik, Türk Anayasa Mahkemesi bakımından da büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesinin kendisine yüklenen bu görevleri hızlı, eksiksiz ve en iyi biçimde yerine getirebilmesi, verdiği kararları kamuyla paylaşması ve Türk yargı camiasıyla kamuoyunda itibarlı bir konuma ulaşması, kararlarıyla uluslararası hukuk camiasında takdir görmesi;
yargısal, fiziksel ve kurumsal yapısının da gözden geçirilmesini, Başkan ve üyeleriyle diğer mensuplarının özlük haklarının yabancı emsallerine paralel biçimde iyileştirilmesini, yarım asra yakın bir uygulamanın görülen aksaklıklarının düzeltilmesini gerekli kılmaktadır.
yasemin 696 / İlk kez 1961 Anayasasının 145 ilâ 152 nci maddeleriyle düzenlenen Anayasa Mahkemesi, 22/4/1962 tarihli ve 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usûlleri Hakkında Kanunla hayatiyet bulmuş; 1982 Anayasasının 146 ilâ 153 üncü maddeleriyle yeniden anayasal sistem içinde yerini almış ve 10/11/1983 tarihli ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usûlleri Hakkında Kanunla da yeni Anayasaya uygun bir teşkilatlanmaya gitmiştir.
Halkoyuyla kabul edilerek yürürlüğe giren 7/5/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunla da, Anayasanın 146, 147, 148 ve 149 uncu maddelerinde yapılan değişikliklerle Anayasa Mahkemesinin yapısı ve görevlerinde önemli değişime gidilmiştir. Bu meyanda;
a) Mahkemedeki asıl ve yedek üye ayrımına son verilmiştir.
b) Mahkemenin üye sayısı 15'ten 17'ye çıkarılmıştır.
c) Üyelerin geldikleri kontenjan ve kaynaklarda düzenleme yapılmıştır.
ç) Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne üç Mahkeme üyesini seçme yetkisi verilmiştir.
d) Cumhurbaşkanına, yüksek kademe yöneticileri ve avukatların yanı sıra, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından da üye seçebilme imkânı tanınmıştır.
e) Anayasa Mahkemesi üyeliği süresi 12 yıl olarak öngörülmüştür.
f) Anayasa Mahkemesine, mevcut görevlerine ilaveten "bireysel başvuruları karara bağlamak" görevi verilmiştir.
g) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanının da görevleriyle ilgili hususlardan dolayı Yüce Divan'da yargılanmaları ilkesi benimsenmiştir.
ğ) Bireysel başvuruların sonuçlandırılması için Mahkemenin iki Bölüm hâlinde çalışması esası öngörülmüştür.
h) Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme olanağı getirilmiştir.
Son Anayasa değişiklikleriyle meydana gelen ve yukarıda açıklanan bu durum ile 48 yıllık uygulamanın tecrübeleri karşısında, yeni bir Anayasa Mahkemesi teşkilat kanununun hazırlanması zorunluluğu hasıl olmuştur. Bu nedenle, çağdaş ülkeler anayasa mahkemelerinin uygulamalarıyla bu mahkemelerin mensuplarının özlük hakları dikkate alınmak ve Anayasa yargısının mahiyet itibarıyla diğer yargı kollarından farklılığı ve özelliği de gözetilmek suretiyle, Anayasa Mahkemesinin Anayasayla yüklenen yeni görevlerini en iyi biçimde yerine getirebilmesini teminen bu Kanun Tasarısı hazırlanmıştır.
Amaç ve kapsam maddesidir.
Maddede bu Kanunun uygulanmasında geçerli olan bazı kavramların tanımlarına yer verilmiştir.
Madde ile, 7/5/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunla Anayasada yapılan değişiklikler de dikkate alınarak Mahkemenin görev ve yetkileri düzenlenmiştir.
Madde kapsamında, Mahkemenin genel bütçe içinde kendi bütçesi ile yönetileceği esası getirilerek, buna ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
yasemin 696 /
Maddede, Mahkeme Genel Kurulu tarafından kabul edilecek İçtüzükle düzenlenecek konular belirtilmiştir. İçtüzüğün Resmî Gazete'de yayımlanacağı öngörülmüştür.
Madde kapsamında, Anayasanın 146 ncı maddesinde yapılan değişiklikler çerçevesinde Mahkemenin oluşumu ve üyelerin seçilme yeterliliği düzenlenmiştir.
Maddeyle, Anayasanın 146 ncı maddesinde yapılan değişiklikler çerçevesinde Mahkemeyi oluşturan üyelerin seçimi düzenlenmiştir.
Birinci fıkraya göre Türkiye Büyük Millet Meclisi, iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir üyeyi baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden seçecektir.
İkinci fıkraya göre Cumhurbaşkanı, üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukuk bilim dallarından olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan ve kendi üyesi olmayan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçecektir.
Üçüncü fıkrada Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulu ve baro başkanlarınca Mahkeme üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerin usûl ve esasları düzenlenmiştir. Ayrıca zaman kaybının önlenmesi amacıyla seçimlerin tek turlu yapılması öngörülmüştür.
Maddede, Mahkeme üyeliğine seçimin ardından seçilen üyelere tebligat yapılması, yayımlanması ve seçilenlerce bu görevin kabul edilmemesi konuları Anayasanın 146 ncı maddesindeki değişiklikler dikkate alınarak hükme bağlanmıştır.
Maddeyle, üyelerin görevlerine başlamadan önce Başkanın daveti üzerine Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başbakan, yüksek yargı organları başkan ve başsavcıları, Adalet Bakanı ve devlet protokolünde yer alan diğer üst düzey görevliler ile emekli üyelerden katılanların huzurunda Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri önünde and içecekleri düzenlenmiştir.
And metni maddede gösterilen şekilde yeniden kaleme alınmıştır.
Maddeye göre, Anayasanın 147 nci maddesi gereğince Mahkeme üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa üye seçilemez. Başkan ve üyeler azlolunamaz, kendileri istemedikçe görev süreleri dolmadan veya 65 yaşından önce emekliye sevk edilemezler. Bir üyenin üyeliği, 12 yıllık görev süresi bitmeden 65 yaşını doldurması hâlinde yaş haddi nedeniyle kendiliğinden sona erecektir.
Başkan ve üyelerin görevleri yalnızca Anayasada ve bu Kanunda öngörülen hâllerde sona erecektir.
Maddeyle üyeliğin boşalması ve sona ermesi konuları düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, bir üyenin görev süresinin dolacağı tarihten iki ay önce başlatılacak süreçle boşalan üyelik kaynağından 7 nci maddedeki usûle göre seçim yapılması öngörülerek, üye seçimi nedeniyle oluşacak zaman kayıplarının önüne geçilmesi ve Mahkemenin çalışmalarına işlerlik kazandırılması amaçlanmıştır.
yasemin 696 / İkinci fıkrada, Başkan ve üyelerin yazılı olarak emekliliklerini isteyebilecekleri, müddet ve kabule bağlı olmaksızın görevlerinden çekilebilecekleri, seçildikleri tarihten itibaren 12 yılın sonunda ve her hâlükârda 65 yaşlarını doldurunca emekliye ayrılacakları öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada, Başkan ve üyeliğin birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen durumlar dışında sona ereceği üç ayrı hâl belirtilmiştir. Buna göre Başkanlık ve üyelik; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa göre hâkimlik ve savcılık mesleğinden çıkartılmayı gerektiren bir suçtan dolayı kesin hüküm giyilmesi veya Türk vatandaşlığının kaybedilmesi hâlinde kendiliğinden; görevin sağlık bakımından yerine getirilemeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla kesin olarak anlaşılması hâlinde Anayasa Mahkemesi üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararıyla ya da 19 uncu maddeye göre Genel Kurulun kararıyla üyelikten çekilmeye davet cezası verilen üyenin kendiliğinden çekilmesi veya istifa etmiş sayılması hallerinde sona erer.
Dördüncü fıkrada, görev süresini tamamlayan ancak emeklilik şartlarını taşımayan Başkan ve üyelere, herhangi bir gelir getirici faaliyette bulunmamak kaydıyla 5510 sayılı Kanunun emekliye ayrılmadaki yaş ve hizmet süresine ilişkin asgari koşullarına ulaşıncaya kadar son aylıklarının net tutarlarının üçte ikisinin tazminat olarak Mahkeme bütçesinden ödeneceği, aylıklarda meydana gelen değişikliklerin bu ödemede dikkate alınacağı öngörülmüştür. Ancak tazminat ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanunun mülga ek 76 ncı maddesine göre emekli keseneklerinin her ay ilgili tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmesi, bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere ise anılan tazminatın ödenmeyeceği öngörülmüştür.
Maddede, Başkan ve başkanvekilleri ile Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı ve Başkanvekilinin seçimine ilişkin usûl ve esaslar ile görev süreleri belirtilmiş, diğer hususların ise İçtüzükle düzenleneceği öngörülmüştür.
Maddede, Anayasada yapılan değişiklikler de dikkate alınarak Başkanın görev ve yetkileri belirtilmiştir.
Maddeyle, Mahkeme başkanvekillerinin görev ve yetkileri düzenlenmiştir.
Anayasanın 146 ncı maddesinde yapılan değişiklikle Mahkemeye iki başkanvekilinin seçimi öngörülmüştür. Bu bağlamda başkanvekillerinin görevleri ile Başkanlığın boş olması veya Başkanın mazeretli ya da izinli olması hâllerinde Başkana ait görev ve yetkilerin kimler tarafından yerine getirileceği düzenlenmiştir.
Madde kapsamında, Mahkeme üyelerinin yükümlülükleri sayılmış; sportif, sosyal ve kültürel amaçlı derneklerdeki üyelik hâlinin, yönetim ve denetim kurullarında görev almamak koşuluyla görev olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir.
Maddeyle, Başkan ve üyeler hakkında inceleme ve soruşturma yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında, Başkan ve üyeler hakkında görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia olunan suçlar ile kişisel suçları ve disiplin eylemleri nedeniyle inceleme ve soruşturma yapılmasının usûl ve esasları hükme bağlanmıştır. Belirtilen konularda soruşturma açılması Genel Kurulun kararına bağlıdır. İstisnai olarak ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde, soruşturma genel hükümlere göre yürütülecektir.
İkinci fıkraya göre, müstear adla yapılan ya da yapıldığı anlaşılan, imzasız, adressiz yahut belli bir olayı ve nedeni içermeyen, delil ve dayanakları gösterilmeyen ihbar ve şikayetlerin Başkan tarafından işleme konulmayacağı öngörülerek, haksız isnatlardan Başkan ve üyelerin korunması amaçlanmıştır.
yasemin 696 / Üçüncü fıkraya göre, Başkan gereken hâllerde işi Genel Kurula götürmeden önce üyelerden birine ön inceleme yaptırabilir. Bu Kanunun 2 nci maddesindeki tanım çerçevesinde, üye kavramına başkanvekillerinin de girdiği açıktır.
Dördüncü fıkraya göre, konu Başkan tarafından gündeme alınarak Genel Kurulda görüşülecektir.
Beşinci fıkraya göre, Genel Kurul tarafından soruşturma açılmasına karar verildiği takdirde üç üyeden oluşan Soruşturma Kurulu seçilecektir. Fıkrada Soruşturma Kurulunun yetkileri belirtilmiştir.
Altıncı fıkraya göre, ön inceleme yaptırılması, Soruşturma Kurulunun oluşturulması, soruşturma yapılması ve gereken diğer kararların verilmesine dair esaslar İçtüzükle düzenlenecektir.
Yedinci fıkraya göre, Başkan hakkında soruşturma yapılması durumunda, Başkan tarafından yapılması gereken işlemler kıdemli Başkanvekili tarafından yürütülecektir.
Maddenin birinci fıkrasına göre, ağır ceza mahkemesinin görevine giren kişisel suçlarla ilgili suçüstü hâli istisna olmak üzere, görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçları ve kişisel suçları nedeniyle Başkan ve üyeler hakkında koruma tedbirlerine karar verilemeyecektir. Koruma tedbirleri; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen yakalama, gözaltına alma, tutuklama, adli kontrol, arama, iletişimin denetlenmesi gibi konuları kapsamaktadır.
İkinci fıkrada, ağır ceza mahkemesinin görevine giren kişisel suçlarla ilgili suçüstü hâllerinde soruşturmanın genel hükümlere göre yürütüleceği ve iddianame hazırlanması hâlinde kovuşturmanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca yapılacağı düzenlenmektedir.
Maddenin diğer fıkralarında görevden doğan veya görev sırasında işlendiği iddia edilen suçlar ile kişisel suçlarda Soruşturma Kurulunun koruma tedbirlerini talep etmesi, Genel Kurulun bu konudaki yetkisi, Soruşturma Kurulunun soruşturma sonunda vereceği kararlar ve devamında yapılacak işlemler açıklanmıştır.
Madde kapsamında, Başkan ve üyeler hakkında yapılacak disiplin soruşturması işlemleri düzenlenmiştir. Başkan ve üyelerin, hâkimliğin vakar ve şerefi ile bağdaşmayan ya da hizmetin aksamasına yol açan hâl ve hareketlerinden dolayı, bu Kanunun 16 ncı maddesinde belirtilen kurallar çerçevesinde disiplin soruşturması yapılacaktır.
Maddede ceza soruşturma ve kovuşturması yapılmasının disiplin işlemi yapılmasına engel olmayacağı hükmü yanında, disiplin soruşturmasına ilişkin süreler, Soruşturma Kurulunun görev ve yetkileri ile fiilî veya hukukî imkânsızlık nedeniyle toplanamama durumlarında Genel Kurulun oluşum şekli belirtilmiştir.
Maddede, Başkan ve üyeler hakkında yapılacak disiplin soruşturması sonunda eylemin niteliğine göre verilecek disiplin cezaları ile üyelikten çekilmeye davet edilme cezasının usûl ve esasları ile sonucu gösterilmiştir.
Maddede, Anayasa Mahkemesinin teşkilâtı açıklanmıştır.
Maddede, Genel Kurulun oluşumu, görevleri ve Başkan veya belirleyeceği başkanvekili başkanlığında en az oniki üye ile toplanacağı hükmü düzenlenmiştir.
Madde kapsamında, Mahkemede bireysel başvuruları karara bağlamak üzere bir başkanvekili başkanlığında yedişer üyesi olan iki Bölüm oluşturulacağı; Bölümlerin, bir başkanvekilinin başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanacağı, üyelerin geliş kaynakları ve uzmanlıkları gözetilerek hangi Bölümde çalışacaklarının başkanvekillerinin görüşü alınarak Başkan tarafından belirleneceği, bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için oluşturulacak Bölümlere bağlı komisyonların çalışma usûl ve esaslarının İçtüzükle düzenleneceği belirtilmiştir.
yasemin 696 /
Maddenin birinci fıkrasında, Başkanlığa bağlı olarak Genel Sekreterlik biriminin kurulacağı ve buna bağlı birimlerin çalışma esaslarının Yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
İkinci fıkrada, Genel Sekreterin Başkan tarafından raportörler arasından atanacağı, atama kararının Resmî Gazetede yayımlanacağı ve Genel Sekreterin görevde olmaması hâlinde yerine vekâlet edilmesi hususu düzenlenmiştir.
Üçüncü fıkrada Genel Sekreterin görev ve yetkileri düzenlenirken, dördüncü fıkrada Başkan tarafından raportörler arasından üç Genel Sekreter yardımcısının atanacağı, bunların görevleri ve aralarındaki işbölümünün Yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
Maddede, Mahkemede yargısal ve idarî çalışmalara yardımcı olmak üzere yeteri kadar raportörün görevlendirileceği ya da atanacağı hükmüyle birlikte, raportör olabilmenin şartları belirtilmiştir.
Maddeyle, 2949 sayılı Kanunda düzenlenen görevlendirme yöntemi yanında, atama şeklinde raportör istihdamı da öngörülmüştür.
Madde kapsamında, raportörlerin görevlendirilmesinin usûl ve esasları, görevlendirilenler de dahil olmak üzere raportörlerin aylık ve diğer malî haklarının Mahkeme bütçesinden ödeneceği, görevlendirilen raportörlerin kanuni izin haklarına, sağlık ve tedavi işlerine ilişkin işlemlerin Başkanlıkça yürütüleceği ve sicillerine işlenmek üzere kurumlarına bildirileceği öngörülmüştür.
Maddede, bu Kanunun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre görevlendirilen raportörlerin, usûlde paralellik ilkesi gereğince görevlendirilmelerinde izlenen yöntemle raportörlük görevinden ayrılacakları, görevlerinden ayrılmalarından sonra tâbi oldukları kanunlara göre yapılacak atamalarında taşıdıkları derece ve kıdem, Mahkemedeki çalışmaları ile kendi isteklerinin dikkate alınacağı belirtilmiştir.
Madde kapsamında ayrıca, 24 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre görevlendirilen raportörlerden talepte bulunanlardan, talepleri Başkanlıkça uygun görülenlerin Mahkeme raportörü olarak atanacakları ve bu şekilde ataması yapılan raportörlerin önceki kurumlarıyla ilişiklerinin kesileceği; görevlendirilen raportörlerin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri suçlar ve şahsî suçları ile disiplin eylemlerinden dolayı Başkanın bildirmesi üzerine, bağlı bulundukları kurumlarca ve kendileriyle ilgili mevzuat hükümleri uyarınca işlem yapılacağı öngörülmüştür.
Maddede, raportörlerin görevleri belirtilmiş; Başkanın gerektiğinde raportörlere tanık veya uzman dinleme ve benzeri görevler verebileceği, komisyonlarda görevlendirebileceği, Başkanın izin vermesi koşuluyla maddede sayılan yerlerde raportörlerin ders, kurs ve konferans verebileceği hükme bağlanmıştır.
Maddede, Mahkeme bünyesinde raportör yardımcısı istihdamına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Anayasanın 148 inci maddesinde yapılan değişiklikle getirilen bireysel başvuru hakkı nedeniyle Mahkemede ihtiyaç duyulan yargısal ve idarî çalışmalara yardımcı olmak üzere, bu Kanunla ilk defa Mahkemeye raportör yardımcısı atanması öngörülmüştür.
Maddede raportör yardımcılarının nitelikleri, giriş sınavını oluşturan yazılı sınav ve mülakata ilişkin usûl ve esaslar, sınav sonrasına ilişkin hükümler, raportör yardımcılarının adaylık süresi, raportörlüğe atanabilmeleri ile Yönetmelikle düzenlenecek hususlar açıklanmıştır. 657 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olarak yükselme işlemleri yapılacak olan raportör yardımcılarının raportörlüğe atanmaları hâlinde, derece yükselme sürelerinin iki yıl olduğu düzenlenmiştir.
yasemin 696 /
Maddeyle, Başkan, üyeler ve 24 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılanlar hariç olmak üzere, Mahkemede istihdam edilen personelin disiplin işlerini yürütecek Yüksek Disiplin Kurulu düzenlenmiştir. Ayrıca disiplin cezası gerektirecek hâller ve verilecek cezalarda, 657 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Maddede, Mahkemenin hizmet birimleri gösterilmiştir.
Maddede, Mahkemenin görevlerini yerine getirirken hukukî, idarî ve malî alanlarda çalışmak üzere yeterli sayıda personel istihdam edeceği ve bunlar hakkında 657 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Maddeyle, Anayasa ve bu Kanunda verilen görevlerin yerine getirilmesi için ihtiyaç görülmesi hâlinde, diğer kamu kurumlarında görev yapan personelin hukukî statülerine bakılmaksızın bir yıla kadar Mahkemede geçici olarak görevlendirilebileceği düzenlenmiş ve görevlendirme sürelerinin ihtiyaç hâlinde altı aylık dönemler hâlinde uzatılabilmesine imkân sağlanmıştır.
Kendilerinden talepte bulunulan kurumların bu talebi on gün içinde yerine getirecekleri hükme bağlanırken, ayrıca bu şekilde görevlendirilecek personele yapılacak ödemeler belirtilmiştir.
Maddede, Mahkemede sözleşmeli olarak basın müşaviri ve tercüman çalıştırılabilmesi hükme bağlanmıştır.
Maddeyle, Mahkemenin ihtiyaç duyduğu alanlarda zaruri ve istisnai hâllere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgi ve ihtisasını gerektiren işlerde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca belirlenen parasal limitlere tâbi olunmaksızın, aynı Kanunun doğrudan teminle ilgili 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kabul edilen şekilde hizmet satın alma imkânı getirilmiştir.
Maddeyle, Anayasada yapılan değişiklikle Mahkemenin görevleri arasına dâhil edilen bireysel başvuru nedeniyle oluşabilecek iş yükü gözetilerek hizmetin aksamadan verimli bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla, Mahkemenin taşra teşkilâtının da bulunmaması dikkate alınarak, Mahkemenin hizmet birimlerinde çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi personelden hizmetinden yararlanılamayanların, Genel Sekreterin teklifi ve Başkanın uygun görmesi üzerine, iktisap ettikleri kadro ve aylığa uygun olarak Adalet Bakanlığınca Bakanlık merkez ve taşra teşkilâtındaki görevlere atanabilmelerine imkân sağlanmıştır. Raportör yardımcılığına atananlar, bu madde kapsamının dışında tutulmuştur.
Maddede, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ya da hükümlerinin esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açmaya yetkili olanlar sayılmıştır.
Maddede, şekil bozukluğuna dayanan iptal davalarının kapsamı, sınırları ve incelenmesi gösterilmiştir.
Maddede, iptal davasını açma süreleri gösterilmiştir.
Maddeyle, iptal davası açılmasında temsil ve uyulması gereken esaslar düzenlenmiştir.
Maddede, Kanunun 38 inci maddesinde gösterilen hususları taşımayan dava dilekçeleri hakkında yapılacak işlemler gösterilmiştir.
yasemin 696 /
Maddeyle, itiraz yolu başvurularında uyulması gereken usûl ve esaslar düzenlenmiştir.
Maddeyle, Mahkemenin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Mahkemeye başvurulamayacağı, başvuran mahkemede itiraz konusu kuralın uygulanacağı başka dava dosyalarının bulunması hâlinde, yapılmış olan itiraz başvurusunun bu dosyalar için de bekletici mesele sayılacağı öngörülmüştür.
Maddede, Anayasaya aykırılığı ileri sürülemeyecek düzenlemeler sayılmıştır.
Maddeyle, iptal ve itiraz başvurularının dosya üzerinden inceleneceği ve Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde ilgililerin bilgilerine başvurulacağı düzenlenmiştir. Ayrıca Mahkemenin Anayasaya aykırılığı tespit ederken ileri sürülen gerekçelere dayanma zorunluluğunun olmadığı, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasaya aykırılık kararı verebileceği, madde veya hükümlerin iptalinin kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya TBMM İçtüzüğünün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğurması hâlinde, keyfiyet gerekçede belirtilmek şartıyla, uygulama kabiliyeti kalmayan öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline Mahkemece karar verilebileceği öngörülmüştür.
Madde kapsamında, Mahkemenin müzakerelerinin gizli olduğu, Başkanın uygun göreceği teknik araçlarla kayıt yapılabileceği, bu kayıtların muhafazası ve kullanımına ilişkin esasların Yönetmelikle düzenleneceği, müzakerelerin düzeni ve yönetiminin Başkan veya kendisinin toplantıya katılmaması hâlinde görevlendireceği başkanvekili tarafından sağlanacağı, üyelere talep sırasına göre söz verileceği belirtilmiştir.
Maddeyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının esasları düzenlenmiştir.
Anayasanın 148 inci maddesi gereğince herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlâl edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilecektir. Ancak bu yola başvurulabilmesi için öncelikle diğer yargısal ve idarî başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur.
Maddeyle bireysel başvuru hakkına sahip olanlar düzenlenmiştir. Bireysel başvuru hakkı, ihlâle yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlere tanınmıştır. Bireysel başvurunun hukukî niteliği, söz konusu işlem ve eylemler nedeniyle ilgilinin şahsına ait bir hakka yönelik mevcut ve doğrudan bir ihlâlin varlığını gerektirmektedir. Bu nedenle potansiyel hak ihlâli iddiasına dayanan ya da başvuranın kendi haklarıyla ilgili olmayan hususlar bireysel başvuru konusu edilemez.
Bireysel başvurunun kamu gücünün kullanılmasından kaynaklanan hak ihlâllerine karşı tanınan bir yol olması nedeniyle, kamu tüzel kişilerine bireysel başvuru hakkı tanınması, bu anayasal kurumun hukukî niteliği ile bağdaşmamaktadır. Özel hukuk tüzel kişilerine ise yalnızca tüzel kişiliğe ait haklarının ihlâl edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru hakkı verilmektedir. Özel hukuk tüzel kişilerinin kendi tüzel kişilikleri ile ilgili olmayan, üye ya da mensuplarına yönelik ihlâl iddiaları, bireysel başvurunun kapsamı dışındadır.
Öte yandan, Anayasanın herkese tanıdığı temel hak ve özgürlüklere ilişkin olarak, yabancıların da bireysel başvuru haklarının bulunduğu açıktır. Ancak yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan Anayasal haklara ilişkin yabancılar bireysel başvuru hakkına sahip değildir.
yasemin 696 /
Maddede bireysel başvurunun yapılış usûlü düzenlenmiştir. Buna göre bireysel başvurular doğrudan ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Ancak süreç içindeki teknik gelişmeler ve işleyişteki gerekliliklerin gözetilerek ilâve başvuru yöntemlerinin İçtüzük değişikliği vasıtasıyla kabulüne imkân tanınmıştır.
Bireysel başvuru için başvurma harcının ödenmesi zorunlu tutularak, gereksiz başvurular ile Mahkemenin zaman ve emek kaybının önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Ekonomik durumu nedeniyle bu harcı karşılayamayacak olanların adli yardımdan yararlandırılmaları imkânı bulunduğundan, bu harcın bireylerin hak arama özgürlüğünü kısıtlamayacağı düşünülmektedir.
Maddede dilekçede bulunması ve bu dilekçeye eklenmesi gerekli hususlar düzenlenmiştir.
Başvurunun avukat aracılığıyla yapılması zorunluluğu olmamakla birlikte, şayet başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa usûlünce tanzim edilmiş vekâletnamenin sunulması da gerekmektedir.
Bireysel başvurunun kişisel ve güncel bir temel hak ihlâlinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir anayasal kurum olması, başvuruların belirli bir sürede yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bireysel başvurunun gerçek bir güvence teşkil edebilmesi, ihlâlin ve sonuçlarının ortadan kaldırılabilir nitelikte olmasıyla yakından ilintilidir. Bu nedenle başvurunun, kanun yollarını tüketen nihai işlemin başvurucuya tebliğ edildiği tarihten veya kanun yolu öngörülmemişse ihlâlin öğrenildiği tarihten başlayarak otuz gün içinde yapılması öngörülmüştür.
Haklı mazeretleri nedeniyle süresi içinde başvuramayanların, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilmelerine imkân tanınmıştır.
Bu durum Mahkeme tarafından öncelikle incelenerek, başvuranın mazeretinin kabulü ya da reddine karar verilecektir.
Diğer yandan başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvuran ya da vekiline onbeş günü geçmemek üzere geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği ihtarı yapılarak süre tanınacaktır. Başvuranın söz konusu eksikliği tamamlamaması, hak arama konusunda istekli olmadığını göstereceğinden, başvurusunun reddine karar verilecektir.
Maddeyle bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi düzenlenmektedir. Bireysel başvuruların kabul edilebilirliğine ilişkin şartlar 45 ilâ 47 nci maddelerde düzenlenmiştir. Bu şartları taşımayan başvurulara ilişkin kabul edilemezlik kararı verilecektir.
Başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin yukarıda sayılan şartların yanında, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan başvuruların, başvuranın önemli bir zarara uğramaması hâlinde Mahkeme tarafından incelenmeksizin reddedilebilmesi öngörülmüştür.
Bireysel başvurulara ilişkin kabul edilebilirlik incelemesi Bölümlere bağlı olarak görev yapan komisyonlara verilmiştir. Kabul edilemezlik kararının başvuruya ilişkin nihai karar niteliğinde olması nedeniyle, bu kararın komisyonlarca oybirliği ile alınması öngörülmüştür. Oybirliği sağlanamayan dosyaların ise Bölümlerce karara bağlanması kabul edilmiştir.
Kabul edilemezlik kararları kesin nitelikte olup, bu kararların ilgililere tebliği gerekmektedir.
Kabul edilebilirlik incelemesinin usûl ve esasları ile ilgili diğer hususların düzenlenmesi İçtüzüğe bırakılmaktadır.
yasemin 696 /
Maddeyle bireysel başvuruların esastan incelenme aşaması düzenlenmektedir. Kabul edilebilirliğine karar verilen bireysel başvuruların esastan incelemesinin Bölümler tarafından yapılması öngörülmüştür. Bölümler arasındaki iş yükünün dengeli bir şekilde dağıtılması için gerekli önlemler Başkan tarafından alınacaktır.
Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi hâlinde, başvuru esnasında sunulanların dışında gerekli görülen bilgi, belge ve delillerin başvurandan, diğer ilgililerden ve özellikle de kamu otoritelerinden istenilmesi öngörülmüştür. Bireysel başvurularda kamu adına yapılması gereken savunmaların Adalet Bakanlığınca koordine edilmesi öngörülmektedir.
Komisyonlara ve Bölümlere bireysel başvuruları incelerken her türlü araştırma ve incelemeyi yapabilme, bilirkişi incelemesi ya da keşif yaptırılmasına karar verebilme imkânı tanınmıştır.
Bireysel başvurular esas itibarıyla dosya üzerinden incelenecektir. Bununla birlikte, gerekli görüldüğü durumlarda duruşma yapılmasına da karar verilebilecektir.
Öte yandan esas inceleme aşamasında, başvuranın temel haklarının korunması için zorunlu görülen tedbirlerin Bölümlerce re'sen veya başvuranın talebi üzerine alınabilmesi imkânı getirilmiştir. Tedbire karar verilmesi hâlinde de, esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde Resmî Gazete'de yayımlanması gerekmekte olup, aksi takdirde ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı düzenlenmiştir.
Bölümlere, bireysel başvuru incelemesi sırasında temel hak ihlâlinin kanun veya kanun hükmünde kararname hükmünden kaynaklandığı kanaatine varmaları durumunda, bu düzenlemelerin iptali istemiyle konuyu itiraz yoluyla Genel Kurula götürme imkânı tanınmıştır.
Bireysel başvuru yolunun niteliği itibarıyla bir temyiz yolu olmadığı dikkate alındığında, olağan kanun yollarında gözetilmesi gereken hususların burada inceleme konusu yapılmamasının gereği açıktır.
Bireysel başvuruların incelenmesinde, Kanun ve İçtüzükte hüküm bulunmayan hâllerde, ilgili usûl kanunlarının kıyasen uygulanacağı öngörülmektedir. Esas hakkında incelemenin usûl ve esasları ile ilgili diğer hususların İçtüzükle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Maddeyle bireysel başvuru incelemeleri sonucunda verilecek kararlara ilişkin hususlar düzenlenmektedir. Bölümlerce yapılan esas inceleme sonunda başvurucunun hakkının ihlâl edildiğine ya da edilmediğine karar verilmesi öngörülmüş olup, ihlâl kararı verilmesi hâlinde ihlâlin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere de hükmedilebileceği düzenlenmiştir.
Bölümce tespit edilen ihlâlin bir mahkeme kararından veya idarî işlemden kaynaklanması durumunda, ihlâle neden olan karar ya da idari işlemin iptaline karar verilebilecektir. Kararın iptal edilmesi kendiliğinden hak ihlâlini ortadan kaldırmazsa yargılamanın yeniden yapılmasına hükmedilmesi imkânı da bulunmaktadır.
İhlâlin bir kamu gücünün kanunen yapması gereken bir işlemi ihmal etmesinden kaynaklandığı belirlenmişse, buna ilişkin işlemin nasıl yapılacağı düzenlenmektedir.
Öte yandan, başvuranın temel bir hakkının ihlâl edilmesi sonucunda maddi ya da manevi zarara uğradığı tespit edilirse, Bölümlerce zararın tazminine resen karar verilebileceği gibi bunun belirlenmesi için genel mahkemelerde dava açılmasına da hükmedilebilecektir.
Bireysel başvurulara ilişkin Mahkeme kararlarının ilgililer yanında Adalet Bakanlığına da tebliği öngörülmüştür. Ayrıca bu kararların Mahkemenin internet sayfasında ve Resmî Gazete'de de yayımlanması esası benimsenmiştir.
yasemin 696 / Bölümlerin esas hakkındaki kararlarının kesin olduğu; yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek ve tüzel kişileri bağladığı vurgulanmıştır.
Komisyonlar veya Bölümler arasında meydana gelen içtihat farklılıklarının Genel Kurul tarafından nihai olarak çözüme bağlanacağı öngörülmüştür.
Madde kapsamında, başvuranlar tarafından bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanıldığının Mahkemece tespiti hâlinde, başvuranlarca yargılama giderlerinin ödenmesine hükmedilmesi imkânı getirilmektedir.
Maddeyle, siyasî parti kapatma davalarının görülme usûl ve esasları ile karar nisabı düzenlenmiştir.
Maddeyle, siyasî partiler hakkında ihtar verilmesi talebiyle yapılan başvuruların inceleme usûl ve esasları düzenlenmiştir.
Maddeyle, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine dair Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlarına karşı yapılacak iptal başvuruları ile bunların inceleme usûl ve esasları düzenlenmiştir.
Maddeyle, siyasî partilerin malî denetiminde Sayıştaydan yardım alınması ve bu kapsamda düzenlenen raporların karara bağlanmasının usûl ve esasları düzenlenmiştir.
Maddeyle, siyasî partilerin malî denetiminde yapılan ilk ve esas incelemenin usûl ve esasları düzenlenmiştir.
Maddeyle, Yüce Divan yargılamalarında uyulacak usûl ve esaslar düzenlenmiştir.
Maddeyle, Yüce Divan yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı yeniden inceleme başvurusunda bulunulması ve incelemenin usûl ve esasları düzenlenmiştir.
Maddede, Başkan ve üyelerin Mahkemede görülen dava ve işlere katılmalarına engel oluşturan durumlar sayılmıştır.
Maddeyle, Başkan ve üyelerin davaya bakmalarının reddedilme sebepleri, bunların incelenmesi, reddin kötü niyetle yapılması hâlinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir.
Maddeyle, Başkan ve üyelerin dava ve işlere bakmaktan çekinmeleri durumunda, konu hakkında Genel Kurulun kesin karar vereceği düzenlenmiştir. Genel Kuruldaki bu görüşmelere çekinme talebinde bulunan Başkan veya üyenin de iştirak edebilmesi, ancak oy haklarının bulunmaması öngörülmüştür.
Madde kapsamında, Mahkemenin, kendisine verilen görevlerin yerine getirilmesi sırasında kamu idareleri, kamu görevlileri, bankalar ile diğer gerçek ve tüzel kişilerle doğrudan yazışmaya, bilgi ve belge istemeye, gerekli gördüğü her türlü belge, kayıt ve işlemi incelemeye, bilgi almak üzere her derece ve sınıftan kamu görevlileri ile ilgilileri çağırmaya, idare ve diğer tüzel kişilerden temsilci istemeye yetkili olduğu, Mahkemenin bu taleplerini belirtilen süre içinde yerine getirmeyenler hakkında genel hükümlere göre doğrudan soruşturma yapılacağı düzenlenmiştir.
Maddede ayrıca, Mahkemenin bakmakla görevli olduğu dava ve işlerle ilgili bilgilerin Devlet sırrı gerekçesiyle Mahkemeye karşı gizli tutulamayacağı ve Devlet sırrı sayılacak işlere ilişkin sözlü açıklama, tanık ve bilirkişi dinlemenin usûlü açıklanmıştır.
Maddede, Yüce Divan, siyasî parti kapatma ve sözlü açıklamalarda duruşmanın gerekli kıldığı durumlarda, Devlet kurum ve kuruluşlarına ait araç, gereç, stenograf ve teknik personelden yararlanılmasının usûl ve esasları düzenlenmiştir.
yasemin 696 /
Maddeyle, Mahkemeye yapılacak bireysel başvurular dışında, alınacak kararlar ve yapılacak işlemlerin harç, vergi ve resme tâbi olmayacağı öngörülmüştür.
Maddede, Genel Kurul ve Bölümlerin karar nisabı ve usûlü düzenlenmektedir.
Maddede, Mahkeme kararlarının içeriği, gerekçeli olarak yazılması, niteliği, yayımı, kesin olduğu, etkisi ve İçtüzükte düzenlenecek hususlar açıklanmıştır.
Maddede, Mahkemenin siyasî parti kapatma veya Yüce Divan sıfatıyla verdiği kararlara karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesinin siyasî parti kapatma veya Yüce Divan sıfatıyla verdiği bir kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğine hükmedilmesi hâlinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde Anayasa Mahkemesinden yargılamanın yenilenmesine karar vermesinin talep edilebileceği, Mahkemenin yargılamanın yenilenmesi istemini esaslı ve kabule değer bulması hâlinde yargılamanın yenilenmesine karar vereceği ve istemi genel hükümlere göre sonuçlandıracağı öngörülmüştür.
Maddeyle, Anayasada yapılan değişiklikle Mahkemenin görev alanına bireysel başvuru da dahil edilmekle oluşan yeni yapılanma ve muhtemel iş yükü gözetilerek Anayasa Mahkemesi Başkanı, başkanvekilleri, üyeleri, Anayasa Mahkemesi raportörleri, raportör yardımcıları ve raportör yardımcısı adaylarının aylık ve ödenekleriyle diğer malî, sosyal hak ve yardımlarının bu Kanun hükümlerine tâbi olduğu öngörülerek, bu konuda 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunundaki hükümlerden ayrık düzenleme getirilmiştir. Buna göre birinci fıkrada sayılanların aylık ve ödenekleri ile diğer sosyal hak ve yardımları bu Kanun hükümlerine bağlanmış, bu doğrultuda ikinci fıkrada kıstas aylık ve bireysel başvuru ödeneği düzenlenmiştir.
Maddede, Mahkemenin teşkilât yapısı gözetilerek görev unvanlarına göre aylık tablosu gösterilmiş, konuyla ilgili hükümlere yer verilmiştir.
Madde kapsamında, bireysel başvuru ödeneği ve ek ödemeden yararlanacak olanlar ve ödeme oranları ile konuya ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Maddeyle, Başkan ve üyelerin yıllık izin hakları, hastalık ve mazeret izinleri hükme bağlanmıştır.
Madde hükmüyle, diğer kanunlardaki sınırlamalar dikkate alınmaksızın Başkan, üyeler ve bunların emeklileri ile raportörler ve bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık giderlerinin Mahkeme bütçesinden ödeneceği, buna ilişkin esas ve usûllerin İçtüzükle düzenleneceği, Başkan, üyeler ve bunların emeklileri ile raportörlerin herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olarak çalışan eşlerinin de bu kapsamda değerlendirileceği öngörülmüştür.
Maddeyle, Başkan, başkanvekilleri, üyeler, raportörler, raportör yardımcıları ve personelin yol giderleri, tazminatları ve gündelikleri hükme bağlanmıştır.
Maddeyle, Anayasa değişikliği sonucu Mahkemenin bireysel başvuru incelemeleri nedeniyle artması öngörülen iş yükü dikkate alınarak, geçici görevlendirilenler dâhil Mahkemede görevli 657 sayılı Kanuna tâbi personele yapılacak performans ödemesine ilişkin hususlar düzenlenmiştir.
Maddede, her yılın Nisan ayının 25 inci gününün Mahkemenin kuruluş günü olduğu belirtilerek, bu günün kutlanmasına ilişkin hükümler düzenlenmiştir.
yasemin 696 /
Maddeyle, Mahkemenin Anayasa değişikliği sonucu oluşan yeni yapısı ve görevleri gözetilerek, raportörler ve raportör yardımcılarının bilgi ve görgülerini artırma, lisansüstü eğitim, bilimsel araştırma ya da karşılıklı işbirliği çerçevesinde yurt dışında görevlendirilebilmeleri ve buna dair hükümler düzenlenmiştir.
Maddede, Mahkeme kadrolarına ilişkin hususların 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre düzenlenmesi öngörülmüştür.
Madde kapsamında, Mahkemenin yeni teşkilât yapısı gözetilerek bu Kanunun yayımı tarihinde mevcut personele ilişkin uyum hükümlerine yer verilmiştir.
Maddeyle, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan Başkan ve Başkanvekilinin, seçildikleri tarihte geçerli olan süreyi tamamlayacakları öngörülmüştür.
Ayrıca, bu Kanunda belirtilen İçtüzük ve Yönetmeliğin Başkanlıkça en geç altı ay içinde hazırlanarak yürürlüğe konulacağı, bu tarihe kadar mevcut İçtüzük ve Yönetmeliğin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu Kanunun 78 inci maddesiyle 2949 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılması nedeniyle, diğer mevzuatta 2949 sayılı Kanuna yapılmış olan atıfların bu Kanuna yapılmış sayılacağı öngörülmüştür.
Maddede, değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümlere yer verilmiştir.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.
yasemin 696 / ALT KOMİSYON RAPORU ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA Komisyonumuzun 26 Ocak 2011 tarihli toplantısında görüşülmesine başlanılan "Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Tasarısı" (1/993)’nın bir alt komisyonda değerlendirilmesine karar verilmiştir. Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, Manisa Milletvekili İsmail Bilen, Kilis Milletvekili Hasan Kara, Mersin Milletvekili İsa Gök ve Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz' dan oluşan Alt Komisyonumuz Başkanlığına Ayhan Sefer Üstün'ü seçerek çalışmalarını tamamlamıştır.
Alt Komisyonumuz 27, 28 Ocak, 1, 2, 3, 9 ve 17 Şubat 2011 tarihli toplantılarında Adalet ve Maliye Bakanlıkları ile Anayasa Mahkemesinden yetkililerin katılımıyla Tasarıyı incelemiştir.
Komisyonumuzun üyelerine, Tasarı ile ilgili Yargıtay’ın yazılı görüşleri sunulmuştur.
Tasarının amaç ve kapsam başlıklı 1 inci maddesi ile, tanımları düzenleyen 2 nci maddesi Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Mahkemenin görev ve yetkilerini düzenleyen 3 üncü maddesinin görüşmelerinde, İsa Gök, mevcut 2949 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendinde yer alan "Yüce Divan sıfatıyla çalışırken veya siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda aynı madde gereğince ön mesele olarak bakması gereken işleri karara bağlamak" görevinin Tasarıya taşınmamasına ve 3 üncü maddenin "d" bendine mevcuttan farklı olarak eklenen "ve devlet yardımından yoksun bırakılmasına ilişkin davalar ile ihtar başvuruları ve dağılma durumunun tespiti istemlerini karara bağlamak" görevinin Anayasaya aykırı olduğu yönünde itirazını belirtmiştir. İtiraza cevaben, bu tür davaların Siyasi Partiler Kanunundan kaynaklandığı ifade edilmiştir. Madde oy çokluğu ile kabul edilmiştir.
Tasarının Mahkeme bütçesini düzenleyen 4 üncü maddesinin görüşmelerinde iki ve üçüncü fıkralar metinden çıkarılmak suretiyle, madde Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının İçtüzüğü düzenleyen 5 inci maddesi, Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının Mahkemenin oluşumu ve üyelerin seçilme yeterliğini düzenleyen 6 ncı maddesinin görüşülmesi sırasında İsa Gök, 45 yaş koşulunun Anayasa gereği tüm üyeler için aranması gerektiği, Tasarıda yer alan ayrımın Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile itiraz etmiştir. İtiraza cevaben Anayasa gereği 45 yaşın yüksek yargı mensupları ile Anayasa Mahkemesi çalışanları için aranmadığı söylenmiştir. Mevcut uygulamanın da bu şekilde olduğu belirtilmiştir. Mahkemede raportörlük otuzlu yaşlarda gelinen ve kırklı yaşlarda gidilen bir meslek olduğu, iş kaybı yaşanmaması amacıyla halen görev yapıyor olmak şartının Tasarıda yer aldığı belirtilmiştir. İsa Gök Anayasada yer almayan "halen çalışıyor olma" şartının Tasarıda yer almasının Anayasaya aykırı olacağını ifade etmiştir. 45 yaşın tüm üyeler için aranması gerektiği Nevzat Korkmaz tarafından da eşitlik ilkesine uygunluk açısından ifade edilmiştir. İsa Gök ayrıca üst kademe yöneticilerinin mevcut Kanunda sınırlı değilken Tasarıda tahdidi olmasına ve hakimlik mesleğine alınmaya engel bir halin bulunmaması ibaresine karşı çıkmıştır. 6 ncı maddenin kenar başlığında geçen "oluşumu" ibaresi Anayasa hükmüne uygun olarak "kuruluşu" şeklinde değiştirilmiştir. Hakimlik mesleğine alınmamayı gerektiren bir suçtan hüküm giymemek veya bu gibi suçlardan dolayı ceza kovuşturması altında bulunmamak ve hakimlik mesleğine alınmasına engel bir hali olmaması ibaresi ikinci fıkranın "c" bendine "görmüş ve" ibaresinden sonra gelmek üzere eklenerek madde kabul edilmiştir.
t.durak-696-(16-28) / Üyelerin seçimini düzenleyen 7 nci maddenin görüşülmesinde, İsa Gök, üst kademe yöneticilerinin sınırlandırılmasına karşı olduğunu belirtmiştir. 7 nci maddeyle birlikte, üye seçilenlere tebligat ve seçilenlerin görevi kabul etmemesi kenar başlıklı 8 inci maddesi Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının üyelerin andiçmesini düzenleyen 9 uncu maddesinin görüşülmesinde, İsa Gök, yemin töreninde bulunması öngörülenlere itiraz etmiştir. Üst düzey görevlilerden amaçlananların kimler olduğunun belli olmadığını, devlet bürokrasisinin geleceği bir yemin töreni öngörülmesinin o mekanı siyasallaştırmaya yönelik bir çaba olduğunu, mevcut Kanunda katılması öngörülenlerin üçte ikisinin silindiğini belirtmiştir. Törene katılacaklar arasında hukuk fakültesi dekanları, barolar birliği gibi kuruluşların zikredilmesi gerektiğini, hukuktan tümüyle kopuk, siyasilerin davet edildiği bir atmosfer yaratıldığını söylemiştir. Nevzat Korkmaz sayma sisteminin uygun olmadığını, Anayasa Mahkemesi Başkanlığının davet edeceği görevliler denebileceğini ifade etmiştir. Maddenin bu bölümü "emekli üyelerden katılanların" ibaresinden sonra gelmek üzere "diğer ilgililerin" ibaresi eklenerek kabul edilmiştir. Yemin metni konusunda Nevzat Korkmaz, "Büyük Türk Milleti" ibaresinin metne eklenmesi gereğini söylemiştir. Diğer üyelerimiz de bu görüşe iştirak etmişlerdir. İsa Gök ise yargı yetkisinin Türk Milleti adına kullanılan bir yetki olduğunu, kimin adına kullanılacağının metnin başına eklenmesi gerektiğini bu yapılmayacaksa mevcut metnin aynen korunması talebini iletmiştir.
Tasarıda Türk Milleti adına kullanılan yargı yetkisine vurgu yapılmaması eksikliktir. Andiçme metni "getireceğime" ibaresinden sonra gelmek üzere "Büyük Türk Milleti önünde" ibaresi eklenerek Komisyonumuzca kabul edilmiştir. Madde tekrir-i müzakere ile yeniden düzenlenmiştir. Temel hak ve özgürlüklerin korunması andiçme metnine dahil edilmiştir. Nevzat Korkmaz, "Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma" ibaresinin yer aldığı metne daha yakın olduğunu ifade etmiştir. Ayhan Sefer Üstün, Anayasa değişikliği ile şahıslara bireysel başvuruda bulunma hakkı getirildiğini, bu itibarla yemin törenine şahısların da katılması gerektiğini, "diğer ilgililer" ibaresinin bu amaçla konulduğunu vurgulamıştır.
Üyelik süresi ve teminatı düzenleyen 10 uncu madde Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Üyeliğin boşalması ve sona ermesi kenar başlığını taşıyan 11 inci maddenin görüşülmesinde İsa Gök, dördüncü fıkraya itiraz etmiştir. Başka kamu görevlileri arasında emekliliği dolmadan görevlerinden ayrılanlar bulunduğunu, bu anlamda Anayasa Mahkemesi üyelikleri için ayrıcalıklı bir durum yaratılmasının doğru olmayacağını, Anayasa Mahkemesinin önüne gelen bu tür başka düzenlemeleri iptal ederken kendi lehine düzenleme yapmasını etik bulmadığını ifade etmiştir. Nevzat Korkmaz ise bu düzenlemeye kamu personeli ücret rejimi açısından ciddi çelişki yaratacağı düşüncesi ile karşı olduğunu belirtmiştir. Ayhan Sefer Üstün, Anayasada bu yönde bir düzenleme yapılmasına işaret edildiğinin altını çizmiştir. Maliye Bakanlığı yetkililerinin bu fıkradaki 5434 sayılı Kanuna yapılan atıfta ilgili sistemi değiştirmeyen "emekliliğe hak kazanıncaya kadar, işveren hissesi veya kurum karşılığı dahil 5510 sayılı Kanun kapsamındaki sosyal güvenlik yükümlülüklerinin tamamı kendileri tarafından karşılanır." şeklindeki önerileri Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının Başkan, Başkanvekilleri ile Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı ve Başkanvekilinin seçimini düzenleyen 12 nci maddesi Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının Başkanın görevlerini düzenleyen 13 üncü maddesinin görüşülmesi sırasında, birinci fıkrasının "c" bendinde geçen "atamak" ibaresi, "görevlendirmek" şeklinde değiştirilmiştir. İsa Gök, "Anayasada verilen diğer görevleri yapmak" düzenlemesinin yer aldığı son fıkranın yanlış olduğunu, Anayasa ile Mahkemeye görevler verildiğini, maddede idare ve temsil tanımının çok üstünde t.durak-696-(16-28) / olağanüstü yetkilerle Başkanın donatıldığını; a, d, e, f, ğ bentlerinde yer alan yetkilerin tümünün yönetime ilişkin yetkiler çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini ifade etmiştir. Bölümler arası eşgüdüm sağlama görevi 21 inci maddede Genel Kurula da tanınmaktadır. Bu çelişki giderilmelidir.
Diğer taraftan mahkeme yönetmeliklerini onaylamak, yetkisinin yönetmeliği yapacak olan Başkana tanınması yanlıştır. Tüzük kuralı getirilmelidir. Bu yetkiler Danıştay, Yargıtay, Askeri Yargıtay, AYİM Kanunlarının hiç birinde bulunmamaktadır. Hiçbir yüksek yargı başkanına verilmeyen yetkiler Anayasa Mahkemesi Başkanına neden verilmektedir, yanlıştır, düzeltilmelidir. Başkan odaklı, üyeleri zapt-u rapt altına alan, bir başkanlık yaratılmamalıdır. Anayasa Mahkemesine seçilen onyedi üye eşittir, eşitler arası statü bozulmamalıdır. Diğer üyeler memur konumuna düşürülmemelidir. Nevzat Korkmaz, Başkana tanınan aşırı görev ve yetkilere, Genel Kurulla Başkan arasında yetki karmaşası meydana getirecek düzenlemelere itiraz etmiştir.
Tasarının başkan vekillerinin görevlerini düzenleyen 14 üncü maddesinin görüşülmesinde İsa Gök ve Nevzat Korkmaz 13 üncü maddeye paralel itirazlarını sunmuşlardır. Yönetmelikle inşa edilen bir başkanlık sistemi yaratılması, pek çok yetkinin yönetmelikle verilmesi yanlıştır. Bu düzenlemeler tüzükle yapılmalı, Genel Kuruldan geçmelidir. Madde, Tasarıdaki şekliyle Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının üyelerin yükümlülüklerini düzenleyen 15 inci maddesinin görüşülmesinde Başkana Anayasada idare ve temsil yetkisi içinde yer almayan görevlerin verilmesinin, konferansa bile Başkanın izni ile giden üyelikler yaratılmasının yanlış olduğu İsa Gök tarafından söylenmiştir. Birinci fıkranın "e" bendi ile Başkan odaklı hiyerarşik yapı referanslaştırılmaktadır. Anayasada eşitler arası yatay ilişki söz konusudur. Bu düzenleme Anayasaya aykırıdır. Yargı değil, Başkan yüceltilmektedir.
Nevzat Korkmaz aynı düzenlemeye, üyeler üzerinde ağır bir yetki oluşturması sebebiyle karşı çıkmıştır. Madde, Tasarıdaki şekliyle Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının Başkan ve üyeler hakkında inceleme ve soruşturma kenar başlığını taşıyan 16 ncı maddesi ile Adli soruşturma ve kovuşturma kenar başlıklı 17 nci maddelerinin görüşmelerinde, Ayhan Sefer Üstün 2802 sayılı Kanuna benzer bir hükmün ikinci fıkranın sonuna eklenmesini önermiştir.
Bu önerinin kabulü ile "ancak bu ihbar ve şikayetlerin somut delillere dayanması durumunda konu hakkında gerekli inceleme ve araştırma yapılır" hükmü ikinci fıkraya eklenmiştir. İsa Gök bu maddelerin görüşülmesinde kişisel suç- görev suçu ayrımının net olmadığını, müfettişlere olağanüstü yetkiler tanındığını, toplumda camia içinde korku yaratıldığını, Cumhuriyet savcısına ait olması gereken iddianame hazırlama ve koruma yetkilerinin idari nitelikteki kurullara verilemeyeceği gerekçeleriyle itirazlarını belirtmiştir. İsa Gök Yargıtay Kanununun 46 ncı maddesindeki düzenlemenin buraya taşınmasını önermiştir. Ön inceleme sonucunu Başkan isterse gündeme almakta isterse almamaktadır. Bu olağanüstü bir yetkidir. Nevzat Korkmaz soruşturma kurulunda ceza hukukunda yetişmiş hakim kökenlilerinin yer alması gerektiğini, yedinci fıkra ile ilgili başkan vekili harekete geçmez ise ne yapılacağının ilave edilmesi gerektiğini söylemiştir. İsa Gök, iddia makamının hüküm makamına oturtulmasının yanlış olacağını ifade etmiş aynı endişeyi diğer üyeler de paylaşmışlardır. Bu fıkranın metinden çıkarılması Komisyonumuzca kabul edilmiştir. 17 nci maddenin bir ve üçüncü fıkraları arasında doğabilecek bir çelişkiyi gidermek için birinci fıkrasının sonuna "tedbirlerinden" sonra gelmek üzere "ancak bu madde hükümlerine göre karar verilebilir" cümlesi eklenmiştir.
t.durak-696-(16-28) / Tasarının, disiplin soruşturması işlemleri kenar başlıklı 18 inci maddesinin görüşmeleri sırasında 17 nci madde son fıkradaki sakıncanın bu madde içinde geçerli olduğuna dikkat çekilmiştir. 18 inci maddenin son fıkrasının çıkarılması Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının disiplin cezaları ve yerine getirilmesi kenar başlıklı 19 ve teşkilatı düzenleyen 20 nci maddeleri Komisyonumuzca kabul edilmiştir. İsa Gök "eylemin niteliğine göre" ibaresinden ne anlaşılacağının somut ifadelerle açıklanması gerektiğini 19 uncu madde ile ilgili olarak belirtmiştir.
Tasarının Genel Kurulu düzenleyen 21 inci maddesinin görüşülmesinde, İsa Gök ve Nevzat Korkmaz 13 üncü madde ile bu maddenin çeliştiğini ifade etmiştir. İsa Gök toplantılara aynı üyelerin katılmasının sağlanması gerektiğini, aksi halde verilecek kararın sakatlanacağını söylemiştir.
Tasarının 22 nci maddesinin görüşmelerinde, ikinci fıkraya İsa Gök itiraz etmiştir. Anayasanın 149 uncu maddesinin beşinci fıkrası gereğince bölümde çalışacakların Başkanın takdiri ile değil, içtüzükle belirlenmesi gerekmektedir. Anayasaya aykırı şekilde karar organına dönüştürülmektedir.
İdare ve temsil yetkisinin aşılması keyfiliktir. Madde aynı eleştiriye diğer üyelerinde katılması sonucu ikinci fıkra çıkarılarak Komisyonumuzca kabul edilmiştir. Bölümlerde çalışacak üyelerin dışında kalanların bireysel başvuru ile ilgili ön inceleme komisyonlarında çalışacakları yetkililerce ifade edilmiştir.
Tasarının 23 üncü maddesinin görüşülmesinde, kenar başlık "genel sekreter ve genel sekreter yardımcılarının görevleri" şeklinde değiştirilmiş ikinci ve dördüncü fıkrada geçen "atanır" ibaresi "görevlendirilir" şeklinde değiştirilmiştir. İsa Gök Anayasanın 124 üncü maddesindeki yapı karşısında yönetmeliğe itiraz etmiştir. Bu hususlar tüzükte yer almalıdır.
Tasarının 24 ile 27 nci maddeleri arasında raportörler ve raportör yardımcıları ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. İsa Gök, raportör yardımcıları için öngörülen sınavın ya da herhangi nesnel kriterin raportörler için öngörülmemesine itiraz etmiştir. Raportör yardımcıları özlük hakları bakımından hakim ve savcılara benzeseler de hakim ve savcı değillerdir. Raportörler yargılamaya katılmakta; raporları tartışılmaktadır. Bağımsız yargıç olmasa da Başkana bağlı ve parasal imkanları oldukça yüksektir. Tetkik hakiminden daha ileri durumdadırlar. Bu düzenleme doğal yargıç kuralına ve adil yargılanma hakkına aykırı bir sistem oluşturmaktadır. Raportörlerin komisyonlardaki görevi Tasarı çerçevesinde belirsizdir. İçtüzükle belirlenmesi gerekecektir. Bu gerekçelerle İsa Gök düzenlemelere karşı çıkmıştır. Nevzat Korkmaz raportör yardımcılığı müessesesine karşı çıkmıştır.
Duruşma psikolojisi gelişmemiş, yeterli tecrübesi olmayan kişilerin bu görevi yapmaması gerektiğini ifade etmiştir. Yetişmiş hakim ve savcılardan raportör olarak istifade edilmesi gerektiğini söylemiştir.
İsa Gök bu maddelerle birlikte yüksek disiplin kurulunu düzenleyen 28 inci maddede geçen yönetmelikle düzenlenme hususlarına itirazlarını belirtmiştir. 27 nci madde beşinci fıkrasına "ve raportör yardımcısı adayları" ibaresi eklenerek kabul edilmiştir.
Tasarının hizmet birimlerini düzenleyen 29 uncu maddesinde "ç" bendinden "basın" ibaresi ile, "ğ) kurum tabipliği" çıkarılarak ve ikinci fıkrası "ihtiyaç halinde Başkanın önerisi Genel Kurulun kararı ile yeni birimler oluşturulabilir." şeklinde değiştirilerek kabul edilmiştir. İsa Gök, Anayasanın 123 üncü maddesi gereği hizmet birimlerinin kanunla düzenlemesi gerektiğini, Başkana böyle bir yetkinin verilemeyeceğini, Anayasa Mahkemesinin bu yönde iptal kararları olduğunu belirtmiştir.
Tasarının Mahkeme personeli ve atanmasını düzenleyen 30 uncu maddesi ile, kamu kurum ve kuruluşlarındaki personelin geçici görevlendirilmesini düzenleyen 31 inci maddesi kenar başlığı "geçici görevlendirilme" şeklinde düzenlenerek, Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
t.durak-696-(16-28) / Tasarının sözleşmeli personeli düzenleyen 32 nci maddesi Tasarıdaki şekliyle Basın Müşaviri sayısı bire düşürülerek kabul edilmiştir.
Tasarının hizmet satın almayı düzenleyen 33 üncü maddesi ikinci fıkrası çıkarılmak suretiyle kabul edilmiştir. Nevzat Korkmaz, Türk Milleti adına karar veren Mahkemede yabancı uzman çalıştırılmasına karşı çıkmıştır.
Tasarının idari personelin Adalet Bakanlığı kadrolarına atanmalarını düzenleyen 34 üncü maddesinin görüşülmesi sırasında İsa Gök, kamu görevinin daha iyi yürütülmesini sağlayacak bir neden olmaksızın görev değişikliği yapılmasının ve kamu görevlilerinin güvencesiz bırakılmasının yanlış olacağını söylemiştir. Böyle bir durum sıkıntı yaratacak olumsuz pek çok şeyin önünü açacaktır. Bu düzenleme sadece 657 sayılı Kanuna tabi personel için öngörülmektedir; raportör yardımcıları bu maddeye dahil değildir. Mahkeme personelini sıkıntıya sokacak bir yol açılmaktadır.
Geçici 1 inci madde görevleri sona erecekleri düzenlemektedir. Mahkemede görevli 657 sayılı Kanuna tabi personelin Mahkemeden uzaklaştırılması için hüküm konulmaktadır. Bunun adı tasfiyedir. Mahkemeyi boşaltmak müstahdeminden şoförüne yeniden oluşturmak, kadrolaşmaktır.
Nevzat Korkmaz da kadrolaşma ve memurların tasfiyesi sonucunu doğuracağı gerekçesiyle bu maddeye karşı çıkmıştır.
Tasarının iptal davası açmaya yetkili olanları düzenleyen 35 inci maddesi, Anayasanın 150 nci maddesindeki yazıma paralel şekilde yeniden düzenlenmiş; birinci fıkra şekil denetimini de içine alacak şekilde, üçüncü fıkra sadece Anayasa değişikliklerini içerecek şekilde yeniden yazılmıştır.
Tasarının şekil bakımdan iptal davası ve sınırı düzenleyen 36 ncı maddesinin görüşülmesinde İsa Gök, Anayasada yer almamasına rağmen, kanun hükmünde kararnameler ve TBMM İçtüzüğü ile ilgili bölümün şekil bakımından iptal davası kapsamına alınmasının Anayasaya aykırı olduğunu, KHK'lerle ilgili Anayasa Mahkemesinin yetkisinin sınırlandırıldığını; KHK'ler ve TBMM İçtüzüğü yönünden 60 günlük sürenin geçerli olduğunu, l0 günlük sürenin burada uygulanmaması gerektiğini söylemiştir. Ayrıca İsa Gök Anayasanın ilk üç maddesine aykırılıkların Anayasa Mahkemesi içtihatları doğrultusunda şekil bozukluğu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve bu yöndeki düzenlemenin ikinci fıkraya eklenmesini önermiştir. Bu öneri karşısında Ayhan Sefer Üstün Anayasanın tüm maddelerinin bir şekilde Anayasanın ilk üç maddesiyle ilişkili olduğunu; önerinin kabul edilmesi halinde şekil bakımından denetimin sınırsız hale geleceğini söylemiş ve öneri Komisyonumuzca kabul edilmemiştir.
Tasarının iptal davası açma süresini düzenleyen 37 nci maddesinde İsa Gök, kanun hükmünde kararnamelerle TBMM İçtüzüğünün şekil yönünden iptal davası açılmasında 60 günlük süreye tabi olduğunu, sürenin 10 güne indirilmesinin Anayasanın 148/2 ve 151 inci maddelerine aykırı olduğunu ifade etmiştir.
Tasarının iptal davası açılmasında temsil ve uyulması gereken esaslar kenar başlıklı 38 inci maddesi Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının eksikliklerin tamamlattırılması ve görüş bildirme kenar başlıklı 39 uncu maddesinin görüşmelerinde İsa Gök, dördüncü fıkraya itiraz etmiştir. Uygulamada ilgilileri dinleme kararının Mahkemece alınabileceğini, Mahkemede dava açma yetkisi olmayan, taraf olmayan, temsil edilme imkanı olmayan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Başbakanlığın muhatap yapılmasının usule ve Anayasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Nevzat Korkmaz'da aynı gerekçelerle dördüncü fıkranın son cümlesinin çıkarılmasının amacı karşılayacağını söylemiştir. Maddenin son fıkrasına t.durak-696-(16-28) / Başbakanlıktan sonra iptal davası açmaya yetkili siyasi parti grupları eklenerek, Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının, Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesini düzenleyen 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının "b" bendi, uygulamada sıkıntı yaratmaması açısından "başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği" şeklinde değiştirilerek Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının, başvuruya engel durumlar kenar başlıklı 41 inci maddesi Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının Anayasaya aykırılığı ileri sürülemeyecek düzenlemeleri içeren 42 nci maddesinin görüşülmesinde, birinci fıkradan "olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde Anayasanın 121 inci ve 122 nci maddeleri gereğince çıkarılan kanun hükmünde kararnameler" ibaresi çıkarılarak, madde Komisyonumuzca kabul edilmiştir. Anayasanın 148 inci maddesinin soyut norm denetimini kapsadığı, dava açma imkanını kapatıyorsa bunu açıkça yaptığı bu alanda somut norm denetimi yapılabileceği söylenmiştir.
Tasarının dosya üzerinden inceleme ve gerekçesiyle bağlı olmama, kenar başlıklı 43 üncü maddesi Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının gündeme alınan dosyaların görüşülmesi kenar başlıklı 44 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "yapılabilir" ibaresi "yapılır" olarak değiştirilerek kabul edilmiştir. İsa Gök yönetmelikle ilgili bölüme itiraz etmiştir.
Tasarının dördüncü bölümü bireysel başvuruyu düzenlemektedir. Bireysel başvuruyu düzenleyen 45 inci maddesinin görüşmelerinde İsa Gök, Anayasanın 148 inci maddesinde Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakilerin bireysel başvuruya konu olabileceğini, Tasarıda ise Türkiye'nin taraf olduğu protokollerinde kapsama alındığını, bunun Anayasaya aykırı olacağını, protokollerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine dahil olmadığını, pek çoğunun imzalanmadığını, Türkiye tarafından onaylanmadığını söylemiştir. 148 inci maddenin değişiklik gerekçesinde de bu konuya yer verilmediğini belirtmiştir. Ayhan Sefer Üstün, temel hakların pek çoğunun protokollerle korunduğunu, dahil edilmemesi durumunda başvuru hakkının çok dar çerçevede kalacağını, Türkiye'nin taraf olduğu protokollerin kapsama alınmasının bireysel başvuru hakkını genişleteceğini ifade etmiştir. Maddenin ikinci fıkrasıyla ilgili olarak İsa Gök, metinde geçen "idari ya da " ibaresinin çıkarılması gerektiğini, Anayasanın 148 inci maddesinde başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasının arandığını, Anayasada olmayan bir yetkinin kanunla verilmesinin Anayasaya aykırı olacağını belirtmiştir. Nevzat Korkmaz maddede geçen "ihmal" ibaresinin daha belirgin hale getirilmesi gerektiğini söylemiştir. 45 inci madde ikinci fıkrada geçen "ya da" ibaresi "ve" şeklinde değiştirilerek, idari başvuru yollarının tüketme mecburiyeti vurgulanmak suretiyle kabul edilmiştir.
Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar kenar başlığını taşıyan 46 ncı maddenin görüşmelerinde, İsa Gök, davanın tarafı olmayan, ancak hükümden etkilenenlerin dava açma hakkının net olarak anlaşılmadığını, özel hukuk tüzel kişilerinin açtıkları davaya üyelerinin müdahale hakkının düzenlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu konuda, bireysel başvuruların incelenmesinde bu kanun ve içtüzükte hüküm bulunmayan hallerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun hükümlerin uygulanacağı, davaların şahsi olduğu ve kanun yolları tüketilmeden bireysel başvurunun yapılamayacağı üyelerimizce vurgulanmıştır.
t.durak-696-(16-28) / Bireysel başvuru usullerini düzenleyen 47 nci maddede, İsa Gök, başvuru usulünün net olarak belirlenmediği ve beşinci fıkranın sarih olmaması nedeniyle uygulama zorluğu yaşanacağı itirazını yapmıştır. Ayhan Sefer Üstün, altıncı fıkranın uygulanmasında sıkıntı yaşanmaması için "başvurucu ya da vekiline" ibaresinin "başvurucu veya varsa vekiline" şeklinde değiştirilmesini önermiş ve Komisyonumuzca kabul edilmiştir. Bu değişiklikle birlikte 47 nci madde Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesini düzenleyen 48 inci maddesinin görüşmelerinde İsa Gök, ikinci fıkrada geçen "önem taşımayan" ibaresinin müphem olduğunu, kimin belirleyeceğinin belli olmadığını, net olmayan bu kavram nedeniyle tartışma yaşanacağını söylemiştir.
Ayrıca diğer fıkralarda geçen "kabul edilebilirlik" şartındaki takdirin keyfilik içermesi ve denetimden uzak olmasına itiraz etmiştir. Bu eleştirilere cevaben Anayasa Mahkemesi yetkililerince, bu kavramların hem Alman hem İspanya düzenlemelerinde olduğu, 14 üncü protokolle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine girdiği, mahkemeleri aşırı iş yükünden kurtarmak için öngörülmüş bir yöntem olduğu belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan, önemli bir zarar görmemiş olmak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarıyla somutlaşacaktır. İspanya'da bu kavram "Anayasal açıdan önem taşımamak" şeklindedir. 48 inci maddede yer alan müphemiyet açıktır ancak, Avrupa’daki örneklerinde olduğu gibi içtihatla gelişecektir.
Tasarının esas hakkındaki incelemeyi düzenleyen 49 uncu maddesinin görüşülmesi sırasında İsa Gök, kabul edilen bireysel başvuruların bir örneğinin Adalet Bakanlığına bildirilmesine itiraz etmiştir. İdarenin taraf yapılmasının kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Anayasaya aykırı olduğunu söylemiştir. Bu itiraza cevaben, Adalet Bakanlığının konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınması durumunda taraf olacağı, bu nedenle konunun öncesini bilerek savunma yapmasını ve gerekli tedbiri almasını sağlamak amacıyla öngörüldüğü belirtilmiştir. Amaç sistematik sorunları ortadan kaldırmaktır. İsa Gök, komisyonlar ve bölümlere Yargıtay'a dahi verilmeyen bilirkişi ve keşif imkanı verilmesine itiraz etmiştir. Ayrıca altıncı fıkrada Anayasaya aykırı bir şekilde yeni bir iptal davası açma imkanı yaratıldığını söylemiştir. Anayasa Mahkemesi hem hakim hem savcı durumuna düşürülmemelidir. Diğer üyelerimiz de bu itirazlara aynen katılmışlardır. Ayhan Sefer Üstün bölümlerde görev yapan üyelerin genel kurula da katılacaklarını bunun, sakıncalı olacağını, yasama organının kanundan kaynaklanan ihlallerde hassasiyet göstererek yeni düzenlemeyi yapması gerektiğini söylemiştir. İtiraz yolu ile Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerce ileri sürülmesi durumunda vakıa ve delil değerlendirme, hukuku somut olaya uygulama mahkemenin takdir yetkisinde olmakta, itiraz halinde mahkeme aradan çıkmaktadır. Bu görüşler doğrultusunda maddenin üçüncü fıkrasının, bilirkişi incelemesi ve keşifle ilgili bölümü ayrıca altıncı fıkrası metinden çıkarılmıştır. Maddenin beşinci fıkrasında geçen "Resmi Gazetede yayınlanması" ifadesi uygulama zorluğu nedeniyle "verilmesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi üçüncü fıkrasına aktarılmıştır. İsa Gök’ün, bu madde görüşmelerinde Anayasa Mahkemesinin esas hakkındaki inceleme yapması için başvurudan önceki aşamalarda başvuranın temel hak ihlalini ileri sürme zorunluluğu olup olmadığı sorusuna Anayasa Mahkemesi yetkilileri Tasarıda açıkça belirtilmediğini, ancak, uygulamada bu şartın aranacağı şeklinde cevap vermiş; usuli müktesep hakla temel hakkın karşı karşıya gelmesi durumunda Anayasa Mahkemesi yetkilileri temel hakkın üstün tutulacağını ifade etmişlerdir. İsa Gök ise müktesep hakkın kamu düzeninden olması sebebiyle korunması gerektiğini, aksi halde yargı düzeninin allak bullak olacağını söylemiştir. 49 uncu madde bu değişiklikler çerçevesinde Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
t.durak-696-(16-28) / Tasarının kararları düzenleyen 50 nci maddesinin görüşülmesinde, İsa Gök, ihlale konu mahkeme kararının iptali ile kararının hangi makam tarafından yerine getirileceğini belirleme yetkisinin Anayasanın 2, 148, 151, 152 ve 155 inci maddelerine aykırı olduğunu söylemiştir. 50 nci maddenin değiştirilmesine yönelik verilen önergeyle ilgili Ayhan Sefer Üstün Komisyona bilgi vermiştir. Yargı yetkisinin yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağına ilişkin Anayasa hükmü Tasarı metnine taşınmıştır. İsa Gök, yeni metne rağmen itirazlarının aynen devam ettiğini, düzenlemenin hülle niteliğinde olduğunu, bir diğer Yüksek Mahkemenin kararını iptal yetkisinin sonuçta verildiğini, Anayasal açıdan eşit durumda olan Yüksek Mahkeme kararlarının bir diğeri tarafından iptalinin Anayasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Nevzat Korkmaz da Anayasa Mahkemesinin temyiz merciine dönüştürüldüğünü söylemiş, birinci fıkranın sonuna eklenen cümleye itiraz etmiştir. Ayhan Sefer Üstün, yeniden yargılama usulünün hukukumuzda; Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanununda yer aldığını, bu düzenlemelere benzer olduğunu doğrudan iptalin söz konusu olmadığını belirtmiştir. Öncelik yeniden yargılanma yapılmasındadır. Süreci bir yerde bitirmek açısından yeniden yargılamaya rağmen ihlal kalkmamışsa bunun kaldırılması yetkisi Anayasa Mahkemesine tanınmaktadır. Bundan daha etkin uygulamalar İspanya ve Almanya da mevcuttur. İsa Gök Anayasanın 148 inci maddesinin yalnızca ihlalin tespiti yetkisini Mahkemeye verdiğini, kuruluş kanunu ile Anayasada olmayan bir yetkinin tanınmasının yanlış olduğunu söylemiştir. 50 nci madde verilen önerge doğrultusunda Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının başvuru hakkının kötüye kullanılmasını düzenleyen 51 inci maddesi Anayasa Mahkemesi yetkililerinin önerisi ile değiştirilmiştir. Diğer ülke örneklerinden hareketle kötü niyetli başvurularda sigorta niteliğinde bir ceza öngörülmüştür. İsa Gök, bir taraftan temel hak ve özgürlüklerin ihlali halinde bu hakkı getirip diğer taraftan para cezası getirmenin yanlış olacağı gerekçesiyle karşı çıkmıştır. Madde değişiklik çerçevesinde Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının Siyasi parti kapatma davalarını düzenleyen 52 nci maddesi, birinci fıkrasında geçen "eylemlerinden" ibaresi "hallerden" şeklinde değiştirilerek kabul edilmiştir.
Tasarının, Siyasi partilere ihtar verilmesi kenar başlıklı 53, dokunulmazlığın kaldırılması veya milletvekilliğinin düşmesi durumlarında iptal talebi kenar başlıklı 54, siyasi partilerin mali denetimi kenar başlıklı 55, mali denetimde ilk ve esas inceleme kenar başlıklı 56 ncı maddeleri Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının "Duruşmayı" düzenleyen 57 nci maddesinin görüşülmesi sırasında ikinci fıkrada geçen "başka esaslı hukuka aykırı hallerin bulunması halinde de" ibaresinin anlaşılır olmadığı, müphem olduğu, içeriğinin belirsiz ve keyfiliğe yol açacağı İsa Gök tarafından ifade edilmiştir. Yüce Divan yargılamasında CMK'nın uygulandığı unutulmamalıdır. Bu itiraza cevaben Yüce Divan yargılamasının standart bir ceza yargılaması olmadığı, sui generis bir yargılama olduğu söylenmiştir.
Nevzat Korkmaz, bu düzenlemenin kötüye kullanmaya müsait olduğu itirazını yapmıştır. Madde Tasarıdaki haliyle Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının yeniden incelemeyi düzenleyen 58, dava ve işlere katılmaya engel durumları düzenleyen 59 uncu maddeleri Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının Başkan ve üyelerin reddini düzenleyen 60 ıncı maddesinin görüşülmesinde son fıkrasında geçen "idari" ibaresi "disiplin" şeklinde değiştirilmiştir. Disiplin para cezaları ile ilgili olarak maddeye iki yeni fıkra eklenmiştir. İsa Gök, bu değişikliklere 51 inci maddedeki itirazlarına paralel itirazlarını söylemiştir.
t.durak-696-(16-28) / Tasarının çekinmeyi düzenleyen 61 inci maddesi Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Bilgi ve belge verme yükümlülüğü ile Devlet sırrı niteliğindeki bilgiler kenar başlıklı 62 nci maddesinin görüşülmesinde yasama, yürütme ve yargı organları da kapsama alınarak madde, Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının araç, gereç ve personelden yararlanmayı düzenleyen 63 üncü maddesi Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının 64 üncü maddesinin kenar başlığı "harç istisnası" olarak değiştirilmiş içeriği de bu değişikliğe uygun yeniden düzenlenerek madde Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının Oylama şekli ve karar nisabını düzenleyen 65 inci maddesinin görüşmelerinde İsa Gök, oyların eşitliği durumunda Başkanın oyuna ağırlık verilmesine karşı çıkmıştır. Amaç mümkün olan en çok yargıçla karar alınmasıdır. Yargıç sayısını aşağıya çekip, Başkanın oyuna üstünlük tanıyarak karar aramak hukukun genel ilkelerine aykırıdır. Bu Başkana verilmiş çift oydur. Başkan odaklı totaliter bir Mahkeme asla kabul edilemez. Başkanın diğer üyelerden farkı yoktur. Madde Tasarıdaki haliyle Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının mahkeme kararlarını düzenleyen 66 ncı ve yargılamanın yenilenmesini düzenleyen 67 nci maddesi; ikinci fıkrasında geçen "karar vermesi istenebilir" ibaresi "talebinde bulunulabilir" şeklinde değiştirilerek Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının mali hakları düzenleyen 68, 69 ve 70 inci maddeleri birlikte değerlendirilmiş Maliye Bakanlığı yetkililerinin önerileri doğrultusunda iki madde halinde düzenlenmiştir. Bu yapılanmaya İsa Gök karşı çıkmıştır. Yargı içinde birlik olması gerektiğini, tüm hayatını yargıya adayan insanların çok daha azını aldıklarını, siyasi ortamdan gelen insanlar için her alanda (pasaport, sağlık, taşıt gibi) özel imkanlar tanınmasının diğer yargı mensuplarına hakaret, yargı yükünü çeken, riskini taşıyan hakimlere karşı saygısızlık olduğunu söylemiştir. Nevzat Korkmaz ise Anayasa Mahkemesi üye ve çalışanlarına tanınan imkanları fazla bulmadıklarını, ancak bu düzenlemenin yapılacaksa yargı alanındaki herkese eşit yapılması gerektiğini söylemiştir. Aralarında hiyerarşi olmayan ve yüksek yargı olarak zikredilen kurumlarda çalışan muadil hakim ve savcılar arasında eşitsizlik yaratacağı için düzenlemeye karşı olduklarını belirtmiştir. Tasarının performans ödemesini düzenleyen 74 üncü maddesi metinden çıkarılmış, 69 uncu maddeye bir fıkra eklenerek geçici görevliler dahil 657 sayılı Kanuna tabi personele ek ödeme yapılması imkanı getirilmiştir.
Tasarının izin kenar başlıklı 71 inci maddesi 70 inci madde olarak Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının sağlık işleri ve tedaviyi düzenleyen 72 nci maddesine İsa Gök itiraz etmiştir. İsa Gök, primlerin maaşlardan kesilmesi, buna karşılık sağlık giderlerinin Mahkeme bütçesinden ödenmesinin mali açıdan sorun yaratacağını, diğer yargı mensupları açısından eşitliğe aykırı olacağını, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kanunu ile 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun modeline uymadığının Maliye Bakanlığı yetkililerince de söylendiğini, bu haliyle maddenin Anayasanın 2, 10, 56, 60 ve 128 inci maddelerine aykırı olduğunu ifade etmiştir. Nevzat Korkmaz tüm yargı mensupları için öngörülmeyen böyle bir düzenlemenin sadece Anayasa Mahkemesi üyelerine tanınmasının eşitliğe aykırı ve adaletsiz olacağını belirtmiştir. İtirazlara cevaben mevcut Kanunda aynı hükmün yer aldığı söylenmiştir. Çıkarılan madde nedeniyle 72 nci madde 71 inci madde olarak Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
t.durak-696-(16-28) / Tasarının yol giderleri, tazminatlar ve gündelikleri düzenleyen 73 üncü maddesi 72 nci madde olarak görüşülmüş, Maliye Bakanlığı yetkililerinin önerisi ile Harcırah Kanunundaki düzenleme doğrultusunda gündelikler üzerinden bir yöntem oluşturularak madde yeniden yazılmıştır. İsa Gök ve Nevzat Korkmaz diğer Yüksek Mahkemelerden farklı bir düzenlemeye eşitliğe aykırı olması sebebiyle karşı çıkmıştır.
Tasarının 74 üncü maddesinin metinden çıkarılması nedeniyle sonraki madde numaraları teselsül ettirilmiştir. Bu nedenle kuruluş günü ve onur belgesi verilmesini düzenleyen 75 inci madde 73 üncü madde olarak görüşülmüş ve kabul edilmiştir. Bu maddenin Kamu İhale Kanununa tabi olmamayı düzenleyen son cümlesine İsa Gök ve Nevzat Korkmaz keyfilik yaratacağı gerekçesiyle karşı çıkmıştır.
Yabancı ülkelere gönderilmeyi düzenleyen 76 ncı madde 74 üncü madde olarak görüşülmüş ve Komisyonumuzca kabul edilmiştir. İsa Gök, yabancı ülkelere gönderilecek personele Başkanın değil Genel Kurulun karar vermesi gerektiğini söylemiş; Nevzat Korkmaz ise özel bir yönetmelik çıkarılarak bu konunun disiplin altına alınması önerisinde bulunmuştur.
Tasarının kadrolar kenar başlıklı 77 nci maddesi 75 inci madde olarak görüşülmüş ve Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Tasarının geçici 1 inci maddesinin görüşülmesinde birinci fıkranın metninde geçen "merkezi" ibaresi çıkarılmış, "ikmal müdürü" ibaresi fıkraya eklenmiştir. Ayrıca sekizinci fıkrası kanun yazım tekniğine uygun şekilde yeniden yazılmıştır. Bu maddeye İsa Gök kadrolaşmaya yönelik, doğrudan göreve son veren hükümleri nedeniyle karşı çıkmış, doğrudan tasfiye maddesi olduğunu, yeni personelle yapılanmanın aracı yapıldığını söylemiştir. Tedavi giderleriyle ilgili özel durumun 7 nci fıkrada açıkça görüldüğünü belirtmiştir. Nevzat Korkmaz Mahkemenin yeniden yapılandırılması amaçlandığına göre Başkan ve Başkanvekilinin yeniden seçilmesini sağlamak üzere dördüncü fıkranın çıkarılmasını önermiştir. Nevzat Korkmaz kadrolaşma ve tasfiye hükümlerinin müktesep hakkı, verilen emekleri inkar edeceğini, adaletsizliğe ve eşitsizliğe yol açacağını söylemiştir.
Tasarının değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler kenar başlıklı 78 inci maddesi 76 ncı madde olarak görüşülmüş; bu madde ile Mahkeme Başkan ve üyelerine tanınan pasaport, taşıt vs.
konularda özel muamelelerin yargı içinde eşitliğe aykırı, diğer unsurları dışlayan, adil olmayan, teamülleri hiçe sayan bir düzenleme olduğu İsa Gök ve Nevzat Korkmaz tarafından ifade edilmiştir.
Aynı üyeler ve Ayhan Sefer Üstün yeni Taşıt Kanunu çalışmaları sırasında değerlendirilmek üzere ikinci fıkranın metinden çıkarılmasını önermiş ve üyelerimizce kabul edilmiştir. İsa Gök ve Nevzat Korkmaz'ın diplomatik pasaportla ilgili düzenlemelerin de Pasaport Kanununda yapılmasına yönelik önerisi, Alt Komisyonumuzca kabul edilmemiştir. Maddenin yedinci ve dokuzuncu fıkraları yeniden yazılmış, Tasarıya ekli listeler bu çerçevede yeniden düzenlenmiştir.
Tasarının yürürlük ve yürütmeyi düzenleyen 79 ve 80 inci maddeleri 77 ve 78 inci maddeler olarak Komisyonumuzca kabul edilmiştir.
Raporumuz, Anayasa Komisyonuna saygı ile sunulur.
Başkan Ayhan Sefer Üstün İsmail Bilen Hasan Kara Sakarya Manisa Kilis İsa Gök Nevzat Korkmaz Mersin Isparta (Muhalifim) (Muhalifim) t.durak-696-(16-28) / ALT KOMİSYONUN KABUL ETTİĞİ METİN ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÛLLERİ HAKKINDA