Anayasanın “Gençliğin korunması” başlıklı 58 inci maddesi uyarınca, gençleri alkol düşkünlüğü, uyuşturucu madde, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri almak; “Sporun geliştirilmesi ve tahkim” başlıklı 59 uncu maddesi uyarınca da her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri almak ve sporun kitlelere yayılmasını teşvik etmek, Devletin görevleri arasında yer almaktadır.
Spor; gençleri alkol düşkünlüğü, uyuşturucu madde, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan koruyan ve bireylerin ruhsal, bedensel ve zihinsel olarak dengeli ve sağlıklı olmalarını sağlayan en önemli aktivitedir.
Toplumsal yaşantıda insanların sportif etkinlik ve hizmet beklentileri önemli ölçüde spordaki temel örgütlenme birimleri olan spor kulüplerinden karşılanmaktadır. Spor kulüpleri, insanların bir amaç ve hedef etrafında toplandığı, toplumun sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikler taşıyan, insanların sosyalleşmesinde çok önemli bir yere sahip olan özellikler taşımaktadır.
Ülkemizde faaliyette bulunan spor kulüplerinin hukuki, fînansal, şirketleşme, halka açılma ve yönetimsel birçok sorunu bulunmakla birlikte bunlar içinde en önemli sorunu mali sorunlar oluşturmaktadır.
Spor kulüplerinin mali sorunları değişik nedenlerden kaynaklanmakla birlikte genel olarak bu sorunların ortak çıkış noktası; kulüplerin yeterli düzeyde gelir üretememelerine rağmen gider ve harcamalarını kontrol edememeleri nedeniyle sürekli tekrarlanan bütçe açıkları ve net dönem zararlarıdır. Bu açıkların yüksek maliyetli borçlanma yoluyla finanse edilmesi kulüpleri giderek büyüyen ve varlıklarını yok etme noktasına götüren bir borç sarmalına götürmüştür.
Spor kulüplerinin mali sorunlarının nedenlerini; kulüplerin kurumsallaşma, yönetim ve organizasyon yetersizlikleri ile şeffaflık eksiklikleri, mali disiplin ve kontrol sorunu ve bunun sağlanmasına yönelik yeterli bir mekanizmanın bulunmaması, önemli mali yönetim hatalarının yapılması, özellikle sporcu ve teknik adam ödemeleri başta olmak üzere giderlerin gelirlere oranla sürekli artış eğiliminde olması ve gelirle orantısız yüksek transfer bedellerinin ödenmesi, net transfer harcamalarının ciddi oranda açık vermesi, bütçenin kötü olarak yönetilmesinden kaynaklanan finansman ihtiyacının giderek artması, bütçe açığının genellikle kısa vadeli borçlanma ve yüksek faizlerle finanse edilmesi ve diğer nedenler şeklinde açıklamak mümkündür.
Kamuyu Aydınlatma Platformu aracılığı ile açıklanan fınansal tablolar Türkiye Süper Liginde yer alan özellikle dört büyük kulübün teknik olarak mali yapısının sürdürülemez bir noktaya geldiğini göstermektedir.
Kulüpler tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamalara göre Ekim 2020 itibariyle; A Kulübünün 5.2, B Kulübünün 5.33, C Kulübünün 3.3 ve D Kulübünün ise 1.25 milyar TL olmak üzere toplam 15.08 milyar TL, Mayıs 2021 itibariyle; A Kulübünün 5.47, B Kulübünün 5.96, C Kulübünün 4.51 ve D Kulübünün ise 1.44 milyar TL olmak üzere toplam 17.38 milyar TL tutarında borcu bulunduğu, buna göre de bu kulüplerin toplam borcunun son sekiz yılda % 534 oranında artış gösterdiği anlaşılmaktadır.
Spor kulüplerinin mali yapı sorunlarının temelinde iki ana unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar;
yeterli düzeyde ve istikrarlı şekilde gelir yaratılamamasına karşın ölçüsüz harcamalar yapılması ve mevcut mali yapılarındaki sorunlardan kaynaklanan finansman ihtiyacının giderek artış göstermesi ve finansman giderlerinin mali yapıyı bozucu etkisinin katlanmasıdır.
Özellikle dört büyükler olarak nitelendirilen kulüplerin mali tablolarına derinlemesine yansıyan bu durum, bu kulüplerin borçlarının varlıklarını ve öz sermayelerini yok etmesine ve yıllar boyu biriken ve artan net dönem zararları nedeniyle teknik iflas durumunda olmasına neden olmaktadır. Türk sporu özellikle de futbol spor dalı bu mali yapı sorunları nedeniyle önemli bir risk altındadır.
Diğer yandan; Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından “mali fair play” olarak ortaya konulan standartlar da borç ve zarar sarmalındaki kulüplerin ileriye dönük sağlıklı yapıya kavuşmasına yönelik bir zorunluluk teşkil etmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklama ve tespitlerden hareket edilerek, sporun ana unsurunu oluşturan ve spor faaliyetlerinin fiilen icra edildiği spor kulüpleri için öncelikle müstakil bir kanun yapılmaktadır.
5253 sayılı Dernekler Kanunu uyarınca spor kulüpleri önce dernek olarak kurulmakta daha sonra Gençlik ve Spor Bakanlığına tescil ile spor kulübü vasfını kazanmaktadır. Getirilen düzenleme ile bu çift kayıt ve tescil sistemi ortadan kaldırılmakta ve spor kulüplerinin Gençlik ve Spor Bakanlığına tescil ile tüzel kişilik kazanmaları sağlanmaktadır. Bu şekilde spor kulüplerinin öncelikle dernek olarak kurulma mecburiyeti ve uygulaması ortadan kaldırılmaktadır.
Derneklerin kazanç paylaşma amacıyla kurulamayacağına ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 5253 sayılı Dernekler Kanununda yer alan hükümler ve sporun bir endüstri haline geldiği gerçeği göz önüne alındığında; sporun en önemli aktörleri olan spor kulüplerinin dernek statüsünde devam etmelerinin artık mümkün olmadığı açıktır. Bu nedenle, spor kulüplerinin dernekler mevzuatından çıkarılıp farklı bir yasal düzenlemeye tabi tutulması zorunludur.
Diğer yandan; özel bir kanunla düzenlenmesine ihtiyaç olduğu değerlendirilen spor kulüplerinin yapılarına uygun olarak organları, gelirleri ve giderlerinin belirlenmesi, mali açıdan güçlendirilmeleri, organlarında aranacak şartlar, denetimleri, tesisleri, işletmeleri ve her çeşit eklentileriyle defterleri, hesap ve işlemleri, borçlanmaları, alacaklarının temliki, spor eğitimi çalışmaları, spor faaliyetleri, kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılacak olan yardımların esasları, kamu yararına çalışma statüleri ve kulüplere ilişkin diğer hususlar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmektedir.
Spor kulüplerinde yönetim, denetim ve disiplin kurulu üyesi olabilmek için şike ve teşvik primi suçları başta olmak üzere belirli suçlardan mahkum olmama şartı getirilmektedir.
Spor kulüplerinin tüzüklerinde, üyeliği hukuka aykırı şekilde sınırlayacak hükümlere yer verilemeyeceği esası getirilmektedir.
Spor kulüplerinin birleşmeleri ve mal varlıklarının devri ile ilgili özel düzenleme yapılmakta, tescile ilişkin şartları kaybeden ve spor faaliyetlerine üç yıl üst üste katılmayan spor kulüplerinin faaliyetlerine katılmaktan yasaklanmaları ile bu kulüplerin talep üzerine mahkeme kararı ile feshine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununun 24 üncü maddesi uyarınca spor kulüpleri profesyonel takımlarını Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kuracakları veya kurulmuş olan anonim şirketlere devredebileceklerine ilişkin yasal düzenleme bulunmakla birlikte; mevzuatta sportif faaliyetlere katılan anonim şirketlerinin, spor anonim şirketi vasfını kazanmaları, hissedarlık yapıları, spor kulüpleri ve spor federasyonlarıyla olan ilişkilerine ilişkin yasal dayanak bulunmamaktadır.
Yapılan düzenleme ile hem spor faaliyetlerinde bulunmak üzere bir spor kulübüne bağlı şekilde hem de spor kulübünden ayrı olarak spor anonim şirketi kurulabilmesine imkan getirilmektedir.
Bu kapsamda amatör spor dalları da dahil olmak üzere sporda şirketleşmenin yasal çerçevesi oluşturulmaktadır. Ayrıca; spor anonim şirketi vasfının kazanılması için spor kulüpleri gibi Gençlik ve Spor Bakanlığı nezdinde tescil şartı getirilmekte, hissedarlık yapıları düzenlenmekte ve bunlara da kamu taşınmazlarının kiralanması imkanı sağlanmaktadır.
Spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin etkin bir şekilde denetlenebilmesi için denetim mekanizması kurulmakta, beyanname verme yükümlülüğü ile bütçe ve harcama ilkeleri getirilmektedir.
Bu kapsamda;
Spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerince yapılacak temliklere ilişkin çeşitli sınırlamalar ve temlikte nitelikli genel kurul kararı şartı getirilerek uzun vadeli ve sağlıksız borçlanmanın önüne geçilmektedir.
Spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin; branş itibarıyla tescilli oldukları spor federasyonu ile bu federasyonun üyesi olduğu uluslararası kuruluşların belirlediği sportif, altyapı, personel, idari, hukuki ve mali kriterleri yerine getirmek zorunda olduklarına ilişkin hüküm konulmak suretiyle bunların ulusal ve uluslararası alanda çeşitli yaptırımlarla karşılaşmalarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin; yönetim kurulu üyelerine, bunların eşleri ve üçüncü dereceye kadar hısımlarına, çalışanlarına, yüzde beş ve üzeri pay sahiplerine ve yönetim kurulu üyelerinin yüzde beş ve daha fazla pay sahibi olduğu şirketlere alacaklarını devredemeyeceklerine ilişkin düzenleme yapılarak çeşitli suistimallerin önlenmesi amaçlanmaktadır.
Spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerince yapılacak belli bir miktarın üzerindeki ödeme ve tahsilatların; banka, özel finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığı ile yapılması zorunluluğu getirilmek suretiyle bunların şüpheli temlik ve benzeri haksız işlemlerle zarara uğratılmalarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Spor kulübü ve spor anonim şirketi başkan ve yönetim kurulu üyelerinin; mevzuat, tüzük ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kasıt veya ihmalle ihlal ettikleri takdirde kulüp, şirket, pay sahipleri ve alacaklılara karşı verdikleri zararlardan müteselsilen sorumlu olduklarına ilişkin Türk Ticaret Kanununda yer alan hükümlere benzer düzenleme yapılarak bu kuruluşları yönetenlerin mevzuat, tüzük ve esas sözleşme hükümlerine uygun iş ve işlem yapmaları konusunda daha dikkatli davranmalarının sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanunla spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerine getirilen mali kısıtlamaların etkin şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla temlik veya borçlanma oranının aşılması ile Kanunda belirtilen kişilere hak ve alacakların devri suç olarak düzenlenmiş ve bunların cezai müeyyideleri belirlenmiştir.
Öte yandan; spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin ekonomik ve fınansal imkânlarını geliştirmek suretiyle şeffaflık ve güvenilirliğini artırmak, alacaklıların korunmasına gerekli önemi vermek ve bu kapsamda spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin personel, sosyal güvenlik kurumu, vergi dairesi ve diğer spor kulüpleri ile spor anonim şirketlerine karşı yükümlülüklerini zamanında yerine getirmelerini sağlamak, spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin finansal yapılarına daha fazla disiplin ve rasyonellik getirmek, spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerini kendi gelirlerini esas alarak yönetmeye teşvik etmek, uzun vadede sporun gelişimi için spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerini daha sorumlu harcama yapmaya özendirmek ve sporun uzun vadede uygulanabilirlik ve sürdürülebilirliğini korumak amacıyla spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerine denk bütçe zorunluluğu getirilmektedir.
Söz konusu temel ilkeyle birlikte spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin; ilgili spor dalında sporcu, kulüp ve spor anonim şirketi ile sosyal güvenlik kurumu ve vergi dairesine vadesi geçmiş borcunun bulunmaması zorunluluğu da getirilmektedir.
Spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin daha sağlıklı bir mali yapıya sahip olmaları ve rekabeti ekonomik olarak daha eşit koşullarda sürdürebilmelerine olanak sağlamaya yönelik olarak bunların uymaları gereken bir zorunluluk olarak denk bütçe uygulamasının denetimi ilgili spor federasyonu tarafından yapılacaktır.
Avrupa futbolunda mali disiplini sağlamak amacıyla denk bütçe esasına benzer bir uygulama “mali fair play” adı altında 2014-2015 sezonundan itibaren UEFA tarafından kademeli bir şekilde uygulamaya başlanmış ve sonuç olarak Avrupa genelinde mali fair play sonrasında finansal açıdan bir iyileşme olduğu görülmüştür.
Anayasanın 38 inci maddesinde ifadesini bulan “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi, idari ve sportif cezalar için de geçerli olup; bu kapsamda idari suç ve cezaların temel esaslarının ve çerçevesinin kanunla düzenlenmesi zorunludur. Türkiye Futbol Federasyonu tarafından her ne kadar talimat değişikliği yapılmak suretiyle Haziran 2019 tarihinden itibaren denk bütçe kuralına benzer bir biçimde “takım harcama limiti” uygulamaya konulmuş ise de bu uygulamanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen ilkeleri tam olarak karşılamaması ve sadece futbol takımının harcamalarını kapsaması bu sistemin zayıf noktaları olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sebeplerle, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından uygulamaya konulan takım harcama limitinin de yasal dayanağını oluşturmak ve kulüp tarafından diğer branşlara yapılan harcamaları da kapsayacak şekilde düzenleme yapılmaktadır.
Bu kapsamda; denk bütçe şartları, bütçeyi oluşturan gelir ve giderlerin nitelikleri, bütçeye dahil edilmeyecek giderler, emsal fiyatlar üzerinden gelir gider tablosuna dahil edilecek gelir ve giderler, denk bütçeden muaf olacak kulüp ve spor anonim şirketleri, kademeli bir şekilde kabul edilebilecek zarar miktarı, bu kapsamda uygulanacak disiplin cezaları ve denk bütçeye ilişkin diğer usul ve esaslar, uluslararası spor kuruluşlarının düzenlemeleri göz önüne alınarak ilgili spor federasyonu tarafından belirlenecektir.
Ülkemizdeki spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin kısa bir süre içerisinde mali yapılarını düzeltmelerinin son derece zor olması sebebiyle denk bütçe uygulaması için ilgili spor federasyonu tarafından kademeli bir geçiş dönemi öngörülmek suretiyle bu esas uygulamaya başlanacaktır.
Denk bütçe esasına ilişkin kuralların ihlali halinde uygulanacak uyarı, para cezası, puan silme, federasyon gelirlerine el koyma, kadro sınırlaması, transfer yasağı, turnuva ve benzeri organizasyonlardan men gibi disiplin cezaları da kademeli bir şekilde ilgili spor federasyonu tarafından belirlenecektir.
Öte yandan; 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile teşekkül eden Türkiye Futbol Federasyonu dışında ülkemizde faaliyette bulunan spor federasyonları 3289 sayılı Kanun ile teşekkül etmekte olup, sporun ve spora ilişkin kuralların ulusal ve uluslararası alandaki değişimi ve gelişimi ile birlikte 3289 sayılı Kanun kapsamında kurulan spor federasyonlarının yapılandırılmasında aksamalara yol açan uygulamalara ilişkin olarak düzenleme yapılması ihtiyacı gündeme gelmiştir.
Türkiye Futbol Federasyonu dışındaki spor federasyonlarının kuruluşu, görev ve yetkileri, çalışma usul ve esasları ile genel kurullarının toplanmasına ilişkin usul ve esaslar, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan ikincil mevzuat ile belirlenmektedir.
Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Spor Genel Müdürlüğünün (mülga) tüzel kişiliği, 9/7/2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesi ile sona ermiştir. Belirtilen KHK ile spor hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin yönetsel açıdan önemli değişiklikler yapılmıştır. 10/7/2018 tarihli ve 30474 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 184 ilâ 216 ncı maddeleri ile de Gençlik ve Spor Bakanlığı yeniden yapılandırılmıştır.
Bu bağlamda spor alanında ulusal ve uluslararası spor kuruluşlarının aldığı kararlar ve uygulamaya konulan yeni kurallar ile toplumsal ihtiyaçlar çerçevesindeki gereksinimler, ülkemizde sporun yönetiminden sorumlu kamu idaresi olan Gençlik ve Spor Bakanlığının yeniden yapılandırılması ile değişen mevzuat ve uygulamalar kapsamında; spor federasyonlarının hukuki altyapılarının revize edilerek ortaya konulması, genel kurulun görevleri ile genel kurul toplantılarına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, spor federasyonlarının zorunlu kurulları olan yönetim, denetim ve disiplin kurullarının teşekkülü ile bu kurul üyeleri ve federasyon başkanlarında aranacak genel şartların ve önemli diğer hususların belirlenmesine ilişkin yeni düzenlemeler yapılmaktadır.
Ülkemizde 5894 sayılı Kanun ile teşekkül eden özerk Türkiye Futbol Federasyonu, 3289 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile teşekkül eden 59 bağımsız spor federasyonu ve Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı 5 spor federasyonu olmak üzere toplam 65 spor federasyonu bulunmaktadır. Bağımsız spor federasyonları olarak addedilen federasyonların “bağımsız” olarak nitelendirilmesinin kaynağı 3289 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesinin başlığı olan “bağımsız spor federasyonları” ibaresidir. Ancak uygulamada “bağımsız spor federasyonları” olarak addedilen federasyonların bağımsızlığı konusu tartışmalara neden olmuştur.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da bağımsız spor federasyonlarının denetimleri, mali yapıları ve kararlarına karşı merkezi idare içerisinde oluşturulan Tahkim Kuruluna başvurulabilmesi gibi hususlar göz önünde bulundurularak, bunların hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları oldukları sonucuna varılmıştır. Bunun sonucunda Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı spor federasyonları ile bağımsız spor federasyonları ayrımı ortadan kaldırılarak tüm federasyonlar için “spor federasyonu” tanımı kullanılmaktadır.
Spor federasyonları yönetim kurulu üye sayısı yeniden düzenlenmekte, toplantı ve karar yeter sayıları gibi uygulamadan kaynaklanan sorunlar ortadan kaldırılmaktadır. Yönetim kurulunun en az iki asıl üyesinin, ilgili spor dalında olimpiyat, paralimpik ve deaflimpik oyunları ile büyükler dünya veya Avrupa şampiyonaları ya da kupalarında milli olan ve en az bir yıl önce faal sporculuğu bırakmış sporcu olması zorunluluğu getirilmektedir.
Yaz olimpiyat oyunlarından itibaren en geç üç ay içerisinde yapılması gereken federasyon olağan genel kurulları, dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan Covid-19 salgını nedeniyle 2020 yılında Tokyo’da yapılması gereken yaz olimpiyat oyunlarının bir yıl süreyle ertelenmesine bağlı olarak yapılamamıştır.
Bu ve benzeri durumlar göz önüne alınarak olimpiyat oyunlarının ertelenmesi veya iptali hallerinde genel kurulların gerçekleştirilmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Spor federasyonlarına ilişkin bütçe ve harcama ilkeleri ile yöneticilerin hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır.
Ayrıca spor federasyonlarının her türlü iş ve işlemlerinin denetimi, incelemesi ve soruşturmasının Gençlik ve Spor Bakanı tarafından görevlendirilecek denetim elemanlarınca yapılacağı ve yapılacak denetim sonucunda tespit edilecek her türlü zararın ilgililerden tahsil edileceği belirtilerek spor federasyonlarının zarara uğratılmasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kuruluna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 28/1/2020 tarihli Ali Rıza ve diğerleri kararı ile Anayasa Mahkemesinin 18/1/2018 tarihli ve 2017/136 E. 2018/7 K. sayılı kararlarının gereklerinin yerini getirilmesini teminen 5894 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılmaktadır.