Tasarı/teklif madde 1
Madde ile; Kanunun amaç ve kapsamı belirlenmektedir.
Kaynak: TBMM 24. Dönem S. Sayısı 198 (Esas No: 1/563) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.
Ülkemizde yaşanan hızlı sanayileşme ve gelişme sürecinin sonucu olarak, 1961 Anayasasının 131 inci maddesinde 17/4/1970 tarihli ve 1255 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle; 15/10/1961 tarihinden önce tarım alanlarına ve toplu yerleşim alanlarına dönüşmüş orman alanlarının orman sınırları dışına çıkartılmasına imkân veren bir düzenleme getirilmiştir.
Daha sonra, 1982 Anayasasının ormanların korunması ve geliştirilmesine ilişkin hükümler içeren 169 uncu maddesiyle; orman sınırları dışına çıkartmaya ilişkin iki farklı düzenleme öngörülmüş olup, bu düzenlemeyle; 1961 Anayasasında yer alan düzenlemeye paralel olarak, 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerin orman sınırları dışına çıkartılabilmesine imkân tanınmış ve ayrıca, 1961 Anayasasından farklı şekilde, 31/12/1981 tarihine bağlı olmaksızın orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerlerin de (sahibi veya kullanıcısı bulunmasa dahi) orman sınırları dışına çıkartılması imkânı getirilmiştir.
Bununla birlikte, 1961 Anayasasından farklı olarak 1982 Anayasasının 170 inci maddesinin birinci fıkrasıyla; orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin ne şekilde değerlendirilebileceğine ilişkin düzenleme de yapılmıştır.
1982 Anayasasının 170 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan bu düzenlemeyle;
- 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesine, - Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılmasına, - Ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu köyler halkının işbirliğini sağlayıcı gerekli tedbirlerin alınmasına, - Bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması ve bu yerlere orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu köyler halkının yararlanmasına tahsisine, İlişkin düzenlenmelerin kanunla yapılması öngörülmüştür.
Bu düzenleme uyarınca, 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. Ancak, bu Kanunun orman dışına çıkartılan yerlerin değerlendirilmesine ilişkin bazı maddeleri Anayasa Mahkemesinin değişik tarihlerde verdiği kararlar ile iptal edilmiş, bazı maddeleri ise çeşitli kanunlar ile yürürlükten kaldırılmış, yürürlükteki maddeleri ise Anayasamızın 170 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan hususlara ilişkin düzenlemeleri karşısında uygulanamaz hale gelmiştir.
Diğer taraftan, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bu yerlerin değerlendirilmesi amacıyla, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer DİLEK 198(1-27) alan; "6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2 nci maddesinin (B) bendi gereğince Hazine adına Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı" yönündeki hükmü uyarınca, 4706 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, 2/B alanları bakımından 2924 sayılı Kanun uygulanabilirlik özelliğini kaybetmiştir.
Ancak, 4706 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinde açılan davada Anayasa Mahkemesince önce bu maddenin "yürürlüğünün durdurulmasına", daha sonra da bu maddenin tamamının iptaline karar verilmiş ve Anayasa Mahkemesince, 4706 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin iptaline karar verilmesine rağmen, bu maddeye bağlı olan ve bu konudaki geçici işlemleri düzenleyen aynı Kanunun geçici 2 nci maddesi hakkında iptal kararı verilmediğinden ve bu maddenin de 3 üncü madde olmaksızın uygulama imkânı kalmadığından; bu madde daha sonra 25/6/2009 tarihli ve 5917 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış ve bugüne kadar da bu konuda yasal bir düzenleme yapılmadığından; orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin değerlendirilmesi konusunda yasal boşluk oluşmuştur.
Diğer taraftan, bugün itibarıyla Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerinin büyük bölümünün orman kadastrosu ile orman sınırları dışına çıkarma işlemleri tamamlanmış olup, Hatay ile İstanbul arasında kalan kıyı illerimizin sınırları içinde orman sınırları dışına çıkarılan alanların toplam yüzölçümü yaklaşık olarak 190.000 hektara ulaşmıştır. Bu alanlar narenciye ve muz yetiştiriciliği, zeytinlik, seracılık, toplu yerleşim yerleri ve sanayi alanları gibi amaçlarla kullanılmaktadır.
Bununla birlikte, orman vasfında olup 1961 Anayasasının 131 inci maddesine göre 15/10/1961 tarihi ile 1982 Anayasasının 169 uncu maddesine göre 31/12/1981 tarihinden önce ve bu tarihten günümüze kadar bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerden Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan alanların toplam yüzölçümü yaklaşık olarak 410.000 hektara ulaşmış ve bu alanlar, orman sınırları dışına çıkartıldıkları tarihler itibarıyla yaklaşık 10 ilâ 30 yıldır herhangi bir bedel ödenmeksizin kullanıcılarının tasarrufunda bulunmakta ve bu alanlar kullanıcıları tarafından haricen yapılan satışlarla el değiştirmektedir.
Ayrıca; bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş ve ormana geri dönüşümü artık mümkün bulunmayan ve özellikle yerleşim alanı olarak işgal edilerek kullanılan bu alanlarda; imar planları yapılamaması yüzünden, şehircilik anlayışı ve planlama ilkelerine aykırı oluşmuş çarpık yerleşim alanlarının varlığı, düzenli ve planlı kentleşme yapılamaması, oluşan fiili durum sonrasında bu alanlardaki yerleşim yerlerine götürülmek zorunda kalınan kamu yatırımlarının yapılmasının zorluğu ve bu yatırımların orta ve uzun vadede yüksek maliyeti, Devletin bu yerlerden vergi alamaması, bu yerlere ilişkin olarak Devlet ile vatandaşlarımız arasında uzun süren hukuki ihtilafların meydana gelmesi, Devletin bu yerlerde tasarruf edememesi sebebiyle önemli ölçüde gelir kaybının oluşması ve bu yerlerle ilgili problemlerin çözülememesi nedeniyle çok sayıda iyi niyetli vatandaşların mağduriyetleri de dikkate alınarak, bu alanlara ilişkin yeni bir kanuni düzenlemenin yapılması ve bu alanlarla ilgili fiili durumun hukuki zemine kavuşturulması bir zorunluluk haline gelmiştir.
DİLEK 198(1-27) Keza, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ancak, orman sınırları dışına çıkarıldığına dair tapuda herhangi bir kayıt bulunmadığından çeşitli yollarla gerçek veya tüzel kişiler adına tescil edilen ve üzerinde yapılaşma veya değişik şekillerde oluşmuş muhdesat bulunan taşınmazlar hakkında, Hazine tarafından ilgilileri aleyhine veya orman sınırları dışına çıkarma işlemi sonucunda tapu kayıtlarına veya zilyetliklerine istinaden çıkarma işlemine karşı vatandaşlar tarafından Hazine aleyhine açılan davalar sonucunda, mahkemelerce Hazine lehine verilen kararların icraen infazı, özellikle yıkım talepleri yönünden, çoğu zaman mümkün olamamakta ve Hazine tarafından gereksiz yere emek ve masraf yapılmasına sebebiyet verilmektedir.
Bu Kanun ile orman sınırları dışına çıkarma işlemi sonucunda Hazine ile yargı makamları önünde karşı karşıya gelen vatandaşlar açısından mevcut ihtilafın uzun kanuni süreç yerine Kanun hükmü çerçevesinde çözümlenmesi, yasal zemine kavuşturulmasına imkân tanınmak suretiyle hukuk devleti olmanın gereği doğrultusunda işlem tesis edilmesi ile kesinleşmiş olmasına rağmen, henüz infazı gerçekleştirilmemiş mahkeme kararları yönünden de düzenleme yapılarak düzenlemeyle getirilen imkânlardan Kanun kapsamına giren vatandaşların da yararlanması ve mağduriyetlerinin önlenmesi ile bu davaların açılması veya yürütülmesi açısından Hazineye de gereksiz külfet yüklenmesinin önlenmesi ve bu Kanuna göre satılan veya iade edilen taşınmazların tapu kayıtlarındaki 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesine tabi olduğu yönünde yapılmış belirtmelerin tapu idaresince resen terkin edilmesi amaçlanmaktadır.
Buna göre;
- Anayasanın 170 inci maddesinde öngörülen düzenlemelerin yapılması ve uygulamada yaşanan sorunların giderilmesi maksadıyla hazırlanan bu Kanun ile; bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğinden Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, yeniden orman alanlarına dönüştürülmesi veya kullanıcılarından alınarak orman içi köyler halkına tahsis edilebilmesi mümkün olamayacağından, hak sahipliğinin belirlenmesi sonucunda bu taşınmazların rayiç değerleri üzerinden satılabilmeleri, buradan sağlanacak mali kaynağın; öncelikle nakledilecek orman köylülerine ait taşınmazların kamulaştırılması, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen ancak tarım alanı olarak kullanılmasında yarar görüldüğü için orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin ıslah, imar ve ihyası, naklen iskân, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi ve yeni orman alanlarının tesisi için kullanılması ve buna ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, - Ayrıca, Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin düzenlemeleri, usul ve esaslar içeren, Kanunda bu arazileri doğrudan satın alma hakkı için öngörülen başvuru süresi dolan ve uzatılmasına rağmen yeterince uygulanamayan 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılarak, bu arazilerin satışına ilişkin usul ve esasların yeniden belirlenmesi, amaçlanmaktadır.
DİLEK 198(1-27)
Madde ile; Kanunun amaç ve kapsamı belirlenmektedir.
Madde ile; Kanunda geçen tanımlar açıklanmaktadır.
6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine (2/A maddesinde) Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan alanlar (2/A alanları); orman olarak bilim ve fen bakımından muhafazasında yarar görülmeyen aksine tarım alanına dönüştürülmesinde yarar görülen yerler olup, bu yerler yerinde kalkındırılmaları mümkün görülmeyen ve nakline karar verilen orman içi köyler halkının yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmektedir.
Maddeyle; orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan 2/A alanlarının; nakline karar verilen orman içi köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi için Devlet eliyle ihya edilerek bu halka devri ve yararlandırılması amacıyla Orman Genel Müdürlüğünün;
6831 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi (2/B maddesi) gereğince orman sınırları dışına çıkartılan alanların (2/B alanlarının) ise; bu Kanun kapsamında değerlendirilmek üzere Maliye Bakanlığının tasarrufuna geçmesi ve bu taşınmazların tapu kütüklerinde 6831 sayılı Kanuna göre orman sınırları dışına çıkartıldığı yönünde yer alan belirtmelerin ilgisine göre Orman Genel Müdürlüğünün veya Maliye Bakanlığının talebi üzerine tapu idarelerince terkin edilmesi amaçlanmaktadır.
6831 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine uygun olarak düzenlenen bu maddenin birinci fıkrasında; Devlet ormanları içinde ve bitişiğinde bulunup yerinde kalkındırılmaları mümkün olmayan ve yerinden kaldırılmaları zorunlu olan köyler halkının öncelikle 6831 sayılı Kanunun 2/A maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartılan alanlara, bunun mümkün olmaması halinde diğer yerlere nakli ve yerleştirilmesi işlemlerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi öngörülmektedir.
Diğer taraftan, doğal afete maruz kalan vatandaşların başka yere nakli ve yerleştirilmeleri, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun ek 10 uncu maddesi gereğince yürütülmektedir. Ancak, son yıllarda hızla devam eden Devlet yatırımlarından olan barajlar dolayısıyla çok sayıda köyün, hatta bazı ilçe merkezlerinin başka yerlere nakli zorunlu hale gelmiştir.
Buna göre, deprem, heyelan, sel gibi tabii afete maruz kalan vatandaşlar ile baraj, gölet gibi Devlet yatırımı sebebiyle başka yere yerleştirilmeleri zorunlu olan orman içi veya bitişiğindeki köyler halkının da mağduriyetlerinin giderilmesi ve bu köyler halkının da tespit edilen alternatif alanlara nakli amacıyla bu maddeyle; orman sayılan yerlerden, bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; yine orman sayılan yerlerden baraj veya gölet rezervuar alanları ile içme suyu maksatlı barajların mutlak koruma alanlarında, askeri yasak bölgelerde, deprem olan bölgelerde veya erozyon ya da heyelan tehlikesi bulunan alanlarda kalmaları sebebiyle bulundukları yerleşim yerlerinden kaldırılmaları zorunlu bulunan Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köy ve mahalle halkının iskânlarının temini için, Bakanlar Kurulunca belirlenecek sınır, usul ve esaslara göre orman sınırları dışına çıkartılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi öngörülmektedir.
DİLEK 198(1-27) Yine maddeyle; nakledilen orman köyleri halkına ait arazilerin gerektiğinde kamulaştırılarak Devlet ormanı olarak ağaçlandırılmak suretiyle ormana kazandırılmasına ilişkin işlemler düzenlenerek orman alanlarının daraltılmasının önüne geçilmesi, hatta orman alanlarının artırılmasının sağlanması ve ayrıca, nakledilecek köyler halkının yerleştirilmesi maksadıyla orman sınırları dışına çıkartılarak Hazine adına tescil edilen yerlerin tarım ve tarım dışı amaçlı arazi kullanım planlarının yapımı, bu arazilerin ıslahı, imarı ve ihyası, bu alanlardan yerleşim yeri olarak planlananların tescili sonrasında iskan hizmetlerinde kullanılması amacıyla yapılacak işlemlerin düzenlenmesi suretiyle çarpık yapılaşmanın önüne geçilerek bu alanların maksadına uygun ve yaşanabilir bir yerleşim yeri olarak değerlendirilmesi ve iskan işlemlerinin İskan Kanunu hükümlerine göre yürütülmesi amaçlanmıştır.
Madde ile;
- Uygulama yapıldığı tarih itibarıyla 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi şartlarını taşımasına ve bu sebeple de orman sınırları dışına çıkartılmış olmasına rağmen, kullanıcılarının terk etmesi ve kullanımdan vazgeçmesi dolayısıyla tekrar orman örtüsü ile kaplanarak orman niteliğini kazanmış yerlerin tekrar ormana kazandırılması, - Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köy ve mahalle halkının nakledilmesi sonucunda boşaltılan orman içindeki arazi, yapı ve tesis yerlerinin ormana kazandırılarak orman alanlarının daraltılmasının önüne geçilmesi ve hatta orman sınırları dışına çıkartılan alandan daha fazla, alanın ağaçlandırılmak suretiyle orman varlığının artırılması ve ayrıca, yerinde kalkındırılması mümkün olamayan Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köy ve mahalle halkının yerleşimi gayesiyle 6831 sayılı Kanunun 2/A maddesi uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan, ancak amacı doğrultusunda kullanılamayan alanların da tekrar ormana kazandırılması ve böylece verimsiz de olsa fiilen orman olan bu alanların başka maksatlarla kullanılmasının önüne geçilmesi için bu alanların orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesi, amaçlanmıştır.
Bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş ve ormana geri dönüşümü artık mümkün bulunmayan ve özellikle yerleşim alanı olarak işgal edilerek kullanılan bu alanlarda; imar planları yapılamaması nedeniyle, şehircilik anlayışına ve planlama ilkelerine aykırı oluşmuş çarpık yerleşim alanlarının varlığı, düzenli ve planlı kentleşme yapılamaması, oluşan fiili durum sonrasında bu alanlardaki yerleşim yerlerine götürülmek zorunda kalınan kamu yatırımlarının yapılmasının zorluğu ve bu yatırımların orta ve uzun vadede yüksek maliyeti, Devletin bu yerlerden vergi alamaması, bu yerlere ilişkin olarak Devlet ile vatandaşlarımız arasında uzun süren hukuki ihtilafların meydana gelmesi, Devletin bu yerlerde tasarruf edememesi sebebiyle önemli ölçüde gelir kaybının oluşması ve bu yerlerle ilgili problemlerin çözülememesi nedeniyle çok sayıda iyi niyetli vatandaşların mağduriyetleri de dikkate alınarak, bu alanlara ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin yapılması ve bu alanlarla ilgili fiili durumun yasal zemine kavuşturulması ihtiyacı doğmuştur.
Buna göre, madde ile;
- 2/B alanlarına ilişkin olarak Kanun hükümleri kapsamında yapılacak işlemlerde, 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan çalışmalar sonucunda düzenlenen ve tescil edilen güncelleme listelerine veya kesinleşen kadastro tutanaklarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesinde kullanıcı ve/veya muhdesat sahibi olarak gösterilen kişiler esas alınarak hak sahipliliğine ilişkin koşulların belirlenmesi, - 2/B alanlarında Kanun gereğince hak sahibi olduğunu ileri sürenlerin, Kanunun yayımı tarihinden, çıkarılacak olan yerlerde ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapılacak kadastro çalışmalarına ilişkin işlemlerin bitim tarihinden itibaren başvuru sürelerinin belirlenmesi, DİLEK 198(1-27) - Kanun kapsamında hak sahiplerine doğrudan satılacak taşınmazların satış bedelinin tespiti, - Hak sahiplerinden alınacak başvuru bedelinin belirlenmesi, - Hak sahiplerinin müracaatı sonrasında İdarece satış işlemlerinin ne kadar sürede sonuçlandırılacağının belirlenmesi, İşlem süreçlerinin kısaltılması amacıyla, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3402 sayılı Kanun hükümleri uyarınca düzenlenen ve tescil edilen güncelleme listeleri veya kesinleşen kadastro tutanakları ya da mahkeme kararları kapsamında kalan taşınmazların satış işlemlerinin, daha önce tespit ve takdir edilen rayiç bedeller üzerinden yapılması, öngörülmüştür.
Yine maddeyle; hak sahiplerine doğrudan satılacak taşınmazların bedelinin ödenmesi ve taksitlendirilmesi, ödeme şartlarına uyulmaması halinde doğrudan satın alma hakkının düşmesi, hak sahipliğinin devri ve intikali ile hak sahibi olmadığı tespit edilenlerle ilgili yapılacak işlemlerin belirlenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Diğer taraftan, hak sahiplerine doğrudan satılması gereken taşınmazlardan ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen ve hak sahiplerine satılmayanların yerine, mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla talepleri halinde hak sahiplerine hak sahibi oldukları taşınmazın rayiç değerine eşdeğer aynı il sınırları içerisinde bulunan 2/B alanlarındaki başka bir taşınmazın bedeli karşılığında doğrudan satılması ve ayrıca, hak sahibi bulunmayan veya doğrudan satın almaya ilişkin hak sahipliği kalmayan taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan 2/B, kullanıcı ve muhdesat belirtmelerinin terkin edilerek bu taşınmazların Maliye Bakanlığınca satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilmesi öngörülmüştür.
Ayrıca, hak sahipliği kalmayan taşınmazların değerlendirilmesi amacıyla, 4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrası kapsamında kalanlar hariç olmak üzere, üzerlerinde bulunan ve üçüncü kişilere ait yapı ve eklentilerden o yıla ait Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapı birim fiyatlarından eksik imalat bedelleri ve yıpranma payı düşüldükten sonra kalan bedelin ilgililerine ödenmek suretiyle bu yapı ve eklentilerinin yıktırılması veya bu şekilde belirlenen bedelin taşınmazın değerine eklenerek muvafakatları aranmaksızın en geç iki yıl içinde satılarak satıştan elde edilen gelirlerden yapı ve eklenti sahiplerine ödenmesi suretiyle bu kişilerin mağduriyetlerinin önlenmesi ve ayrıca, bu şekilde bu taşınmazların da değerlendirilmelerine imkan sağlanması amaçlanmıştır.
Yine, maddenin üçüncü ve altıncı fıkralarında belirtilen süreleri iki katına kadar artırma konusunda Bakanlar Kurulu yetkili kılınması öngörülmüştür.
Madde ile; hukuk Devletinin bir gereği olarak, Tapu Sicilinin tutulmasından Devletin sorumlu olduğu da dikkate alınarak ve ayrıca, vatandaşlarımızın Devletimize olan güveninin devamının sağlanması amacıyla; ilgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi halinde;
- Daha önce tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın geçerli kabul edilmesi ve tapu kütüklerindeki 2/B belirtmelerinin terkin edilerek tescillerinin aynen devam etmesi, - Aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi, DİLEK 198(1-27) - Açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılması, - Bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması halinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilmesi, - Bu taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri halinde; kullanıcıların bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamamaları, yönünde düzenleme yapılarak, bu konuda yapılacak işlemlerin düzenlenmesi suretiyle, 2/B alanlarından tapuda adlarına taşınmaz tescil edilmiş kişiler ile bu tapu kayıtlarına dayanılarak üçüncü kişilerce edinilen her türlü ayni ve şahsi hakların korunması ile bu tapulara itibar edilerek kamu düzeninin gözetilmesi, -Ayrıca, özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere geçerli olarak satılan, dağıtılan trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskanen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtlarının geçerli kabul edilmesi, - Aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi, - Açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenlerin ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması halinde önceki maliklerine veya kanunî ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilmesi, ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işleminin yapılmaması, - Maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesinin konulmaması ve bunlar hakkında dava açılmaması, - Maddenin birinci fıkrası kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin haklarının bu süre sonunda sona ermesi, bu kişilerin idareden başkaca talepte bulunamaması, hak ve tazminat talep edememesi ve dava açamaması, bu taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olanların idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilmesi, - Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen veya fiilen orman niteliğinde olan ya da bu sebeple dava açılması gereken veyahut ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilenler ile kamu hizmetlerine ayrılan ya da bu amaçla kullanılan veya özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken ya da Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazların ilgililerine iade edilmemesi, bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince kabul edilen rayiç bedelin ilgililerine ödenebilmesi veya rayiç bedeline uygun taşınmazın ilgililerine verilebilmesi, amaçlanmaktadır.
DİLEK 198(1-27)
2/B alanlarında imar planları yapılamaması nedeniyle oluşan şehircilik anlayışı ve planlama ilkelerine aykırı çarpık yerleşim alanları ve bu alanlarda düzenli ve planlı kentleşme yapılamaması nedeniyle çok sayıda iyi niyetli vatandaşımızın hayatlarını düşük standartlarda sürdürmesi sonucunda oluşan mağduriyetlerin giderilmesi ve bu alanlardaki çarpık ve plansız yerleşimlerin yeniden düzenlenmesi amacıyla madde ile;
- 2/B alanlarından, bu Kanunun yürürlük tarihi esas alınarak belirlenen süreler içinde ilgili idare tarafından proje alanı olarak belirlenmek istenenlerin sınırlarının tespit edilmesi, yetkili idareler tarafından proje alanı sınırının alana ait gerekli her türlü bilgi, belge, plan, pafta ve haritalarıyla birlikte onaylanmak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilmesi, bu planların onaylanmasına ve sonrasında yapılacak işlemlere ilişkin düzenleme yapılması, - Aynı proje alanında birden çok idarenin plan yapma talebinin olması halinde, meydana gelebilecek hukuki ve idari ihtilafların önlenmesi amacıyla, bu idareler arasında öncelik sırasının; konuyla ilgili teknik yeterlilikleri ve uygulama tecrübeleri de dikkate alınarak TOKİ, büyükşehir belediyeleri ve belediyeler olmak üzere belirlenmesi, ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından proje alanı belirlenmesi halinde önceliğin bu Bakanlığa verilmesi, - Maddede öngörülen süre içerisinde ilgili idarenin talebi üzerine proje alanında kalan 2/B alanlarındaki taşınmazlardan Maliye Bakanlığınca uygun görülenlerin hak sahipleri ve mevcut hak sahipleri de belirtilmek suretiyle emlak vergi değeri üzerinden talep sahibi İdareye devredilmesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen ve onaylanan proje alanı içerisinde kalan taşınmazların bu Bakanlığa tahsis edilmesi ve bu alanların adı geçen Bakanlık tarafından değerlendirilmesi, bu kapsamda kalan taşınmazların değerlendirilmesine ve bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenmesi, - Proje alanı olarak belirlenen bölgedeki her türlü imar planı ve değişiklikleri ile her türlü teknik iş ve işlemlerin yapılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, - Proje alanı olarak belirlenen alanda yapılacak uygulama sonucunda ihdas edilecek taşınmazların tescili, bu taşınmazlar üzerinde bulunan 2/B, kullanıcı ve muhdesata ilişkin belirtmelerin terkini ve ayrıca, özel kanunları gereğince korunması gereken taşınmazlar ile planlamada sosyal donatı alanlarına isabet eden parsellerle ilgili yapılacak tescil işlemlerinin düzenlenmesi, - Bu madde kapsamında değerlendirilecek taşınmazların ifraz işlemlerinin yapılarak müstakil parsel veya paylı olarak, üzerinde çok katlı bina bulunan taşınmazlarda ise kat mülkiyeti tesisi suretiyle, bunun mümkün olmaması halinde paylı olarak hak sahipleri ile bunların kanunî veya bu Kanunun yayım tarihinden önce yapılmış olan akdî haleflerine kendi mevzuatlarına göre doğrudan satabilmesi, - Bu madde kapsamında ilgili idarelere devredilen taşınmazların hak sahiplerinin haklarının korunması ve bu hak sahiplerinin mağdur olmamaları amacıyla; bu nitelikteki taşınmazların hak sahiplerinin, bu taşınmazları doğrudan satın alması halinde Hazineye ödeyeceği bedeli devralan idareye ödemeyi kabul etmesi halinde, taşınmazı kendisine ait kabul edilerek hakları karşılanmak kaydıyla devir alan idarelerin kendi projelerinde ve mevzuatlarına göre değerlendirebilmesi, -Üzerinde yapı ve eklentileri bulunan proje alanında kalan taşınmazların üzerindeki yapılar için devralan idare tarafından ödenecek bedelin belirlenmesi ya da bu bedelin, devralan idareler tarafından gerçekleştirilen projeler kapsamında hak sahiplerine verilecek taşınmazların bedelinden mahsup edilmesi ve bu madde hükmünden yararlanan hak sahiplerinin, bu hakların dışında taşınmazların doğrudan satış hakkından yararlanmaması, öngörülmüştür.
DİLEK 198(1-27)
Madde ile; orman sınırları dışına çıkarma işlemi sonucunda mahkemeler önünde Devlet ile karşı karşıya gelen vatandaşlar açısından mevcut ihtilafın uzun yargısal süreç yerine daha kısa sürede çözümlenmesi ve yasal zemine kavuşturulması imkânı tanınmak suretiyle, hukuk devleti olmanın gereği doğrultusunda işlem tesis edilmesi ve ayrıca, kesinleşmiş olmasına rağmen, henüz infazı gerçekleştirilmemiş mahkeme kararları yönünden de düzenleme yapılarak, bu Kanun ile getirilen imkânlardan Kanun kapsamına giren bu vatandaşların da yararlanması ve mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla;
- 2/A uygulamalarına karşı açılan itiraz davalarının bu kanuna göre yapılacak işlemleri durdurmaması, ilgili davalarda yürütmeyi durdurma ve tedbir kararı verilememesi, bu yerlerde hak iddia edenlerin açtıkları davalar lehlerine sonuçlanması halinde bu taşınmazların genel hükümlere göre kamulaştırılması, rayiç bedellere yapılan itirazların yapılan işlemleri durdurmaması, itiraz mahkemeye intikal etmişse kesinleşen hükme göre işlem yapılması, - Bu Kanuna göre yapılacak işler sonuçlanıncaya kadar 2/B alanları hakkında Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gereken davaların açılmaması, açılan davaların durdurulması, bu davalara konu taşınmazlar hakkında hak sahipleri ve ilgilileri bakımından belirtilen süreler içinde gerekli başvuruların yapılmaması ya da yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde davalara devam edilerek genel hükümlere göre karar verilmesi, - Bu Kanun kapsamında işlem yapılmak üzere yine Kanunda belirtilen süreler içinde İdareye başvurulmaması ya da yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkında işlem yapılamayan taşınmazlar ilişkin olarak açılmamış davaların açılması, durdurulan davalara devam edilmesi, kesinleşmiş yargı kararlarının uygulanması, bu Kanun kapsamında kalan 2/B alanları hakkında yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar hak düşürücü sürelerin işlememesi, - 2/B alanlarındaki taşınmazlardan hak sahiplerine doğrudan satılması veya ilgililerine bedelsiz olarak devredilmesi gerekenler hakkında, bu kişiler tarafından bu Kanunda belirtilen süreler içerisinde idareye başvurularak yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve hak sahibi oldukları taşınmazın satın veya devralınması halinde; satışa veya devre konu taşınmazlar hakkında bu kişiler tarafından Hazine aleyhine ya da Hazine tarafından bu kişiler aleyhine açılan ve durdurulan davalarda mahkemelerce verilecek kararlarda yargılama giderlerinin tarafların üzerlerine bırakılmasına karar verilmesi ve Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, verilmiş olan kararlardan henüz infaz edilmeyenlerle Hazine lehine hüküm altına alınan bu alacakların tahsil edilememesi, öngörülmüştür.
Madde ile;
- Orman Genel Müdürlüğünce; Devlet ormanları içinde ve bitişiğinde oturan köyler halkının geçim seviyesinin yükseltilmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve buna ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, - Bu Kanunun uygulamasından elde edilen gelirlerin yüzde doksanını geçmemek üzere Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen orana tekabül eden kısmının, ilgili yıl genel bütçesinin (B) işaretli cetvelinde özel gelir, kalan kısmının ise gelir olarak öngörülmesi ve gelir gerçekleşmesine bağlı olarak özel gelir veya gelir kaydedilmesi, - İlgili yıl genel bütçesinin (B) işaretli cetvelinde özel gelir olarak tahmin edilen bu tutarlar karşılığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesinde afet riski altındaki alanların dönüştürülmesinde kullanılmak üzere özel ödenek öngörülmesi, DİLEK 198(1-27) - Genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilecek tutarlar esas alınmak suretiyle, nakledilecek orman köylülerine ait taşınmazların kamulaştırılması, 6831 sayılı Kanunun 2/A maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkartılan yerlerin ıslah, imar ve ihyası, naklen iskân, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi, 2/A ve 2/B alanlarının en az iki katı verimsiz orman alanlarının ıslahı ve yeni orman alanlarının tesisi için kullanılmak üzere Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü bütçesine gerekli ödeneğin tefrik edilmesi, öngörülmüştür.
Ayrıca madde ile; bu Kanun hükümlerine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından proje alanı olarak belirlenen alanların değerlendirilmesinden elde edilen gelirlerin de genel bütçeye gelir, kaydedilerek, bu Bakanlığın bütçesine, proje alanlarında kullanılmak üzere, gerekli ödenek konulması ve bu Kanun hükümlerinin uygulanmasında yapılacak satış, tescil, devir, kayıt, terkin, düzeltme, ifraz, tevhit, cins değişikliği ve ipotek işlemleri ile bunlara bağlı ve tamamlayıcı nitelikteki işlemlerin hangi vergi, resim, harç ve ücretlerden muaf tutulacağının belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Kanun kapsamında yapılacak diğer işlemlere ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla madde ile;
- Bu Kanun kapsamında kalan alanların satışlarından elde edilen gelirler ile doğrudan hak sahiplerine satılacak taşınmazların üzerindeki yapılar hakkında 4706 sayılı Kanunun uygulanmayacak hükümlerinin belirlenmesi, - Bu kanun kapsamında kalan 2/B alanlarına ait tapu kaydında bulunan belirtmelerin kaldırılmasının bu taşınmazlar üzerindeki imar mevzuatına aykırı yapılar bakımından kazanılmış hak oluşturmaması, - Taşınmazların ifraz edilerek müstakil parsel olarak satılması mümkün olmayanların satış işlemlerinin belirlenmesi, Kanun kapsamında kalan taşınmazlardan hak sahiplerine satılmaması, ilgililerine devredilmemesi veya iade edilmemesi gerektiği halde sehven bu tasarruflara konu edilen yerlerin geri alınmasıyla ilgili düzenleme yapılması, - Hak sahiplerinden kaynaklanan veya koşulları bulunmaması sebebiyle Kanun kapsamında değerlendirilemeyen taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan 2/B, kullanıcı ve muhdesat belirtmelerinin terkin edilmesi ve bu taşınmazların Maliye Bakanlığınca genel hükümlere göre değerlendirmesi, bu yerlerden kamu hizmetlerinde kullanılanlar, kamu idarelerinin ihtiyaçları için gerekli olanlar ve özel kanunları gereğince ilgili idarelere tahsisi gerekenlerin ise yine aynı Bakanlık tarafından ilgili idareye tahsis edilmesi, - Bu Kanun hükümlerine göre hak sahiplerine doğrudan satılan, tapu kayıtları geçerli kabul edilerek devredilen ve iade edilen taşınmazların tapu kütüklerindeki 6831 sayılı Kanunun 2 nci ve 2/B maddesine tabi olduğu yönünde konulmuş belirtmelerin terkin edilmesi ve bu taşınmazlardan ecrimisil alınmaması, tahakkuk ettirilenlerin terkin edilmesi, başvuru tarihi itibariyle son beş yıl için tahsil edilen ecrimisil bedelinin satış bedelinden mahsup edilmesi, bu bedelden fazlasının ise iade edilmemesi, - Maki tefrik komisyonlarınca makilik alan olarak tespit edilmesine rağmen, orman kadastro komisyonlarınca orman sayılarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazların tapu kütüklerinde bulunan 2/B belirtmelerinin de Maliye Bakanlığının talebi üzerine tapu idarelerince kaldırılarak bu taşınmazların da bu Kanun hükümlerine göre değerlendirilmesi, - Bu Kanun kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin değerlendirme ve tasarruf işlemlerinin, özel kanunları gereğince ilgili idarelerden görüş alınmaksızın yapılması ve bu işlemler sırasında, 2/B alanlarında ve bitişiğindeki kadastro parsellerinde 3402 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesinde belirtilen hatanın tespit edilmesi halinde, yapılacak düzeltmenin belirlenmesi, DİLEK 198(1-27) - 2/B alanlarından imar planı kapsamında kalan ve kadastro veya güncelleme çalışması yapılmayan yerlerde 3402 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesine göre kadastro ve güncelleme çalışmaları yapılarak bu yerlerin de bu Kanun hükümlerine göre değerlendirilmesi, - 2/B tespiti ve sonrasında yapılacak olan 2/B kadastrosu ve güncelleme çalışmaları devam etmekte, 2/B parselleri orman parsellerinin içerisinde veya bitişiğinde bulunmakta, orman kadastro çalışmaları sonrasında, içerisinde 2/B parsellerinin de bulunduğu hatalı orman kadastro haritası tescil edilmiş olabildiğinden; hatalı 2/B parsellerinin düzeltme işlemi sadece 2/B parsellerini kapsayacak şekilde ve 3402 sayılı Kadastro Kanununa 5831 sayılı Kanunla eklenen ek 4 üncü madde kapsamında yapılabilmekte, ancak, bir bütün olarak tescil edilmiş olan 2/B parselleri ile orman parsellerinden oluşan orman kadastro haritasında sadece 2/B parsellerinin hatalarının düzeltilmesi eksiklik olarak değerlendirildiğinden; bu düzenleme ile oluşan eksikliğin giderilerek, 6831 sayılı Kanuna göre kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti halinde, maddede belirtilen şekilde oluşturulacak kadastro ekibince orman sınır nokta ve hatları orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle zemine aplike edilmek suretiyle tespit edilen uyumsuzluğun oluşturulan bu kadastro ekibince teknik mevzuata uygun hale getirilmesi, - 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun ek 10 uncu maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan alanlar ile bu alanlardan anılan Kanun hükümlerine göre değerlendirilemeyen alanların da 2/B alanı kabul edilerek, bu alanlar hakkında da bu Kanun hükümlerinin uygulanması, - Hak sahipliğine esas tarihin tespiti konusunda tereddüt olması halinde hak sahipliğinin, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce bildirilen bilgi ve belgelere göre, bunun mümkün olmaması halinde başvuru sahipleri tarafından ibraz edilen belgelere göre idarece belirlenmesi, - Kanunun yürürlük tarihinden sonra Kadastro Müdürlüklerince 2/B alanları hakkında bu düzenlenecek güncelleme listelerinde ve kadastro tutanaklarına göre hak sahiplerinin tespitinde tereddüt edilmemesi ve hak sahiplerinin açık ve net olarak tespit edilmesi amacıyla, bu güncelleme listeleri ve kadastro tutanaklarında; bu alanların fiili kullanım durumlarının, varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğunun, bu yerlerin ve üzerlerindeki muhdesatın 31/12/2011 tarihinden önce olmak üzere ne zamandan beri kim veya kimler tarafından kullanıldığının gösterilmesi ve bunların tescil edildikleri veya kesinleştikleri tarihten itibaren en geç bir ay içinde idareye yani illerde defterdarlıklara, ilçelerde malmüdürlüklerine gönderilmesi, öngörülmüştür.
Hazineye ait tarım arazilerinin paydaşlarına, kiracılarına ve kullanıcılarına satılması amacıyla hazırlanan 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun 19/3/1995 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş, ancak ilgililerince anılan Kanunla Hazine taşınmazlarının satın alınabilmesi için kendilerine tanınan başvuru süreleri içinde ilgililerinin düzenlemeden zamanında haberdar olamamaları nedeniyle idareye müracaat edilememiş ve Kanunun başvuru sürelerini düzenleyen maddeleri gerek Bakalar Kuruluna tanınan yetki çerçevesinde gerekse çeşitli Kanun değişiklikleriyle çeşitli defalar uzatılmıştır.
4070 sayılı Kanun kapsamında başvuru sürelerinde yapılan bu uzatmalar sonucunda da beklendiği kadar satış işlemi gerçekleştirilememiş ve daha önce yapılan başvurulara ilişkin işlemlerden bir kısmı da halen sonuçlandırılamamıştır.
Buna göre, 4070 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılarak, Hazine taşınmazlarının paydaşlarına, kiracılarına ve kullanıcılarına satış işlemlerinin de bu Kanun kapsamında değerlendirilmesi ve sadece bu işlemlere uygulanacak usul ve esasların ise ayrıca düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Belirtilen amaçlarla madde ile;
DİLEK 198(1-27) - Hazineye ait tarım arazilerinin; maddede belirtilen şartları taşıyan kiracıları veya kullanıcıları ya da paydaşlarının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde İdareye başvurmaları ve İdarece bu maddede belirtilen şekilde tespit edilen satış bedelini itiraz etmeksizin kabul etmeleri halinde bu maddeye göre hak sahibi sayılmaları, - Doğrudan hak sahiplerine satılacak Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedelinin rayiç bedelin yüzde yetmişi olarak tespit edilmesi, satış ve bedelin ödenmesine ilişkin olarak da bu Kanunun diğer ilgili maddelerinde yer alan düzenlemelerin uygulanması, - Uygulamada meydana gelebilecek hukuki ve idari ihtilafların önlenmesi ve telafisi imkansız zararların doğmasının engellenmesi amacıyla, Hazineye ait tarım arazilerinden bu madde kapsamında ilgililerine satışı yapılamayacak taşınmazların belirlenmesi, - Hazineye ait tarım arazilerinden mülga 766 sayılı Tapulama Kanununun 37 nci maddesi gereğince tapu kütüklerine şerh ve belirtme konulan ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46 ncı maddesine göre ilgililerince talep ve dava edilmemiş olanlar ile davaları devam edenlerden davasından vazgeçilenlerin de bu madde kapsamında şerh ve belirtme lehtarları veya bunların kanuni mirasçılarına doğrudan satışına, süresi içerisinde satın alınma talebinde bulunulmayan taşınmazların tapu kütüklerindeki şerh ve belirtmelerin İdarenin talebi üzerine tapu idarelerince kaldırılarak bu arazilerin de genel hükümlere göre değerlendirilmesi, - Bu madde kapsamında doğrudan hak sahiplerine satılacak Hazineye ait tarım arazilerinden tek parselde birden fazla hak sahibinin olması ve bu hak sahiplerine satılacak arazinin ifrazı halinde yüzölçümünün 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen bölünemez büyüklüğün altına düşmesi halinde; bu arazilerin, 5403 sayılı Kanunda belirtilen bölünemez büyüklüğün altına düşmemek kaydıyla, diğer hak sahiplerinin yazılı olarak muvafakat vermesi durumunda talep eden hak sahiplerine satılabilmesine imkan sağlanması, - Yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmeyenlerin doğrudan satın alma haklarının düşmesine, - Bu madde hükümlerine göre hak sahiplerine satılan taşınmazlardan ecrimisil alınmaması, tahakkuk ettirilen ecrimisillerin terkin edilmesi, başvuru tarihi itibariyle son beş yıl için tahsil edilen ecrimisil ve kira bedellerinin satış bedelinden mahsup edilmesi ve bu bedelden fazlasının iade edilmemesi, - Bu maddeye göre yapılacak satış işlemlerinin idarece, başvuru tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde sonuçlandırılması, öngörülmüştür.
Kanunun yürürlüğe girmesiyle yürürlükte olan diğer Kanunlardaki hükümler ile çelişen durumların ortadan kaldırılması ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla madde ile; 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması, diğer Kanunlarda 2924 ve 4070 sayılı Kanunlara yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış sayılması, belirtilen Kanunlar hükümlerine göre tamamlanamayan işlemlerin, bu Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması, özellikle satış işlemleri konusunda uygulamada yaşanabilecek hukuki ve idari ihtilafların önlenmesi amacıyla bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerinin uygulanması ve Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmeliklerle belirlenmesi öngörülmüştür.
Madde ile; 2012 yılında Kanunun uygulanması ile elde edilen gelirlerin bütçeye ne şekilde kaydedileceği ve kaydedilen gelirler karşılığı ödenek işlemlerinin nasıl yapılacağı düzenlenmektedir.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.
DİLEK 198(1-27) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin değerlendirilmesi hakkında kanun teklifimiz gerekçeleriyle birlikte ekte sunulmuştur.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Mehmet Şandır Mersin TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 2/71 Esas numaralı “Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi hakkında kanun teklifine” ben de katılıyorum.
Seyfettin Yılmaz Adana HAVALE EDİLDİĞİ KOMİSYONLAR (2/71) ESAS Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu TALİ Adalet Komisyonu Anayasa Komisyonu Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu İçişleri Komisyonu Plan ve Bütçe Komisyonu DİLEK 198(1-27) GENEL GEREKÇE 1961 Anayasasının 131'inci maddesi 15/10/1961 öncesi itibariyle insanlarca sahiplenerek tarım alanlarına, toplu konut alanlarına dönüştürülmüş orman alanlarının orman sınırları dışına çıkartılmasına imkân verirken, 1982 Anayasası'nın 169'uncu maddesi ormandan iki farklı çıkartmaya imkan vermiştir.
1982 Anayasası'nın 169'uncu maddesine göre 1961 Anayasası'nda olduğu gibi ancak tarih farkı ile 31/12/1981 tarihi öncesi itibariyle insanlarca sahiplenilerek tarım alanlarına, toplu konut alanlarına dönüşmüş orman alanlarının orman sınırları dışına çıkartılmasına imkân verirken ayrıca hiç sahibi, kullanıcısı bulunmayan ancak tarım alanlarına mutlak dönüştürülmesinde kesin yarar görülen yerlerin de orman sınırları dışına çıkartılmasına imkân verilmiştir.
1961 Anayasası ormandan çıkartılan yerlerin ne şekilde değerlendirileceği hakkında bir hüküm getirmemişken, 1982 Anayasası'nın 170'inci maddesi ormandan çıkartılan yerlerin nasıl değerlendirileceğini de göstermiştir.
Buna göre 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi ve ayrıca bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması ve ihya edilerek orman köylüsüne tahsisinin yasa ile yapılması gerektiğini öngörmüştür.
Anayasa'nın 170'inci maddesinde yer alan bu iki amacı gerçekleştirmek üzere yine maddenin verdiği yetkiyle bu uygulama kanunu hazırlanmıştır.
1982 Anayasası’nın 170'inci maddesini biraz daha gerçekçi değerlendirirsek göreceğiz ki sahiplenerek tarım alanlarına toplu konut alanlarına dönüştürüldüğü için Hazine lehine orman sınırları dışına çıkartılan yerler ile buna karşılık hiç sahipliliği bulunmayan ve halen de orman vasfını taşıyan yerler, mutlak tarıma açılması zorunlu olduğundan orman sınırları dışına çıkartılmış ise bu yerler öncelikle devletçe imar ve ihya edilip kullanılmaya, yerleşmeye uygun hale getirildiğinde bu yerlere sadece ve sadece orman içi köyler halkı yerleşebilecektir. Anayasamızın 170'inci maddesi de bu durumların kanunla düzenleneceğini emretmiştir.
Anayasanın 170'inci maddesinin öngördüğü uygulama kanunu olan 2924 sayılı Kanun'un büyük bölümü çeşitli sebeplerle yürürlükte değildir. Kalan hükümleri de uygulamaya yeterli değildir. Bu kanun teklifi Anayasanın 170'inci maddesinde yer alan amaçların gerçekleştirilmesini sağlayacak yeni uygulama kanunu olacaktır.
1961 Anayasasının 131'inci maddesine göre 15/10/1961 tarihi öncesi itibariyle, 1982 Anayasasının 169'uncu maddesine göre de 31/12/1981 tarihi itibariyle günümüze kadar toplam 500.000 HEKTARA yakın orman alanımız sahiplenilmiş olarak tarım alanına, toplu yerleşim alanına dönüşmüş olduğu için HAZİNE LEHİNE ORMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKARTILMIŞ durumdadır ve bu yerler çıkartılma tarihleri itibariyle 10-20-40 yıldır kullanıcıların elindedir.
Bu gün itibariyle Akdeniz-Ege-Marmara-Trakya Bölgelerinin orman kadastrosu ve ormandan çıkartma işlemlerinin tamama yakını sonuçlandırılmıştır. Bu yerlerde yeni bir ormandan çıkartma çalışması yapmak bugünkü hukuki prosedür içinde hukuken mümkün değildir.
DİLEK 198(1-27) Mersin-Antalya-Muğla-İzmir-İstanbul ve Bursa il sınırları içinde orman tanımından çıkarılan arazi alanı olarak 160.000 Hektar civarında olup bu yerler narenciye-muz-sera-zeytinlik-fundalık-toplu yerleşim yerleri olarak tarımsal-mesken rayiç değerleri çok yüksek olan yerlerdir. Bu yerlerin çok az miktarı orman köylüsünün elinde olup bu köylülerimizin mali durumlarının gerçek ormanlarda yaşayan fakir orman köylüsü ile de aynı olmadığı bir gerçektir.
Orman vasfını kaybediş tarihleri itibariyle 10-20-40 yıldır birilerinin elinde bulunan Devlete o günden bu yana bir kuruş ödemeyen, aksine bu kullanan kişilere harici senetlerle alınıp satılan, yeniden orman yapılması mümkün olmadığı için Anayasa gereği orman tanımından çıkarılan bu Hazine arazilerinin kullananların elinden alınıp bu yerleri orman içi köyler halkına tahsis edebilmekte mümkün olamayacağından bu konunun bu yerlerin rayiç değerler üzerinden değerlendirerek sağlanacak mali kaynağın orman köylüsünün kalkındırılmasına imkân verecektir.
Bu arazilerin değerlendirilmesinden elde edilecek mali kaynaklar Hazinenin özel hesabına toplanacak ve bu kaynaklarla;
a) Yerinde kalkındırılması mümkün olan orman köylümüze yeterli krediler sağlanarak yerinde kalkındırılmaları sağlanacaktır.
b) Yerinde kalkındırılmaları mümkün görülmeyen orman içi köyler halkımız istekleri halinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/A maddeleri kapsamında orman tanımından çıkarılan bu yerlere naklen yerleştirilmelerini sağlayacaktır.
c) Nakledilecek orman içi köyler halkına ait arazi ve evlerinin bedelleri ödenecek ve yerleri ağaçlandırılacaktır.
d) Yeni orman alanlarının yetiştirilmesi sağlanacaktır.
Orman tanımından çıkartılmış Hazine arazileri rayiç değer üzerinden değerlendirilirken arazilerin bulundukları yer itibariyle tarımsal arazi değerleri mesken değerleri dikkate alınacağından dağlık arazilerde yaşayan orman içi köyler halkımız mağdur olmayacağı düşünülmüştür.
Ormandan çıkan yerlerin rayiç değerler içinde değerlendirilmesini ormanlarımızın yağmalanmasına sebep olacağı ileri sürülmektedir. Kulağımıza hoş gelen bu ses gerçeği anlatmamaktadır. Ormanlarımız etkin biçimde korunamadığı için klasik sözcükle 2B alanları oluşmakta sonra da bu yerlerin çözümü Anayasa içinde aranmaktadır. Kesin çözüm yeni 2B alanlarının oluşumunu önleyecek ormanları koruma tedbirlerinin acilen uygulamaya konmasıdır. Bu yapılabildiğinde zaten ormandan çıkartılacak yer olmayacaktır. Devlet ormanlarına izinsiz yapılmak istenen bina tesis derhal yıkılabilse, ormandan açılan sahaya dikilen fidan, ağaç, mahsuller derhal sökülse ve bu yerler derhal orman alanı olarak ağaçlandırılsa, bu yerlere elektrik-yol-su gibi kamu hizmeti yasaklansa kimse orman tahribine ve orman alanlarına yerleşmeye kalkmaz. Orman sınırlandırılması ve ormandan çıkartma işlemlerinin tamamlandığı yerlerde bir daha orman sınırlandırması ve ormandan çıkarma yasağını kanuna koysak şikâyetçi olduğumuz yeni 2B'ler oluşmaz.
Bu Kanun Anayasa hükmü içinde Hazine lehine orman sınırları dışına çıkartılmış orman tanımı ile alakası kalmamış onlarca yıldır işgalde kişiler elinde kalan devlete ait taşınmazların orman köylüsü lehine kullanılmak üzere rayiç değerlerinin devlete kazandırılması yolunda bir tasfiye kanunudur.
DİLEK 198(1-27) MADDE GEREKÇELERİ