Tasarı/teklif madde 1
yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadıKatılımcıların bireysel emeklilik hesaplarına ödenecek Devlet katkısı sebebiyle bir vergi yükümlülüğü doğmaması amacıyla düzenleme yapılması öngörülmektedir.
Kaynak: TBMM 24. Dönem S. Sayısı 271 (Esas No: 1/612) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
Bu Kanun Tasarısı ile, İstanbul’u uluslararası bir finans merkezi haline getirme, yurtiçi tasarrufları artırma ve finansman araçlarını çeşitlendirme hedefleri doğrultusunda bireysel emeklilik ve sigortacılık sistemine ilişkin değişikliklere gidilmekte; Hazine Müsteşarlığı tarafından kira sertifikaları ihracına imkân sağlanmakta ve ülkemizde bireysel katılım sermayesi sistemi oluşturulmasına ilişkin esaslar düzenlenmektedir. Tasarı ile bu alanlardaki düzenlemelere paralel olarak, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Hazine Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, Tarım Sigortaları Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu, Sigortacılık Kanunu ile Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılması öngörülmüştür.
Ülkemizde, bireysel emeklilik sistemindeki katılımcılara halihazırda sağlanan en temel teşvik, ödenen katkı paylarının gelir vergisi matrahından indirim konusu yapılabilmesidir. Ancak, başta sistemde önemli oranda vergi mükellefi olmayan katılımcıların bulunması ve matrahtan indirim sürecine ilişkin olarak ortaya çıkan operasyonel sorunlar olmak üzere çeşitli problemlerden dolayı söz konusu teşvik etkin bir biçimde çalışmamaktadır. Bu kapsamda, ilgili vergi kanunları ile Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda yapılan değişikliklerle, mevcut sistemin yerine sistemdeki katılımcıların doğrudan devlet katkısı yöntemi ile daha etkin şekilde teşvik edilmesi hedeflenmektedir. Buna ilave olarak, vergi kanunlarında yapılması öngörülen bazı değişiklikler ile tasarrufların gelişiminde önemli unsurlar olan hayat ve sağlık sigortacılığının da daha etkin biçimde teşviki amaçlanmaktadır.
Gökhan Sigortacılık Kanununda yapılan değişiklikler ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğinin, emeklilik şirketlerini de bünyesine alacak biçimde yeniden yapılandırılması; destek hizmetlerinin tanımlanarak Kanun kapsamına alınması; Güvence Hesabının görev ve fonksiyonlarının yeniden düzenlenmesi; şirketlerin mali bünyelerini güçlendirici yeni düzenlemeler getirilmesi; Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin yapısının güçlendirilmesi; yurtiçinden veya uluslararası piyasalardan sigorta ve reasürans teminatı bulunamayan risklerin teminat altına alınabilmesi ile sigortacılıkta tahkim sisteminin işlerliğinin artırılabilmesi amacıyla yeni düzenlemelere gidilmiştir.
Tarım Sigortaları Kanununda yapılan değişiklikler ile, Tarım Sigortaları Havuzunun kurumsal kimliğinin açıklığa kavuşturulması amacıyla Havuzun tüzel kişiliği haiz olduğu belirtilmiş; tarım sigortacılığı uygulamasında özellik arz eden durumlarda ekspertiz faaliyetlerinin konusuna göre hangi kişiler tarafından yapılabileceği ayrıntılı biçimde düzenlenmiş ve Tarım Sigortaları Havuzunun sigorta şirketleri ile müştereken de teminat verebilmesine imkan tanınması hedeflenmiştir.
Ülkemizin ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi, alternatif finansman kaynaklarına ve ürünlerine imkân tanınması ve bu suretle mali istikrara katkıda bulunması amacıyla Hazine Müsteşarlığı tarafından kira sertifikası ihracına yönelik olarak Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda düzenlemeye gidilmiştir.
Bireysel katılım yatırımcıları kişisel varlıklarının yanı sıra tecrübe ve birikimlerini başlangıç veya büyüme aşamasındaki girişimlere aktaran kişileri ifade etmektedir. Uluslararası literatürde İş Melekleri olarak tanımlanan Bireysel Katılım Yatırımcıları erken aşama, teknoloji odaklı işletmelerin en önemli finansman kaynakları arasında yer almaktadır. Bu kavramın ilk ortaya çıktığı ülke olan ABD’de yıllık ortalama 20 milyar ABD Doları tutarında bireysel katılım yatırımı gerçekleşmektedir. Ülkemizde ise bireysel katılım sermayesi henüz yeni oluşma aşamasındadır. Tasarı ile erken aşama ve teknoloji odaklı işletmeleri desteklemek amacıyla İngiltere ve Singapur gibi ülkelerde uygulanan destek sisteminin bir benzerinin ülkemizde de uygulanması hedeflenmektedir. Sağlanan destekler öncelikle erken aşama yatırımları yapılabilir hale getirmeyi, ancak bunu yaparken bireysel katılım yatırımcılarına belirli kriterler getirerek sektörün sağlıklı büyümesini ve kurumsallaşmış etik kuralları olan sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını amaçlamaktadır. Bireysel katılım sermayesi sisteminin gelişmesi ile beraber, finansal ekosistemin ilk halkası devreye girecek ve finansmana erişimde sıkıntı yaşayan girişimciler için yeni bir finansal araç ortaya çıkacaktır.
Gökhan
Katılımcıların bireysel emeklilik hesaplarına ödenecek Devlet katkısı sebebiyle bir vergi yükümlülüğü doğmaması amacıyla düzenleme yapılması öngörülmektedir.
4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda yapılan Devlet katkısı sistemi düzenlemesi sonrasında sistemden ayrılmalar esnasında yapılacak vergilendirmenin daha basit ve anlaşılır olmasını teminen, sistemden emeklilik, vefat ve maluliyet gibi zorunlu nedenlerle ayrılmalar esnasında uygulanacak vergi oranı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi kapsamında Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceğinden, mevcut madde kapsamındaki bireysel emeklilik ile ilgili vergi muafiyetinin kaldırılmasına yönelik düzenleme yapılması hedeflenmektedir.
Gönüllü katılıma dayalı özel emeklilik sistemlerinin gelişiminde işyeri bazlı emeklilik planları aracılığı ile işverenlerin çalışanları adına katkı payı ödemesi hem sistemin büyümesi hem de çalışanların katkıda bulunmalarının teşvik edilmesi bakımından önem arz etmektedir. Hali hazırda bireysel emeklilik sisteminde işveren katkılarının toplam katkı payı üretimindeki payı yaklaşık %4 düzeyindedir. Bu kapsamda, işyeri bazlı emeklilik planlarının kurulmasını teşvik etmek amacıyla işverenlerin çalışanları adına ödeyecekleri katkı paylarından ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapabilecekleri katkı payı oranının çalışanın brüt ücretinin %10’undan %15’ine çıkartılması amaçlanmaktadır. Öte yandan, gerek işverenler tarafından çalışanları adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları gerekse sigortalılar tarafından ödenen şahıs sigorta primlerinden indirim konusu yapılabilecek toplam tutar çalışanın brüt ücretinin %15’i ile sınırlandırılmaktadır.
Bireysel emeklilik sisteminin teşvikinde doğrudan devlet katkısı yöntemine geçildiğinden, bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının ücretin safi değeri hesaplanırken indirim konusu yapılması uygulamasının kaldırılması hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra, şahıs sigortalarına ödenen primlerden indirim konusu yapılabilecek tutarın, 3 üncü maddede belirtilen toplam limit saklı kalmak kaydıyla, %5’ten %15’e çıkartılması öngörülmektedir.
Madde ile, bireysel emeklilik sistemi ve tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerde yalnızca getiriler üzerinden vergilendirme yapılması amaçlanmaktadır.
Madde ile, 193 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin, aynı Kanunun 75 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle uyumlu hale getirilmesi hedeflenmektedir.
193 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde, ücretliler tarafından ödenen katkı paylarının ücretin safi değeri hesaplanırken indirim konusu yapılması uygulamasının kaldırılmasına paralel olarak serbest meslek erbabı kimseler tarafından ödenen katkı paylarının yıllık beyannamede indirim konusu yapılması uygulamasının da kaldırılması öngörülmektedir.
Madde ile, bireysel emeklilik sisteminden ayrılanlara yapılacak ödemeler üzerinden yapılacak vergi tevkifatının, 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin (15) ve (16) numaralı bentlerinde yapılması planlanan düzenlemeler ile uyumlu hale getirilmesi hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra, söz konusu düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden önce ödemiş oldukları katkı paylarını gelir vergisi matrahından indirim konusu yapmış olan kişilere yapılacak ödemelerde uygulanacak stopaj oranı ile ilgili olarak Bakanlar Kuruluna yetki tanınması öngörülmektedir.
Gökhan
Madde ile, bireysel katılım yatırımcılarının Hazine Müsteşarlığı ve Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar dâhilinde şirketlere koydukları sermaye miktarının %75’ini gelir vergisi matrahından gider olarak indirebilmelerine imkân sağlanmaktadır. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından belirlenen programlar kapsamında son beş yıl içinde projesi desteklenmiş kurumlara iştirak sağlayan bireysel katılım yatırımcıları için bu oran Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından düzenlenmiş proje sözleşmesi ve destek karar yazısının tevsiki durumunda %100 olarak düzenlenmiştir.
İkinci fıkradaki düzenleme ile öncelikle erken aşama işletmelerin desteklenmesi, ayrıca vergi tabanında meydana gelecek aşınmaya sınır getirilmesi amaçlanmıştır.
Üçüncü fıkradaki düzenleme ile birinci fıkrada getirilen iki tam yıl zaman şartına uyulmaması durumunda yatırımcıların tabi olacakları cezai müeyyide ortaya konulmaktadır. Böylece işletmeye konulan sermayenin en az iki yıl kalması temin edilerek finansal açıdan katkıda bulunması amaçlanmaktadır.
Dördüncü fıkra ile, bireysel katılım yatırımcılarının bu vergi desteklerinden yararlanabilmeleri için Hazine Müsteşarlığınca belirlenen koşulları yerine getirmeleri ve bireysel katılım yatırımcısı lisansı almış olmaları şartı aranmaktadır. Lisans verilmesindeki amaç, verilecek vergi desteklerinin amacına ulaşması için işin gereklerini yerine getirecek niteliğe sahip kişilerin bu düzenleme kapsamına alınması ve takibinin yapılabilmesine imkân sağlanmasıdır. Bu düzenleme ile aranan niteliklere sahip olmayan veya ileride lisansın iptalini gerektirecek fiillerde bulunan bireysel katılım yatırımcılarının vergi avantajlarından yararlanmasının önüne geçilecektir.
Beşinci ve altıncı fıkralarla bireysel katılım yatırımcılarına sunulan vergi desteklerinin amacı dışında kullanılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır.
Yedinci fıkrayla bu vergi desteğinden faydalanmak için başvuru ve uygulama süreçleri için gerekli tüm usul ve esasların Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirleneceği belirtilmektedir.
Sekizinci fıkra ile ileride ortaya çıkacak ihtiyaçlara göre destek oranlarını arttırma, azaltma ve uygulama süresini bir defaya mahsus uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınmaktadır.
İhtilafların daha hızlı çözümünü yaygınlaştırmak amacıyla, Sigorta Tahkim Komisyonunun uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin olarak verdiği hizmetlerin münhasıran katma değer vergisinden istisna edilmesi öngörülmektedir.
Üyelerine veya çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf, sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu veya sair ticaret şirketinin emekliliğe yönelik taahhütleri kapsamında bireysel emeklilik sistemine aktarım amacıyla yapacakları taşınmaz veya iştirak hissesi satışının Katma Değer Vergisinden istisna tutulması düzenlenmektedir.
Bireysel katılım sermayesi (BKS) tüm dünyada erken aşama işletmelerin finansal ihtiyaçlarını karşılamada yaygın olarak kullanılan finansal bir araçtır. Ülkemizde de son yıllarda bireysel katılım yatırımcıları tarafından iş meleği adıyla yerel düzeyde faaliyette bulunan yatırımcı ağları kurulmaya başlanmış, ancak bu alanda bugüne kadar bir kamu politikası oluşturulmadığından sektör gerekli atılımı yapamamıştır. Yapılan düzenlemelerle, öncelikle bireysel katılım yatırımlarının cazip hale getirilmesi, ayrıca dünya uygulamaları dikkate alınarak kurumsallaşmanın tesis edilmesi ve bireysel katılım sermayesi piyasasında iş etiğinin hâkim kılınması amaçlanmaktadır. Böylece, BKS girişimciler için güvenilir bir finansal araç haline getirilecektir.
Gökhan Nihai amaç ise, girişimci dostu bir finansal ekosistem oluşturulması için gerekli adımların atılmasıdır.
Finansal sistemin gelişmiş olduğu ülkelerde, işletmelere tüm gelişim aşamaları için farklı finansal enstrümanlar sunulmaktadır. Bununla kastedilen, fikir aşamasından itibaren tüm girişimcilerin bir şekilde finansmana erişiminin mümkün olduğu bir finansal yapının hayata geçirilmesidir. Diğer bir ifadeyle, yatırım riskinin yüksekliğine bağlı olarak bireysel katılım yatırımcılarından başlamak üzere girişim sermayesi fonları ve bankalara kadar uzanan farklı finansal yapıların girişimcilere sunulabildiği bir finansal sistemde erken aşama girişimlerin de finansman ihtiyacını karşılayabilecek finansal yapıların hayata geçirilmesidir.
Madde ile, BKS alanında faaliyette bulunacak gerçek kişilerin, yani Bireysel Katılım Yatırımcılarının (BKY) finansmana erişim noktasında sıkıntı yaşayan erken aşama şirketlere yatırım yapmalarının Devlet tarafından desteklenmesi ve düzenlenmesine ilişkin genel çerçeve çizilmiştir. Yapılan desteklerin uygun şekilde kullanılmasının sağlanması amacıyla denetim konuları da bu madde kapsamına alınmıştır.
Bu alanda şimdiye kadar herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığından, gerekli düzenlemeleri yapma, verilen desteklerin şartlarını belirleme ve kurumsal bir piyasanın oluşmasını sağlama görevi Hazine Müsteşarlığına verilmektedir.
Devlet tarafından sağlanacak desteklerden faydalanılabilmesi için Hazine Müsteşarlığından lisans alınması şartı bu düzenlemeyle getirilmektedir. Hazine Müsteşarlığı bu kapsamda Devlet desteklerinden faydalanacak bireysel katılım yatırımcılarına lisans verecek ve lisans koşullarının ihlali durumunda bu lisansları iptal edebilecektir.
Hazine Müsteşarlığının BKS piyasasındaki düzenleyici ve denetleyici fonksiyonunu yerine getirirken BKY’ler tarafından oluşturulacak yerel ağlardan da faydalanılması öngörülmektedir. Bu çerçevede, Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen şartları taşıyan ağlarla işbirliği yapılacaktır.
Finansmana erişimde sıkıntı yaşayan girişimcilerin özellikle de küçük ölçekli girişimlerin desteklenmesini teşvik etmek amacıyla girişim başına yapılan yatırım tutarlarının belirlenmesi yetkisi Hazine Müsteşarlığına verilmektedir. Aynı zamanda desteklenecek sektörlerin sınırlarını da Hazine Müsteşarlığı belirleyecektir. Yine bu kapsamda, gerek vergi desteklerinin uygulamasında, gerekse şirket envanterinin kalitesinin arttırılması açısından BKY’lerin yatırım yapacağı şirketler için anonim şirket olması şartı getirilmiştir.
Emeklilik sözleşmesinin tanımı yeniden yapılmakta ve sözleşmenin bireysel ve grup emeklilik sözleşmesi şeklinde akdedilebileceği düzenlenmektedir.
Halihazırda, yatırım araçlarının değişik valör süreleri ve işlemin tamamlanması için gerekli evrak ve bilgi alış verişi süreçlerinden ötürü, bu madde kapsamındaki bazı katılımcı taleplerinin yerine getirilmesinde gecikmeler yaşanmakta ve emekli şirketleri kendi kusurları bulunmasa dahi bazı yaptırımlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Bu tür sorunların aşılmasını teminen, bu maddede, aktarım talebini şirketin yerine getirmesi için 4632 sayılı Kanunda yer alan yedi işgünlük sürenin, on işgününe çıkarılması hedeflenmektedir. Öte yandan, halihazırdaki düzenleme, katılımcının talep ettiği şekilde birikimlerini fonlar arasında paylaştırma, başka bir şirkete aktarım ve yatırıma yönlendirme yükümlülüklerini belirlenen süreler içinde gereği gibi yerine getirmeyen şirketin, aktarımlarda katılımcının dahil olduğu; yatırıma yönlendirmede ise dahil olacağı fonun ilgili döneme ait pozitif getirisinin iki katı tutarındaki gecikme cezasını katılımcının hesabına ilave etmesini hükme bağlamaktadır. Söz konusu düzenleme ile, fonun ilgili döneme ait pozitif getirisine atıf yapıldığı için pozitif getirinin olmadığı, diğer bir deyişle getirinin sıfır veya negatif olduğu durumlarda, katılımcının mağduriyetinin giderilmesi mümkün olamamaktadır. Bu sebeple, maddede yapılan değişiklik ile, Gökhan gecikmeden dolayı varsa katılımcının hesabında oluşan zararın giderilerek adil bir çözüme ulaşılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, bireysel emeklilik sistemine kurumsal bazlı katılımların teşviki amacıyla, grup emeklilik sözleşmesinde işverenin ödediği katkılar ve bunların getirilerine katılımcının hak kazanma süresinin, katılımcının grup emeklilik sözleşmesine giriş tarihinden itibaren yedi yılı aşamayacağı hususunun düzenlenmesi öngörülmektedir. Bunların yanında, maddede ifadesel bazı düzeltmeler yapılmıştır.
Madde ile, emeklilik döneminde katılımcıya sunulabilecek seçenekler arasında, programlı geri ödeme seçeneğinin de bulunduğu vurgulanmaktadır. Bunun yanında, işlem süreleri ve işlemlerin gecikmesi halinde uygulanacak cezalara ilişkin hükümlerin, yapılan değişikliklere paralel hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, Müsteşarlığa, 5 inci ve 6 ncı maddelerde belirtilen işlem sürelerini, uygulamada bazı fonların alış ve satış işlemlerinin, fiyatlama sıklığı ve benzeri nedenlerle daha uzun bir sürede gerçekleştirilebiliyor olması nedeniyle altı aya kadar uzatma yetkisinin tanınması öngörülmektedir.
Bu düzenleme ile, özellikle alternatif yatırım araçlarından sistemde yararlanılabilmesinin önünün açılması hedeflenmektedir.
Madde ile, emeklilik şirketlerinin kurucularının, ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının ve imza yetkisini haiz diğer çalışanların, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesinde düzenlenen “terörün finansmanı” suçundan hüküm giymemiş olma şartının uygunluk kriterleri arasına ilave edilmesi öngörülmektedir.
Madde ile, emeklilik şirketleri ve bireysel emeklilik aracılarının sorumlulukları daha açık bir şekilde ortaya konulmakta ve böylece yanlış yönlendirme ve yanlış satışların asgariye indirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, bireysel emeklilik aracılarına ilişkin sicil kaydının Müsteşarlıkça görevlendirilen emeklilik gözetim merkezi tarafından tutulması ve bu maddeye aykırı hareket ettiği belirlenen bireysel emeklilik aracısının işlenen fiilin ağırlığına göre satış yetkisinin geçici olarak durdurulması veya lisansının iptali öngörülmektedir.
Madde ile, 4632 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde değişiklik yapılarak hisse devri, yönetim ve denetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren veya intifa hakkı tanınan hisse senetlerinin devri, şirketin tüm aktif ve pasiflerini diğer bir emeklilik şirketine devretmesi ya da bir veya birkaç emeklilik şirketi ile birleşmesi ile şirket sermayesinin belirlenen durumlarda el değiştirmesi hallerinde izin yetkisinin, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda sigorta şirketleri için yapılan düzenlemeye paralel şekilde Müsteşarlığa devredilmesi öngörülmektedir.
Madde ile, 4632 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde değişiklik yapılarak şirketin katılımcıların hak ve menfaatlerini tehlikeye sokabilecek uygulamalar yaptığının tespiti halinde Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanın şirketin iş süreçlerinin, teknik altyapısının ve uygulamalarının iyileştirilmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınmasını şirketin yönetim kurulundan talep edebilmesi hususunun düzenlenmesi amaçlanmaktadır. Böylelikle, mali bünyeye ilişkin zaafiyetlere ek olarak, şirket nezdindeki birtakım operasyonel sorunların katılımcıların hak ve menfaatlerini tehlikeye sokması halinde Bakan, şirketten birtakım tedbirler alınmasını talep edebilecektir. Bu şekilde, katılımcıların korunması yönünde alınabilecek tedbirlere daha fazla açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır.
Madde ile, 4632 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde değişiklik yapılarak fon içtüzüğünün notere onaylattırılması zorunluluğu kaldırılmakta ve bu yolla emeklilik şirketlerine yansıyan maliyetlerin azaltılması amaçlanmaktadır.
Madde ile, Kurul tarafından Müsteşarlığın uygun görüşü alınmak kaydıyla fon net varlık değerinin yüzbinde beşini aşmamak üzere kayda alma ücreti alınması ve kayda alma ücretinin, Kurul tarafından üçer aylık dönemlerin son iş gününde tahsil edilmesi öngörülmekte ve uygulamanın halihazırda menkul kıymet yatırım fonlarıyla paralel hale getirilmesi hedeflenmektedir.
Gökhan
Madde ile, 4632 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde değişiklik yapılarak tasarruflarını doğrudan kıymetli madenlerde veya diğer çeşitli alternatif yatırım araçlarında değerlendirmek isteyen kişilerin emeklilik yatırım fonları kapsamında bu tür yatırımlar yapabilmesine olanak sağlanması öngörülmekte ve Kurulun fon payı alımı satımının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından günlük alım satım kurları ilan edilen yabancı paralar üzerinden yapılmasına izin vermesi hususu düzenlenmektedir. Bu kapsamda, halihazırda yabancı paraya endeksli olduğu halde Türk Lirası cinsinden gerçekleşen işlemlerden dolayı oluşan operasyonel zorlukların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madde ile, emeklilik şirketinin, fonların ve portföy yöneticileri ile saklayıcıların bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri, Müsteşarlık ve Kurul denetimine tabi olmakla birlikte söz konusu denetimin, en az yılda bir kez yapılmasına ilişkin düzenlemenin yürürlükten kaldırılması öngörülmektedir. Bu çerçevede, konuyla ilgili olarak risk bazlı denetim esası benimsenmektedir.
Madde ile, 4632 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde değişiklik yapılarak emeklilik şirketlerinin mali tablolarının denetlenmesine ilişkin sıklık konusundaki zorunluluğun kaldırılması, maddenin 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde faaliyet gösteren Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumuna tanınan yetkiler ile uyumlu olarak değiştirilmesi ve fonların hesap ve işlemlerinin üçer aylık dönemler yerine yılda en az bir defa bağımsız dış denetime tabi olması hususunun düzenlenmesi öngörülmektedir.
Madde ile, 4632 sayılı Kanunun idari para cezalarını düzenleyen 22 nci maddesinin, 4632 sayılı Kanununun 5 inci ve 11 inci maddelerinde yapılan değişikliklere uyumlu hâle getirilmesi amaçlanmaktadır.
Bireysel emeklilik sisteminin başladığı dönemde, katılımcıların sisteme katılımını teşvik etmek amacıyla, ödenen katkı paylarının vergi matrahından indirilebildiği, yatırım aşamasında vergilendirme yapılmadığı ve sistemden ayrılma esnasında ödenen toplam birikim tutarının stopaja tabi tutulduğu vergisel düzenlemeler yapılmıştır. Bununla birlikte, katkı payı ödemesi aşamasında sağlanan teşviklerin kullanım oranının ve kamu tarafından sağlanan teşvikin değerinin katılımcılar tarafından farkındalığının düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda, madde ile, yukarıda belirtilen teşvik sistemi yerine, son yıllarda birçok ülke tarafından uygulanmaya başlanan ve katılımcılar tarafından yapılacak katkı paylarına karşılık belli oranda Devlet katkısı sağlamayı öngören bir düzenlemeye geçilmesi amaçlanmaktadır.
Üyelerine veya çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf, sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu veya sair ticaret şirketindeki emekliliğe yönelik taahhütlerin bireysel emeklilik sistemine aktarım süresi 31/12/2015 tarihine kadar uzatılmaktadır. Bunun yanı sıra, aktarım sırasında doğabilecek vergi yükümlülüklerine ilişkin olarak önceki uygulamalarda yaşanan sorunların giderilmesini teminen, uygulamayı çok daha açık ve net biçimde ortaya koyan düzenlemelerin yapılması hedeflenmektedir.
Hali hazırda 3996 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen yatırım ve hizmetler için uygulanan kredi üstlenim imkânının, 3359 sayılı Kanun ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre gerçekleştirilen yatırım ve hizmetlere de uygulanabilmesi sağlanmaktadır.
Madde ile, ülkemizin kalkınma hedefleri ve makro ekonomik dengeler dikkate alınarak, kamu hizmetinin aksatılmaması kaydıyla, kamu finansman araçlarını çeşitlendirmek ve kamu varlıklarını verimli bir biçimde değerlendirmek üzere, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınır ve taşınmazlar ile kullanma, yararlanma, işletme ve sair haklar gibi maddi olmayan varlıkları kullanmak suretiyle yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda kira sertifikası ihracına imkân sağlanması amaçlanmaktadır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu finansmanın kaynaklarının çeşitlendirilmesi, alternatif finansman kaynaklarına ve ürünlerine imkân tanınması aynı zamanda mali istikrara katkıda bulunacaktır.
Gökhan Maddenin birinci fıkrasında, madde kapsamının belirlenmesinde 4749 sayılı Kanunun kapsamı esas alınmıştır. Ancak, sermaye piyasası mevzuatı uyarınca halka açık statüsünde olan şirketler kapsam dışında bırakılmıştır. Bu çerçevede, finansal değeri bulunabilecek işletme, kullanma ve yararlanma hakları da kapsama dâhil edilmiştir. Madde kapsamındaki kira sertifikası ihraç süreci kamu varlıklarının, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın belirleyeceği esaslar çerçevesinde finansman amaçlı çeşitli işlemlere tabi kılınmasını gerektirmektedir. Bu işlemler benzer nitelikli diğer hukuki işlemlerden amaç ve sonuçları itibarıyla farklılık arz etmektedirler. Nitekim bu işlemler, varlıkların ekonomik anlamda ifade ettikleri değere istinaden finansman işlemine kaynak teşkil etmek ve geri alınmak üzere tesis edilmektedirler. Bu itibarla söz konusu işlemlerin anılan kamu varlıklarına veya bu varlıkların ilgili olduğu kamu hizmetine herhangi bir olumsuz etkisi bulunmamaktadır. Maddede yer alan işlemlerin finansman amaçlı düzenlendiği ve uygulamada hızlı hareket edilmesi ihtiyacı dikkate alınarak anılan işlemlerin ilgili mevzuattaki şekil kurallarına tabi olmayacağı hükme bağlanmıştır. Madde kapsamındaki kira sertifikası ihracı sürecinin bir gereği olarak yapılması gereken alım, satım, geri alım, kiraya verme, geri kiralama, bedelli veya bedelsiz devir ve benzeri işlemleri tesis etmek üzere varlık kiralama şirketlerinin kurulmasına veya bu amaçla kamu sermayeli kurumların görevlendirilmesine imkân tanınmıştır. Bu çerçevede madde kapsamındaki işlemlerin resmi şekil veya tapu sicili değişikliği gerekmeden tesis edilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu ihraçların dayandığı varlıkların ihraç koşullarına aykırı olarak herhangi bir hukuki işleme konu edilmesi, özellikle üçüncü kişilerin ihraç konusu varlıklar üzerinde iyiniyetli iktisapları, ihraç sürecini olumsuz etkileyeceğinden bu hususların önlenmesini teminen maddeye hüküm eklenmiştir. Diğer taraftan, kira sertifikasına konu olan varlıkların ilgili kurum ve kuruluşlarca kullanılmaya devam edilecek olması nedeniyle bu varlıklara ilişkin bakım, onarım, işletme, inşaat ve benzeri iş ve işlemlerin ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılması ve buna ilişkin harcamaların kendi bütçelerinden karşılanması hükme bağlanmıştır. Son olarak, varlık kiralama şirketi tarafından çıkarılacak senetlerin ihraç, sermaye piyasası mevzuatı uygulamasında ve Kamu İhale Kanunu kapsamında teminat kabul edilebilirliğinde Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen menkul kıymetlerin tabi olduğu mevzuat hükümlerine uygulama kolaylığı sağlanması amacıyla atıf yapılmıştır.
Örneğin, 1211 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde Devlet iç borçlanma senetlerinin mali servisini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının yapacağı, Sermaye Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinde ise genel bütçeli kurumların ihraçlarının Sermaye Piyasası Kuruluna kaydettirilmesinin zorunlu olmadığı hükümleri yer almaktadır. Bu kapsamda varlık kiralama şirketlerinin de ihraç ve itfa edecekleri kira sertifikalarının da söz konusu ve benzeri imkânlardan faydalanması sağlanmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasıyla, madde kapsamındaki işlemler ile Devlet iç borcu, Devlet dış borcu ve nakit yönetimi kapsamında yapılan her türlü iş ve işlemlere, mahiyetleri dikkate alınarak Kamu İhale Kanunu ve Devlet İhale Kanunundan muafiyet sağlanmıştır.
Madde ile, kira sertifikası ihracından elde edilen tutarlar ile geri ödemelerin işlemin mahiyeti gereği bütçenin gelir ve gider kalemleri ile ilişkilendirilmeksizin özel hesaplarda ve dolayısıyla finansman kalemi olarak izlenmesi düzenlenmiş ve bu hususta Bakan yetkili kılınmıştır.
Madde ile, bir kamu sigorta havuzu olan Tarım Sigortaları Havuzunun tüzel kişiliği haiz olduğu hususu ifade edilmektedir.
Devlet destekli tarım sigortaları uygulamasında, ekspertiz faaliyetlerinde görev alabilecek kişiler 5363 sayılı Kanunda sayılmıştır. Ancak bu sayılan unvanlar uygulamada yetersiz kaldığından yeni unvanların ilave edilmesi gereği hasıl olmuştur. Bu çerçevede, maddeye özellikle su ürünleri ile ilgili mühendislikler ilave edilmiştir.
Gökhan İşletici şirketin, Havuzun kaynaklarını kendisi için kullanması mümkün olmadığından, uygulamada hatalı yorumların önlenmesini teminen, 5363 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
Madde ile, daha önce üstlendikleri riskin tamamını havuza devretmek zorunda olan sigorta şirketlerine, riskin bir kısmını üstlerinde tutma imkânı sağlanmaktadır.
Madde ile, reasürans ile ilgili konularda yetki, olması gerektiği şekilde Havuza verilmektedir.
Madde ile bankalara tanınmış olan imkânın finansal sektörün önemli bir parçası olan sigorta ve emeklilik şirketlerine de tanınması öngörülmüştür.
Emeklilik şirketlerinin Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine üyeliğine imkân verecek şekilde düzenleme yapıldığından madde ile, Birliğin adı buna uygun olarak değiştirilmektedir.
Uygulamada şirketler sigortacılık faaliyetlerinin yürütülmesinde, değişik alanlarda dışarıdan hizmet alımı yoluna gitmektedir. Bu noktada sigortacılık sektöründeki denetimin bir parçası olarak, şirketlerin söz konusu hizmet alımında aranılacak şartların düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmış, konuyu düzenleme yetkisi alındığından destek hizmeti kuruluşunun tanımı yapılmıştır.
Sigortacılık Kanununun tanımlar maddesinde yapılan değişiklik ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin yapısındaki değişikliğe bağlı olarak, Levhaya kaydolacaklar arasına emeklilik şirketleri eklenmiştir.
Minimum garanti fonu tanımında yer alan “sermaye yeterliliği” ifadesi yerine “özsermaye” ifadesi getirilerek tanım daha açık ve uygulamaya paralel şekilde düzenlenmiştir.
Madde ile, sigorta ve reasürans şirketlerinin kurucularının, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesinde düzenlenen “terörün finansmanı” suçundan hüküm giymemiş olma şartının uygunluk kriterleri arasına ilave edilmesi öngörülmektedir.
Madde ile, iç kontrol sistemi, Sigortacılık Kanununun 4 üncü maddesinde risk yönetimi ve iç denetimi kapsayacak şekilde bir üst başlık olarak ele alınmıştır. İç kontrol sisteminin yürütülmesinde hizmet alımının, konunun öneminden dolayı Müsteşarlıkça belirlenen alanlarla sınırlandırılabilmesi öngörülmüştür.
Güvence Hesabı yurtdışına çıkan ülkemiz trafik siciline kayıtlı motorlu araç işletenlerinin üçüncü şahıslara verecekleri zararlardan sorumlu olmadığından ve bu giderler münhasıran Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca karşılandığından bu riziko için düzenlenen yeşil kart sigortalarından Güvence Hesabına katkı yapılmamasını teminen madde değiştirilmektedir. Madde ile ayrıca, Güvence Hesabına yapılacak katılma paylarının maktu olarak tespiti de mümkün kılınmıştır.
Maddede ayrıca Güvence Hesabının zorunlu sigorta sistemini tamamlayıcı niteliği dikkate alınarak zorunlu sigortanın yaygınlaştırılması için yapılacak giderlerin Hesaptan karşılanması, Bilgi Merkezinin değişen unvanının maddeye yansıtılması ve Hesaptan Sigorta Eğitim Merkezine de katkı yapılmasını teminen değişiklik yapılmıştır.
Sigortacılık Kanununun 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasına “ve birikim primlerine ait masraf payları” ibaresinin eklenmesi ile hayat sigortalarında masrafların risk ve birikime ayrılan kısımlarının dikkate alınması, fıkranın sonuna eklenen cümle ile de rizikonun meydana gelmesi ile primlerin uyumlu olmadığı sigortalarda, rizikonun sigorta süresi içindeki oluşum durumunu dikkate alan kazanılmamış primler karşılığı ayırma yöntemlerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında yapılan değişiklikle de devam eden riskler karşılığı ve dengeleme karşılığı daha açık hale getirilmektedir.
Gökhan
Sigortacılık Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, sadece hayat dışı sigorta şirketlerini ilgilendirdiğinden, aynı maddenin dördüncü fıkrasına taşınmıştır.
Madde ile yapılan bir diğer değişiklikle hayat dışı sigorta şirketlerinde, branşın özelliğine uygun teminat tesis ettirilebilmesi amaçlanmıştır. Diğer taraftan Müsteşarlığa, şirketin mali durumu ve ekonomik koşulları dikkate alarak teminatların belirli bir oranda artış ve azalışını belirleme yetkisi tanınmış, özellikle kriz dönemlerinde şirketlerin likidite durumuna göre Müsteşarlığın hızlı karar alabilmesi imkânı sağlanmıştır. Madde ile getirilen bir diğer yenilik, özel teminat uygulamasıdır. Bütün branşlarda sözleşme yapma yetkisi kaldırılmış ya da ruhsatları iptal edilmiş sigorta şirketlerinin, olağan faaliyetlerinin yürütülmesini sağlamak, vergi borçlarını ödemek ve benzeri idari masraflar için normal teminat kullanılamamaktır. Bu nedenle özel teminat uygulaması öngörülmüştür.
Madde ile Bakana, mali bünyesi zayıflamış şirketin portföyünün idaresini Güvence Hesabına devretme yetkisi de verilmiştir.
Emeklilik şirketlerinin Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine üyeliğine imkân verecek şekilde madde yeniden ele alınmış ve buna bağlı olarak Birlik organları da yeniden oluşturulmuştur.
Mevcut düzenleme ile mutlak iki güne yayılan seçimli genel kurulun, en fazla iki gün içinde yapılması, dolayısıyla daha kısa süre içinde tamamlanabilmesi imkânı getirilmektedir.
Kanunda getirilen değişikliğe paralel olarak atıflarda gerekli düzenlemeler yapılmıştır.
Uluslararası kuruluşlarla yapılacak mutabakat zabıtları ile ilgili olarak Müsteşarlığa açık olarak yetki tanınması amaçlanmıştır.
Güvence Hesabı ile hak sahipleri arasında yaşanan uyuşmazlıklar da tahkim sisteminin kapsamına alınarak, uyuşmazlıkların kısa sürede çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır.
Sigorta Hakemliği konusunda Müsteşarlığa ölçüt belirleme yetkisi tanınmıştır.
Sigortacılık Kanununun 30 uncu maddesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde yeniden değerlendirilerek maddede değişiklik yapılmıştır.
Diğer taraftan Sigorta Tahkim Komisyonuna genellikle düşük meblağlar için başvurulmaktadır. Bu durumda talebi kısmen veya tamamen reddedilen taraf için, yargılama giderleri arasında yer alan avukatlık ücretinin uyuşmazlık konusu miktarla karşılaştırıldığında yüksek kalabildiği dikkate alınarak maddede gerekli düzenleme yapılmıştır.
Güvence Hesabının yapısındaki değişikliğe paralel olarak, Sigortacılık Eğitim Merkezinin gelirleri arasına Hesaptan aktarılacak katkı payı da ilave edilmiştir.
Destek hizmetlerinin alımında aranacak şartlar belirlenmiş, bu çerçevede bu hizmetlerin alımının, hizmeti alanların mevzuattan doğan yükümlülüklerini yerine getirmelerini ve denetlenmelerini engellememesi hükme bağlanmıştır.
Maddede yer alan hususlarda ayrıntıların yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür.
Sigortacılık, kişilere rizikolara karşı güvence sağlayan bir sektör olup, sigorta şirketleri başta olmak üzere kanun kapsamındaki kuruluşlar birer güven kurumudur. Bu madde kapsamında, 5684 sayılı Kanuna eklenen 3l/A maddesi ile söz konusu kuruluşların ve görevlilerinin sıfat ve görevleri sebebiyle vakıf oldukları sırları ancak kanunen yetkili kılınan mercilere açıklayabilecekleri hükme bağlanarak uygulamada tereddütlerin doğmasına engel olunması amaçlanmıştır.
Gökhan Sigortacılıkta primin tespiti, diğer bir ifadeyle fiyatlama son derece önemli bir yere sahiptir. Prim tespitinin sağlıklı yapılması ise ilgili sigorta konusuna ilişkin olarak doğru veri akışının sağlanmasına bağlıdır. Söz konusu veri akışının sağlanması amacıyla Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tesis edilmiştir. Bu Merkez, Birlik nezdinde olmakla beraber sigorta sektörünün ve sigortalı ve hak sahipleri başta olmak üzere sektörle ilgili tüm paydaşlara hizmet veren bir kurum olduğundan bütçe ve yönetimi Kanunda Birlikten ayrı bir biçimde tanımlanmış, bilgilerin paylaşılması esasları hükme bağlanmıştır.
Uygulamada, terör, savaş ve doğal afet gibi olağanüstü durumların varlığında ortaya çıkabilen birtakım risklere yurtiçinden veya uluslararası piyasalardan, sigorta veya reasürans teminatı bulunamayabilmektedir. Nükleer riskler gibi kamu menfaatini ilgilendiren ve şirketlerin tek başına teminat veremediği özellik arz eden risklerde de sigorta teminatı bulunamama sorunu ortaya çıkabilmektedir. Getirilen madde ile bu türden risklerin sigorta ve reasürans havuzları tarafından teminat altına alınabilmesini sağlayacak mekanizma oluşturulmuştur. Ayrıca mevcut Kanunda 33/A maddesi olarak yer alan hükümler bu maddede de (c) fıkrası olarak korunmuştur.
Uygulamada işlenen fiille dengeli bir hale getirilmesi amacıyla cezalar yeniden belirlenmiştir.
Uygulamada işlenen fiille dengeli bir hale getirilmesi amacıyla cezaların yeniden belirlenmesi amaçlanmıştır.
Madde ile, 5684 sayılı Kanuna üç ek madde eklenmektedir.
Ek 1 inci madde ile, Kanunun uygulanması ile ilgili yönetmelik çıkarma yetkisi alınmaktadır.
Ek 2 nci madde ile, diğer mevzuatta Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine yapılan atıfların Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliğine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Ek 3 üncü madde ile, mevcut Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin ayrıca bir işleme gerek kalmaksızın faaliyetini devam ettirmesinin temini hedeflenmiştir.
Madde ile, mevcut hükümlerin uygulamaları yansıtacak şekilde güncellenmesi ve 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeye paralel bir düzenleme yapılarak söz konusu düzenlemeye süreklilik sağlanması amaçlanmıştır.
Kamu iktisadi teşebbüslerinin temettü ödemelerinde gecikme yaşanması halinde uygulanacak yaptırım konusunda mevzuat boşluğu bulunmaktadır. Madde ile bu boşluğun doldurulması amaçlanmıştır.
8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 37 nci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları doğrultusunda, kamu iktisadi teşebbüslerinin finansman durumu ve ödeme kapasiteleri ile kamu finansmanı dengeleri çerçevesinde belirlenerek teşebbüslere iletilen temettü tutarlarının tam ve süresi içerisinde ödenmesi, yılı bütçe hedeflerine ulaşılması açısından büyük önem arz etmektedir. Madde ile temettü ödemelerine ilişkin yetki, sorumluluk ve usuller düzenlenmekte ve hasılat paylarına ilişkin olarak 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda yapılan düzenleme ile paralellik sağlanmaktadır.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.
Gökhan TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifim ve Gerekçesi ilişikte sunulmuştur.
Gereğini arz ederim. 25/01/2012 Aydın Ayaydın İstanbul HAVALE EDİLDİĞİ KOMİSYONLAR (2/360) ESAS Plan ve Bütçe Komisyonu TALİ Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu GENEL GEREKÇE Ülkemizin en büyük problemlerinden biri kayıtdışı ekonominin büyüklüğüdür. Gelişmiş ülkelerle kıyaslanmayacak düzeyde olan kaytıdışı ekonomiye ilişkin olarak son on yılda yeterli mesafe alınamamıştır. Bunun içindir ki, vergi gelirlerimiz büyük ölçüde harcama üzerinden alınan dolaylı vergilerden oluşmaktadır. Nitekim, 2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde 301 milyar TL olarak öngörülen vergi gelirlerinin kompozisyonuna baktığımızda bu tutarın 86,7 milyarının gelir üzerinden;
7 milyarının servet üzerinden ve geri kalan 207 milyarının ise harcama üzerinden alınacağını görmekteyiz. Yine örneğin, 2012 yılı bütçesinde öngörülen beyana dayalı gelir vergisi toplamı sadece 3,5 milyar TL’dir. Bu tutar öngörülen vergi gelirlerinin yaklaşık %1,25’ine tekabül etmektedir. Kayıtdışı ekonominin sonucu olan bu durum, maalesef ülke olarak vergi sistemimizin ne kadar sorunlu olduğunu da gözler önüne sermektedir. Şüphesiz bu durum dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olma iddiasındaki ülkemize yakışmamakta ve en kısa sürede kapsamlı, çağdaş ve adil bir vergi reformuna ihtiyaç bulunmaktadır.
Bununla birlikte, halihazırdaki gelir vergisi sistemimizde acilen çözülmesi gereken bazı hususlar da bulunmaktadır. Nitekim bu sorunları bir an önce çözmek adına bu kanun Teklifi düzenlenmiştir.
Vergi teorisinde ödeme gücüne ulaşma açısından 4 teknik uygulanmaktadır. Bunlar : Asgari geçim indirimi, ayırma prensibi, artan oranlılık ve muafiyet/istisna uygulamalarıdır.
Ülkemizde asgari geçim indirimi şu an sadece ücret geliri elde eden mükelleflere uygulanmaktadır.
Oysa ödeme gücüne ulaşma tekniklerinden biri olan asgari geçim indiriminin yıllık beyanname veren mükelleflere de uygulanması hem kapsamı genişleterek adil bir vergilemeye, hem de beyanname vermeyi teşvik ederek kayıtdışılığın önüne geçilmesine hizmet edecektir.
Yine, ödeme gücüne ulaşmada kullanılan bir diğer yöntem olan ve emek gelirlerinin gözetilmesine, sermaye gelirlerine göre daha az vergilendirilmesi gerektiğine dayanan ayırma prensibi de ülkemizde tam anlamıyla uygulanmamaktadır. Zira 5479 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 1.1.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yapılan değişiklikle, gelir vergisinde iki ayrı tarife uygulamasına son verilmiş, ücret gelirleri ile diğer gelirler arasındaki ayrım kaldırılmış, tek tarife uygulamasına geçilmiştir. Söz konusu düzenlemede, ücret dışındaki gelirler için % 20 olan başlangıç vergi oranı %15’e düşürülerek ücretlilerle bir eşitlik sağlanırken; ücretlilerin 78.000 TL’ye kadar %30 olan vergi oranı %35’e çıkarılmıştı.
Gökhan Ancak Anayasa Mahkemesi 15.10.2009 tarihli ve E. 2006/95, K.2009/144 sayılı kararı ile ücret gelirlerinde 78.000 TL’ye kadar %30 olan vergi oranının %35’e çıkarılmasını ayırma prensibine aykırı bularak iptal etmiş ve ücret gelirlerinin ücret dışında elde edilen gelirler ile aynı oranda vergiye tabi tutulması ve hiçbir önlem alınmadan ücrette azalmaya neden olacak şekilde yükseltilmesinin, “adalet” ilkesini zedeleyeceğini belirtmiştir.
Ancak iptal sonrası yapılan kanuni düzenleme, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtilen hususları karşılamamış olup halen ücret gelirleri aleyhine vergileme devam etmektedir. Oysa adil bir vergileme için ayırma prensibinin tam olarak hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Gelir vergisi tarifesi basitleştirilerek vergi oranları hem ücret gelirleri, hem de ücret dışı gelirler için aşağı çekilmek suretiyle vergi yükü azaltılması, verginin tabana yayılması yönünde adım atılması gerekmektedir. Nitekim ülkemizde kurumlar vergisi oranının %20 olduğu dikkatten kaçmamalıdır.
Öte yandan, halihazırda sigorta kuruluşlarından ve sandıklardan alınan bireysel emeklilik sistemi ve benzeri ödemelerde ödemenin tamamı vergiye tabi tutularak, sadece anaparanın getirisi değil;
mükellef tarafından ödenen primler de yani anaparanın kendisi de vergilendirilmektedir. Bu şekilde sürdürülen uygulama sonucunda pek çok yurttaş ödediği anaparanın da vergisini ödemek zorunda bırakılarak mağdur edilmekte, yargı makamlarına pek çok ihtilaf aksetmektedir.
Ayrıca, enerjide verimlilik sağlamak ve maalesef artık bir ülke gerçeği haline gelen depremlere hazırlıklı olmak amacıyla deprem ve ısı yalıtımı harcamalarının vergi sistemimizde şu anda yer alan uygulamalar paralelinde gider olarak indirilebilmesi amaçlanmıştır.
Bu çerçevede, bu kanun teklifi hem acil sorunlara çözüm üretecek, hem de gelir vergisi sistemimizi daha adil, daha çağdaş kılarak kapsamlı ve sağlıklı bir vergi reformuna da önayak olacaktır.
MADDE GEREKÇELERİ