Madde ile, ürünlerin teknik düzenlemesine uygun olması zorunlu hale getirilmekte ve teknik düzenlemelere ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Teknik düzenlemeler uyulması zorunlu düzenleyici işlemler olup; yönetmelik, kararname, tebliğ, genelge, talimat ve benzeri şekillerde olabilmektedir. Bir ürünün piyasada bulundurulabilmesi teknik düzenlemelerin gereklerinin tam anlamıyla yerine getirilmiş olmasına bağlıdır. Uygun olmayan ürünler hakkında Kanunun öngördüğü önlemler alınmalı, yaptırımlar uygulanmalıdır.
Ayrıca madde ile, ülke menfaatlerinin gerektirdiği durumlarda, ürünlerin uyması gereken kurallara sınırlama getirmeye ve istisna tanımaya Cumhurbaşkanı yetkili kılınmaktadır.
Teknik düzenlemeleri yetkili kuruluşlar hazırlar. Bu yetki söz konusu kuruluşlara kanunla veya diğer bir mevzuatla verilmiş olabilir. Kanun, ürün veya ürün grubu bakımından bu şekilde yetkilendirilmiş kamu otoritesine çeşitli yetkiler vermektedir. Ancak söz konusu kamu otoriteleri teknik mevzuat hazırlama yetkilerini kullanırken Kanunun öngördüğü usul ve esaslara uygun hareket etmekle yükümlü kılınmaktadır. Teknik düzenlemelerin ekonomik ve ticari hayatta, üretim ve tüketimde çok önemli etkileri olabilmektedir. Bu etkilerin, kamu menfaatinin gerektirdiği şekilde ve yönde olması amacıyla Kanun teknik düzenlemelerin sektör ayrımı yapmaksızın aşağıdaki temel ilkelere uymasını hükme bağlamaktadır:
1) Teknik düzenlemeler insan sağlığı ve güvenliği gibi bir kamu yararını korumak ve gözetmek amacını güder. Çünkü bu tür bir kamu yararının varlığı ve korunmaz ise doğuracağı zararın büyüklüğü kamunun müdahalesini meşru kılar. Ancak bu müdahalenin de kurallar ile sınırlandırılması gerekir.
Amacına uygun olmayan, gerektiğinden fazla müdahaleci olan (ölçülü olmayan), anlaşılması ve bu nedenle uygulanması güç düzenlemeler kamu yararını korumak bir yana tehlikeye sokar.
2) Teknik düzenlemeler gözetilmesi gerekli kamu yararını korumak için gerekli tedbirleri belirler.
Ancak aynı zamanda, üretim ve ticaretin işleyişini de bozacak eylemlere yol açmamalıdır. Bu hassas dengenin korunması için gözetilecek ana ölçü şu olmalıdır: Yetkili kuruluş, korumayı amaçladığı kamu yararını aynı ölçüde koruyacak yöntemlerden daha az kısıtlayıcı olanı tercih etmelidir. Örneğin, uygun bir işaretlemenin, etiketlemenin veya alıcıya yaş sınırı koymanın da yeterli olabileceği hallerde ürünün tamamen yasaklanması yoluna gitmemeli veya tehlikenin gerçekleşme ihtimalinin çok düşük olduğu veya ürün grubunun çok az bir bölümünün riskli olduğu durumlarda sadece bunlara yönelik tedbirler geliştirmeli ve uygulamalı, geriye kalan uygun ürünü engellememeli ve iktisadi işletmeciyi gereksiz külfete sokmamalıdır.
3) Teknik düzenlemelerin ekonomik ve ticari hayatta, üretim ve tüketimde çok önemli etkileri olabilmektedir. Bu nedenle, teknik düzenleme taslaklarının mümkün olabildiğince ilgili tüm tarafların görüşüne sunulmasında yarar vardır. Duyuru yapılmasında resmi yolların yanı sıra internet gibi yaygın olarak kullanılan ve geniş kitlelere ulaşmada yardımcı olabilecek diğer yollar da kullanılabilir. Yorum yapabilmeleri için ilgililere belirli bir süre tanınması, onların taslak üzerinde sağlıklı bir inceleme yapabilmesi ve başkalarına danışabilmesi için imkân sağlar. Bu yöntemle hazırlanmış bir teknik düzenleme çok daha geniş bir mutabakata dayandığından daha rahat ve etkin uygulanacaktır. Taslak hakkındaki bir görüşü kabul etmeyen yetkili kuruluş bu eylemini makul bir şekilde gerekçelendirebilmeli ve sunabilmelidir.
Türkiye-AB Gümrük Birliği gereğince Türkiye, AB’nin ticarette teknik engellerin önlenmesine ilişkin mevzuatını uyumlaştırmayı taahhüt etmiştir. Gümrük Birliği ayrıca, yasal olarak AB üyesi bir ülkede üretilmiş veya serbest dolaşıma girmiş ürünün Türkiye pazarına girişinin engellenemeyeceğini de hükme bağlamıştır. Türk malları ise bu haktan ancak Türkiye, ilgili AB mevzuatını uyumlaştırdıktan sonra faydalanabilmektedir.
Türkiye’nin taraf olduğu Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Ticarette Teknik Engeller Anlaşması üye ülkelerin, Türkiye-AB Gümrük Birliği ise tarafların, hazırladıkları teknik düzenlemeleri taslak halindeyken diğer tarafların görüşüne sunmalarını öngörmektedir. Böylelikle akit taraflar bir diğerinin yapacağı mevzuatı önceden inceleme, taslak üzerinde yorum yapabilme ve değişiklik önerebilme fırsatı bulabilmekte ve sonuçta muhtemel ticarette teknik engeller önlenebilmektedir. AB kapsamında bu bildirimlerin bir diğer işlevi daha bulunmaktadır. Bu bildirimler sayesinde, alıcı ülkeler ihracatçı ülkenin mevzuatını bir tür onaylama işlemi de yapmaktadırlar. Bildirime itiraz edilmemesi veya yapılan itirazların giderilmesi, taraf ülkenin yaptığı ulusal mevzuata diğer tarafların da mutabık kaldığı sonucunu doğurmaktadır. Böylece alıcı ülkenin mevzuatı hazırlayan ülkenin kapsam dahilindeki malını ithalat aşamasında engellemesi ihtimali azalmaktadır. Bu nedenle, Türk ihraç mallarının DTÖ veya AB üyesi ülke pazarlarında serbest dolaşımının sağlanabilmesi için yetkili kuruluşların hazırladıkları teknik düzenleme taslaklarını Ticaret Bakanlığı aracılığıyla DTÖ’ye veya AB’ye bildirmeleri gerekmektedir.
Ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, taraf devletlerin, engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dâhil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri almasını hükme bağlamaktadır. Bu kapsamda, teknik düzenlemeler engellilerin erişebilirliğine ilişkin hükümler içerebilir. Örneğin; asansörler mevzuatında engellilerin erişilebilirliği için asansörün güvenli bir şekilde sürekli olarak çalıştırılmasına ilişkin hüküm bulunmaktadır. Bu çerçevede, yetkili kuruluş, teknik düzenlemelerin gerektirdiği hallerde teknik düzenlemeleri uygularken ürünlerde engellilerin erişebilirliğine yönelik önlemleri almalıdır.
Madde ile ayrıca, Türk Ürünlerinin İhracatının Arttırılmasına Yönelik Teknik Mevzuatı Hazırlayacak Kurumların Belirlenmesine İlişkin 97/9196 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Ticaret Bakanlığı’na verilen Avrupa Birliği teknik mevzuatına uyum alanında yetkili kuruluşlar arasında koordinasyon görevi hükme bağlanmaktadır.