Kaynak: TBMM S. Sayısı 233 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.
Yabancı memleketlerin pek çoğunda olduğu gibi memleketimizde de kimyagerlik mesleki «utilitaire» bk gaye ile yani pratikte faydalı olmak maksadiyle başlar. Nitekim, herşeyden ön ce dertlerine deva aramakla meşgul olan insanlar en evvel tıp ve eczacılığın inkişafı için çalış mışlar, zamanla tecrübe ve pratiğin biriktirdiği malûmatı bir araya toplamaya ve bunları her gün biraz daha tekemmül eden bir sistem dâhilinde tasnife gayret ederek tıbbın esaslarını vaz'- ettikten sonra bu malûmatı yeni yetişen nesillere de öğretmişlerdir. Böylece hekimlik meslek ve öğretimi meydana gelmiştir. Bunun gibi eczacılık, baytarlık, ziraatçilik, harb bilgileri ve sana yii vücut bulmuştur. ^ ı * • - • '» • > Memleketimizde de, bir taraftan çok eskiden beri mevcut olan ve klasik tedrisat ile meşgul bu lunan medreseler faaliyetlerine devam ederken, XVIII nci asrın sonlarına doğru, hayat ihtiyaç larını karşılamak üzere tıp, eczacılık, baytarlık, dişçilik ve ziraat mektepleri, mühendishaneler açlmıştır. Muasır kimya öğretimi de memleketimizde bu şekilde başlamıştır. Bu saydığımız mes lek erbabına ihtiyaçlarına göre, yani mesleklerinin kimya ile alâkası nispetinde az çok kimya öğretilmiş ve bunlardan bâzıları mesleklerinin kimyaya mütaallik şubelerinde ihtisas edinmişler ve bir kısmı kazançlarını bu şekilde temin edegelmişlerdir. Tasarının sekizinci maddesinde zik redilen «Tıp Kimyası Uzmanı Tabip», «Tıp Kimyası Uzmanı Eczacı»., ilh.. gibi tâbirler bu züm relere mensup kimselere tahsis olunan unvanlardı!.
İmparatorluğun son yüz yılı içinde muhtelif namlar altında açılıp kısa bir hayat sürdükten sonra kapanan veya kapatılan Darülfünunların fen zümrelerinde (1916 dan evvel) hef ne kadar kimya okutulmuş ise de, bu öğretimin gayesi kimyagerden ziyade orta öğretim için kimya hocası yetiştirmeye matuf bulunmuştur.
Bu hususlar göz önüne getirildiği takdirde, memleketimizde hakiki kimyagerin yetişmesi, Birinci Dünya Harbinin başlangıcından sonra, yani 1916 senesinde Almanya ve Avusturya - Ma caristan'dan celbolunan meslekten yetişme kimya profesörlerinin nezaret ve idaresi altında İstan bul'da Cağaloğlu 'nda «Yerebatan Kimya Darülmesaisi» namiyle kurulan müessese ile başlar. Su nulan kanun tasarısının, geçici birinci maddesinde bahsolunan «mülga İstanbul Darülfünunu Kimya Şubesi» nin ve kuruluş tarihinin zikrolunması bu sebebe müstenittir. Ve tabiîdir ki, tasarı kanunlaştığı takdirde, memlekette meslekî kimya öğretiminin mevcut bulunmadığı devirde yetişi]) kimyagerliği meslek edinmiş olan kimselerin bu hakkı mahfuz tutulacaktır.
1919 yılı Türk kimya tarihinde mühim bir dölüm noktası teşkil etmektedir. Zira, yukarda ihdasından bahsolunan kimya mesleki yüksek tahsili bu tarihten itibaren mezun vermeye baş lar ve bir taraftan bu yüksek tahsil zümresi memlekete «kimyager» diplomasim haiz mezunlar ve rirken, diğer taraftan muhtelif yabancı memleketlerin üniversite ve üniversite ayarı yüksek tah sil müesseseleriyle (Polytechnique'ler, Hoehschule'ler gibi), üniversite seviyesinde olmamakla be raber, kimya sanayiinin bilûmum şubelerinde veya muayyen sahalarında (dericilik, şarapçılık, mensucat boyacılığı... ilâh., gibi) çalışacak «qualifie» ve fakat daha mahdut bilgi ve tekniğe vâkıf kimya mühendisleri yetiştirmek üzere kurulmuş müesseselerinden (Technicum'lar gibi) mezun olanlar memlekete dönerek Türkiye'nin bugünkü hakiki yani sistematik meslekî kimya tahsili gör müş kimyacılarını teşkil etmişlerdir. 1933 senesinde yapılan üniversite reformundan sonra ise mülga Darülfünunun verdiği yukarda mezkûr «Kimyager» unvanı «Kimya yüksek mühendisi» ne tahvil olunmuştur.
Bu suretle, sunulan tasarının birinci maddesinde zikir ve tasnif edilen unvanlar ortaya çıkmış bulunmaktadır. Üniversitelerde yapılan akademik sırfî kimya öğretimi pratikte çalışacak kimyagerler için kâfi görülmediğinden Türkiye ve yabancı memleketlerde kimyagere daha kuvvetli bir formas yon sağlamak üzere umumi fizikokimya, inorganik kimya, organik kimya gibi esas derslere analitik kimya, metal kimyası, biyokimya ilh. gibi bâzı nazari ve amelî ders ve laboratuar tatbikatı ilâvesi zaruri görülmüş; ve bu öğretim gerek üniversitelere bağlı enstitülerde (tstanbul ve Paris üniversitelreindc olduğu gibi) veya müstakil yüksek mekteplerde (Ecole municipale de Physique et de Ohimie industrielles de Paris) yapılmaktadır. Bu nevi müesseseler birinci maddenin «a» fıkrasında bahsolunan «kimyager» diploması verdikleri gibi, talebesini kimya sanayiinde çalışabilmek üzere kimya teknolojisi, makina, elektrik, teknik resim ve saire gibi bilgilerle teçhiz ederek aynı madde nin «b» fıkrasında sözü geçen «Kimya yükske mühendisi» diploması da verirler. Bu son diploma, memleketlere göre, teknik üniversiteler, polytechnıque'ler veya Hoehschule'ler tarafından da veril mektedir.
üniversitelerin fen fakültelerinde sırf ilim olarak okutulan ve bâzı memleketlerde «Fen lisans diploması» na (Licence des seiences, Bachelorship of Science) müncer olan kimya tahsili pratikte ve sanayide çalışacak kimyager için: kâfi değildir. Bunların kimyegerlik meslekine intisap edebilme leri ve kimyagerlik hak ve salâhiyetlerinden müstefit olabilmeleri için, memleketine göre, «lisans» veya diğer bir nam taşıyan ve üniversite tahsilinin hitam bulduğunu gösteren bir diploma aldıktan sonra ya bilfiil kimya araştırma lâborat livarlarında çalışarak bir kimya mevzuu üzerinde dokto ra yapıp « Kimya mansiyonunu » taşıyan « F en doktoru » unvanını alması veya yerine göre ana litik kimya, biyokimya, metal kimyası, elektrokimya, elektrokimya ve saire gibi dersle rin nazari ve amelî kısımlarını tafkip ederek imtihanlarda başarı gösteri]-) gereken sertifika ları almaları lâzımdır. Bu takdirde, tasarının birinci maddesinde bahsolunan « kimyagerlik dip lomasına tekabül eden üniversdter kimya tahsili » yapılmış olur ve bunu yapanlar kimyagerlik meslekine girebilir ve « kimyager » unvanını taşıyabilirler. Bilhassa Almanya ve Birleşik Ame rika gibi memleketlerle Avrupa'nın diğer bâzı memleketlerinde kimya sanayiinin muayyen şu belerinde vazife görmek veya kimyagerliğin gokmütenevvi olan sahalarının bâzılarında çalışmak üzere meslek mekteplerinden veya formasyon iti-bariyle yüksek tahsil ayarında olmıyaıı müesse selerden (Almanya'nın teehnicum'ları gibi) yetişenler birinci maddenin (O) fıkrasında « k i m ya mtihenldisi » namı altında toplanmıştır.
« Mühendis » meslekî unvanı, yukarda da işaret olunduğu veçhile, hem yüksek öğretim ve hem de yüksek öğretim ayarında olmıyaıı müesseseler tarafından verildiği için, iki ayrı menşeden gelen zümreleri birebirinden ayırdedebilmek gayesiyle yüksek öğretim menşeli olanlara « yük sek » sıfatının ilâve edilmesine zaruret hâsıl olmuştur. Halbuki, birinci maddenin (a) fıkrasın da sözü geçen « kimyagerlik » meslek ve unvanı hekimlik, eczacılık Areya hukuk, iktisat fakül- M e ri mezunu olmak gibi mutlaka üniviergite veya üjâversite ayarı bir tah»il neticesinde elde edlien bir diploma ite iktisap olunduğuna göre « y ü k s e k» sı^tijde birlikte kullanılması lüzum suzdur ve uygun değildir. İhtisas ve derecelerini beÜirten « birinci sınıf mütehassıs », « ikinci sınıf mütehassıs » tâbirleri tahsil diplomasiyle değil fakat bu ^djplcmiapın isUhsalinden sonra yapılan Şaşmalar neticesinde verilen «belge» lere (vesikalara) ait olduğı*ndaıı, ve meselâ, «Dahiliye müte hassısı birinci sınıf tabip» denmeyip «birinci smiidahiliye mütehassısı tabip» denildiğine göre, biruaei veya ikinci sınıf gibi ihtisas derecesi olarak kullanılan tabiilerin «Kipıyager» unvanına musaf olarak kullanılması doğru olamaz (sekizinci maddenin «a» fıkrası).
Kimyagerlik mesleki ile alâkalı diploma ve unvanlar bpylee* birinci m a b e de tarif ve tasnif edil dikten ve müktesep haklar da geçici maddelerle tasrih olunduktan sonra, bu çerçevenin dışında kalanların artık bu unvanları kullanmasuıa cepız verilmemesi iaabeder. Nasıl ki tabip veya eczacı r diplomasını hak olmıyan. bir kimsenin tabiplik veya eczacılık idçÜa&ın4a bulunmasına imkân yoksa ve bu unvanları kullanmasına mesağı kanuni verUmiyprşa, birinci derece sınıflanmalarla iktifa edemiyerek ihtisaslar içinde ihtisas sahaları ayırmaya mecburiyet duyan bugünün ilim ve teknik âlemi kargasında artık memleketimizde de sistematik meslekî kimya tahsili .gjörmiyenterin ikinci madde ge reğince ve işbu maddede mezkûr unvanları kuüa»malarıuın ve bu unvanların verdiği hak ve salâhi yetlerden istifade etmelerisin caiz olamıyacağı aşikârdır.
Yabancı memleketlerin muhtelif dereceli müesseseleri, memleketimizde k i m y a R e j i mi ile meşgul olan müesseselere tamamen intibak ve tekabül etmediklerinden, her hangi bir iltibasa meydan ver memek üzere derpiş olunan üçüncü madde gereğince bundan bpyle yabancı müesseselerin vermiş ol dukları diplomalar Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Millî Eğitim Bakanlığı tarafından tetkik oluna rak tasdik edileceğine göre kanun bu hususu da sarih şekilde halletmiş olacaktır.
Keşif, ihtira, mevcudun ıslah ve mükemmelleştirilmesi gibi fikrî faaliyet ve mahsullerin ko runma ve teşviki her medeni memleketin hukuki mevzuatında mühim mevkiler işgal etmektedir.
Hattâ bu nevi faaliyetleri teşvik için hususi vasıtalar ve mükâfatlar düşünülmüştür. Bizde ise bu nevi mevzuat pek mahdut olup hemen hemen yok mesabesindedir. Bilhassa, kimya, gibi sık sık mu azzam yenilikler ve değişikliklere sahne olan bir sahada bu hususun büyük bir ehemmiyetle göz önünde bulundurulması gerektiğinden tasarının beşinci maddesi yaz'edilmiştir.
Bu nevi fikrî faaliyetler, sadece faillerini teşvik etmek ve mükâfatlandırmakla kalmayıp aym zamanda memleket ekonomisi ve dolayısiyle millî servet ile çok yakından alâkadar bulunmaktadır.
Yine bu hususla ilgili mülâhazalardır ki, onuncu maddenin derpişini zaruri kılmıştır. îlim, rasyonalizasyon ve ihtisas asrı olan bugünkü günde memleket sanayii ye imalâtı gelişi güzel bilgisiz elle re tevdi olunamaz. Memleket ekonomisi bu yüzden birçok zararlar görmüş olduğu gibi halen de görmekte bulunmuştur. Bu itibarla, îş Kanunu çerçevesine giren ve mezkûr onuncu maddenin tah dit ve tâyin ettiği kimya ile alâkalı sahada faaliyette bulunan müesseselerin, ehemmiyet ve ekono mik durumlarına göre, teknik işlerini tedvir ve tanzim edecek en az bir kimyagere ihtiyaçları bu lunduğu aşkârdır. Aksi takdirde, bu' müesseselerin çalışma ve imalât, tarzı Orta Çağ durumundan ileri gidememeye mahkûmdur ki,bu da her bakımdan memleket için zararlıdır.
Gıda maddeleri hususi bir ehemmiyet arzettiklerinden ötürü bunlara mütaallik kimyevi analiz, kontrol ve saire gibi işlerin yapılmasına mahsus laboratuarlar açmak salâhiyeti ayrıca düşünül müş ve bu husus altıncı madde ile belirtilmiştir. Vakaa, 1552 sayılı Kanunla muaddel 992 sayılı Ka nunun birinci maddesi bu gibi lâboratuvarlar açmak için Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından müsaade alınmasını âmir ise de, bu kanun bugün çok eskimiş olduğu gibi mezkûr maddesi de realite ile taban tabana zıt bir durumda bulunmaktadır. Zira, meselâ glikoz, şeker fabrikaları ve saire gibi gıda maddeleri imal eden fabrikalar tamamen kimyagerlerin nezaret ve mesuliyetleri altında bulun duktan başka gıda maddelerinin kontrol ve standardizasyonu ile meşgul Devlet lâboratuvarlarında ça lışanlar da münhasıran kimyagerlerdir. Binaenaleyh, gıda maddeleri bakımından daha büyük mesu liyetler yüklenen kimselere hususi lâboratuvar açarak çok daha küçük çapta mesuliyetleri üzerine al mak hakkını kendilerine tanımak en basit mantık ve hukuk icabıdır. Kaldı ki, yürürlük tarihi çok daha yeni olan 4348 sayılı Kanunla muaddel 1262 sayılı Kanunun beşinci maddesi kimyagerlere, tabip ve eczacılar misillû, ispençiyari ve tıbbî müstahzarlar yapmak hakkım tanıdığına göre gıda mad deleri lâboratuvarları açmak salâhiyetinin evleviyetle teslimi icabeder ve bunun için hususi bir mü saade istihsalini müstelzim hiçbir ilmî ve mantıki sebep gösterilemez.
ilim ve sanayi bakımlarından ileri memleketlerde kimya ve tatbikatının pek mütenevvi olan muh telif kollarında yapılan gerek sırf ilmî ve gerek tatbikî ve smai araştırmaları teşvik ve artırmak ve hususiyle bunları memleket ekonomisine uygun bir şekilde koordine edip muayyen gayelere doğ ru mecralandırmak amaciyle kurulmuş «Millî Kimya Konsey» leri mevcuttur. Bu teşekküller gerek doğrudan doğruya gerek UNESCO kanaliyle Beynelmilel Kimya Birliğine bağlıdırlar. Böylece her memleketin kendi ekonomik şartlarına göre ayarlanmış olan kimya çalışmaları bu birlik vasıtasiyle dünya ekonomik şartlarına da uydurularak tanzim ve koordine edilmiş olur, ve muhtelif memle ketlerde aynı sahada yapılan araştırmalardan bütün dünyadaki alâkalılar haberdar bulunur. Ha len Türkiye'den çok küçük devletler de dâhil olmak üzere otuzdan fazla memleket bu birliğe girmiş bulunmaktadır. Her memleketin Millî Kimya Konseyi mahallî hükümet tarafından kuvvet li yardım görür, Türkiye'de henüz böyle bir konsey mevcut olmadığından memleketimizin bu bey nelmilel birliğe dâhil olmayışı bütün dünya kimya âleminde hayretler uyandırmaktadır. Sunulan tasarının on birinci maddesi bu mühim eksikliğin giderilmesi ve bir Millî Kimya Konseyinin bir an evvel kurulmasını temin ve böyle bir teşekküle Hükümetin çok lüzumlu yardımını sağlamak ga yesiyle vaz'olunmuştur.
Bu tasarının hazırlanmasında göz önünde tutulan düşünceler, prensipler, mevzuat ve teklifi gerektiren sebepler böylece izah edilmiş bulunmaktadır. Esasen, mütemadi bir inkişaf halinde bu lunan kimya ilim ve tatbikatı son yarım asır içinde harukulâde bir gelişmeye mazhar olmuş ve ni hayet atom enerjisinin tatbik sahasına konulmasiyle bütün dünyaya kendisini ilk plânda kabul ettirmiştir. Böyle bir durum karşısında, medeni dünyanın ikinci ve hattâ üçüncü derecedeki memleketleri bile kimyagerlik mesleğini tanzim ve gelişmesini temin gayesiyle kanunlar vaz'et mek ihtiyacını duymuş olduklarına göre memleketimizde bu mesleke dair ilk müstakil kanun olarak teklif edilen bu tasarının, şimdiye kadar birtakım küçük zümre menfaatlerine kapılarak çok geç kalınmış olduğundan dalha fazla vakit kaybına meydan verilmeksizin bir an evvel kanun laştırılması medeni dünyanın gidişine en basit şekilde ayak uydurabilmek için elzem olan ilk adımı teşkil edecektir.
( S. Sayısı : 233 ;
Adalet Komisyonunun değiştîrişi T. B. M. M.
Adalet Komisyonu 14. V. 1953 Esas No. 2/441 Karar No. 38 Yüksek Reisliğe Siird Mebusu Baki Erden'in (Kimyagerlik etmenin bâzı ahvalde şahsiyeti hükmiyeyi temsil ve kimya mühendisliği hakkındaki) kanun tek eden mümessilin hâdiseden haberi bile yokken lifi, 12 nci maddesi için mütalâa alınmak üze temsile salahiyetli olmıyan bir organı tarafın re komisyonumuza havale edilmekle teklif sahibi dan istihdam kararının alınabileceği ve böyle hazır olduğu halde müzakere edildi. ce suçu işliyenin hükmi şahsiyeti temsil etmiyen 12 nci madde hakkındaki mütalâamız berveç- yine bu müessesenin bir mensubu olabileceği ve hi âti kararlaştırıldı : suçu işliyen kimse dedikten sonra bu kim 1. Ceza miktarı uygun görülerek münakaşa - se tâbiri içine hükmi şahsiyet adına hare sız geçilmiştir. ket eden kimsenin de dâhil olacağı ve netice 2. Münakaşa son fıkra üzerinde yapılmıştır: olarak fıkranın aşağıdaki şekilde tanziminin mü Filhakika son fıkrada (bilerek) kelimesinin bu talâa olunduğu arz olunur. (Bu kabîl şalı ısları lunması bâzı üyelerce uygun görülmemiş ve (ka bilerek istihdam eden kimseler de aynı ceza ile sıt) ile (bilerek) mefhumlarının Ceza Hukukun- cezalandırılırlar.) Millî Eğitim Komisyonuna da nazari sahada ifade ettiği mâna ile yekdiğerin- tevdi edilmek üzere Yüksek Reisliğe sunulur.
den farkı ve tatbikatta ne şekilde anlaşıldıklar Reis Bu Rapor Sözcüsü hususları üzerinde durulmuş ve bilerek kelimesi izmir Çankırı metinde bulunursa bu kanunun aradığı şartları H. özyörük Celâl Boynuk haiz olmıyan bir şahsı kullanana bilmiyorum müdafaası karşısında bildiğini ispat etmedikçe Kâtip ceza vermeye imkân olmadığı ve daima onun bil Balıkesir diği hususunu Cumhuriyet müddeiumumisinin Metinde ipka edilen (bilerek) tâbiri suiistima ispat mevki ve mecburiyetinde kalacağı ve şu su li mucip olacağından muhalifim.
retle maddenin istihdam edenleri tecziye ettiği V. Asena ne dair hükmü mefluç kalacağı ileri sürülerek Amasya Bingöl bu kelimenin metinden çıkarılması istenmişse de /. Olgaç M. N. Okcuoğlu ekseriyet bu müşkülâtı kabul etmekle beraber Çanakkale Çoruh hakikaten bilmeden istihdam eden kimseleri hi «Bilerek» kaydına murı zım Mesut Güney maye etmek ve bilhassa kimyagerliğin 2 nci mad N. Kirişcioğlu dede kimyager, kimya yüksek mühendisi ve kim Erzurum Gazianteb ya mühendisi gibi memleketimizde henüz taam- Enver Karan G. Kınoğlu müm etmemiş üç muhtelif sınıfa ayrılmış olması ve her birinin bu isimleri iktisap şartlarının ve İçel istanbul kullanacakları salâhiyetlerin ayrı ayrı bulunma Şahap Tol A. Moshos sı karşısında hüsnüniyet sahibi istihdam edenle Kayseri Konya rin zühule kolaylıkla düşebilecekleri göz önünde Y. Z.Turgut Söz hakkım mahfuzdur tutularak (bilerek) kelimesinin ipkası, H. Aydtner Bundan başka (hükmi şahısların mümessille Mardin Sivas ri) kaydı üzerinde durulmuş ve mevzuatımızda M. K. Boran Ş. Ecevit hükmi şahısların da bâzı ahvalde tecziye edildiği Sivas Yozgad görülmüşse de mümessilleri diye tahdit ve tâyin İV. Ertürk N. Ü. Alçılı İSfiîli B|4tim Kondsyoûu raporu T. B. M. |5f.
Millî Eğitim Komisyonu 20 . V . 1953 Esas No. 2/441 Karar No. 12 Yüksek Reisliğe Siird Mebusu Baki Erden tarafından Kimya tehassısı veya gıdai kimya mütehassısı unvanı gerlik ve Kimya Mühendisliği hakkındaki ka verilir).
nun teklifi komisyonumuza havale buyurulmuş 9. Dokuzuncu madde aşağıdaki şekilde ka olmakla Millî Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım, bul edilmiştir:
Ticaret ve Ekonomi Vekâletleri temsilcileri ha (Birinci maddede yazılı unvanları almış olan zır oldukları halde beş celsede müzakeresi ya lardan Devlet müesseseleriyle yarı resmî teşekkül pılmış ve aşağıki kararlar alınmıştır : lerde vazife almış olanlar mesai saatleri hari 1. Birinci maddenin «a» fıkrasının başına cinde meslekî sahada serbest çalışabilirler).
(Yüksek) kelimesinin ilâvesi, (b) fıkrası ile 10. Onuncu madde aşağıdaki şekilde kabul (c) fıkrasındaki (Zümre) kelimesinin yerine edilmiştir:
(şube) kelimesinin konulması suretiyle birinci (Sanayi işletmelerinden, lâboratuvarlarında madde kabul edilmiştir.
daimî olarak kimyager bulunması ieabedeceği 2. İkinci madde aynen kabul olunmuştur. Ticaret ve "Ekonomi, Sağlık, ve Sosyal Yardım, 3. üçüncü madde aynen kabul olunmuştur. Çalışma ve İşletmeler vekâletlerince müştereken 4. Dördüncü madde aşağıki şekilde kabul tesbit ve ilân olunacakların işbu kanunun birin edilmiştir : ci maddesinde zikredilen unvanları kullanmaya (Yüksek kimyager, kimya yüksek mühendi salahiyetli olanlardan en az bir kişiyi çalıştırma si ve kimya mühendisi Devlet Teşekkülleriyle ları mecburdurlar.
yarı resmî ve hususi müesseselerde meslekî me 11. On birinci madde aşağıdaki şekilde ka suliyeti icabettiren bütün mevkileri işgal ve her bul edilmiştir :
türlü meslekî analiz ve müstahzarat lâboratu (Memleket kalkınması ile sıkı münasebet ha varları, kimya ile alâkalı sair tesisler kurar ve linde bulunan kimya ilmi ve tatbikatının geniş mesuliyetleri altında müstakilen idare edebilir lemesi ve bu sahada ilmî ve tatbiki araştırmala ler.) rın teşvik ve tanzimi ile meşgul olmak üzere İc 5. Birinci maddenin birinci fıkrası, dör ra Vekilleri Heyetince bir Kimya Danışma Ku düncü maddede mevcut, diğer fıkralar ihtira rulu meydana getirilir).
beratı kanundaki hükümlerle telif edilemedi 12. On ikinci madde hakkında Adalet Ko ğinden bu madde tamamen kaldırılmıştır. misyonunun da mütalâası alınarak aşağıdaki şe 6. Altıncı madde aynen kabul edilmiştir. kilde kabul edilmiştir :
7. Yedinci maddedeki (en çok altı ay) ye (Bu kanunun ikinci ve sekizinci maddelerine rine (en az bir yıl) cümlesinin ilâvesiyle mad aykırı hareket edenler yüz liradan 500 liraya de aynen kabul edilmiştir. kadar ağır para cezasiyle, tekerrürü halinde pa 8. Sekizinci madde aşağıdaki şekilde kabul ra cezasiyle beraber bir aydan üç aya kadar ha edilmiştir : pis cezasiyle cezalandırılırlar. Mezkûr fii