Tasarı/teklif madde 1
→ yürürlükteki madde 1Madde ile, Kanunun amacı belirlenmiştir.
Kaynak: TBMM 24. Dönem S. Sayısı 473 (Esas No: 1/780) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
Ödeme hizmetleri gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yer tutmaktadır. Ticari hayat ve günlük yaşantı içerisinde bu kapsamda birçok faaliyet gerçekleştirilmektedir. Özellikle gelişen teknoloji ile birlikte ödemeler alanında görülen çeşitli uygulamalar sayesinde günlük hayatta gerçekleştirilen birçok ticari ve finansal işlem için nakit dışı ödeme yöntemleri kullanılmaya başlanmıştır.
Öte yandan, elektronik para olarak isimlendirilen ödeme araçlarının yaygınlaşması, bunlara ilişkin hukuksal yapının oluşturulması ihtiyacını da beraberinde getirmektedir. Elektronik paranın DİLEK 473 / merkez bankalarının para politikaları ile ödeme sistemlerine etkisi yanında ekonomik istikrarın sürdürülmesi bakımından taşıdığı önem, elektronik para ihracının esaslarını ortaya koyan hukuksal düzenlemelerin yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek, özellikle uluslararası mevzuat ile de uyumlu düzenlemelerin gerçekleştirilmesi kaçınılmaz bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu kapsamda gerçekleşen işlemler ile ilgili olarak hizmeti sunanlar ile bu hizmetlerden yararlananlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi önem arz etmektedir. Bu alana ilişkin uluslararası mevzuat ile de uyumlu özel bir düzenleme yapılması ile gerek ödeme hizmetleri ve elektronik para gerekse de ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri (sistemler) alanında taraflar arasındaki ilişkilerin ve bu ilişkilerde kullanılan terimlerin tanımının yasal bir düzenlemede yer alması sağlanarak mevzuat bütünlüğüne ulaşılacaktır. Ödeme hizmetleri çeşitli kuruluşlar tarafından sunulabilmektedir. Bu kuruluşlardan bazıları faaliyetlerini çeşitli otoritelerin gözetim ve denetimi altında sürdürürken, bazı kuruluşlar herhangi bir otoriteden izin almadan ve kontrole tabi olmadan faaliyetlerini sürdürmektedir.
Ödeme hizmetleri alanında bankalar dışındaki kuruluşların sektörde faaliyet göstermesi rekabetin artması, hizmet kalitesinin yükselmesi, tüketiciler açısından maliyetlerin düşmesi ve bankacılık hizmetlerinden yararlanamayan kesimlerin bu hizmetlere daha kolay ulaşmasının sağlanarak finansal erişimin arttırılması açılarından büyük önem arz etmektedir. Ödeme hizmetlerinin temel olarak gönderenden alınan fonun alıcıya ulaştırılması prensibine dayanması nedeniyle bu tür işlemlerde sektöre olan güveni olumsuz etkileyebilecek uygulamaların önlenmesi amacıyla banka-dışı kuruluşların ödeme hizmetleri alanında işlem gerçekleştirirken faaliyetlerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.
Sistemlerin finansal istikrar bakımından gün geçtikçe daha fazla önem kazanması nedeniyle merkez bankalarının sistemler üzerindeki temel amacı sistemlerin güvenli ve etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak olarak karşımıza çıkmaktadır. Sistemlerin sorunsuz bir şekilde çalışmasının merkez bankaları ve finansal istikrar açısından bu denli önemli olmasını; bu sistemlerin artan kullanımı, sistemlerde gerçekleşen işlemlerin tutarının çok büyük miktarlara ulaşması ve sistem katılımcılarından birinin karşılaşacağı kredi veya likidite probleminin sistemler aracılığıyla diğer katılımcılara da yayılarak zincirleme bir etki doğurma ihtimali gibi sebeplerle açıklamak mümkün bulunmaktadır.
Güvenli ve etkin bir şekilde çalışan bir sistemin sağlam bir hukuksal temele ve sistemin etkin çalışmasına engel olabilecek finansal ve operasyonel risklerin kontrolünü sağlayan bir mekanizmaya sahip olması gerekmektedir.
Bu çerçevede, Uluslararası Mutabakat Bankası (Bank for International Settlements - BIS) bünyesinde sistemler konusunda faaliyet gösteren Ödeme ve Mutabakat Sistemleri Komitesi (Committee for Payment and Settlement Systems - CPSS) sistemlerin gözetimini merkez bankalarının başlıca görevlerinden biri olarak kabul etmiştir. Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun "Bankanın temel görevleri" başlıklı 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (I) numaralı bendinin (f) alt bendinde "Türk Lirasının hacim ve tedavülünü düzenlemek, ödeme ve menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmak, kurulmuş ve kurulacak sistemlerin kesintisiz işlemesini ve denetimini sağlayacak düzenlemeleri yapmak, ödemeler için elektronik ortam da dahil olmak üzere kullanılacak yöntemleri ve araçları belirlemek" hükmü yer almaktadır. Her ne kadar söz konusu DİLEK 473 / hüküm ile Bankaya ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin denetimi ve düzenlenmesi konularında genel bir yetki verilmiş olsa da çeşitli ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri için ilgili özel düzenlemelerde gözetim ve denetim faaliyetleri konusunda Banka dışındaki otoritelerin de görevlendirilmiş olduğu görülmektedir. Bu nedenle, Türkiye'de faaliyet gösteren tüm ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin gözetimi ve ödeme sistemleri perspektifinden düzenlenmesi konularında Bankanın yetkilerinin netleştirilmesi anılan faaliyetlerin herhangi bir ihtilafa ve soru işaretine mahal vermeden yürütülmesi açısından önem arz etmektedir.
Diğer taraftan, katılımcıların ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinde gerçekleştirdikleri işlemler finansal sistem içerisindeki aktörlerin varlık akışlarının önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Bu nedenle, sistemlerde gerçekleşen işlemlerin nihai olması ve mutabakatı gerçekleşen işlemlerin hiçbir şekilde iptal edilememesinin sağlanması, katılımcıların varlık akışlarında beklenmedik önemli değişikliklerin meydana gelmesinin ve sistemik bir riskin oluşmasının önlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir.
Bu doğrultuda, Tasarı ile Türkiye'de faaliyet göstermekte olan tüm sistemlerde gerçekleşen işlemlerin hukuksal zemini güçlendirilmekte, gözetim konusunda da uluslararası standartlar ve uygulamalar dikkate alınarak Banka görevlendirilmektedir.
Ayrıca, Avrupa Birliği (AB) Müktesabatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı ile AB Müktesabatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı 31/12/2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Buna göre; sistemler, ödeme hizmetleri ve elektronik para kuruluşları ile ilgili olarak AB müktesabatına uyum sağlamak amacıyla bahse konu 2008 yılı Türkiye Ulusal Programında Sermayenin Serbest Dolaşımı ve Mali Hizmetler Fasılları kapsamında Ödeme Sistemleri Kanununun Banka'nın sorumluluğunda hazırlanması öngörülmektedir.
Bu kapsamda, bu Kanun hazırlanırken sistemler, ödeme hizmetleri ve elektronik para hususlarında Türk mevzuatını AB müktesebatına uyumlaştırmak için 2007/64/EC sayılı Ödeme Hizmetleri Direktifi, 2009/44/EC sayılı direktif ile değişik 1998/26/EC sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemlerinde Mutabakatın Nihailiği Direktifi ve 2009/110/EC sayılı Elektronik Para Kuruluşlarının Kurulması, Faaliyetlerinin Sürdürülmesi, Denetimi Direktifi dikkate alınmıştır.
Bununla birlikte, Tasarı hazırlanırken özellikle sistemler konusunda uluslararası standartlar, uygulamalar ve düzenlemeler de dikkate alınarak uygulamada sistemlerin sorunsuz bir şekilde çalışmasına katkıda bulunacağına inanılan hususlar Kanun kapsamına alınmıştır.
Gerek AB müktesebatına uyum sağlanması, gerek sistemler, ödeme hizmetleri ve elektronik para kuruluşları alanındaki hukuki boşluğun doldurulması, gerekse de söz konusu alanların sağlıklı gelişimi, ana kavramların tanımlanması, hak ve yükümlülükler ile yaptırımların belirlenmesi gerekliliğinden hareketle bu Tasarı hazırlanmıştır.
DİLEK 473 /
Madde ile, Kanunun amacı belirlenmiştir.
Madde ile, Kanunun kapsamı belirlenmiştir.
Kanunda öngörülen yapıların, süreçlerin, hizmetlerin, sistemlerin daha iyi anlaşılabilmesi ve terim birliğinin sağlanması için Kanun içerisinde sıklıkla geçen kavramlara ilişkin tanımlar yapılmıştır. Bu kapsamda 2007/64/EC sayılı Ödeme Hizmetleri Direktifi, 2009/44/EC sayılı Direktif ile değişik 1998/26/EC sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemlerinde Mutabakatın Nihailiği Direktifi ve 2009/110/EC sayılı Elektronik Para Kuruluşlarının Kurulması, Faaliyetlerinin Sürdürülmesi, Denetimi Direktifi ve ilgili Türk mevzuatı da dikkate alınarak alıcı, Banka, elektronik haberleşme işletmecisi, elektronik para, elektronik para kuruluşu, fon, gönderen, katılımcı, kişisel güvenlik bilgileri, kontrol, Kurul, Kurum, menkul kıymet mutabakat sistemi, merkezi karşı taraf, mutabakat, mutabakat hesabı, mutabakat kuruluşu, netleştirme, ödeme aracı, ödeme emri, ödeme hesabı, ödeme hizmeti, ödeme hizmeti kullanıcısı, ödeme hizmeti sağlayıcısı, ödeme işlemi, ödeme kuruluşu, ödeme sistemi, para havalesi, sistem, sistem işleticisi, takas, takas odası ve transfer emrine ilişkin tanımlara yer verilmiştir.
Sistemlerin arz ettiği önem dikkate alındığında sistemlerin günlük işleyişinden ve sistemler için yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerden kimin sorumlu olduğunun ve kimlerin sistem olarak faaliyet gösterebileceğinin belirlenmesi önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu kapsamda, bu maddenin birinci fıkrası ile sistemin sistem işleticisi tarafından işletileceği ve Banka dışındaki kişilerin faaliyet izni almadan sistem işletemeyecekleri hükme bağlanmıştır.
Sistemlerin finansal istikrar ve piyasalar açısından önemi dikkate alındığında, söz konusu sistemlerin işleyişine ve sisteme katılıma ilişkin kuralların açık, şeffaf ve herkesçe anlaşılır olması uluslararası kabul görmüş bir ilkedir.
Bu kapsamda bu maddenin ikinci fıkrası ile sistem işleticilerinin sistem kurallarını Bankaca hazırlanan yönetmelikte belirlenecek hususlara uygun olarak açıkça belirlemelerinin sağlanması amaçlanmıştır.
Sistemlerin sağlıklı bir şekilde çalışması, finansal sistemin etkinliğini ve verimliliğini artırmakta, dolayısıyla para politikalarının etkin uygulanabilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, sistem katılımcılarından kaynaklanacak herhangi bir sorunun sistemler aracılığıyla finansal sistemin diğer bölümlerine yayılması ihtimali, sistemlerin finansal istikrar açısından önemini artırmakta olup bu kapsamda sistemlerin sorunsuz ve kesintisiz işlemesi finansal istikrardan sorumlu olan ve para politikasını uygulayan merkez bankaları için önem arz etmektedir. Bu nedenle üçüncü fıkra ile Bankanın sistemlerin sorunsuz ve kesintisiz işlemesini sağlamak üzere gerekli düzenlemeleri yapmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Sistemlerin finansal istikrar ile ekonomi açısından önemi dikkate alındığında; sistem işletebilmek için belirli koşul ve standartların sağlanması gerekmektedir. Bununla birlikte, sistemlerin etkin ve verimli bir şekilde çalışmasını teminen sektörde gereğinden fazla sistem olmasının önlenmesi önemli bir husustur.
Ayrıca, mevcut durumda ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerine faaliyet izni veren ve bu alanda faaliyet gösterebilmeleri için lisanslama yapan ortak bir otorite bulunmamaktadır. Bu kapsamda birinci fıkra ile sistem işleticisi olarak faaliyette bulunmak için Bankadan izin alınması gerektiği düzenlenmiştir.
İkinci fıkra ile sistem işleticilerinde bulunması gereken şartlar düzenlenerek sistem işleticilerinin belirli bir standartta hizmet sunabilmesi için gerekli koşullar sayılmıştır.
DİLEK 473 / 14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında çek takası faaliyetlerini yürüten Bankalararası Takas Odaları Merkezinin (BTOM) idari ve operasyonel tüm faaliyetleri Bankanın kontrolü altında yürütüldüğünden üçüncü fıkra ile BTOM ikinci fıkra hükümlerinden muaf tutulmuştur.
Banka tarafından faaliyet izni verilen sistem işleticisinin faaliyete başladığının ve faaliyet başladığı tarihin takibinin yapılabilmesini teminen sistem işleticisinin faaliyete başladığı tarihten itibaren on gün içerisinde Bankaya bu konuda bildirimde bulunması hususu düzenlenmiştir.
Beşinci fıkra ile sistem işleticisinin faaliyet izni ile ilgili detaylı düzenlemelerin Bankaca çıkarılan yönetmelikle düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır.
Bankaca işletilen sistemler için sistem işleticisinin Bankanın kendisi olması ve bu maddenin Bankanın sistemlerine uygulanması durumunda Bankanın yine Bankadan faaliyet izni almasının gündeme gelecek olması nedeniyle Bankaca işletilen sistemler bu madde hükümlerinden muaf tutulmuştur.
Birinci fıkra ile, faaliyet izninin verilebilmesi için Kanun kapsamında aranan koşulların, niteliklerin ve yeterliliklerin sağlanması ve Bankaca istenecek bilgi ve belgelerin eksiksiz tamamlanmasına ilaveten Bankanın söz konusu başvurunun olumlu olduğuna karar vermesinin gerektiği düzenlenmiştir. Bu kapsamda Bankaya, sistem işleticisi olabilmek için başvuruda bulunan kuruluş gerekli tüm koşulları ve belgeleri sağlasa dahi yeni bir sistem kurulmasının finansal istikrar açısından olumsuz etkilerinin olabileceğini tespit etmesi durumunda faaliyet izni vermeme yetkisi tanınmaktadır. Bununla birlikte, kamuoyunun Bankadan faaliyet izni alan sistem işleticilerini kolayca takip edebilmesini ve bu kapsamda ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri alanında yetkisiz faaliyetlerin önlenmesini sağlamak amacıyla Bankaya faaliyet izni verdiği sistem işleticilerini Resmi Gazetede yayımlama yükümlülüğü getirilmiştir.
İkinci fıkra ile faaliyet iznine ilişkin kararın altı ay içinde verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Böylece faaliyet izni başvuruları konusunda Bankanın takdir hakkı söz konusu süre ile sınırlandırılmış ve faaliyet iznine ilişkin verilen kararın ilgililere bildirileceği belirtilmiştir. Ayrıca kararın olumsuz olması durumunda gerekçelerinin de ilgililere iletileceği düzenlenmiştir.
Kanunun 9 uncu maddesinde Bankanın hangi şartlarda faaliyet iznini geçici olarak durdurabileceği veya iptal edebileceği düzenlenirken, bu madde ile birleşme veya bölünme gibi sistem işleticisinin hukuki yapısını değiştiren işlemlerde sistem işleticisinin tüzel kişiliğinin sona ermesi, sistem işleticisinin 6102 sayılı Kanunun 529 uncu, 530 uncu ve 531 inci maddeleri uyarınca sona ermesi ve sistem işleticisinin faaliyete başladıktan sonra bir yıl içinde altı aydan uzun süreyle faaliyette bulunmamış olması durumlarında faaliyet izninin kendiliğinden sona ereceği hükme bağlanmıştır.
İkinci fıkra ile, birinci fıkrada düzenlenen durumların sistem işleticisi tarafından Bankaya bildirilmesini veya bu durumların tespitini takiben Bankanın faaliyet izninin sona erdiğini Resmi Gazetede yayımlaması düzenlenmiştir.
Sistemlerin sağlıklı bir şekilde çalışması finansal sistemin etkinliğini ve verimliliğini artırmakta, dolayısıyla para politikalarının etkin uygulanabilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, sistem katılımcılarından kaynaklanacak herhangi bir sorunun sistemler aracılığıyla finansal sistemin diğer bölümlerine yayılması ihtimali, sistemlerin finansal istikrar açısından önemini artırmakta olup, sistemlerden kaynaklanması muhtemel risklerin belirlenmesi ve önlenmesinde gözetim önemli bir yer tutmaktadır.
DİLEK 473 / Uluslararası uygulamalarda sistemlerin gözetimini yapma yetkisinin genel olarak merkez bankalarına verilmiş olduğu görülmektedir. Ayrıca BIS altında yer alan ve sistemler alanında uluslararası standartlar ile ilgili faaliyet gösteren CPSS'in belirlediği temel ilkeler ve bu ilkelerin uygulanmasında merkez bankalarının sorumluluklarının ortaya konduğu prensipler çerçevesinde de sistemlerin gözetimi merkez bankalarının sorumluluk alanında sayılmaktadır. Buna paralel olarak, Tasarı ile, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (I) numaralı bendinin (f) alt bendinde "...ödeme ve menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmak, kurulmuş ve kurulacak sistemlerin kesintisiz işlemesini ve denetimini sağlayacak düzenlemeleri yapmak, ödemeler için elektronik ortam da dahil olmak üzere kullanılacak yöntemleri ve araçları belirlemek" Bankanın temel görevleri içerisinde sayılmıştır.
Bu kapsamda, uluslararası uygulamalar ve standartlar, ülkemizde faaliyet gösteren sistemlerin Banka nezdinde mutabakat hesabının bulunduğu ve sistemler ile finansal istikrar arasındaki yakın ilişki dikkate alınarak sistemlerin gözetimini yapma yetkisi Bankaya verilmiştir.
CPSS'nin "Ödeme ve Mutabakat Sistemlerinde Kullanılan Terimler Sözlüğü"nde gözetim terimi "Ödeme sistemlerinin sorunsuz işlemesini sağlamayı ve finansal sistemi ödeme sistemi katılımcılarının kredi veya likidite sorunları ile karşılaşmaları durumunda oluşabilecek domino etkilerinden korumayı hedefleyen merkez bankası faaliyeti" şeklinde tanımlanmaktadır. Ödeme sistemi gözetimi faaliyetleri temel olarak sistemin kendisine yönelik bir faaliyet olup, tek tek katılımcıları değerlendirerek onların finansal sağlamlıklarını sağlamaya dönük bir fonksiyon değildir.
Gözetim çalışmaları temelde uluslararası uygulamalara paralel olarak sistemlerin güvenli ve verimli bir şekilde çalışmasına yönelik oluşturulan hedeflere ulaşılması amacıyla mevcut ve planlanan ödeme ve mutabakat sistemlerinin bu hedefler açısından düzenli olarak kontrol altında tutulmasını içermekte olup, ilgili otoritenin gerek görmesi durumunda yerinde denetim yapılması, sistemlerde değişiklik yapılmasının istenmesi ile yaptırım uygulanması gibi faaliyetleri de kapsamaktadır.
Gözetim faaliyetlerinin sorunsuz bir şekilde yerine getirilebilmesi için ikinci fıkra ile sistem işleticileri her türlü kayıt, bilgi ve belgeyi gizli dahi olsalar Bankaca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde Bankaya vermekle ve sistemi Bankanın gözetimine hazır hale getirmekle yükümlü kılınmıştır.
Üçüncü fıkra ile gözetim faaliyetlerinin kapsamı ve bu faaliyetler kapsamında tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin detaylı hususların Bankaca çıkarılan yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Bu madde ile Bankanın sistemin işleyişinde tespit edebileceği ihlaller ve bu ihlallerin ağırlığına göre uygulayabileceği tedbirler düzenlenmiştir.
Bu kapsamda birinci fıkra ile sistem ile ilgili olarak Banka tarafından tespit edilebilecek hususlar faaliyet izni kapsamı dışında hareket edilmesi, Kanun ve Kanun uyarınca çıkarılmış düzenlemelere aykırı hareket edilmesi, sistemin güvenliğinin, sağlamlığının ve istikrarının tehlikeye düşürülmesi, bu Kanunun 5 inci maddesinde yer alan şartların kaybedilmesi, sistem işleticisinin Bankaca yürütülecek gözetim faaliyetleri konusunda işbirliği yapmaktan kaçınması, faaliyet izninin alınmasının ardından bu yetkinin kullanılmasına bir yıl içerisinde başlanmaması, sistem işleticisinin sistem işletme yetkisinden açıkça feragat ettiğini veya sistem faaliyetlerini durdurduğunu Bankaya bildirmesi, faaliyet izninin gerçeğe aykırı beyan ve belgeyle alındığının tespit edilmesi, Kanunun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması ve Banka tarafından sistem işleticisinin sistemi işletmeye devam etmesinin finansal istikrarı tehdit ettiği sonucuna varılması olarak düzenlenmiştir.
DİLEK 473 / İkinci fıkra ile, Bankaya sistemin işleyişinde tespit edeceği birinci fıkrada sayılan ihlallerin ağırlığına göre, sistem işleticisine ihlal sebebinin ortadan kaldırılması için makul bir süre tanıma, sistem işleticisinden mutabakatın gerçekleşmesini teminen teminat havuzu ve garanti mekanizması gibi çeşitli önlemler almasını isteme, belirlediği katılımcıların sistemden ihraç edilmesini isteme, sorun ortadan kaldırılıncaya kadar faaliyet iznini geçici olarak durdurma, faaliyet iznini iptal etme ve sistemde gerçekleşen işlemlerin sorunsuz ve kesintisiz bir şekilde yapılmasını sağlamak üzere son çare olarak sistem işleticisinin yönetimini geçici olarak devralma yetkileri tanınmıştır.
Sistem işleticisinin kendisi ile ilgili olarak tespit edilen eksiklikler ve bu kapsamda alınan tedbirler hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak üzere üçüncü fıkra ile Bankaya ikinci fıkra kapsamında uygulayacağı tedbirleri gerekçeleri ile birlikte sistem işleticisine bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Bankanın bu madde kapsamında sistem işleticisinin faaliyet iznini geçici olarak durdurması, iptal etmesi veya sistem işleticisinin yönetimini geçici olarak devralması durumlarında bu konuda ilgili tüm paydaşların haberdar olmasını sağlamak amacıyla üçüncü fıkrada Bankaya anılan tedbirlere ilişkin kararları Resmi Gazetede yayımlama yükümlülüğü getirilmektedir.
AB müktesebatının üstlenilmesine ilişkin Türkiye Ulusal Programında yer alan Mali Hizmetler Faslı kapsamında sistemde netleştirme ve mutabakatın nihai ve geri dönülemez olmasının sağlanmasına ilişkin AB mevzuatının 2009/44/EC sayılı Direktif ile değişik 1998/26/AT sayılı Direktifine uyum sağlanması gerekmektedir. Ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin düzgün işlemesi ve sistemik riskin azaltılması amacıyla transfer emirlerinin önceden belirlenmiş bir andan sonra iptal edilememesinin sağlanması ve bunun güvence altına alınması gerekmektedir.
Bu kapsamda, birinci fıkra ile transfer emirlerinin katılımcılar veya üçüncü kişiler tarafından geri alınamayacağı anın açıkça belirlenmesi hususu düzenlenerek bu andan sonra transfer emirlerinin herhangi bir tarafça iptal edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Sistemlerde, transfer emirlerinin sisteme giriş anı özellikle katılımcılar ve sistem işleticileri aleyhine uygulanabilecek tedbir ve kararların uygulanması açısından büyük önem arz etmektedir.
İkinci fıkra ile sistem kurallarında sisteme giriş anı açıkça belirlenerek, sisteme giren ödeme emirlerinin söz konusu tedbir ve kararlardan korunmasının ne zaman başlayacağı hususunun açıkça belirlenmiş olması sağlanmaktadır.
Sistemlerin işleyişi sırasında katılımcının veya sistem işleticisinin fon veya menkul kıymet aktarımlarının askıya alınmasını, bunlara sınırlama getirilmesini veya sürekli olarak durdurulmasını da içerecek şekilde fon veya menkul kıymetleri üzerinde tasarruf etmesini engelleyen kanunlarla düzenlenmiş bir tedbir veya kararın uygulanması durumunda, sisteme girmiş olan transfer emirlerinin geriye alınmasının sebep olacağı domino etkisiyle finansal istikrarı tehdit edecek sorunların ortaya çıkması muhtemeldir. Bu kapsamda üçüncü fıkra ile söz konusu tedbir ve kararların sistem işleticisine söz konusu tedbir ve karara ilişkin tebligat yapıldığı andan sonra sisteme girecek transfer emirleri için uygulanmaya başlanacağı düzenlenmiştir.
Netleştirme prensibine göre çalışan sistemlerde gün içerisinde gerçekleşen transfer emirlerinin mutabakatı netleştirme işleminin sonucunda ortaya çıkan borç ve alacaklar üzerinden daha sonra gerçekleştirilmektedir. Bu tür sistemlerde üçüncü fıkrada yer alan tedbir veya karar sistem işleticisine tebliğ edilmeden önce sisteme girmiş işlemlerin iptal edilmesini ve bu kapsamda sistemik risk oluşmasını engellemek amacıyla sistemin netleştirme prensibine göre çalışması durumunda, üçüncü fıkrada yer alan tedbir ve karara ilişkin sistem işleticisine tebligat yapılmadan önce sisteme girmiş transfer emirlerinin netleştirme işlemine dahil edileceği dördüncü fıkra ile hüküm altına alınmıştır.
DİLEK 473 / Sistemlerin finansal istikrar ve piyasalar açısından rolü dikkate alındığında, sisteme girmiş transfer emirlerinin mutabakatının sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi sistemik riskin önlenmesi açısından hayati öneme sahip bulunmaktadır. Bu kapsamda, beşinci fıkra ile katılımcıların sistem içerisindeki fon ve menkul kıymetlerinin her durumda mutabakatın sağlanması amacıyla kullanılmasına öncelik verilmesi düzenlenmektedir.
BIS-CPSS gibi uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenen standartlar içerisinde yer alan "sıfır saat kuralının (zero-hour rule) uygulanmaması" prensibi altıncı fıkra ile düzenlenmekte ve üçüncü fıkrada yer alan tedbir ve kararların katılımcının veya sistem işleticisinin sistemdeki hak ve yükümlülükleri bakımından sistem işleticisine söz konusu tedbir ve karara ilişkin tebligat yapıldığı andan itibaren sonuç doğuracağı hüküm altına alınmaktadır.
Sistemlerde mutabakatın sorunsuz gerçekleşmesini sağlamak amacıyla teminat bulundurulması yoğun olarak kullanılan bir yöntemdir. Bu kapsamda, katılımcı veya sistem işleticisine sistemdeki işlemlerin mutabakatının gerçekleşmesini teminen tahsis edilmiş teminatların üçüncü fıkrada yer alan tedbir ve kararlardan korunması gerekmektedir. Konumu gereği Banka nezdinde bulunan teminatlar birden çok amaç için kullanılabilmektedir. Bu nedenle söz konusu koruma, sisteme özgülenmesine bakılmaksızın Bankaya tahsis edilmiş her türlü teminata uygulanır. Bu çerçevede yedinci fıkra ile, katılımcıya veya sistem işleticisine sistemle bağlantılı olarak verilen teminatlar ile Bankaya verilen teminatların teminat sahibinin sisteme ilişkin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için kullanılacağı ve üçüncü fıkrada yer alan tedbir ve kararların, teminat sahibinin yükümlülükleri yerine getirildikten sonra teminatların kullanılmayan kısmı için uygulanacağı düzenlenmiştir.
Bu madde ile katılımcının veya sistem işleticisinin fon veya menkul kıymet aktarımlarının askıya alınmasını, bunlara sınırlama getirilmesini veya sürekli olarak durdurulmasını da içerecek şekilde fon veya menkul kıymetleri üzerinde tasarruf etmesini engelleyen kanunlarla düzenlenmiş bir tedbir veya kararın uygulanmasına ilişkin bu Kanun ile getirilen koruyucu düzenlemelerin sadece sistemik öneme sahip sistemlere uygulanmasını sağlamak amacıyla Bankaya söz konusu koruyucu hükümlerden yararlanacak sistemleri belirleme yetkisi verilmekte ve belirlediği sistemleri Resmi Gazetede kamuya duyurma yükümlülüğü getirmektedir.
Hem ticari hayatta hem de günlük yaşantı içerisinde ödeme hizmetleri kapsamında birçok faaliyet gerçekleştirilmekte ve ödeme hizmetleri gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yer tutmaktadır. Diğer taraftan ödeme hizmetleri tanımı daha önce Türk mevzuatında yer almamıştır. Bu nedenle ödeme hizmetleri tanımına Kanun içerisinde açık ve ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir.
Ödeme işleminin gerçekleşmesi için belirli bir ödeme hesabının bulunduğu durumlarda ödeme hesabına para yatırılabilmesi, ödeme hesabından para çekilebilmesi ve bu hesapla ilgili diğer işlemlerin yapılabilmesi için ödeme hizmeti sağlayıcısı tarafından gerçekleştirilen tüm faaliyetler birinci fıkranın (a) bendi kapsamında ödeme hizmeti olarak düzenlenmiştir.
(b) bendi ile belirli bir ödeme hesabına bağlı olarak gerçekleşen ve gönderen tarafından verilmiş bir yetkiye dayanarak alıcı tarafından başlatılan her türlü doğrudan borçlandırma işlemleri, banka kartı veya kredi kartı gibi bir ödeme aracıyla yapılan ödeme işlemleri ile gönderen tarafından başlatılan para transferi işlemleri ödeme hizmetleri kapsamında sayılmıştır.
Ödeme aracıyla işlem gerçekleştirilebilmesi için söz konusu araç kullanıma hazır bir vaziyette kullanıcıya verilmeli ve istenildiği zaman ödeme işlemlerinde kullanılabilmesi için üye işyerleriyle anlaşma yapılarak gerekli altyapı oluşturulmalıdır. Bu kapsamda (c) bendi ile ödeme aracının ihraç ve kabulü ödeme hizmeti kapsamında sayılmıştır.
DİLEK 473 / Kanun kapsamında gönderenin herhangi bir hesaba bağlı olmaksızın alıcıya veya alıcı adına hareket eden ödeme hizmeti sağlayıcısına fon aktarması işlemleri para havalesi olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca ülkemizde elektrik, su ve telefon gibi düzenli fatura ödemelerine aracılık eden banka dışı bazı kuruluşlar bulunmaktadır. Kanun kapsamında bu tür hizmetler de ödeme hizmeti olarak kabul edilmekte ve (c) bendi ile gönderen veya alıcı adına herhangi bir hesap açılmaksızın gönderenin, alıcıya veya alıcı adına hareket eden ödeme hizmeti sağlayıcısına fon aktarımı gerçekleştirdiği işlemler ödeme hizmeti kapsamında düzenlenmektedir.
Cep telefonu, bilgisayar ve benzeri bilişim ve elektronik haberleşme cihazlarının ödeme işlemlerindeki kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu kapsamda gönderenin ödeme işlemine ilişkin onayı anılan araçlar ile verdiği ve gönderen ile alıcı taraf arasındaki fon aktarımının söz konusu araçlar aracılığıyla bilişim ve elektronik haberleşme işletmecisi üzerinden gerçekleştiği işlemler (mobil ödeme hizmeti gibi) (d) bendi ile ödeme hizmeti olarak düzenlenmiştir.
Kanun ile düzenlenen ödeme hizmetlerinin sınırlarının kesin bir şekilde çizilebilmesi amacıyla ikinci fıkra ile Kanun kapsamında ödeme hizmeti olarak değerlendirilmeyecek işlemler açıklanmıştır.
Bu noktada bilişim ve elektronik haberleşme hizmeti sunan kuruluşun alıcı ile gönderen arasındaki ödeme işleminde gönderilen fona işlemin hiçbir aşamasında sahip olmadığı ve sadece altyapı hizmeti sunduğu işlemler ödeme hizmeti kapsamında değerlendirilmemiştir.
Ödeme hizmetlerinin kapsamının geniş olması nedeniyle bu alanda ayrıntılı düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür ayrıntılı düzenlemelerin genel olarak yönetmelikle düzenlenmesinin tercih ediliyor olması nedeniyle üçüncü fıkrada ödeme hizmetlerine ilişkin ayrıntılı düzenlemelerin Kurumca çıkarılan yönetmelik ile belirlenmesi hususu hükme bağlanmıştır.
Ödeme hizmetleri alanında faaliyet gösteren birçok kuruluş bulunmaktadır. Türk mevzuatında daha önce herhangi bir şekilde sınıflandırılmamış olan ödeme hizmeti sunan tüm kuruluşlar Kanun çerçevesinde "ödeme hizmeti sağlayıcısı" adı altında toplanmıştır.
Buna göre, birinci fıkra ile 5411 sayılı Kanun kapsamındaki bankalara ilave olarak Kanunla ihdas edilen elektronik para kuruluşları ve ödeme kuruluşları ödeme hizmeti sağlayıcısı olarak tanımlanmıştır.
Kanun kapsamında ödeme hizmeti sağlayıcısı olarak tanımlananlar ile Banka ödeme hizmeti sunabilecek olup, ikinci fıkra ile bunlar dışındaki kişilerin ödeme hizmeti sunamayacağı düzenlenmiştir.
Tüketiciler başta olmak üzere ödeme hizmeti kullanıcılarını korumak amacıyla ödeme hizmeti sağlayıcılarının belirli koşul ve standartları sağlaması gerekmektedir. Ödeme hizmeti sağlayıcıları arasında yer alan bankalar ile ilgili düzenleme ve denetim faaliyetleri mevcut durumda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından etkin bir şekilde yerine getirilmektedir. Ancak, bankalar dışındaki ödeme hizmeti sağlayıcılarına ilişkin olarak herhangi bir düzenleyici ve denetleyici otorite bulunmamaktadır. Bu nedenle, birinci fıkrada, Kanun kapsamında ödeme hizmetleri alanında faaliyette bulunmak isteyen ödeme kuruluşlarının Kuruldan izin alması gerektiği ifade edilmiştir.
DİLEK 473 / Birinci fıkra ile 13 üncü madde birlikte değerlendirildiğinde, bankaların Kuruldan izin almaksızın ödeme hizmeti sunmalarının mümkün olduğu görülmektedir.
İkinci fıkra ile ödeme kuruluşunda bulunması gereken şartlar düzenlenerek ödeme kuruluşunun belirli bir standartta hizmet sunabilmesi için bulundurması gereken koşullar sayılmıştır.
Ödeme kuruluşlarının gerçekleştirdikleri işlemler nedeniyle müşterileri adına bünyelerinde ödeme hesapları bulundurmaları gerekebilmektedir. Ancak söz konusu hesapların sadece ödeme işlemi ile ilgili olarak kullanılması ve diğer faaliyetler için kullanılmaması gerekmektedir. Bu kapsamda üçüncü fıkra ile ödeme kuruluşunun, ödeme hizmeti sunarken sadece ödeme işlemi için kullanılıyor olması şartıyla ödeme hesabı tutabileceği ve ödeme hizmeti sağlayıcılarının ödeme hizmeti ile ilgili olarak aldığı fonların, 5411 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesine göre mevduat veya katılım fonu veya Kanun kapsamında elektronik para olarak değerlendirilmeyeceği düzenlenmiştir.
Dördüncü fıkra ile ödeme kuruluşlarının kredi verme faaliyetinde bulunamayacağı düzenlenmiştir. Diğer taraftan, özellikle mobil ödeme hizmeti sunan ödeme kuruluşlarının işlem tutarını faturalara yansıtması gibi bazı faaliyetlerin bu fıkra nedeniyle gerçekleştirilememesinin önüne geçilmesi amacıyla ödeme hizmetleri ile ilgili olarak yürütülen faaliyetlerin kredi verme faaliyeti kapsamına girip girmediğinin Kurumca çıkarılan yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir.
Beşinci fıkrada, Kurulun ödeme kuruluşu tarafından yapılamayacak faaliyetleri belirlemeye yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Altıncı fıkra ile ödeme kuruluşlarına ilişkin ayrıntılı düzenlemelere Kurumca çıkarılan yönetmelikte yer verileceği belirtilmiştir. Söz konusu kuruluşlara ilişkin detay hususlarda günün koşullarına göre ortaya çıkabilecek yeni ihtiyaçlar paralelinde değişikliğe gidilerek karşılaşılan sorunlara zamanında çözüm bulmanın yönetmelikle mümkün olacağı düşünülmektedir.
Birinci fıkra ile, faaliyet izninin verilebilmesi için Kanun kapsamında aranan koşulların, niteliklerin ve yeterliliklerin sağlanması ve Kurulca istenecek bilgi ve belgelerin eksiksiz tamamlanmasına ilaveten Kurulun söz konusu başvurunun olumlu olduğuna karar vermesinin gerektiği düzenlenmiştir. Bu kapsamda Kurula, ödeme kuruluşu olabilmek için başvuruda bulunan kuruluş gerekli tüm koşulları ve belgeleri sağlasa dahi ödeme kuruluşuna izin verilmesinin mali sistem ve ödemeler sektörü açısından olumsuz etkilerinin olabileceğini tespit etmesi durumunda faaliyet izni vermeme yetkisi tanınmaktadır. Bununla birlikte, kamuoyunun Kuruldan faaliyet izni alan ödeme kuruluşunu kolayca takip edebilmesini ve bu kapsamda anılan alanda yetkisiz faaliyetlerin önlenmesini sağlamak amacıyla Kurula faaliyet izni verdiği ödeme kuruluşunu Resmi Gazetede yayımlama yükümlülüğü getirilmiştir.
Bankanın finansal istikrarın sağlanması ve Türk Lirasına olan güvenin sürdürülmesi gibi görevleri çerçevesinde ödemeler alanıyla ilgisi nedeniyle ikinci fıkrada Kurulca faaliyet izni verilmeden önce Bankanın görüşünün alınması hüküm altına alınmıştır.
Kanun ile ödeme kuruluşlarının ödeme hizmeti sunma dışında diğer alanlarda da faaliyet göstermesi ilkesel olarak yasaklanmamaktadır. Ancak, ödeme kuruluşunun ödeme hizmeti dışındaki faaliyetlerinin mali yapısına ve Kurumca ödeme kuruluşunun izlenmesine olumsuz etkide bulunması mümkün bulunmaktadır. Bu nedenle, üçüncü fıkra bu tür bir riskle karşılaşılması durumunda Kurula ödeme kuruluşundan ödeme hizmetleri için ayrı bir kuruluş ihdas edilmesini isteme yetkisi vermektedir.
Dördüncü fıkrada faaliyet iznine ilişkin kararın altı ay içinde verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Böylece faaliyet izni başvuruları konusunda Kurulun takdir hakkı söz konusu süre ile sınırlandırılmış ve faaliyet iznine ilişkin verilen kararın ilgililere bildirileceği belirtilmiştir. Ayrıca kararın olumsuz olması durumunda gerekçelerinin de ilgililere iletileceği düzenlenmiştir.
DİLEK 473 / Kurumun faaliyet izni verilen ödeme kuruluşlarının faaliyete başlamalarını takip edebilmesini sağlamak amacıyla beşinci fıkrada faaliyet izni verilen ödeme kuruluşunun faaliyete başladığı tarihten itibaren on gün içerisinde faaliyete başladığına dair Kuruma bildirimde bulunması hüküm altına alınmıştır.
Bu madde ile ödeme kuruluşunun belirli koşulları sağlayamaması durumunda faaliyet izninin iptal edilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu koşullar; iznin alınmasından itibaren bir yıl içinde faaliyete başlanılmaması, ödeme kuruluşunun bu yetkiden açıkça feragat etmesi, iznin gerçeğe aykırı beyanlarla alınmış olması, ödeme kuruluşunun Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen koşulları kaybettiğinin tespit edilmesi ve Kuruma Kanunun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında gerekli bildirimlerin yapılmaması olarak sıralanmıştır. Ayrıca sistem işleticisinin herhangi bir kusuru bulunmasa dahi Kurulca ödeme kuruluşunun faaliyetlerine devam etmesinin ödemelerin güvenliğini tehdit ettiği sonucuna varılması durumunda da Kurula faaliyet iznini iptal etme yetkisi tanınmaktadır.
İkinci ve üçüncü fıkralarla faaliyet izni verilmesinde olduğu gibi faaliyet izninin iptalinde de Kurum, ilgiliye faaliyet izni iptaline ilişkin gerekçeleri bildirmekle ve söz konusu iznin iptalini kamuoyuna duyurmakla yükümlü kılınmış ve iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasının ilgililere yapılacak tebligat hükmü niteliğinde olduğu düzenlenmiştir.
Kanunun 16 ncı maddesinde Kurulun hangi şartlarda faaliyet iznini iptal edebileceği düzenlenirken, bu madde ile birleşme veya bölünme gibi ödeme kuruluşunun hukuki yapısını değiştiren işlemlerde ödeme kuruluşunun tüzel kişiliğinin sona ermesi, ödeme kuruluşunun 6102 sayılı Kanunun 529 uncu, 530 uncu ve 531 inci maddeleri uyarınca sona ermesi ve ödeme kuruluşunun faaliyete başladıktan sonra bir yıl içinde altı aydan uzun süreyle faaliyette bulunmamış olması durumlarında faaliyet izninin kendiliğinden sona ereceği hükme bağlanmıştır.
İkinci fıkra ile, birinci fıkrada düzenlenen durumların Kanunun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödeme kuruluşu tarafından Kuruma bildirilmesini veya bu durumların tespitini takiben Kurumun faaliyet izninin sona erdiğini Bankaya bildirmesi ve Resmi Gazetede yayımlaması düzenlenmiştir.
Birinci fıkra ile elektronik para ihraç edebilecek kuruluşlar 5411 sayılı Kanun uyarınca faaliyet gösteren bankalar ve bu Kanun ile ilk defa ihdas edilen elektronik para kuruluşları olarak sayılmaktadır. Bu maddede sayılanların dışındaki kişilerin elektronik para ihracı faaliyetinde bulunmaları yasaklanmıştır.
Ödeme kuruluşlarını düzenleyen 14 üncü madde için öngörülen gerekçelere paralel olarak, bu Kanunla ilk defa ihdas edilen elektronik para kuruluşlarının da Kuruldan izin almalarının şart olduğu hususu ikinci fıkra ile düzenlenmiştir. Diğer taraftan, birinci ve ikinci fıkra bir bütün olarak ele alındığında bankaların Kuruldan izin almadan elektronik para ihraç edebilmelerinin mümkün olduğu görülmektedir.
Üçüncü fıkra ile elektronik para kuruluşunda bulunması gereken şartlar düzenlenerek elektronik para kuruluşunun belirli bir standartta hizmet sunabilmesi için bulundurması gereken koşullar sayılmıştır.
Elektronik para ihraç eden kuruluşun elektronik para karşılığı topladığı fonları elektronik para kullanılıncaya kadar güvenli bir şekilde himaye etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, elektronik para ihraç eden kuruluşların sıkı bir şekilde denetlenmesi tüketiciler başta olmak üzere elektronik para kullanıcılarını korumak açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede dördüncü fıkra ile, bankaların mevcut durumda sıkı bir şekilde denetleniyor olmalarından hareketle halihazırda etkin bir denetim mekanizması olmayan elektronik para kuruluşlarının faaliyetlerini bankalar aracılığıyla yapmaları düzenlenmiştir.
DİLEK 473 / Beşinci fıkra ile elektronik parayı ihraç eden kuruluşun sadece kendi mağaza ağında, sadece belirli bir mal veya hizmet gurubunun satın alınmasında veya yapılan bir anlaşma sonucunda sadece belirli bir hizmet ağında kullanılabilen ön ödemeli araçlar bu Kanun kapsamı dışında bırakılmıştır.
Kanun ilke olarak genel kullanım amacı ile ihraç edilen ödeme araçlarını kapsama almayı hedeflemiştir. Bu nedenle yukarıdaki sebepler ile kapsam dışı bırakılan ödeme araçları genel kullanım amaçlı hale dönüşmeleri durumunda Kanun kapsamında değerlendirilmeye başlayacak ve izne tabi olacaklardır.
Ayrıca, Kanunun 14 üncü maddesinde ödeme kuruluşlarına ilişkin detaylı hususların yönetmelikle düzenlenmesi için öngörülen gerekçeler paralelinde altıncı fıkra ile bu maddenin uygulanmasına, elektronik para kuruluşunun kurulmasına ilişkin istenecek bilgi ve belgelere, işleyişine, sermaye ve özkaynak yapısına, şube, temsilci veya dış hizmet sağlayıcı kullanımına, kurumsal yönetim ilkelerine, iç sistemlerine, bilgi sistemleri yönetimine ve Kanun kapsamına girmeyen diğer faaliyetlerine, elektronik paranın ihraç edilmesi ve geri ödenmesine ilişkin usul ve esasların da Kanun yerine yönetmelikte düzenlenmesi hükme bağlanmıştır.
Kanunun faaliyet izni başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin 15 inci maddesi, faaliyet izninin iptaline ilişkin 16 ncı ve faaliyet izninin sona ermesine ilişkin 17 nci maddesinde ödeme kuruluşları için yer alan hükümlerin elektronik para kuruluşları için de uygulanacağı düzenlenmiştir.
Birinci fıkra ile elektronik para ihraç eden kuruluşun aldığı fon kadar elektronik para ihraç etmesi zorunluluk haline getirilerek bu kuruluşların para basma konusunda tek yetkili otorite olan Bankanın yerine geçerek değer yaratmasının engellenmesi ve elektronik para ihraç eden kuruluşun topladığı fondan daha fazla yükümlülük altına girmesinin önlenerek sistem açısından risk yaratmaması amaçlanmıştır. Ayrıca elektronik para ihraç eden kuruluşun aldığı fondan ücret, masraf, komisyon ve benzeri isimler altında kesinti yapmadan elektronik para ihraç etmesi sağlanmış olmaktadır.
İkinci fıkra ile elektronik para kullanıcısının korunması amacıyla elektronik para ihraç eden tüm kuruluşların kullanıcı tarafından yatırılan fonları gecikmeksizin elektronik paraya çevirerek kullanıma hazır hale getirmesi hususu düzenlenmiştir.
Finansal sisteme olan güvenin sürdürülmesi ve tüketicinin korunması amacıyla elektronik para kuruluşunun topladığı fonların 5411 sayılı Kanunda tanımlanan bankalar nezdinde bulundurulması, bankaların ise bu fonları Banka nezdindeki hesaplarında bloke etmesi ve söz konusu uygulamaya ilişkin usul ve esasların Kurul tarafından belirlenmesi üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Elektronik para kuruluşunun hiçbir koşulda kredi kullandıramayacağı dördüncü fıkra ile hüküm altına alınmıştır.
Elektronik para ihraç eden kuruluşun elektronik para hamiline elektronik parayı kullanmadan elinde bulunduracağı süreye paralel olarak faiz işletmesi ve başka bir menfaat sağlaması yasaklanarak beşinci fıkra ile elektronik para karşılığı toplanan fonların mevduat gibi işlem görmesinin engellenmesi amacına katkı sağlanmaktadır.
Altıncı fıkra ile Kurulun elektronik para kuruluşu tarafından yapılamayacak diğer faaliyetleri belirlemeye yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Elektronik para kuruluşları elektronik para ihracı karşılığında fon toplamaktadırlar. Ancak toplanan bu fonlara faiz işletilmesi, herhangi bir menfaat sağlanması ve bu fonlardan kredi verilmesi gibi faaliyetler açık bir şekilde yasaklanmıştır. Tüm bu hususlara paralel olarak yedinci fıkrada elektronik para kuruluşlarının elektronik para ihracı karşılığında aldığı fonların 5411 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesine göre mevduat veya katılım fonu olarak kabul edilmeyeceği düzenlenmiştir.
DİLEK 473 /
Bu madde ile ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşunun kanun kapsamındaki denetiminin Kurum tarafından yapılacağı ve denetim faaliyetlerinin esasları düzenlenmiştir.
Ayrıca Kurulun, bağımsız denetimler de dahil olmak üzere ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşu ile ilgili olarak Kurumca yapılan denetimler sonucunda tespit edilen hususlarda gerekli tedbirlerin alınmasını istemeye, tedbirlerin alınması için altı ayı geçmemek üzere makul süre tanımaya, bu süre içerisinde gerekli tedbirler alınıncaya kadar ödeme kuruluşunun ve elektronik para kuruluşunun faaliyet iznini geçici olarak durdurmaya ve ilgili tedbirlerin belirlenen süre içerisinde alınmaması halinde faaliyet iznini iptal etmeye yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Son fıkrada ise söz konusu kuruluşların denetimine ilişkin usul ve esasların uygulamada esneklik sağlanabilmesi için yönetmelikle düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır.
Birinci fıkra ile ödeme hizmetlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla ödeme kuruluşunun aldığı fonlar ile elektronik para ihracı karşılığında elektronik para kuruluşunun topladığı fonların korunmasına ilişkin usul ve esasların Kurumca çıkarılan yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda, ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşlarının topladıkları fonları Kurumca belirlenecek esaslara göre korumalarının sağlanması ve böylece toplanan fonlarla kullanıcıların mağdur olmasına neden olabilecek türden faaliyetler yürütülmesinin önlenmesi amaçlanmıştır.
Ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşlarının sorunsuz bir şekilde işlemesi finansal sistem ve ekonomi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, söz konusu kuruluşların faaliyetlerinin güvence altına alınabilmesi ve bu kuruluşların faaliyetlerinden yararlananların korunması amacıyla Kurulun belirleyeceği usul ve esaslara uygun olarak bu kuruluşlardan Banka nezdinde teminat bulundurmalarını isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
Üçüncü fıkra ile ödeme ve elektronik para kuruluşları tarafından kabul edilen fonlar ve bu fonların tutulduğu hesaplar koruma altına alınmıştır.
Sistem işleticilerinin sorunsuz bir şekilde faaliyette bulunması finansal sistemin istikrarı ve ekonomi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, söz konusu kuruluşların faaliyetlerinin güvence altına alınabilmesi ve özellikle sistem içerisinde herhangi bir katılımcının yükümlülüğünü yerine getirememesi durumunda diğer katılımcıların ve bütün olarak da finansal sistemin bu durumdan etkilenmemesi amacıyla Bankanın belirleyeceği usul ve esaslara uygun olarak bu kuruluşlardan nezdinde teminat bulundurmalarını isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
Bu maddenin birinci fıkrasında sistem işleticisi, ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşunun Kanunda belirtilen hususlarla ilgili belgeleri on yıl süresince saklaması hüküm altına alınmıştır. Avrupa Birliğinin ödeme hizmetlerine ilişkin Direktifinde beş yıl süresince saklanma öngörülmüşse de bu süre yeterli görülmeyerek saklama süresi bu Kanunda 5411 sayılı Kanuna paralel olarak on yıl olarak benimsenmiştir.
Ayrıca, söz konusu belge ve kayıtların, güvenli ve istenildiği an erişime imkan sağlayacak şekilde yurtiçinde saklanacağı, sistem işleticisi, ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşunun faaliyetlerini yürütmede kullandıkları bilgi sistemleri ve bunların yedeklerinin de yurtiçinde tutulacağı düzenlenmiştir.
İkinci fıkrada sistem işleticileri ve ödeme hizmeti sağlayıcılarının ödeme usulsüzlüklerinin önlenmesi, araştırılması ve ortaya çıkartılması durumlarında kişisel bilgileri, kişisel verilerin korunmasına ilişkin gerekli tedbirleri alarak kullanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Üçüncü fıkrada sistem işleticisi, ödeme kuruluşu veya elektronik para kuruluşu tarafından verilmiş bilgi ve belgelerin geçerliliğini etkileyebilecek değişikliklerin meydana gelmesi durumunda, söz konusu kuruluşlar ilgili otoriteleri bu konuda derhal bilgilendirmekle sorumlu tutulmuştur.
DİLEK 473 / Böylece anılan kuruluşlarla ilgili önemli bir değişiklik yaşanması durumunda ilgili otoritenin durumdan hemen haberdar olarak gerekli önlemleri alması yoluyla hem söz konusu kuruluşların sağlamlığının sürdürülmesi hem de sistemde meydana gelebilecek sorunların önüne geçilerek bu kuruluşların hizmetlerinden faydalanan tüketicilerin korunması amaçlanmıştır.
Banka kartları ve kredi kartları ülkemizde detaylı bir şekilde düzenlenmiş olup, bu alanda uygulamaya ilişkin yerleşmiş bir mevzuat bulunmaktadır. Bu çerçevede banka kartları ve kredi kartları her ne kadar ödeme aracı kategorisinde olsa da yerleşik mevzuatın birçok alanda düzenleme ihtiyacını gideriyor olmasından hareketle birinci fıkra ile banka kartı ve kredi kartı ile ilgili olarak 5464 sayılı Kanun ile 5464 sayılı Kanun uyarınca yapılan düzenlemelerde yer alan hususlarda Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
Kanun içerisinde sistemlere ilişkin önemli hükümler bulunmaktadır. Bu nedenle ikinci fıkrada banka ve kredi kartlarına ilişkin sistemlerin birinci fıkra kapsamı dışında olduğu belirtilerek banka ve kredi kartlarına ilişkin sistemlerin Kanun kapsamında olduğu düzenlenmiştir.
Bankanın her bir sistemle ilgili olarak, finansal istikrar perspektifinden tüm ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin oluşturduğu bir bütünün parçası olarak tüm sistemlerin sorunsuz bir şekilde çalışmaya devam etmesini sağlamak amacıyla lisans verme ve gözetim yapma faaliyetlerini yürütmesi amaçlanmaktadır. Sistemlerle ilgili diğer otoritelerin ise bu sistemleri kendi görev alanları çerçevesinde değerlendirip lisanslamaya devam etmesi hedeflenmekte olup, bu konuda oluşabilecek tereddütleri gidermek amacıyla üçüncü fıkra ile sistemlerle ilgili olarak SPK ile BDDK'nın bu Kanun dışındaki diğer mevzuattan kaynaklanan yetkilerinin saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Dördüncü fıkra ile Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin, Kanunun 14 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkra hükümlerine tabi olmadığı ve Kurulun, Kanun kapsamında Kurumca yapılacak denetim sonucunda Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin Kanun kapsamındaki ödeme hizmeti sunma faaliyetlerini geçici veya süresiz olarak durdurabileceği düzenlenmiştir.
Ödeme kuruluşunun, elektronik para kuruluşunun ve sistem işleticisinin ortaklık yapıları ile ilgili hususlar faaliyet izni alma aşamasında Banka tarafından dikkat edilecek hususların başında gelmektedir. Faaliyet izni alındıktan sonra söz konusu kuruluşların ortaklık yapılarında ortaya çıkabilecek önemli değişikliklerin kontrol altında tutulabilmesi amacıyla 5411 sayılı Kanuna paralel olarak bu madde ile ilgili kuruluşların pay edinim ve devirlerine ilişkin hususlar düzenlenmiştir.
Ayrıca, son fıkra ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların sistem işleticileri için Bankaca; ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları için ise Kurumca çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
Bu madde ile ödeme ve elektronik para kuruluşları ile ilgili faaliyetlerin takibi, analizi ve sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla Kurum ve Banka arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, yurtiçi ve yurtdışı yetkili mercilerle denetime, bilgi paylaşımına ve diğer hususlara dair yapılacak işbirliğine ilişkin usul ve esasların sistem işleticileri için Bankaca, ödeme ve elektronik para kuruluşları için ise Kurulca ilgili tarafların görüşü alınmak suretiyle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Kanunda ve Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenlemelerde ve alınan kararlarda yer alan ve ayrı bir cezai yaptırım öngörülmeyen hususlara aykırı davranan tüzel kişiler hakkında verilecek ceza hükme bağlanmış ve bu cezanın uygulanmasına ilişkin hususlar belirlenmiştir.
Sistem işleticileri, ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşlarının finansal istikrar ve ekonomi açısından önemi gözönüne alındığında, bu alanlarda gerekli izinler alınmaksızın faaliyette bulunulması sistemin güvenliği için önemli bir tehdit unsuru olarak değerlendirilmektedir.
DİLEK 473 / Bu kapsamda birinci fıkra ile Kanuna göre alınması gereken izinleri almaksızın sistem işleticisi, ödeme kuruluşu veya elektronik para kuruluşu gibi faaliyet gösteren gerçek kişiler ile tüzel kişilerin görevlileri hakkında verilecek ceza hükme bağlanmıştır.
Kanuna göre alınması gereken izinleri almaksızın ticaret unvanları, her türlü belgeleri, ilan ve reklamları veya kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda sistem işleticisi, ödeme kuruluşu veya elektronik para kuruluşu gibi faaliyet gösterdiği izlenimini yaratacak söz ve deyimleri kullanan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin görevlileri hakkında verilecek ceza hükme bağlanmıştır.
Birinci ve ikinci fıkralar kapsamında tanımlanan suçların bir işyeri bünyesinde işlenmesi halinde verilecek ceza hükme bağlanmıştır.
Bu Kanun kapsamında verilmiş olan faaliyet izni iptal edilen sistem işleticisinin, ödeme kuruluşunun veya elektronik para kuruluşunun faaliyetine devam etmesi bu madde kapsamında değerlendirilecek bir suç olarak tanımlanmıştır.
Kanun uyarınca yapılan denetim ve gözetim görevinin yerine getirilmesini engelleyen kişi hakkında uygulanacak ceza belirlenmiştir.
Kanun uyarınca yapılan denetim ve gözetim faaliyetleri kapsamında istenen bilgi ve belgeleri vermeyen kişi hakkında uygulanacak ceza belirlenmiştir.
Kanun kapsamındaki sistem işleticisi, ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşunun Kanunda gösterilen merciler ile denetim ve gözetim faaliyetinde bulunan görevlilere ve mahkemelere verdikleri veya yayımladıkları belgelerdeki gerçeğe aykırı beyanlardan dolayı, bu belgeleri imzalayan kişi ve kişiler hakkında hapis ve adli para cezası öngörülmüştür.
Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına uymayanlar hakkında uygulanacak ceza hükme bağlanmıştır.
Ödeme aracını kullanmaya yetkili olanlar dışındaki üçüncü kişilerin ödeme aracı ile ilgili kişisel güvenlik bilgilerine erişimlerinin engellenmesi için gerekli önlemleri almayan; ödeme aracının ve ödeme aracı ile ilgili kişisel güvenlik bilgilerinin ödeme hizmeti kullanıcısına güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağlamayan kuruluşların görevlileri ve işlemi yapan kişiler hakkında hapis ve adli para cezası öngörülmüştür.
Bu maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan suçun dikkatsizlik veya tedbirsizlik veya meslekte yetersizlik nedeniyle işlenmesi durumunda, ilgili kuruluşların görevlileri ve işlemi yapan kişiler hakkında ceza hükmü getirilmiştir.
Kanun kapsamındaki sistem işleticisinin, ödeme kuruluşunun ve elektronik para kuruluşunun ortakları, yönetim kurulu üyeleri, mensupları, bunlar adına hareket eden kişiler ile görevlileri, sıfat ve görevleri dolayısıyla öğrendikleri bu kuruluşlara ve müşterilerine ait sırları, görevden ayrılmış olsalar dahi, kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklamaları suç olarak tanımlanarak karşılığında uygulanacak cezalar belirlenmiştir.
Birinci fıkrada sayılan kuruluşlara ve müşterilerine ait sırları açıklayan dış hizmet sağlayıcısının çalışanları ile üçüncü kişiler hakkında da birinci fıkra hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Finansal hizmetler sektöründe yer alan kuruluşların itibarının korunması faaliyetlerinin devamı açısından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle bu tür kuruluşların itibarlarının haksız yere zedelenmesinin önlenmesi gerekmektedir.
5187 sayılı Kanunda belirtilen araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri yayın araçlarından biri vasıtasıyla; sistem işleticisinin, ödeme kuruluşunun ve elektronik para kuruluşunun itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olanlar veya bu yolla asılsız haber yayanlar hakkında uygulanacak ceza hükümleri belirlenmiştir.
DİLEK 473 /
Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 20 nci maddesinde yer alan hükümlere aykırı davranılması durumunda uygulanacak ceza hükümleri belirlenmiştir.
Kanun kapsamındaki ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşunun işlemlerinin kayıt dışı bırakılmasından, gerçek mahiyetlerine uygun düşmeyen bir şekilde muhasebeleştirilmesinden dolayı bu belgeleri imzalayan kişi ve kişilere verilecek ceza hükme bağlanmıştır.
Bu madde ile zimmet suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5411 sayılı Kanuna paralel olarak düzenlenmiştir. Bu doğrultuda sistem işleticisinin, ödeme kuruluşunun ve elektronik para kuruluşunun ortakları, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, mensupları, bunlar adına hareket eden kişiler ile görevlileri hakkında zimmet suçuna uygulanacak ceza hükümleri fiillerin ağırlığına göre belirlenmiştir.
Kanunun 28 inci, 29 uncu ve 31 inci maddelerinde belirtilen suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılması hususunun Banka tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlı olduğu ve söz konusu başvurunun muhakeme şartı niteliğinde olduğu hükme bağlanmıştır.
İkinci fıkra ile Kanunun 31 inci maddesinde belirtilen suçtan dolayı ilgililerin Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru hakkının saklı olduğu düzenlenmiştir.
Üçüncü fıkra ile Kanun ve Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenlemelerde belirtilen görevlerin yerine getirilmesi sırasındaki fiilleri dolayısıyla Banka personeli hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması Bankanın Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunması şartına bağlanmıştır.
Böylelikle 1211 sayılı Kanunun 68 inci maddesinde düzenlenen muhakeme şartı bu maddede de öngörülmüştür.
Her ne kadar iki terim de genellikle yetkili otoritelerin ilgili mali kuruluşların güvenli ve sağlam bir şekilde işlemesini sağlamak için yaptıkları faaliyetleri isimlendirmekte kullanılıyor olsa da uygulamada denetim ve gözetim terimleri birbirinden farklı faaliyetleri tanımlamaktadır.
Gözetim terimi, ödeme ve mutabakat sistemleri alanında en önemli uluslararası kuruluşlardan olan ve Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank of International Settlements-BIS) nezdinde faaliyet gösteren Ödeme ve Mutabakat Sistemleri Komitesi (Committee on Payment and Settlement Systems- CPSS) tarafından sistemlerin güvenli ve verimli bir şekilde çalışmasına yönelik oluşturulan hedeflere ulaşılması amacıyla mevcut ve planlanan ödeme ve mutabakat sistemlerinin bu hedefler açısından düzenli olarak kontrol altında tutulması ve gerektiği durumlarda sistemlerde değişiklik yapılmasının istenmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Kanunda da gözetim kavramıyla uluslararası uygulamalara ve ödeme sistemleri literatürüne paralel olarak denetime yönelik belirli ve olaysal işlemlerden daha ziyade aralıksız gözlemleme faaliyetleri ifade edilmektedir.
Bu noktada gözetim teriminin, hükme tabi kuruluşların mali durumlarının, risk profillerinin ve mevzuata uyum düzeylerinin analiz edilmesi; izin, ruhsat, onay ve uygunluk belgesi gibi başvuruların değerlendirilmesi ve bu çerçevede sunulan belgelerin ve bilgilerin doğruluğunun tespiti ile gerekli durumlarda daha detaylı bilgi alınması amacıyla yerinde inceleme faaliyetlerini içerir genişlikte olduğunu belirtmek gerekmektedir.
Karşılaştırmalı hukuk verileri özelikle de bu konuda uluslararası temel politikaları oluşturan BIS raporları açısından inceleme yapıldığında, konuya ilişkin işleyiş bakımından merkez bankalarına yüklenen işlevin "gözetim" olduğu anlaşılmaktadır.
Mevzuat çerçevesinde ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri alanında Banka ile birlikte başka otoritelerin de çeşitli yetkilerinin olduğu düşünüldüğünde, bu alanda ilgili otoritelerin yetkilerinin sınırlarının çizilmesi amacıyla bu madde metni Kanuna eklenmiştir.
DİLEK 473 / Bu çerçevede birinci ve ikinci fıkra ile Bankanın ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri ile takas odalarına ilişkin olarak 1211 sayılı Kanundan gelen yetkilerinde deregülasyon yapılarak söz konusu yetkilerin çerçevesi gözetim olarak belirlenmektedir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna bu Kanunla verilen yeni görevlerin yerine getirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması amacıyla 5411 sayılı Kanunda değişiklikler yapılmıştır.
Bu madde ile Kanuna göre çıkarılması öngörülen yönetmeliklerin Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde hazırlanarak yürürlüğe konulması hükme bağlanmıştır.
Mevcut durumda faaliyetlerine devam eden sistem işleticileri, ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları bulunmaktadır. Bu maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile söz konusu kuruluşların Kanun ve Kanun kapsamında çıkarılan yönetmelikte yer alan hükümlere uyum sağlamaları ve gerekli izinleri almaları için tanınan süre belirlenmiştir.
Beşinci fıkra ile, mevcut durumda faaliyet gösteren ve Kanunda belirtilen süre içerisinde gerekli izinleri almayan sistem işleticileri, ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşlarının Kanun kapsamında faaliyet gösteremeyecekleri düzenlenmiştir.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.
DİLEK 473 /