Tasarı/teklif madde 1
→ yürürlükteki madde 1Maddeyle, Kanunun amacı düzenlenmektedir.
Kaynak: TBMM 27. Dönem Sıra Sayısı 16 (Esas No: 2/1286) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebildiğinden her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
İcra dairelerinin iş yükünün önemli bir kısmını, “abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin takipler” oluşturmaktadır. Bu takipler için icra dairelerinde çok sayıda dosya bulunmakta; ödeme emri tanzimi ve tebliği gibi çok sayıda işlem yapılmaktadır. Hazırlanan Kanun teklifiyle, abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin takibin başlatılması ve haciz aşamasına kadar olan bölümünün; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) bünyesinde oluşturulan Merkezi Takip Sistemi (MTS) üzerinden yapılması amaçlanmaktadır.
Kanun teklifi uyarınca, alacaklı avukatı tarafından, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacağına ilişkin takip talebi doldurulacak; takibin dayanağı olan belgelerin tarih ve numarası ile alacağın son ödeme tarihi takip talebine işlenecek; harç ve tebligat giderleri sistem üzerinden ödenecektir. Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra sistem üzerinden tanzim edilecek ödeme emri; borçlunun adresine en yakın PTT birimine elektronik ortamda iletilecek ve ilgili PTT birimi tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca borçluya tebliğ edilecektir. Tebligatın yapıldığına ilişkin evrak PTT tarafından sisteme yüklenecek ve evrak aslı alacaklı avukatının takip talebinde bildirdiği icra dairesine gönderilecektir.
Ödeme yapacak olan borçlu, güncel borç miktarını, sistemden kontrol ederek alacaklıya ait ve sistemle ilişkilendirilmiş hesap numarasına kolaylıkla ödeyebilecektir. Borcun ödenmesi halinde takip sona erecek ve dosya kapanacaktır. İtiraz edecek olan borçlu, itiraz dilekçesini herhangi bir icra dairesine sunabileceği gibi sistem üzerinden güvenli elektronik imza kullanarak da itirazda bulunabilecektir.
İtiraz halinde alacaklı, itirazın hükümden düşürülmesini 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre ilgili mahkemeden talep edebilecektir. Takibin kesinleşmesine rağmen borcun ödenmemesi halinde, cebri icra işlemlerine yetkili icra dairesinde 2004 sayılı Kanunun ilgili hükümleri gereğince devam edilebilecektir.
Teklifle, kanun kapsamındaki alacakların haciz safhasına kadar olan takip işlemlerinin elektronik ortamda yapılması zorunluluğu getirilmekle; icra dairelerinin iş yükünün azaltılması, takip işlemlerinin daha az emek ve mesaiyle daha ucuz ve hızlı bir şekilde yerine getirilmesi amaçlanmaktadır.
Öte yandan 15 Mart 2018 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanunla, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun konkordatoya ilişkin hükümleri revize edilmiştir. Yaklaşık sekiz aylık uygulamanın takibi neticesinde ortaya çıkan bazı sorunların çözümüne yönelik de düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda Teklifle konkordato talebine eklenecek belgeler arasındaki finansal analiz raporu, güvence veren denetim raporu olarak değiştirilmekte ve bu raporu hazırlayacak bağımsız denetim kuruluşları ile raporun standardı konusunda uygulamada yaşanan sorunları çözecek mahiyette düzenlemeler yapılmaktadır. Yine uygulamada konkordato komiserinin görevlendirilme metodundan kaynaklı sorunların çözümü amacıyla ilgili maddelerde değişiklik öngörülmektedir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunuyla işçi ve işveren uyuşmazlıkları bakımından kabul edilen ve 1 Ocak 2018 tarihinden bugüne kadar uygulanan “dava şartı olarak arabuluculuk” kurumunun uygulamada sağladığı başarı ve fayda göz önünde bulundurularak bu kurumun ticari uyuşmazlıklara da teşmil edilmesi yönünde düzenlemeler yapılmaktadır.
Maddeyle, Kanunun amacı düzenlenmektedir.
Maddeyle, Kanunun kapsamı düzenlenmektedir. Kanunun kapsamına, abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan para alacakları ile bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye sunulup bedeli faturaya yansıtılan mal veya hizmetten kaynaklanan ve avukatla takip edilen para alacakları girmektedir. Yapılan düzenleme uyarınca, abonelik sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye bedeli mukabilinde verilip karşılığı faturaya yansıtılan para alacakları, ancak avukat marifetiyle takip ediliyorsa bu Kanunda gösterilen usulle takip edilebilecektir.
Belirtelim ki, alacak türü itibariyle bu Kanun kapsamına girmekle birlikte avukat marifetiyle takip edilmeyen alacakların, 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre takibi mümkündür. Bir başka anlatımla, bir icra takibinin bu Kanunda düzenlenen usulle başlatılıp yürütülebilmesi için; alacağın, tür itibariyle maddede tanımlanan para alacaklarından olması ve ayrıca bu alacağın avukat marifetiyle takip edilmesi gerekmektedir.
Kanunla getirilen usulle takibin yapılabilmesi amacıyla UYAP bünyesinde Merkezi Takip Sistemi adıyla yeni bir sistem oluşturulmaktadır. Sistem sayesinde, takipler elektronik ortamda başlatılacak ve yürütülecektir. Bu şekilde icra dairelerinin iş yükünün azaltılması, bu Kanun kapsamına giren takiplerin daha az emek ve mesai sarfıyla daha hızlı ve ekonomik bir şekilde yerine getirilmesi sağlanacaktır.
Maddeyle, elektronik ortamda düzenlenecek takip talebinde bulunması gereken hususlar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmektedir. Alacaklının veya avukatının, sistemle ilişkilendirmiş hesap numarasını takip talebine yazması zorunlu hale getirilerek, bu şekilde borçlunun icra dairesine gitmeden, sistem üzerinden hesaplanan güncel borç miktarını, bu hesap numarasına ödemek suretiyle borcundan kurtulması imkanı getirilmektedir. Ayrıca takibin dayanağı olan belgelerin tarih ve numarası ile alacağın son ödeme tarihi takip talebine işlenmek zorunda olduğundan alacağı tevsik eden fatura veya benzeri belgelerin sisteme yüklenmesi öngörülmemiştir. Öte yandan takip talebinde bulunması gereken zorunlu unsurlar sisteme yüklenmedikçe ödeme emri oluşturulamayacaktır.
Maddeyle, ödeme emrinde bulunması gereken hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmektedir.
Ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun ödemeyi ya da itirazını ne şekilde yapacağı hükme bağlanmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, bu Kanun uyarınca başlatılan icra takiplerinde, Merkezi Takip Sistemi harcının alınması, buna karşılık icraya başvurma harcı ile tahsil harcının alınmaması hükme bağlanmaktadır. Bunun için Teklifle, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa 29/A maddesi eklenmekte ve bu madde gereğince “Merkezi Takip Sistemi harcı” ihdas edilmektedir. Merkezi Takip Numarası alan ödeme emri ile tebliğ mazbatalı kapalı zarfa ilişkin bilgilerin sistem üzerinden ilgili PTT birimine iletilmesi düzenlenmektedir. İlgili PTT birimi borçlunun adresine en yakın PTT şubesi olacaktır.
Maddeyle, ödeme emrinin tebliği ve borcun ödenmesi hali düzenlenmektedir. Takip konusu borç ile takip harç ve masrafları, ödeme emrinde belirtilen hesap numarasına borçlu tarafından ödendiğinde, sistem üzerinden açılan icra takibi sona erecektir. Ancak 30/6/1934 tarihli 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun uyarınca alacaklıdan alınması gereken harç miktarı ayrılacak ve alacaklı hesabına aktarılacaktır.
Merkezi Takip Sistemi üzerinden yapılan icra takiplerinde, borçlunun adresinin kolluk marifetiyle veya diğer yöntemlerle araştırılması mümkün olmadığı gibi borçluya ilanen tebligat da yapılamayacaktır.
Alacaklının takip talebinde bildirdiği ya da süreç içinde bildirilen veya öğrenilen yeni adrese tebligatın yapılamaması durumunda varsa borçlunun adres kayıt sisteminde yer alan adresine tebligat yapılacak;
bu yöntemle de tebligatın yapılamaması halinde takibe devam etmek isteyen alacaklı, 2004 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde icra dairesine başvurabilecektir. Özetle borçluya tebligat yapılamaması veya borçlunun yerleşim yeri adresinin yurtdışında bulunduğunun anlaşılması halinde alacaklı, harçları ikmal ederek icra dairesinden takibe devam edilmesini talep edebilecek ve bu kapsamda doğrudan adres tahkiki isteyebilecektir. İcra dairesinin araştırması sonucunda borçlunun yeni bir adresi tespit edilirse bu adrese 2004 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca ödeme emri çıkarılabilecektir. Bu aşamada genel hükümler uyarınca ilanen tebligat yöntemine gidilmesi de mümkündür. Bu durumda Merkezi Takip Sistemi üzerinden açılan dosya kapatılacaktır.
Harcın ikmal edilmesinden maksat, 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre ilamsız icra takibine başlarken alınması gereken harçtan Merkezi Takip Sistemi harcının mahsubu sonrasında kalan bakiye harcın yatırılmasıdır.
Tebligat Kanununun 7/a maddesi uyarınca, zorunlu elektronik tebligata tabi olanlar bakımından tebligat daha kolay ve hızlı bir şekilde elektronik ortamda yapılacak ve buna ilişkin kayıtlar Merkezi Takip Numarası esas alınarak sistemde muhafaza edilecektir.
Maddeyle, ödeme emrine itiraz usulü düzenlenmektedir. Buna göre borçlu, herhangi bir icra dairesine başvurarak, ödeme emrine itiraz edebilecektir. İtiraz evrakı en geç iki iş günü içinde sisteme yüklenecek ve evrak aslı alacaklının takip talebinde bildirdiği icra dairesine gönderilecektir.
Borçlu, güvenli elektronik imza kullanarak sistem üzerinden de itirazda bulunabilecektir. İtiraz üzerine duran takibe, 2004 sayılı Kanunun ilamsız icra takibine itirazın hükümden düşürülmesine ilişkin düzenlemeleri uyarınca itirazın giderilmesinden sonra devam edilebilecektir.
Sadece yetkiye itiraz edilmesi halinde alacaklı avukatı, yetki itirazında gösterilen icra dairesinde haciz işlemlerini başlatabilecektir. Takip talebinde belirtilen icra dairesinde haciz işlemlerinin başlatılabilmesi için bu dairenin bağlı bulunduğu mahkemede yetki itirazının kaldırılması gerekmektedir.
Mahkeme, yetki itirazını dosya üzerinden inceleyip kesin olarak karara bağlayacaktır. Mahkemenin yetkili gördüğü icra dairesinde haciz işlemlerinin başlatılabilmesi için yeniden ödeme emri tebliği gerekmeyecektir.
Bu tür takiplerde, haciz aşamasına kadar olan işlemlerin Merkezi Takip Sistemi üzerinden, bir başka ifadeyle tek bir merkezden yapılacağı dikkate alındığında yetki kuralının, yapılan işlemler bakımından herhangi bir etkisinin bulunmadığı açıktır. Borçluya yetki itirazında bulunma hakkı verilmesi, takibin kesinleşmesinden sonra yapılacak cebri icra işlemlerinin yürütüleceği yer icra dairesi bakımından önem arz etmektedir.
Maddeyle, ödeme emrine itiraz edilmemesi veya itirazın hükümden düşürülmesi hali düzenlenmektedir. Ödeme emrine itiraz edilmemesi veya itirazın hükümden düşürülmesine rağmen borcun ödenmemesi halinde alacaklının talebi üzerine 2004 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca cebri icraya devam olunacak, bir başka ifadeyle haciz aşamasına geçilecektir. Alacaklı cebri icraya devam olunmasını talep ettiğinde, icra müdürü. Merkezi Takip Sistemindeki kayıtları esas alarak;
alacağın bu Kanun kapsamında bulunduğunu, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, takibe itiraz edilmediğini veya itirazın hükümden düşürüldüğünü ve borcun ödenmediğini tespit ederse cebri icra işlemlerine devam edecektir. Bu şartlardan herhangi birinin gerçekleşmediğini tespit eden icra müdürü, gerekçesini belirterek haciz talebini reddedecektir. Verilen kararlara karşı şikâyet yolu açık olacaktır. Yukarıda bahsedilen şartların gerçekleşmesi durumunda alacaklı avukatı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın UYAP üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağının olup olmadığını sorgulayabilecektir. Sorgulama sonunda sistem mal, hak veya alacağın mahiyeti ve detayı hakkında bilgi vermeyecek sadece mal, hak veya alacağın genel olarak olup olmadığı konusunda bilgi verebilecektir. Borçlunun mal, hak veya alacağının varlığının tespiti halinde UYAP üzerinden haciz talep edilebilecektir.
Ayrıca ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde haciz talep edilmezse takip düşecektir. İtirazın hükümden düşürülmesi halinde davanın açıldığı tarihten hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre hesaba katılmayacaktır.
Maddeyle, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2004 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanması hükme bağlanmaktadır.
Maddeyle, geçiş hükmü düzenlenmektedir. Buna göre bu Kanunun abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarının takibine ilişkin hükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan takipler hakkında uygulanmayacağı, bu takiplere açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanacağı belirtilmektedir.
Maddeyle, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağını elli kuruş karşılığında sorgulanabileceği hükme bağlanmaktadır. Bu miktarın peşin olarak tahsil edilmesi ve her yıl yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmektedir. Maddede ayrıca Adalet Bakanlığının bu miktarı artırma ve azaltmaya, gün ve dosya esaslı olmak üzere belirli sayıdaki sorgulamayı da ücretten istisna tutmaya yetkili olduğu belirtilmektedir. Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu ücretin alınmayacağı ayrıca alacaklının bir gün içinde aynı dosya üzerinden bir kez yapacağı sorgudan da ücret alınmayacağı hükme bağlanmaktadır. Böylece, elektronik ortamda robot yazılımlar da kullanılarak bir gün içinde, aynı dosyada ve aynı konuda aşırı sayıda sorgulama talebinde bulunularak sistemin tıkanmasına, talep hakkında karar vermek zorunda olan icra dairesinin iş yükünün gereksiz bir şekilde artmasına ve sonuçta sunulan hizmetin aksamasına neden olan, takip hukukuna ilişkin bir hakkı korumaktan da uzak olan taleplerin önüne geçilmesi ve hizmetin aşırı sorgulamadan kaynaklı donma, yavaşlama veya aksama yaşanmaksızın daha kaliteli bir şekilde sunulması amaçlanmaktadır.
Maddeyle, takibin kesinleşmesi üzerine haciz talep edilmeksizin borçlunun UYAP üzerinden mal, hak ve alacaklarının sorgulanabilmesi imkanı getirilmektedir. Burada alacaklı ve borçlunun menfaatlerinin dengelenmesine ve borçlunun kişisel verilerinin korunmasına özen gösterilmektedir. Öncelikle hakkındaki takip kesinleşmeyen borçlu hakkında bu sorgulama yapılamayacaktır. Öte yandan sorgulama yetkisinin kötü niyetli olarak kullanılmasının önlenmesi amacıyla, yapılan sorgulamalarda borçlunun mal, hak ve alacaklarının mahiyeti ve detayı hakkında bilgi verilmemesi hükme bağlanmaktadır. Sistem tarafından verilecek genel bilgi borçlunun mal, hak veya alacağının varlığı yönünde olursa alacaklının yine sistem üzerinden haciz talep etme yetkisi de vurgulanmaktadır.
Maddeyle, borçlunun üçüncü şahısta bulunan malları ile alacaklarının haczini düzenleyen 2004 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine fıkra eklenmektedir. Eklenen fıkrayla, haciz ihbarnamesinin bildirimi, bu ihbarnameye verilecek cevaplar ve ihbarnameye bağlı diğer işlemlerin elektronik ortamda da yapılabilmesine imkan tanınmaktadır.
Maddeyle, konkordato başvurusunda ibraz edilmesi gereken, bağımsız denetim kuruluşlarınca hazırlanacak olan rapora ilişkin esaslar yeniden belirlenmektedir.
Öncelikle, raporu verecek denetim kuruluşları daraltılmakta ve “kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarının rapor hazırlaması öngörülmektedir. Ayrıca raporun niteliği değiştirilmekte ve fınansal analiz raporundan makul güvence veren denetim raporuna dönülmektedir. Yine denetimin standardı netleştirilmekte ve raporun Türkiye Denetim Standartlarına göre hazırlanması şart koşulmaktadır. Buna göre Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları konkordato başvurusu sırasında mahkemeye sunulacaktır.
Böylece konkordato talep eden borçlu hakkında geçici mühlet kararı verilmesi, borçlunun mali durumunu net bir şekilde ortaya koyan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporuna dayanacaktır. Yapılan değişiklik, borçlu ve alacaklının menfaat dengesinin daha iyi bir şekilde korunmasına katkı sağlayacaktır.
Maddeye ilave edilen fıkrayla, denetim raporunu hazırlayacak denetim kuruluşlarının faaliyetleri, bu kuruluşların hak ve yükümlülükleri, hazırlanan raporların ilgili kurum tarafından incelenmesi ve denetlenmesi, bu raporlar sebebiyle denetim kuruluşlarının idari ve hukuki sorumlulukları ile diğer hususlar hakkında 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanması hükme bağlanmaktadır. Böylece konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporlarını hazırlayanların çalışma şekli, denetimleri ve sorumlulukları açıkça düzenlenmekte ve bu çerçevede hazırlanacak raporla, konkordato talep edenin gerçek mali durumunun mahkeme huzuruna taşınması sağlanmaktadır.
Eklenen son fıkrayla, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikte düzenleneceği belirtilmektedir.
Maddeyle, üç komiser görevlendirilmesi halinde bunlardan birinin Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış bağımsız denetçiler arasından seçilmesine ilişkin zorunluluk getirilmektedir. Mahkemenin bulunduğu ilin mülki sınırları içinde faaliyet gösteren bu nitelikte bir bağımsız denetçi bulunmuyorsa bu zorunluluk da söz konusu olmayacaktır.
Maddenin beşinci ve altıncı fıkralarında yapılan değişikliklerle, konkordato komiserinin seçimi, nitelikleri ve eğitimi ile ilgili düzenleme yapılmaktadır.
Beşinci fıkrada yapılan değişiklikle, komiser olarak görevlendirilmek için yönetmelikte belirlenecek eğitimin alınması ve bilirkişilik bölge kurulları tarafından oluşturulan komiser listesine kayıtlı olunması zorunlu hale getirilmektedir. Ayrıca listede görevlendirilecek komiser bulunmaması halinde liste dışından da görevlendirme yapılabilecek ve bu durum bölge kuruluna bildirilecektir.
Teklifle, üç komiser görevlendirilmesi durumunda bunlardan birinin Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış bağımız denetçi olması zorunluluğu getirilmektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için komiserlik yapacak bağımsız denetçilere ilişkin listelerin, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca bilirkişilik bölge kurullarına bildirilmesi öngörülmektedir.
Altıncı fıkrayla, konkordato komiserinin nitelikleri, eğitimi, eğitim verecek kurumlar ve eğitimden muaf tutulacak kişiler ile komiserliğe ilişkin diğer hususların yönetmelikte düzenleneceği hükme bağlanmaktadır.
Konkordato kurumunun sağlıklı, etkin ve verimli bir şekilde işleyebilmesi, komiserlerin yetkinliği ile doğrudan ilgilidir. Düzenlemeyle, komiserlerin yetkinliğinin artırılması amaçlanmaktadır.
Maddeyle, kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddedilmesi ve iflasa tabi olan borçlu bakımından iflasa, iflasa tabi olmayan borçlu bakımından da talebin reddine karar verilmesine ilişkin hallere, borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket etmesi durumu da eklenmektedir. Atıf sebebiyle bu hüküm geçici mühlet içinde de uygulanabilecektir.
Maddeyle, geçiş hükmü düzenlenmektedir.
Maddeyle, 492 sayılı Harçlar Kanununa “Merkezi Takip Sistemi” harcına ilişkin düzenleme eklenmekte ve Merkezi Takip Sistemi üzerinden yapılan takipler bakımından tek bir harç alınmak suretiyle harç tahsili basitleştirilmektedir.
Maddeyle, 492 sayılı Kanuna eklenen Merkezi Takip Sistemi harcına ilişkin hükmün bir sonucu olarak (1) sayılı Tarifede de düzenleme yapılmaktadır.
Maddeyle, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilerek bu uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa süre içinde, daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesi amaçlanmaktadır.
Maddeyle geçiş hükmü düzenlenmektedir.
Maddeyle, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa Teklifle eklenen “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlıklı Beşinci Bölüme ve bu bölümdeki 18/A maddesine uyum sağlanmaktadır.
Maddeyle, 6325 sayılı Kanunda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin genel nitelikli düzenlenmeler yapılmaktadır.
Dava şartı olarak arabuluculuk kurumu hukukumuza ilk defa 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunuyla girmiştir. 7036 sayılı Kanunun arabuluculuğa ilişkin hükümlerinin 1/1/2018 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra iş uyuşmazlıklarının çözümünde sağladığı başarı nazara alınarak diğer uyuşmazlıklarda da bu yöntemin uygulanmasının fayda sağlayacağı, uygulama ve öğretide dile getirilir olmuştur. Bu kapsamda ilgili kanunlarda dava şartı olarak arabuluculuğun kabul edilmesi halinde arabuluculuk sürecine uygulanacak temel hükümlerin 6325 sayılı Kanunda düzenlenmesi uygun bulunmaktadır. Bu düzenlemenin doğal sonucu olarak ilgili kanunlarda sadece uyuşmazlığın dava şartı olarak arabuluculuğa tabi olduğuna ilişkin düzenleme yeterli olacaktır. Şayet ilgili kanun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin özel düzenlemeler getirirse bu özel düzenlemelerin uygulanacağı da izahtan varestedir.
6325 sayılı Kanuna, maddeyle ilave edilen 18/A maddesi düzenlenirken yaklaşık 1 yıldır başarılı bir şekilde uygulanan 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesindeki düzenleme esas alınmaktadır. Ancak kapsamın genişleyecek olması dikkate alınarak dava açılmadan önce ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı alınması durumu ile özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun bulunması hali özel olarak düzenlenmektedir.
Maddeyle, bilirkişilik bölge kurullarının personelinin bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu tarafından değil Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilmesi hükme bağlanmaktadır.
Maddeyle, bilirkişiliğe başvuru şekline ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça belirleneceğine ilişkin düzenleme yapılmakta, yine başvuruya ilişkin usulde de değişiklik yapılarak yazılı başvuru şekli kaldırılmaktadır.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.