Madde ile, kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarıyla ilgili bazı hususlar düzenlenmektedir.
17/8/2016 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararmamenin 5 inci maddesi ile; 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişilerden alacaklı olan iyi niyetli üçüncü kişiler için, FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmamak, Hazineye ek mali külfet getirmemek, devralınan varlıklann değerini geçmemek ve tevsik edici belgelerle başvurmak şartıyla ilgisine göre Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Maliye Bakanlığına başvurma imkânı getirilmiştir.
675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesine göre ise, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri uyarınca kapatılan kurum ve kuruluşlar ile bunların sahibi olan gerçek ve tüzel kişiler aleyhine açılan davaların; dava şartı yokluğu nedeniyle reddine veya icra takiplerinin düşmesine karar verilmesi ve 17/8/2016 tarihinden önce açılmış olan dava vcya takiplerde ise otuz günlük süre içinde idareye başvuru imkânı sağlanması öngörülmüştür.
Bu düzenlemeler ile kapatılan kurum ve kuruluşlar ile bunların sahibi olan gerçek ve tüzel kişilerden alacaklı olan iyi niyetli üçüncü kişilere sadece idareye başvuru hakkı tanınmış olup, söz konusu kuruluşların sahibi gerçek kişiler ile tüzel kişilerin ortakları, yönetim kurulu üyeleri veya yöneticilerine yargı muafiyeti getirilmediği açıktır. 675 sayılı Kanun Hükmünde Karamamenin 16 ncı maddesi sadece kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin olarak düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fikrası ile; kanun hükmünde kararmameler kapsamında kapatılmayan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkililerine karşı kayyımlar tarafından şahsi sorumluluklarına ilişkin olarak açılan davalarda genel kurul veya ortaklar kurulu kararı aranmayacağı hükme bağlanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasıyla, kayyım atanan şirketlerin soruşturma kapsamındaki şüpheli. ortakları ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan şirket ortaklarına ait ortaklık hak ve payları için herhangi bir ihtiyati tedbir kararına ihtiyaç olmaksızın devir ve temlik yasağı getirilmektedir. Bu yasak soruşturma veya davanın açıldığı tarihten soruşturma, kovuşturma veya davanın kesin hükümle sonuçlandığı tarihe kadar devam edecektir. Böylece devir ve temlik suretiyle hisselerin kaçırılmasının önlenmesi ve şirket tüzel kişiliği ile diğer ortakların haklarının korunması amaçlanmaktadır. Devir ve temlik yasağı süresince ortaklık hak ve paylarına ait temsil ve idare yetkisi kayyım tarafından kullanılacaktır. Ayrıca devir ve temlik yasağının Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından resen ticaret sicili müdürlüklerine bildirilmesi ve ilgili müdürlük tarafından tescil edilmesi öngörülmektedir. Tescil işlemi devir ve temlik yasağının doğması için kurucu bir unsur olarak öngörülmemiştir.