Çanakkale Savaşları; insanlık tarihinde bir dönüm noktasının yaşandığı, güç dengelerinin değiştiği, olayların akışı üzerinde Türk Milletinin belirleyici bir rol oynadığı, milletimizin kahramanlık ve fedakarlığının doruk noktasına ulaştığı bir mücadeledir. Çanakkale Zaferi; Mehmet Akif Ersoy'un ifadesiyle ancak "Bedr'in Aslanlarının" geçebileceği bir şan ve şerefe sahip olan ve Mustafa Kemal Atatürk'ün "savaşmayı değil ölmeyi emrettiği"; vatanın dört bir yanından ve bugün birçok farklı devletin toprakları içinde kalmış olan yerlerden savaşmaya gelen Mehmetçiğin en büyük destanlarından biridir.
Atatürk, Çanakkale'deki ruhu şöyle anlatmaktadır: "Biz ferdî kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yalnız size Bombasırtı vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil siperler arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak... Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şâyân-ı gıpta murat / bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şâyân-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur." İşte Çanakkale Zaferini kazandıran bu yüksek ruhun, Mehmetçiğin hatırasının, inancın, cesaretin ve azmin manevi mirasının kuşaktan kuşağa yaşatılması, her neslin bu kutsal maziden beslenerek büyümesi ve hep ileriye doğru, daha iyi olanı hedefleyerek gayret göstermesi ile ancak aziz şehitlerimizin ruhları şad olacaktır. Her gelen nesil de onlara layık olma gayretiyle bu şerefli maziyi daha ileriye taşıma inancında ve isteğinde olacaktır.
Çanakkale Savaşları; başta Milletimiz olmak üzere pek çok milletin tarihinin şekillenmesinde oynadığı rol ve savaşan taraflar arasında, verilen büyük kayıplara rağmen, geleceğe uzanan bir husumet yaratmak yerine günümüzde dahi devam eden barışçıl bir anlayış ve saygı yaratması ile tarihte müstesna bir yer edinmiştir. Çanakkale Savaşlarının cereyan ettiği alanın bütünsel bir bakış açısıyla ele alınarak açık hava müzesi olarak yeniden düzenlenmesine ve yönetilmesine ilişkin faaliyetleri yürütecek Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı kurulmasına yönelik olarak bu Tasarı hazırlanmıştır.
Başkanlığın faaliyetleri ile amaçlanan, alanı bir bütün olarak değerlendirerek, Çanakkale deniz ve kara savaşlarının meydana geldiği Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanının tarihi, kültürel, manevi değerleri ile doğal dokusunun korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması ve yönetiminin sağlanmasıdır.
Başkanlık kurulmasının ana hedefi; alanı bütünsel bir bakış açısıyla ele alıp planlamak, cephe, siper, sahra hastanesi, şehitlik ve mevzi gibi savaş mekânlarının yaşanan olayları da yansıtacak şekilde aslına uygun olarak restorasyonunu yapmak, bunlara ek ve tamamlayıcı olarak Çanakkale Savaşlarının ruhunu yansıtacak sinema, animasyon, belgesel, müzik, drama, kitap ve benzeri görsel ve işitsel eser ve canlandırmalar üretmek ve yapmak suretiyle, Tarihi Alanın bir açık hava müzesi olarak düzenlenmesini ve ziyaretçilerin hizmetine sunulmasını sağlamaktır. Başkanlığın bu görevleri yürütebilmesi için, görevinin istisnai mahiyetinin gerektirdiği mali ve idari imkânlara da sahip olması gerekmektedir.
Bununla birlikte Tarihi Alanın yarısını oluşturan orman vasfı korunmaya devam edilmekte ve bu vasfından kaynaklanan korumaya yönelik uygulamalar sürdürülmektedir. Orman ve Su İşleri Bakanlığının başta alanın orman vasfından doğan görevleri olmak üzere kendi görevi kapsamında yürüttüğü diğer hizmetleri ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülen hizmetler işbirliği içinde devam edecektir.
Bu Tasarı ile, bugüne kadar Tarihi Alanın önem ve değerine uygun olarak korunması ve Çanakkale Savaşlarının günümüzde dahi devam etmekte olan etkilerinin hem Milletimizin hem de ilgili diğer milletlerin yeni nesillerine aktarılabilmesi için sarfedilen çabalar daha verimli ve koordineli yürütülerek, alınan neticeler ile hedefler arasında arzu edilen uyumun daha çabuk ve üst seviyede temini amaçlanmaktadır.
murat /