Tahkim ve alternatif veya başka bir ifadeyle dostane uyuşmazlık çözüm yöntemleri kullanılarak uyuşmazlıkların veya anlaşmazlıkların etkin olarak çözümü, milletlerarası alanda son yıllarda büyük bir artış göstermiştir. Bu artışın etkisiyle pek çok ülke kanun koyucusu tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini millî uyuşmazlıkların çözümü için kullanma yollarını araştırmış ve konuya ilişkin yeni kanunlar yürürlüğe koymuştur. Uyuşmazlıkların mahkemeler önünde değil de tarafların tercih ettiği tahkim veya bir alternatif çözüm yöntemiyle çözüme kavuşturulmasının pek çok faydası vardır. Bu faydalar arasında, çözümde taraf iradesinin katkısı nedeniyle toplumsal barışın korunması, uyuşmazlığın etkin ve göreceli olarak az masrafla çözümü ile mahkemelerin iş yükünü azaltma sayılabilir.
Uyuşmazlıkların mahkeme dışında çözümü konusunda şüphesiz en çok bilinen ve kullanılan yöntem tahkimdir. Ülkemizde bu konudaki ilk düzenlemeler 1850’li yıllara dayanmaktadır. Tahkime ilişkin hükümler mevzuatımızda hem 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda hem de 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununda yer almaktadır. 1086 sayılı Kanunun yerini almak üzere hazırlanan ve 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda da tahkim müessesesi ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Uygulamadaki sıkıntılar dikkate alınarak bazı yeni düzenlemelere yer verilmiştir. Tahkim kültürünün gelişmesi için geçmişte birçok adım atılmıştır.
murat / Örneğin, 1965 yılında Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, 1 inci Tahkim Hukuku Haftasında tahkim kurumunun teşkilatlanmasına ilişkin teklifleri görüşmüştür. 1966 yılında Enstitü, hakemlik kurumunun genel menfaatlere uygun şekilde gelişmesini sağlamak için Hakem Odası Kanununun ön tasarısını hazırlamış ve yayınlamıştır. 2001 yılında Adalet Bakanlığı tarafından Türkiye Hakem ve Bilirkişi Odaları Birliği Kanunu Tasarısı taslağı ile İstanbul Milletlerarası Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı taslağı hazırlanmıştır. Bu çalışmaların ortak amacı tahkim kurumunun gelişmesine katkı sağlamaktır.
Doğrudan görüşme veya başka bir ifadeyle müzakere ve arabuluculuk da hukukumuzda bilinen ve az da olsa kullanılan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerindendir. Doğrudan görüşmeye ilişkin 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35/A maddesinde bir düzenleme mevcuttur. Ayrıca 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Tüm bu gelişmelere rağmen, Ülkemizde tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm kültürü istenilen düzeyde gelişme gösterememiştir. Bunun en büyük göstergesi, bu yöntemlerin uygulamadaki kullanımının uyuşmazlık sayısıyla karşılaştırıldığında son derece az oluşudur. Millî düzeyde tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözümü kültürünün yerleşmemesi nedeniyle Ülkemizde milletlerarası alanda tanınan bir tahkim merkezi de oluşmamıştır.
Tüm bu gelişmeler dikkate alınarak İstanbul’da bir tahkim merkezi kurulması düşüncesi, 2/10/2009 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Stratejisi ve Eylem Planında yer almıştır. Bu Eylem Planının, “Hukuk Alt Yapısının Güçlendirilmesi” başlıklı Bölümünde “İstanbul’da bağımsız ve özerk yapıya sahip uluslararası alanda rekabet edebilecek düzeyde kurumsal bir tahkim merkezinin oluşturulması ve arabuluculuk sisteminin etkin bir şekilde kullanılması”, ikinci öncelik olarak belirlenmiştir.
Bu önceliğin gerçekleştirilebilmesi için Adalet Bakanlığı bünyesinde, Bakanlık tarafından bu alanda çalışan çoğu akademisyen ve hâkimlerden oluşan bir Çalışma Grubu kurulmuştur.
Çalışma Gurubunun, çalışmaları kapsamında
a) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Tahkim Merkezi,
b) Alman Tahkim Derneği,
c) Amerikan Tahkim Derneği,
d) Çek Cumhuriyeti Ticaret ve Tarım Odası Tahkim Mahkemesi
e) Dubai Tahkim Merkezi,
f) Londra Milletlerarası Tahkim Mahkemesi,
g) Milletlerarası Ticaret Odası, Milletlerarası Tahkim Mahkemesi,
h) Romanya Tahkim Merkezi,
ı) Singapur Tahkim Merkezi,
i) St. Petersburg Tahkim Merkezi ve
g) Zürih Tahkim Merkezinin, yapıları incelenmiştir. Bu modellerden ikisi seçilerek Çalışma Grubu tarafından kuruluş, yapılanma ve işleyiş konularında yerinde incelemelerde bulunulmuştur. Bu modellerden ilki Alman Tahkim Derneği, diğeri ise Çek Cumhuriyeti Ticaret ve Tarım Odası Tahkim Mahkemesidir. Alman Tahkim Derneği, dernek statüsünde kurulan bir kurum olduğu hâlde Çek Cumhuriyeti Ticaret ve murat / Tarım Odası Tahkim Mahkemesi, kanunla kurulmuş bir merkezdir. Her iki kurum da, tahkim kültürünün ilgili ülkelerde yerleşmesi için etkin rol oynamıştır. Her iki kurum için tarafsız ve bağımsızlık, özellikle de idarelerden bağımsız olmak ve bağımsız olduğu kadar öyle görünmek hayati önem taşımaktadır. Zira tahkim hizmeti alacak kullanıcılar ve özellikle yabancı kullanıcılar için tahkim merkezinin tarafsız ve bağımsız olması, olmazsa olmaz bir ilkedir. Bunun yanı sıra, konuyla ilgili kurumların tahkim sürecine bir şekilde dâhil edilmesi de yukarıda bahsedilen her iki kurumun başarısında önemli etken olmuştur.
Şüphesiz, Ülkemizde, tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin kullanım azlığının temel nedeni bu mekanizmaların yeterince bilinmemesi veya yanlış bilinmesidir. Bu temel sorun ve diğer ikincil sorunların çözümüne ivme kazandıracak bir güce ihtiyaç vardır. Tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının etkin kullanıldığı tüm ülkelerde bir veya birden fazla etkin tahkim kurumu mevcuttur. Bu durum, Çalışma Grubunun yapmış olduğu saha araştırmalarında da teyit edilmiştir. Bu hususu teyit eden bir başka vakıa ise, Milletlerarası Ticaret Odasının 1923 yılında kurularak milletlerarası tahkime ivme kazandırmasıdır. Bütün bunlardan çıkan sonuç, tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun artması için tahkim konusunda etkin bir merkezin olması gerekliliğidir.
İstanbul Tahkim Merkezi de Türkiye’de tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının bilinmesi, anlaşılması ve kullanılmasının sağlanmasına ivme kazandırmak amacıyla tasarlanmıştır.
Ayrıca, bu Merkez tahkim konusunda koordinasyonu sağlayacak, özellikle yabancı tahkim merkezleriyle ilişkilerin kurulmasında muhatap kabul edilebilecek ve tanıtımda etkin rol alacaktır.
Merkezin yapısı bağımsız ve tarafsız olacak şekilde, ilgili tüm kurum ve kuruluşları kapsar nitelikte geniş tutulmuş, tahkim kurumunun ilgili çevrelerce kabul görmesi amaçlanmıştır.
Tahkim Merkezinin özel hukuka tâbi bağımsız bir kurum olarak çalışması öngörülmüştür. Kabul görmek, güvenilir olmak ve rekabet edebilmek için bağımsızlık önemli olduğundan, Merkez, bu alanda çalışan milletlerarası tahkim merkezleriyle rekabet edebilecek bir şekilde oluşturulmuş, Merkez bünyesinde Millî ve Milletlerarası Tahkim Divanlarına yer verilmiştir.
Düzenlemeyle, sadece yapısal yönden Tahkim Merkezi oluşturulmuş, tahkime ilişkin maddî kurallar getirilmemiştir. Merkez, Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetçi, Danışma Kurulu, Millî Tahkim Divanı ve Milletlerarası Tahkim Divanı ile Genel Sekreterlikten oluşmaktadır. Bu kurulların oluşumu, çalışma sistemi ve görevleri düzenlenmektedir. Millî ve milletlerarası alanda tanıtılabilmesi için Tahkim Merkezi bünyesinde Danışma Kurulu kurulmuştur. Bu Kurul, hem Merkezin tanıtımı, hem de milletlerarası tecrübelerden yararlanmak amacıyla ihdas edilmiştir. Zira tanıtım, Tahkim Merkezinin başarılı olması için yapılması gereken en önemli faaliyetlerden biridir.
Tahkim Merkezinin başarısı, kurulduktan sonra uygulamasıyla ölçülebilecektir. Uygulamada başarının sağlanmasının ön şartı Tahkim Merkezi bünyesinde çalışacak kişilerin tahkim veya alternatif uyuşmazlık çözüm yolları konusunda bilgili, tecrübeli ve istekli olması gerekliliğidir.
murat /