Kaynak: TBMM S. Sayısı 252 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.
3460 sayılı Kanunla, bu kanuna tâbi teşekkül ve müesseselerin bilûmum memur ve müstahdem lerine verilmekte olan yılda en çok bir maaş tutarındaki temettü ikramiyesi (6212) sayılı Kanun hükümleri dairesinde sözü geçen teşekkül ve müesseselerin iş yerlerinde çalışan işçilerine de teş mil edilmiştir. Aynj zamanda bu teşekkül ve müesseselerin bilançolarında tahassul eden kârın, te mettü karşılığı ayrılan % 5 leri de bu münasebetle % 10 a çıkarılmıştı.
Bilâhara 26.1.1955 tarihli ve 6452 sayılı Kanunla, 3460 sayılı Kanun camiası dışında kalan, sermayeleri veya masrafları umumi, özel, katma bütçelerle belediye bütçelerinden verilen ve bu idarelere bağlı kurumlarda çalışan işçilere temettü ile mukayyedolmaksızm, kanunda yazılı şartlar dairesinde yılda bir aylık istihkakları tutarında ilâve tediye yapılmıştır. Çünkü, bahis konusu hüviyetindeki bu kurumlarda bilanço, kâr ve zarar, temettüde mevzuubaholmamaktadır. Bu kanunun tedvini sırasında 6212 sayılı Kanunun bahşettiği hakkın, kârın tahassulüne istinadetmesi karşı sında işçi temettülerinin tahakkukunda, % 10 karşılığın kifayet etmemesi takdirinde aradaki farkın 6452 sayılı Kanun dairesinde tediyesi kabul edilmiştir. Ancak : 6212 sayılı Kanunla tanınan hak kın esasında bilançoda kârın tahassul etmesi şartına bağlı olması ve ayrıca, teşekkül ve müesseselerince tâyin olunacak çalışma müddetlerine talik olunması, tatbikatta vâzıı kanunun maksadından inhiraf eden neticelerle karşılaştırmaktadır.
Filhakika, 3460 sayılı Kanuna tâbi bir kurumun bilançosunda kârın sıfır olması ve hattâ za rarlı netice vermesi halinde 6452 sayılı Kanunun yaptığı atfa istinaden tahakkuk yapmaya imkân bulunmamaktadır. Zira, sözü geçen kanunla ancak, % 10 karşılığın kifayet etmemesi halinde ara daki farkın telâfisine cevaz vermektedir. Aslı sıfır veya nakıs olan karşılıklardan bu atıfla tahak kuk yapmaya hukukan imkân bulunmamaktadır. Binnetice 6212 sayılı Kanunun (2) nçi madcfeşî mevzuunu teşkil eden haktan işçiler mahrum kalmaktadır, Diğer taraftan, yine 6212 sayılı Kanunun (2) nci maddesinde işçi temettülerinin tahakkukun da, «teşekkül ve müesseselerince tâyin olunacak çalışma müddetleri» esası alınmıştır. Kanunun ted vininde, işçiler lehine tecelli edeceği hüsnüniyetle tasavvur olunan bu kaydın maalesef temettü ikramiyesinden mahrumiyeti intacettiği müşahede olunmaktadır. Temettü tahakkukunda, çalışı lan gün sayısı esas unsur olmak ve bununla mütenasiben hak tanımak lâzımgelirken bâzı kurum larda, meselâ: Yılda (180) gün çalışmamış olanı temettü ikramiyesinden mahranı etmek gibi aleyhte şartlar ve kayıtlar vaz'olunduğu bir vakıadır. Ezcümle: Çalışma güçlükleri bütün dün yaca tanınmış ağır endüstrinin de fevkinde ağır olduğu kabul edilmiş maden işletmelerinde, bu arada Zonguldak, Ereğli Kömürleri İşletmesinde iki tip işçi mevcuttur. Bunlardan bir kısmı her müessesede olduğu gibi (daimî işçi), diğeri de, Türkiye'de hiçbir müessesede adı dahi bulunmıyan (münavebeli işçi) dir. Münavebeli işçiler de (A) ve (B) grupu adı altında birer ay, bazan kırk beşer gün fasıla ile maden ocaklarında vazife görürler. Münavebeli işçilerin senede çalışma gün leri işçi sigortaları kanunlarında (150) gün olarak kabul edilmiştir. Halbuki işletmede ayrı, ayrı ad alan ve fakat aynı istihsal unsuru olan bu işçiler faaliyet itibariyle daimî işçi mey anındadır.
Münavebeye sebep işçinin kendisi değil, işletmenin mecburi çalışma sisteminden mütevellittir.
Bütün bu haller işçi sigortaları kanunları ile tanınmış, daimî ve münavebeli diye ayrı ayrı ad verilmesine mukabil haklarda bir ayrılık gözetilmemiştir.
Ayrıca, işçi, memur ve müstahdemleri temettüden mahrum bırakan adlî ve idari ceza unsur ları da 3460 sayılı Kanunda, dolayısiyle buna istinadeden 6212 sayılı Kanunun (2) nci maddesin de yer almış bulunmaktadır. Buna mukabil 6152 sayılı Kanunda ne karşılık, ne çalışma müddetle rinin tâyini ve ne de adlî ve İdari ceza faktörleri mevcut değildir. Bu vaziyet karşısında, Dev let sektöründe çalışan işçilerle, 3460 sayılı Kanun camiasına dâhil olan işletme işçileri arasında, yılda bir aylık istihkakları tutarında verilen ikramiye bakımından farklılık görülmekte ve bunun tabiî bir neticesi olarak da ikilik ve huzursuzluk tevellüdetmektedir. Bu ikiliğin ve huzursuzlu ğun izalesi için hazırlanan bu tasan ile 6212 sayılı Kanunun (2) nci maddesi yürürlükten kaldırıl mış ve bu suretle, devlet sektöründe çalışan bilûmum işçilerle 3460 sayılı Kanun camiasına dâhil İktisadi Devlet Teşekkülleri işçileri bir hukuk devleti olan Türkiyemizde 6452 sayılı Kanuna tâbi tu tulmak suretiyle, yüz binlerce vatanperver ve milliyetçi Türk işçisine yeknesak ve âdil bir muamele tatbik etmek imkânı elde edilmiş olacaktır.
Tasarıda, bundan başka maden yerlerinde çalışan işçilerden fevkalâde faaliyet ve gayretleri görü lenlere, müessesenin kâr ve zarar durumu müsaidolması şartına bağlı kalarak müessese müdürünün teklifi ve idare meclislerinin karariyle bir aylık istihkaklarını geçmemek üzere fevkalâde ikramiye verilebilir... diye bir madde konulmuştur. Bu ikramiye 3460 sayılı Kanun camiasına dâhil memurla ra kademeli olarak ve şarta muallâk verilmektedir.
Bugüne kadar adı geçen fevkalâde ikramiye, Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları işçileri hariç Türkiye'de hiç bir iş yerinde verilmemiştir.
Halihazır sanayileşmeye doğru büyük bir hızla ileıiiyen Türkiyemizde iktisadi Devlet Teşekkül leri memur, -mühendis, teknisiyen ve kalifiye işçilerin hususi sektöre geçtikleri bir vakıadır ve Umu mi Murakabe . Heyeti raporlarında yer almış bulunmaktadır. Bu hale bir çare bulunamadığı tak dirde iktisadi devlet teşekkülleri kısa bir zaman sonra randımanlı çalışma imkânından mahrum ka lacaklardır.
Garp Linyitleri işletmesi, krom madenleri, Divriği Demir Madenleri, Keçiborlu Kükürt işletme si ve en nihayet Zonguldak Ereğli Kömür işletmesi kalifiye ve mütehassıs işçi sıkıntısı içindedir.
Bugün, Havzada (800 - 1000) kadar mütehassıs olan ve yetişmesi, yetiştirilmesi uzun yıllara bağlı bulunan kazmacı, taramacı ve yedekleri, lağımcı ve barutçu büyük bir hızla krom, manganez ve lin yit işleten hususi sektöre kaymakta iki, üç misli fazla yövmiye almaktadır.
îşte tasarıya konulan ve şarta muallâk bulunan bu ikramiye maden işçileri için nede olsa bir fay da sağlıyacak, binnetice millî müesseselerimizde istihsal bakımından bir menfaat göreceklerdir.
(S. Salısı : 262)