Teklif ile ortaya çıkan ihtiyaçlar neticesinde çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmaktadır.
Kooperatifler Kanununda değişiklik yapılarak; 1163 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi sosyal refahın tabana yayılması amacıyla kamu tüzel kişilerinin kooperatiflere ortak olabilmesine imkan sağlamaktadır. Kamu tüzel kişileri amaçları bakımından ilgilendikleri kooperatiflerin kuruluşuna yardımcı olabilmekte, önderlik edebilmekte ve ortak olabilmektedir. Ancak kooperatiflerde her ortağın bir oy hakkı olması nedeniyle sermaye ya da gayri nakdi sermaye olarak çok ciddi katkıları bulunmasına rağmen kamu tüzel kişileri bu kooperatiflerin yönetimlerinde söz sahibi olamamaktadır.
Hatta kamu tüzel kişileri gelir sağlayan bütün imkanlarını sağlamasına rağmen kooperatifin gelirleri başka alanlara aktarılabilmektedir. Kamu tüzel kişisinin ihtiyacını ve kamu yararını gözeten bir yönetim yapısı ihtiyaç haline gelmektedir. Öte yandan yönetim kurulu ortaklar arasından seçildiğinden çoğu zaman profesyonel yönetimler oluşmamakta, bu da kooperatiflerdeki sorunların temel nedenlerinden birini teşkil etmektedir. Bu nedenle diğer şirket türlerinde olduğu gibi kooperatiflerde de kooperatif ortağı kamu tüzel kişilerinin etkin olduğu kooperatifler için bir yasal düzenleme yapmak ihtiyacı hasıl olmuştur.
Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunda değişiklik yapılarak; 7269 sayılı Kanunun geçici 23 üncü maddesinde, hak sahipliği düşürülen taşınmazların Hazine adına re'sen tescil edilmesine dair bir hüküm bulunmamakta ve bu durum uygulamada tereddütlere yol açmaktadır. Bu sebeple hak sahipliği düşürülen taşınmazların doğrudan Hazine adına tesciline imkân getirilerek kamu yararının sağlanması ve problemin çözümü amaçlanmaktadır.
2022 sayılı Kanunda değişiklik yapılarak, hukuki ihtilafları gidermek amacıyla 2828 sayılı Kanun uyarınca harçlık verilen yaşlılar ile malları ve gelirleri devredilerek bir sözleşmeyle gerçek veya tüzel kişilerce kendilerine bakılanların bütün ihtiyaçları karşılandığı için bu kişiler muhtaç olarak kabul edilemeyeceğinden, sosyal yardımlarda mükerrerliğin önlemesi amacıyla bu kişilere 2022 sayılı Kanun hükümleri uyarınca aylık bağlanmaması öngörülmektedir. Yine 2828 sayılı Kanun uyarınca harçlık verilen engelli bireyler ile malları ve gelirleri devredilerek bir sözleşmeyle gerçek veya tüzel kişilerce kendilerine bakılanların bütün ihtiyaçları karşılandığı için bu kişiler muhtaç olarak kabul edilemeyeceğinden sosyal yardımlarda mükerrerliği önlemesi amacıyla bu kişilere 2022 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmaması amaçlanmaktadır.
yasemin / Yükseköğretim Kanununa ek madde eklenerek; Türkiye'de halen yükseköğretime önemli bir talep bulunmaktadır. Özellikle sağlık konusunda bu talep oldukça fazladır. Devlet kaynaklarıyla değil, kendi vakıf kaynaklarıyla kazanç amacı gütmeden bu talebi karşılamak önem arz etmektedir.
Kurulması öngörülen üniversite özellikle sağlık alanında öğrenci yetiştirecek ve ülkemizde bu alanda araştırma ve kaliteli hizmet faaliyetlerine katkıda bulunacaktır.
3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununda yapılması amaçlanan değişiklikle, belde iken sakinleri orman kanunundan yararlanan yerlerin mahalleye dönüştükten sonra da aynı haklardan yararlanmaları amaçlanmıştır.
Teklif ile gerek gençlik ve sporla ilgili gerek ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap verebilmek için çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmaktadır. Bu kapsamda;
Kişi, kurum ve kuruluşların gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kampları inşası için yapacakları harcamaların veya bu tesislerin inşası için yapacakları her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerinin devam ettirebilmeleri için yapacakları her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamının gelir vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirilmesi hususu düzenlenmektedir.
7258 sayılı Kanun kapsamında yürütülen faaliyetlere ilişkin olarak mevcut yönetmeliklerle yapılan düzenlemeler için ortaya çıkan tereddütleri gidermek üzere yasal dayanak sağlanmak amacıyla düzenleme yapılmaktadır.
2020 yılı sonuna kadar yapılacak yaz ve kış olimpiyat oyunlarına hazırlanmak amacıyla olimpik ve paralimpik spor dallarında en az yıldızlar seviyesinde olmak kaydıyla seçilecek 4000 sporcu yetiştirilmesi hedeflenmiştir. Yetiştirilecek sporcular asgari ücret tutarında harçlık ödenmesi ve sportif amaçlı iaşe, ibate ve yol giderlerinin Genel Müdürlükçe karşılanması öngörülmüştür.
Gençlik ve Spor Bakanlığında Rehberlik ve Denetim Başkanlığı kurularak görevleri belirlenmekte ve yeni kadrolar ihdas edilmektedir.
657 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinde değişiklik yapılarak; engelli ya da süreğen hastalığı bulunan çocuklar diğer çocuklara göre tekrarlayan hastalıklara yakalanma riski, tedavi şekli, süresi ve iyileşme oranı yönüyle farklılık gösterirler. Bu çocukların daha sık hastalanması ve tedavi süresinin daha uzun olması nedeniyle çalışan ebeveynin yıllık izin hakkı dışında ek süreli izin kullanıma ihtiyacı bulunmaktadır. Ayrıca bu çocukların hastalıklarının daha komplike seyretmesinin getirdiği ek yük nedeniyle bakımları özellik arz etmekte ve ev koşullarında tedavisi yapılsa dahi yakın bakım gerektirmektedir. Mevcut düzenlemede çalışan ebeveynin yıllık izin hakkı dışında mazeret izni alması idarenin inisiyatifine bırakılmıştır. Ayrıca ek süreli bir izin hakkı da bulunmamaktadır. Bu durum çeşitli mağduriyetlere neden olmaktadır. Teklif edilen düzenlemeyle engelli ya da süreğen hastalığı bulunan çocuğun tedavi ve bakımının daha etkin yapılabilmesi amaçlanmış ve bu amaçla hekim tarafından gerekli görüldüğü takdirde 657 sayılı Kanun uyarınca çalışan ebeveynlerden birinin çocuğunun bakımının yapılabilmesi için mazeret izni kullanma hakkı getirilmiştir.
yasemin / 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun büyükşehir belediyelerinin kurulması, büyükşehir kurulan illerdeki il özel idarelerinin tüzel kişiliklerinin kaldırılmasına dair hükümleri, 30 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan yerel seçimlerden sonra yürürlüğe girecektir. Söz konusu Kanunun bu hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte, 3294 ve 4562 sayılı Kanunların düzenleme alanlarında doğacak hukuksal boşlukların giderilmesi amacına yönelik olarak söz konusu kanunlarda değişiklik yapılması amaçlanmıştır.
Diğer taraftan, Bakanlıklar ve merkezi idare kuruluşları tarafından il özel idarelerine kaynak aktarılmış olan işlerden özel idarelerin tüzel kişiliğinin kalkacağı tarihe kadar tamamlanamayacak olanlara ilişkin iş ve kaynakların; uygulama birliği sağlanması, işlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütlerin giderilmesi bakımından farklı İdarelere devredilmesi yerine Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarına devredilmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca 26/5/2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununda yapılması düşünülen değişiklikle, üyelerinin tamamı il özel idarelerinden oluşan ulusal düzeydeki birlik için Birlik Başkanının İçişleri Bakanlığı Müsteşarı olması yönünde düzenleme yapılması amaçlanmıştır.
Afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetleri yürütmek üzere 29/5/2009 tarihli ve 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kurulmuştur. Afet risk ve tehlikesi altında bulunan ülkemizde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 17/12/2009 tarihinde faaliyete geçmesi ile birlikte afet yönetimi anlamında bütünleşik afet yönetim sistemi benimsenmiştir.
Bu sistemin en önemli unsurlarından biri yerelde etkin ve verimli bir sistem kurmak olup bunun en önemli ayağını da yerel teşkilat yapısı oluşturmaktadır. 6/12/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesinin beşinci fıkrası ile büyükşehir belediyesi olan illerdeki il özel idarelerinin tüzel kişilikleri kaldırılmıştır. 5902 sayılı Kanunun 18 inci maddesine göre, il özel idaresi bünyesinde bulunan il afet ve acil durum müdürlükleri açısından büyükşehirlerdeki il özel idarelerinin tüzel kişiliklerinin kaldırılıyor olması büyükşehirlerdeki il afet ve acil durum müdürlükleri bakımından bağlılık ve buna bağlı bir dizi idari sorunu da beraberinde getirmektedir. Büyükşehirlerdeki il afet ve acil durum müdürlüklerinin bağlılık sorununu giderirken ülke genelinde daha etkin ve güçlü bütünleşik afet yönetimi sisteminin yerelde kurulabilmesini sağlamak üzere kanuni düzenleme yapılması zorunlu hale gelmiştir.
Afet doğası gereği yerel nitelikte olup afet risk ve tehlikeleri de ağırlıklı olarak yerel karakter taşımaktadır. Bu nedenle afetlerle mücadelede ve afet ve acil durumlara müdahalede yerel kapasitenin gücü ve yetkinliği büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede il özel idaresi bünyesinde valiye bağlı olarak kurulmuş olan il afet ve acil durum müdürlükleri, büyükşehirlerde il özel idarelerinin tüzel kişiliğinin sona ermesi sonucunda bu Kanun Teklifi ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının taşra teşkilatı olarak valiye bağlı daha güçlü ve etkin bir şekilde yeniden yapılandırılmaktadır.
yasemin / 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu md. 48/2 ile yatırım ortaklıklarında imtiyaz öngörülmesine ilişkin olarak Türk Ticaret Kanunundan farklılaşan hükümler getirilmesi imkanı Sermaye Piyasası Kuruluna verilmiştir. Yatırım ortaklıklarında imtiyaz öngörülmesine ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerinin öncelikli olacağı sonucunu, Türk Ticaret Kanunun 210 ve 330 uncu maddeleri de desteklemektedir. Buna bağlı olarak da yatırım ortaklıklarının SPKn. md. 49/1.d hükmü uyarınca esas sözleşmelerini Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili düzenlemelerde yer alan hükümlere uygun hale getirmeleri gerektiği açıktır. Bununla birlikte, konunun ikincil düzenleme ile çözüme kavuşturulması, özellikle 6362 sayılı Kanun öncesinde oyda imtiyazı bulunan yatırım ortaklıklarının kazanılmış haklarının korunması noktasında tereddütler ve ortaklıklar bazında farklı yorum sorunları yaşanmasına sebebiyet verecek nitelikte görüldüğünden, konuya kanuni bir düzenleme ile belirlilik kazandırılmasının da faydalı olacağı inkar edilemez. Bu anlayışla, kazanılmış hakların korunması, yatırım ortaklıklarında zorunlu olan kurumsallaşma ve profesyonel yönetimin garanti altına alınması amacıyla bu konuda önemli bir araç olan oyda imtiyaz ile belirli grupların yönetim kurulunda temsil imtiyazında sınırlamaya gidilmesi isabetli görülmeyerek, olası tereddütleri gidererek süreci hızlandırmaya imkân tanımak amacıyla yatırım ortaklıklarında 6102 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesi ile 479 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükümlerinin uygulanmayacağı hususuna açıklık kazandırılmıştır.
Ayrıca 18/5/1929 tarihli ve 1453 sayılı Zabitan ve Askeri Memurların Maaşatı Hakkında Kanunun 2 nci maddesi gereğince Jandarma Genel Komutanlığı fiili kadro tespiti her yıl Bütçe Kanununa eklenecek cetvellerle tespit olunmaktadır. Teklif ile, Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında gizli oturumda belirlenmiş olan kadro toplamı, Jandarma birimlerinde profesyonelleşmenin artırılması ve askerlik süresindeki kısalma nedeniyle gerçekleşen erken terhisler nedeniyle hâsıl olan personel ihtiyacı doğrultusunda, mevcut toplam adet miktarı anılmaksızın ihtiyaç olan 3.000 adet kadro ihdas edilmektedir.
yasemin / TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifimiz, gerekçesi ile birlikte ekte sunulmuştur.
Gereğini arz ederiz.
Saygılarımızla.
Erkan Akçay Mehmet Şandır Manisa Mersin HAVALE EDİLDİĞİ KOMİSYONLAR (2/1074) ESAS Plan ve Bütçe Komisyonu TALİ Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu GENEL GEREKÇE Anayasanın 90 ıncı maddesinin son fıkrası "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." şeklindedir.
Birleşmiş Milletler tarafından 10 Aralık 1948’de ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin çalışma hakkına ilişkin 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası "Herkesin, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.", üçüncü fıkrası "Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gerekirse her türlü sosyal koruma önlemleriyle desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır." şeklindedir.
Anayasamızın Ailenin Korunmasına İlişkin 41 inci Maddesi: "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar." ifadesi yer almaktadır.
Anayasamızın Çalışma Hak ve Ödevine İlişkin 49 uncu Maddesi: "Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır." şeklindedir.
Anayasanın ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin ilgili bu maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (C) bendinde nitelikleri sayılan kamu çalışanlarının anılan anayasal ve yasal düzenlemelerden kanunun ruhuna ve lafzına uygun olarak yararlandırılmadıkları, yürütme organınca yapılan iyileştirilmelerin bu amacı sağlama noktasında henüz yeterli olmadığı görülmektedir.
yasemin / 657 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin (C) fıkrası kapsamındaki bir yükseköğrenim mezunu bir kamu çalışanı 2012 yılı itibari ile ortalama 1.078,59 TL, Lise ve dengi okul mezunu net 983,89 TL, İlköğretim mezunu 888,00 TL net maaş almaktadır. Bu kapsamdaki personelin aile, çocuk yardımı, fazla çalışma, üretimi teşvik primi, ek ödeme gibi mali ve sosyal haklarda yararlandırılmamaktadır.
Bu durum iç hukuk kuralı olarak benimsenen " eşit işe eşit ücret" ilkesine açıkça aykırıdır.
4 Haziran 2011 tarihli 27954 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 632 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası uyarınca istihdam edilen 187.549 ve 4954 sayılı Kanun uyarınca istihdam edilen 10.758 olmak üzere toplam 198.307 sözleşmeli personel memur kadrolarına atanmıştır. 657 ve 4954 sayılı kanunlar uyarınca çalışan 198.307 sözleşmeli memur kadrolara atanırken, 657 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin (C) fıkrası kapsamında çalışan personelin kapsam dışında tutularak bir kez daha mağdur edilmiştir. Anayasanın eşitlik ilkesi gereği olarak 657 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin (C) fıkrası kapsamında çalışan geçici personelin de yazılı başvurusu halinde 657 sayılı yasanın 4 üncü maddesinin (A) fıkrası kapsamında kadroya geçirilmesi uygun olacaktır.
Hazırlamış olduğumuz bu kanun teklifi ile; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (C) bendi kapsamında çalışanların, bu kanunun yürürlüğe girdiği altı ay içerisinde yazılı olarak başvurmaları halinde, aynı kanunun 4 üncü maddesinin (A) bendi kapsamında halen görev yaptığı kuruma kadrolu personel olarak atanması amaçlanmıştır.