Tasarı/teklif madde 1
yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadıMadde ile Kanun Hükmünde Karamamenin amaç ve kapsamı belirtilmektedir.
Kaynak: TBMM 26. Dönem S. Sayısı 412 (Esas No: 1/746) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
Madde ile Kanun Hükmünde Karamamenin amaç ve kapsamı belirtilmektedir.
Madde ile, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları, özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendika, federasyon ve konfederasyonların kapatılmasına ve mal varlıklarının devrine ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasıyla, yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yüksek mahkemelerin daire başkan ve üyeleri ile hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve bunların meslekten çıkarılmalarına karar verilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Bunun gibi Sayıştay meslek mensupları hakkında da düzenleme yapılmaktadır.
Anayasanın 139 uncu maddesinde hâkimlik ve savcılık teminatı düzenlenerek azlolunamayacakları hükme bağlanmış ise de, aynı maddede meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklı tutulmuştur. Benzer düzenleme 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 44 üncü maddesinde de yer almaktadır. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve kalkışmanın sorumlusu olan FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensuplarının görevde tutulmaları en başta yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Anayasanın 138 inci maddesine göre Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verme ödevi altındaki yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmesi, örgüt hiyerarşisi içinde ve ideolojik bağlılık duygularıyla hareket etmesi en başta yargının saygınlığı ve güvenilirliğine zarar vermektedir. Devlet organizasyonu dışındaki: başka bir hiyerarşik yapının talimatlarına boyun eğen yargı mensuplarının varlığı, vatandaşların yine Anayasanın teminatı altındaki adil yargılanma hakkı önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Bu nedenlerle, belirtilen türde irtibatları değerlendirilen yargı mensuplarının meslekte kalmalarının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, Anayasanın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanınan takdir hakkı da gözetilerek bu düzenleme yapılmaktadır.
Birinci fıkrada ayrıca, görevine son verilenlerin silah ruhsatları ile hususi damgalı pasaportlarının iptal edilmesi ile oturdukları kamu konutları ve vakıf lojmanlarından tahliyelerine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasıyla, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte adli ve idari yargı hâkim ve savcı adayı olarak görev yapanların, adaylıkta geçirdikleri süreye bakılmaksızın Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kürulunca mesleğe kabul edilmeleri halinde, hâkimlik ve savcılık mesleğine atanabilmeleri ve böylece hâkim ve savcı ihtiyacının karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Madde ile kamu görevlilerinden terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
Madde ile, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin pasaportlarının iptal edilmesine ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
Madde ile, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince uygulanmasına ihtiyaç duyulan bazı tedbirler düzenlenmektedir.
Bu çerçevede; maddenin birinci fıkrasının;
(a) bendiyle, olağanüstü hal döneminde yürütülen soruşturmalarda uygulanacak gözaltı süresi özel olarak belirlenmektedir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen Anayasanın 19 uncu maddesinin altıncı fıkrasında, olağan dönemler için belirlenen gözalu sürelerinin olağanüstü hal dönemlerinde uzatılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda yapılan düzenlemeyle, gözaltı süresi, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren otuz günü geçmeyecektir.
Böylelikle, olağanüstü hal ilan edilmesine sebep olan olaylarla bağlantılı soruşturmaların daha etkin ve sağlıklı biçimde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
(b) bendiyle, olağanüstü hal süresince yakalanan asker kişilerin adli kolluk görevlilerine teslim edilmeleri ve bu kolluk görevlilerince nezaret altında tutulmaları öngörülmektedir.
Düzenlemeyle, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 92 nci ve 93 üncü maddeleri ile 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 80 inci maddesinde asker kişilerin işledikleri suçlar bakımından öngörülen kurala istisna getirilmektedir.
(9) bendiyle, olağanüstü halin uygulandığı dönem içinde yürütülen. soruşturmalar kapsamında, görev ve unvan ayrımı yapılmaksızın kamu görevlileri de dâhil olmak üzere bütün şüpheli, mağdur ve tanık ifadelerinin adli kolluk görevlileri tarafindan da alınabileceği hüküm altına alınmaktadır.
(Ş) bendiyle, maddede belirtilen suçlar bakımından asker kişiler hakkında yargı mercilerince verilen tutuklama kararlarının, askeri tutokevleri dışındaki ceza infaz kurumlarında yerine getirilmesi zorunlu tutulmaktadır.
(d) bendiyle, olağanüstü hal süresince ceza infaz kurumlarında bulunan tutukluların avukatlarıyla görüşme hakları ve görüşme mahremiyetinin sınırları belirlenmektedir. Maddede belirtilen suçlardan tutuklu bulunanların, toplum ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürme, örgüt mensuplarıyla haberleşme ya da örgüt faaliyetlerini sürdürme ihtimali gibi hukuki yardım hakkını kötüye kullanmaları durumunda, görüşmelerin kaydı, görevli nezaretinde gerçekleştirilmesi, sınırlandırılması veya yasaklanması mümkün hale getirilmektedir. Bentte, değinilen tedbirlerin usulü ile yasaklama kararı verilmesi halinde, tutuklunun hukuki yardım hakkından faydalanabilmesini sağlayacak önlemler de düzenlenmektedir.
Madde ile, darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemin devamı niteliğindeki fiiller dolayısıyla hayatını kaybeden, yaralanan veya malul olanlara sağlanan mali haklar düzenlenmektedir.
Madde ile, mülkiyeti kamuya ait taşınmazlara ilişkin olarak, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatının bulunduğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilerle yapılan irtifak ve intifa hakları ile kira sözleşmelerinin iptal edilmesine ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
Madde ile, Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğunun doğmayacağı hükmü konulmaktadır.
Madde ile, Kanun Hükmünde Kararname kapsamında alınan kararlar ve yapılan işlemler nedeniyle açılan davalarda yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceği hükme bağlanmaktadır.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.
(*) 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 23 Temmuz 2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan hali olup Kanun Hükmünde Kararname’de yapılan değişiklikleri içermemektedir.
-u— olarak usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye, her türlü tedbiri almaya ve ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Yükseköğretim Kurulu görevli ve yetkilidir.
Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler
(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya pruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve hususi damgalı pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir.
(2) Bu Kanun Hükmünde Karamamenin yürürlüğe girdiği tarihte adli ve idari yargı hâkim ve savcı adayı olarak görev yapanlar, adaylıkta geçirdikleri süreye bakılmaksızın Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca mesleğe kabul edilmeleri halinde, hâkimlik ve savcılık mesleğine atanabilirler.
Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler
(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
a) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel, ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır,
b) 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personel Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır, ©) 9/7/1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununa tabi personel Sahil Güvenlik Komutanının teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır,
ç) Milli Savunma Bakanına bağlı personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır,
d) 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır,
e) Mahalli idareler personeli, valinin başkanlığında toplanan ve vali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılır, p 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Ilükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkârılır, &) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır.
(2) Birinci fıkra uyarfda görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, deneüm kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fikra hükümleri uygulanır.
(3) Bu maddeye göre görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lajmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar.
(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenler, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirilir. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.
Soruşturma ve kovuşturma işlemleri
(1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
a) Gözaltı süresi, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren otuz günü geçemez.
b) Yakalanan asker kişiler adli kolluk görevlilerine teslim edilir.
c) Yürütülen soruşturmalar kapsamında görev ve unvan ayrımı yapılmaksızın kamu görevlileri de dâhil olmak üzere bütün şüpheli, mağdur ve tanık ifadeleri adli kolluk görevlileri tarafından da alınabilir.
ç) Asker kişiler hakkında verilen tutuklama kararları, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 111 inci maddesinde belirtilen ccza infaz kurumlarında yerine getirilir.
d) Tutuklu olanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir ve tâlimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli, açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısının kararıyla, görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli hazır bulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir. Tutuklunun yaptığı görüşmenin, belirtilen amaçla yapıldığının anlaşılması hâlinde, görüşmeye derhal son verilerek, bu husus gerekçesiyle birlikte tutanağa bağlanır. Görüşme başlamadan önce, taraflar bu hususta uyarılır. Tutuklu hakkında, tutanak tutulması hâlinde, Cumhuriyet savcısının istemiyle tutuklunun avukatlarıyla görüşmesi sulh ceza hâkimliğince yasaklanabilir. Yasaklama kararı, tutuklu ile yeni bir avukat görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına bildirilir. Baro tarafından bildirilen avukatın değiştirilmesi Cumhuriyet savcısı tarafından istenebilir. Görevlendirilen avukata, 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13 üncü maddesine göre ücret ödenir.
e) Tutuklu olanlar, belgelendirilmesi koşuluyla sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. Adalet Bakanlığı ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır. Tutuklular telefonla haberleşme hakkından ancak onbeş günde bir ve bu bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere faydalanabilirler.
(1) 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemin devamı niteliğindeki eylemler sebebiyle hayatını kaybeden veya malul olan sivillere 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının Ğ) bendi kapsamında bağlanacak aylıklarının hesabında aynı fıkranın (h) bendi hükümleri esas alınır ve kendileri ile hak sahipleri, söz konusu (h) bendi kapsamında bulunanlara ilgili mevzuatında sağlanan diğer haklardan aynı şekilde yararlandırılır. Ancak, dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, malulün ya da ölenin kendisine bağlanacak aylıktan az olamaz. Ayrıca, bunlar ile bu eylemler sebebiyle yaralananlar hakkında 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun nakdi tazminat hükümleri uygulanır. Bu şekilde bağlanacak aylıklarda, genel sağlık sigortası primi dâhil, prim ve prime ilişkin borç olmama şartı aranmaz.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında emeklilik ikramiyesine müstahak olanların emeklilik ikramiyeleri, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) 115 katından az olmamak üzere, 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin bizinci fıkrasının (a) bendi hükümleri esas alınarak ödenir. Birinci fikra kapsamına girmekle birlikte emeklilik ikramiyesine müstahak olmayan sivillerden yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malul olanların kendileri ile ölenlerin kanuni mirasçılarına en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) 170 katı, diğer malullere ise en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) 115 katı tutarında ek tazminat, nakdi tazminata ilişkin esas ve usuller çerçevesinde ilgili kurumlar tarafından ödenir.
İrtifak ve intifa hakları ile kira sözleşmelerinin iptali
(1) Mülkiyeti 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçe kapsamındaki idarelere, düzenleyici ve denetleyici kurumlara, sosyal güvenlik kurumlarına
(e) bendiyle, maddede belirtilen suçlardan tutuklu olanları ceza infaz kurumlarında ziyaret edebilecek kişiler belirlenmektedir. 5275 sayılı Kanunun $3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki genel kuraldan farklı olarak bu kişiler, tutuklunun sadece çok yakın akrabalarıyla sınırlı tutulmuştur.
(0 bendiyle, olağanüstü hal süresince, maddede belirtilen suçlardan tutuklu olanların bulunduğu ceza infaz kurumlarında görev yapan kamu görevlileri tarafından düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlinin açık kimliği yerine sadece sicil numarasının yazılması öngörülmektedir. Ayrıca, adli veya idari bir soruşturma sebebiyle kurum görevlilerinin ifadesine başvurulması gereken hallerde ifade ve duruşma tutanaklarında sadece işyeri adresi gösterilecek ve çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı görevlinin işyeri adresine tebliğ edilecektir.
—g- Söz konusu önlemler, özellikle örgütlü suçlardan tutuklu bulunan kişilerle ilgili işlemlerde kurum personelinin güvenliğini sağlamaya yöneliktir.
(g) bendiyle, maddede belirtilen suçlarla ilgili yürütülen soruşturmalarda, seçilen veya görevlendirilen müdafiin, hakkında aynı suçlar nedeniyle bir soruşturma veya kovuşturma bulunması durumunda müdafilik görevinden yasaklanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Örgüt bağlantılı avukatların, hukuki yardım hakkının kapsamı dışında kalacak şekilde soruşturmalara müdahalesi maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engellemektedir. Olağanüstü hal ilanına sebep olan vahim olayların tekrarının engellenmesi ve bu olaylara ilişkin soruşturmaların sağlıklı biçimde yürütülebilmesi bakımından bu tür hukuk dışı müdahalelerin engellenmesi daha büyük önem taşımaktadır. Terör suçları söz konusu olduğunda, benzer bir yasaklama imkânı, üstelik olağan dönemler için uygulanabilecek şekilde Alman Ceza Muhakemesi Kanununun 138a ve devamı maddelerinde de yer almakladır.
(B) bendiyle, yürütülecek soruşturma ve kovuşturmalarda, ifade alma, sorgu ve duruşma işlemleri esnasında hazır bulunabilecek müdafi sayısı üç kişiyle sınırlandırılmakladır. Hukuki yardım ve danışma hakkı kapsamında, muhakeme işlemlerine katılabilecek müdafi sayısında herhangi bir sınır öngörülmemesi, bu muhakeme işlemlerinin hiç yapılamaması veya süresinde tamamlanamaması gibi sakıncaları içinde barındırmaktadır. Olağanüstü hal ilanına sebep olan vahim olayların soruşturulması ve kovuşlurulması söz konusu olduğunda, özellikle geniş kapsamlı davalar bakımından bu sakıncalar daha belirgin hale gelmektedir. Bu nedenle yapılan düzenlemeyle, soruşturma ve kovuşturma evresinde belli muhakeme işlemlerine katılabilecek müdafi sayısı sınırlandırılmaktadır. Bu muhakeme işlemleri ifade alma, sorgu ve duruşma olarak belirlenmektedir. Belirtilen işlemler dışında, şüpheli veya sanığın hukuki yardım hakkından yararlanabilmesi bakımından bir sınır getirilmemektedir.
(h) bendiyle, maddede belirtilen suçların Okovuşturmalarında, duruşmanın başlamasından önce iddianame veya iddianame yerine geçen belgelerin okunması yanında bu belgelerin özetlenerek sanığa anlatılmasına da bir alternatif olarak yer verilmektedir. Sanığın, hakkındaki isnatlardan haberdar edilmesi adil yargılama hakkının bir gereğidir. Bu çerçevede suçlamadan haberdar edilme, “zamanında” ve “detaylı” bir bilgilendirmeyi gerekli kılmaktadır.
Bilgilendirmenin, suçlamanın “sebebini”, yani suçlamanın dayanağı olan maddi gerçekleri (isnat edilen eylemleri) ve suçlamanın “niteliğini”, yani maddi gerçeklerin hukuki nitelendirmesini içermesi halinde, duruşmanın başlangıcında kamu davası açan belgenin ayrıca okunması bir mecburiyete dayanmamaktadır. Nitekim, Avusturya, Pransa, Belçika ve İsviçre gibi ülkelerin olağan dönem mevzuatlarında dahi, sanığın yüklenen suçlamalar hakkında bilgilendirilmesini temin eden düzenleme ve uygulamalar yeterli görülmekte, iddianamenin duruşmada bütünüyle okunmasını zorunlu ve gerekli kılan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu doğrultuda olağanüstü hal döneminde açılacak kamu davalarının kapsam ve mahiyeti de gözetilerek benzer bir imkân getirilmektedir. Düzenlemeyle, kamu davası açan belgelerin okunması seçeneği yanında, somut davanın özelliğine göre kapsamı geniş ve uzun iddianamelerin özetlenerek, sanığın hakkındaki isnatlar konusunda sözlü olarak bilgilendirilmesi öngörülmektedir.
(0) bendiyle tutukluluğun incelenmesi, tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin dosya üzerinden karara bağlanabileceği öngörülmektedir.
(i) bendiyle, maddede belirtilen suçlarla ilgili muhakeme sürecinde sesli ve görüntülü iletişim sistemleri kullanılarak sorgu ve duruşma işlemlerinin yapılabilmesine imkân tanınmaktadır. Şüpheli veya sanığın sorguda ya da duruşmada bizzat hazır bulundurulmasının başta nakil güvenliği olmak üzere güvenlik bakımından tehlikeler doğurması, muhakemenin makul süre içinde sonuçlandırılmasına engel olacak benzer sebeplerin varlığı halinde hâkim veya mahkeme tarafından sesli ve görüntülü iletişim sistemlerinin uygulanmasına karar verilebilecektir. Düzenlemeyle, bu e sistemlerin uygulama alanının genişletilmesi ve yargılamaların makul süre içinde tamamlanması amaçlanmaktadır.
(4) Bu madde kapsamında kamu görevi sona erdirilen personele ait kadro ve pozisyonlara, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve diğer mevzuattaki kısıtlamalara tabi olmaksızın Bakanlar Kurulunca belirlenecek sayıda kadro ve pozisyon için atama yapılabilir.
Yürütülen soruşturmalarda alınacak tedbirler
p) Tutuklu olanların bulunduğu ceza infaz kurumlarında görev yapan kamu görevlileri tarafından düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlinin açık kimliği yerine sadece sicil numarası yazılır. Kurum görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği hallerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı görevlinin işyeri adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında işyeri adresi gösterilir.
g) Yürütülen soruşturmalarda, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 149 uncu maddesine göre seçilen veya aynı Kanunun 150 nci maddesine göre görevlendirilen müdafi, hakkında bu maddede sayılan suçlar nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik görevini üstlenmekten yasaklanabilir. Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, sulh ceza hâkimliği tarafından gecikmeksizin karar verilir. Yasaklama kararı, şüpheliye ve yeni bir müdafi görevlendirilmesi için ilgili baro başkanlığına derhal bildirilir.
6) Yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, ifade alma ve sorgu sırasında veya duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir.
h) Ceza mahkemelerinde duruşmanın başlamasından önce iddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur ya da özetlenerek anlatılır.
) Tutukluluğun incelenmesi, tutukluluğa itiraz ve tahliye talepleri dosya üzerinden karara bağlanabilir.
i) Hâkim veya mahkemenin uygun gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle şüpheli veya sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir.
Vazife malulü aylığı bağlanması ve diğer haklar