Depozito yönetim sistemi uygulamaları doğada çözünemeyen inorganik atıkların düzenli olarak toplanarak suda veya kırsal alanlarda açık olarak depolanmasını engelleyerek suda ve karada yaşayan canlı türlerinin ve çevrenin korunmasına katkı sağlamaktadır. Geri dönüştürülebilen bu atıkların yeniden hammadde olarak kullanılması birincil hammadde israfının önlenmesini sağlamakta, birincil hammaddenin çıkarılması için gerekli enerji yoğun aktivite ihtiyacını ve geri dönüştürülebilir atıkların yakılarak veya düzenli depolama sahalarında bertaraf edilmesini engelleyerek karbon emisyonlarını azaltmaktadır.
Ülkemizde ise depozito yönetim sistemi uygulaması, 7153 sayılı Kanunla mevzuatımıza girmiştir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenecek ürünlerin depozito bedeliyle piyasaya sürülmesi, bu ürünlerin satış noktalarında tüketicilere satılması, tüketiciler tarafından da kullanılması sonrasında oluşan boş ambalajların atılmayarak depozito bedellerini geri almak amacıyla satış noktalarına iade etmelerine dayalı bir sistem olan depozito yönetim sisteminde, söz konusu ambalajların kapalı bir döngü içerisinde atığa dönüşmeden tekrar hammadde olarak ekonomiye kazandırılması öngörülmektedir.
Bu çevreci ve sürdürülebilir yaklaşımın, düşük işgücü maliyeti ve temiz hammadde temini imkânlarıyla desteklendiğinde, Ülkemizi döngüsel ekonomi yaklaşımı ile pekiştirilmiş üretimde önemli bir konuma getireceği aşikardır.
Depozito yönetim sistemi uygulamasının sonucunda ortaya çıkacak çevresel, ekonomik ve kamusal faydaların sürdürülebilir bir gelecek için elzem olduğu ve sınırlı kaynaklarla ekonomik büyüme için çabalanan günümüz dünyasında, böylesine etkin kaynak yönetimi tabanlı bir sistemin yol gösterici olacağı değerlendirilmektedir. Çevrenin korunması ve kaynak verimliliği amaçları göz önüne alındığında, depozito yönetim sistemi uygulamasının ivedilikle hayata geçirilmesi için İdare tarafından hızlı ve etkin adımların atılması gerekmektedir.
Depozito yönetim sistemi uygulamasının altyapısının kurulması ve operasyonlarının yürütülmesi için belirli bir idari, teknik ve mali kaynak gereksiniminin yanı sıra; bu uygulamaları hızlı ve etkin bir şekilde sürdürülmesini de sağlayacak bir yapıya ihtiyaç bulunmaktadır.
Bu doğrultuda, hazırlanan Kanun Teklifi ile çevre kirliliğini önlemek, yeşil alanların iyileştirilmesine katkı sağlamak, ulusal ölçekte depozito yönetim sisteminin kurulmasına, işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak üzere Türkiye Çevre Ajansının kurulması amaçlanmaktadır.
Bununla birlikte, hem Ajansın kurulmasına bağlı olarak hem de 2872 sayılı Çevre Kanununun temel ilkelerinin korunması ve geliştirilmesine yönelik olarak 2872 sayılı Kanunda bazı değişikliklerin yapılması ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu bağlamda genel olarak atık yönetim firmalarının da atık yönetiminden sorumlu olması, idari para cezalarının caydırıcılığı temin edecek orantıda olması ve çevre izin ve lisansı olmayan faaliyetlerin süresiz durdurulmasına yönelik bazı düzenlemelerin yapılması amaçlanmaktadır.
Diğer taraftan; güvenli, sağlıklı ve çevreci ulaşım araçlarından olan bisiklet ve elektrikli skuterlerin teşvik edilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla bazı değişiklikler yapılmaktadır. Teklif ile; mahalli idarelere bisiklet ve e-skuterlerin yol, şerit, park ve şarj istasyonlarını yapma, Karayolları Genel Müdürlüğüne karayollarında bisiklet yolu ve gürültü bariyeri yapma gibi görevlerin verilmesi hedeflenmektedir.