Tasarı/teklif madde 1
yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadıMülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı kadrolarında bulunan personelin görev aylıklarında iyileştirme yapılması amaçlanmaktadır.
Kaynak: TBMM 27. Dönem Sıra Sayısı 346 (Esas No: 2/4527) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebildiğinden her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
Yıllar içerisinde bazı kamu kurum ve kuruluşları ile bazı hizmet sınıfları veya unvanlar ile sınırlı olmak üzere çeşitli düzenlemeler veya iyileştirmeler gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, 18/5/1994 tarihli ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten günümüze kadar, kamu görevlilerinin yararlanacakları ek gösterge rakamlarına ilişkin olarak, tüm kamu görevlilerini kapsayacak şekilde genel bir düzenleme yapılmamıştır.
Söz konusu düzenlemeden bugüne kadar ülke nüfusunda yaşanan artışa bağlı olarak kamu hizmetlerinin kapsamı ve yoğunluğunda yaşanan artış, söz konusu hizmetlerin etkin ve verimli bir biçimde gerçekleştirilmesini sağlayan en önemli unsurlardan biri olan kamu görevlilerinin ek göstergelerinin yeniden düzenlenmesi ihtiyacını gündeme getirmiştir.
Bu çerçevede, düzenleme ile kamu görevlilerinin hiyerarşik konumu, sorumluluk düzeyi, yürütmüş oldukları görevin önemi, hizmet sınıfı, kadro unvanı/derecesi ve eğitim durumu gibi kriterler esas alınarak belirlenmiş olan ek gösterge sistemi yeniden düzenlenmektedir.
Bu kapsamda, başta öğretmen, polis, sağlık çalışanları ve din görevlileri ile yardımcı hizmetler sınıfına dahil kadrolarda çalışanlar olmak üzere tüm kamu görevlilerinin ek göstergelerinin yükseltilmesi amaçlanmaktadır.
Bununla birlikte sistemde yaşanan sorunların giderilmesi ile adalet duygusunun pekiştirilmesi ve kamu görevlileri arasındaki hiyerarşik düzenin temininin sağlanması açısından ek gösterge sisteminin tüm kamu görevlileri açısından yeniden gözden geçirilmesi sağlanmaktadır.
İlaveten 2.500 TL olan emekli aylığı alt sınırı 3.000 TL’ye çıkarılmaktadır.
Diğer taraftan; ülkemizdeki ekonomik gelişmelere uyum, ekonomik program hedeflerinin gerçekleştirilmesi, vergide adalet, vergi rekabeti, basitlik, etkinlik ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde bazı güncellemelerin yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu çerçevede hazırlanan Teklifte, mükelleflerin gönüllü uyumunu gözeten, vergi güvenliğini güçlendiren, kayıt dışılıkla mücadeleye katkı sağlayan, idarenin etkin ve hızlı karar almasını sağlayan değişiklikler öngörülmüştür.
Bu bağlamda Teklifte;
- Sigortacılık sektöründe uygulaması yaygınlaşan kefalet senetlerinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uygulamalarında teminat olarak kabul edilebilmesi amacıyla düzenleme yapılmakta, - Vergi kaçakçılığı ve mali suçlar ile mücadelenin güçlendirilmesi amacıyla tüzel kişilerin ve tüzel kişi olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcısının bilinmesine ilişkin düzenleme yapma konusunda Bakanlığa özel bir yetki verilmekte, - 213 sayılı Vergi Usul Kanununda bazı özel usulsüzlük cezaları caydırıcılığın artırılması amacıyla günün koşullarına göre yeniden belirlenmekte, - Elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla, bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğünü yerine getirmeyen/uygulamayan mükelleflere uygulanacak usulsüzlük cezaları ile gerçek faydalanıcı bildirimine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere uygulanacak usulsüzlük cezaları artırılmakta, - 5326 sayılı Kabahatler Kanununda yapılan değişiklikle, özel kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezaları için genel ödeme süresi getirilmekte ve peşin ödeme indiriminin ödeme süresinde yapılan ödemelere uygulanacağına yönelik düzenleme yapılmakta, - Nakdi sermaye artırımı dolayısıyla uygulanan indirim hakkının, beş hesap dönemi kullanılabilmesine yönelik düzenleme yapılmakta ve önceki dönemlerde artırım yapmış olan mükelleflere, geçmiş dönemlerde indirimden faydalandıkları dönem sayısına bakılmaksızın beş hesap dönemi faydalanma imkanı tanınmakta, - 7394 sayılı Kanunla 5520 sayılı Kanunda yapılan bazı düzenlemelerin, 2023 yılından başlamak üzere izleyen yıllarda da geçerli olduğu hususu açıklığa kavuşturulmaktadır.
Diğer taraftan Kanun Teklifi ile, Hazine ve Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerine, kredi garanti kurumlarına aktarılacak kaynak tutarının 50 milyar Türk Lirasından 100 milyar Türk Lirasına çıkarılmasına ve lisansı Türkiye Varlık Fonuna devredilen şans oyunlarına isabet eden kamu payından Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğüne pay verilmesine ilişkin olarak ihtiyaç duyulan kanuni düzenlemelerin hayata geçirilmesi hedeflenmektedir.
Ayrıca vatandaşlarımızın talepleri ve kamu kurum ve kuruluşlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda Teklifte çeşitli kanuni düzenlemelere yer verilmiştir. Bu doğrultuda;
- Noterlik Kanununda değişiklik yapılmaktadır. Hâlihazırda bir noterliğe ancak o noterliğin sınıfındaki noter atanabilmektedir. Bu kuralın uygulamada yeni noterlik açılmasını zorlaştırdığı görülmüştür. Bu sorunun çözülmesi için açılacak yeni noterliğe, ilgili noter sınıfından başvuru olmadığı takdirde bir alt sınıfta bulunan noterin de başvurabilmesi imkânı getirilmektedir.
- Yükseköğretim Kanununda yapılan değişikliklerle, doktora sonrası sözleşmeli araştırmacı istihdamının uygulamaya geçirilmesi, 50/d maddesi kapsamında araştırma görevlisi kadrolarına atanıp, doktora veya diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık ya da sanatta yeterlik eğitimini tamamlamış olan araştırma görevlilerine atama yükseltme kriterlerinde öngörülen bilimsel çalışma veya yayın şartlarını karşılayabilmelerini sağlamak için ilave bir yıl daha süre verilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca; yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekte iken ilişiği kesilenler ile bu yükseköğretim kurumlarına kayıt hakkı elde ettiği halde çeşitli sebeplerle kayıt yaptıramamış öğrencilere geçmişe yönelik süre sınırlaması olmaksızın yükseköğretimlerine devam etme hakkı tanınmaktadır. Diğer taraftan; 31/3/2024 tarihinden önce mezun olanlar hakkında, dikey geçiş sınavından geçiş yapanlar ve öğrenimlerini ek ders almak suretiyle erken bitirenlerin durumu dikkate alınarak, hâkim adaylığı veya hâkim ve savcı yardımcılığı sınavına girmek ya da avukatlık yahut noterlik stajına başlamak için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında veya İdari Yargı Ön Sınavında başarılı olma şartı aranmayacağı hükme bağlanmaktadır.
- Siyasi Partiler Kanununda değişiklik yapılarak; siyasi partilerin 2820 sayılı Kanunun 61 inci maddesi kapsamındaki gelirlerinin tahsilatının banka ve elektronik ortam aracılığıyla sağlanması durumunda ayrıca gelir ve/veya tahsilat makbuzu düzenlenmemesi amaçlanmaktadır.
- İmar Kanununda yapılan düzenleme ile; 1/7/2022 tarihine kadar yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup kullanma izni verilmeyen veya alınmayan yapılara geçici olarak elektrik ve/ veya su aboneliğinin yapılabilmesi suretiyle kaçak kullanımının azaltılması amaçlanmaktadır.
- Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda değişiklik yapılarak, açık ceza infaz kurumlarında bulunup da kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak suretiyle çalışacak hükümlüler bakımından, istekli olma şartı getirilmekte ve bu hükümlülere gündelik ödenmesi ve haklarında 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanması temin edilmektedir.
- Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunda değişiklik yapılarak, 30 uncu maddenin birinci fıkrası kapsamındaki otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları ve işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerince on beş gün içinde ödeme gerçekleştirilmesi durumunda ilave ceza uygulanmaması, on beş günden sonra, kırk beş günden önce ödenmesi durumunda, geçiş ücretinin yanı sıra geçiş ücreti kadar ilave para cezası uygulanması, kırk beş günden sonra ise, geçiş ücreti ile birlikte dört katı tutarında ceza uygulanması düzenlenmektedir. Ayrıca, işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, kırk beş günden sonraki dönemde takibat yapılmadan önce belirli yöntemlerle bildirim yapılması öngörülmektedir.
- Türk Ticaret Kanununda değişiklik yapılarak; tacirlere saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle zayii olması durumunda ziyaı öğrenme anından itibaren onbeş gün yerine otuz gün içinde dava açabilmelerine imkan tanınmaktadır.
- Elektrik Piyasası Kanununda değişiklik yapılarak, biyokütle ve jeotermal kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanabilmesi ve atıl yatırımların önlenmesi için bu kaynaklara dayalı önlisans başvurularının Bakanlık tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle teknik değerlendirmeye tabi tutulması, elektrik enerjisi depolama tesislerinin kurulumuna ticari olarak katkı sağlanması ve teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.
- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yapılan değişikliklerle; üst kademe kamu yöneticileri ve diğer kamu yöneticilerinin görevden alındıklarında ya da görevleri sona erdiğinde atanacakları kadro veya pozisyonlar ile yararlanacakları mali hükümlere ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
- Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının ve Strateji Bütçe Başkanlığının kurumsal kapasitelerinin artırılması amacıyla yetişmiş uzman teminine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı kadrolarında bulunan personelin görev aylıklarında iyileştirme yapılması amaçlanmaktadır.
Madde ile, personel kanunlarına veya Kanun Hükmünde Kararnamelere ekli ek gösterge cetvellerinde yapılan değişikliklere bağlı olarak 5434 sayılı Kanunun mülga ek 70 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan ek gösterge gruplarının yeniden belirlenmesi ile bentte yer alan oranları artırma, ek gösterge gruplarını değiştirme veya gruplardaki ek göstergeleri yeniden belirleme konusunda Bakanlar Kuruluna ait olan yetkinin Cumhurbaşkanına verilmesi amaçlanmaktadır.
5434 sayılı Kanuna ek madde eklenmektedir. Madde ile, Emniyet Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolar esas alınarak emekli aylığı veya adi malûllük aylığı ödenen polis memurlarından lise ve dengi öğrenime sahip olup, emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olanlara, her ay 1.200 TL tutarında ilave ödeme yapılması temin edilmektedir.
Yapılan ek gösterge düzenlemesine uygun olarak, 205 Kanunda düzenleme yapılmaktadır.
Madde ile, kamu idarelerinin merkez ve taşra birimlerinde ilgili mevzuat uyarınca 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (g) ve (h) bentlerinde sayılan unvanlı kadrolara atanmış olanlardan en az üç yıl süreli yükseköğretim veren fakülte ve yüksekokulları bitirmiş olanların; anılan (g) ve (h) bentlerinde yer verilen diğer şartlar aranmaksızın ilgili kadro unvanı için öngörülen ek gösterge rakamlarından yararlanabilmeleri amaçlanmaktadır.
657 sayılı Kanuna tabi kamu görevlilerinin ek gösterge rakamları, hiyerarşi, hizmet sınıfları, öğrenim durumu ve dereceler dikkate alınarak yeniden belirlenmiştir.
Akademik unvana sahip 926 sayılı Kanuna tabi subayların (6756 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi hükmüne göre devredilen ve haklarında 926 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edenler dahil), makam ve temsil/görev tazminatına hak kazanmaya ilişkin esasların devamı olarak, öğretim üyesi olarak usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere atananların, 926 sayılı Kanun ekli (I) sayılı Ek Gösterge cetvelinde rütbe ve derecelerine göre belirlenen ek gösterge rakamı yerine, yüksek olması nedeniyle 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi emsali akademik personel için akademik kadro unvanı ve dereceleri itibariyle belirlenen ek gösterge rakamından yararlandırılmaları amaçlanmıştır.
926 sayılı Kanuna tabi subay ve astsubayların ek gösterge rakamları, hiyerarşi, rütbe, kıdem ve dereceler dikkate alınarak yeniden belirlenmiştir.
2802 sayılı Kanuna tabi hakim ve savcıların ek gösterge rakamları, hiyerarşi, sınıflar ve dereceler dikkate alınarak yeniden belirlenmiştir.
Yükseköğretim Kurulu Başkan ve Üyeleri ile Yükseköğretim Denetim Kurulu Üyelerinin ek gösterge rakamları ile 2914 sayılı Kanuna tabi öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlilerinin ek gösterge rakamları, hiyerarşi, unvanlar, kıdem ve dereceler dikkate alınarak yeniden belirlenmiştir.
Uzman erbaşların ek gösterge rakamlarının yeniden düzenlenmesi sonucunda birinci derece uzman erbaş için (3600) ek gösterge rakamı belirlendiğinden, uzman erbaşların yararlanacakları ek gösterge rakamlarını sınırlayan hükümler kaldırılmış, bu Kanuna tabi uzman erbaşların ek gösterge rakamları, derecelerine göre yeniden belirlenmiştir.
Uzman jandarmaların ek gösterge rakamlarının yeniden düzenlenmesi sonucunda birinci derece uzman jandarma için (3600) ek gösterge rakamı belirlendiğinden, uzman erbaşların yararlanacakları ek gösterge rakamlarını sınırlayan hükümler kaldırılmış, bu Kanuna tabi uzman jandarmaların ek gösterge rakamları, derecelerine göre yeniden belirlenmiştir.
Yapılan değişiklikle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Yardımcılığı, Bakanlık veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin emeklilik işlemlerinin (9000) ek gösterge rakamı esas alınarak gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Bu Teklif ile, 5510 sayılı Kanunun 43 üncü maddesinde yapılan değişikliğe bağlı olarak Cumhurbaşkanı yardımcılığı, bakanlık veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği görevlerinde bulunanların emeklilik işlemlerinin (9000) ek gösterge rakamı esas alınarak gerçekleştirilmesi düzenlenmiştir.
Madde ile, yaşlılık/malullük/ölüm aylığı almakta olan emeklilerimize ve hak sahiplerine dosya bazında 2.500 TL olarak öngörülen aylık asgari ödeme tutarının 3.000 TL’ye yükseltilmesi amaçlanmıştır.
5510 sayılı Kanuna eklenen ek 21 inci madde ile, tüm belediye başkanlarının makam/ temsil ve görev tazminatlarından faydalanması sağlanmaktadır.
Maddenin yürürlük tarihinden önce haklarında emeklilik hükümleri uygulanmış 926 sayılı Kanuna tabi subaylardan, öğretim üyesi olarak usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan ve emeklilik işlemleri sırasında yüksek olması nedeniyle rütbe ve derecelerine göre belirlenen ek gösterge rakamı yerine 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi emsali akademik personel için akademik kadro unvanı ve dereceleri itibariyle belirlenen ek gösterge rakamı esas alınanlara, 926 sayılı Kanuna tabi ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinde yapılan değişiklikten öncesi dönemde, ek gösterge farkına bağlı olarak yapılan fazla ödemelerin borç çıkarılmaması, çıkarılan borçların ise terkini amaçlanmıştır.
Ek gösterge düzenlemesine bağlı olarak teknik düzeltme yapılmaktadır.
657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı ek Gösterge Cetvelinin “IV - Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı” bölümünü de içerecek şekilde bu Kanuna ekli ek gösterge cetvellerinde değişiklik yapıldığından, aynı konuyu düzenleyen ve 15/01/2023 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülen maddenin yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır.
Yapılan düzenleme ile, halen mevzuatımız gereği ilgililere ödenmekte olan tazminat, ek ödeme, ödenek, fazla çalışma ücreti, ödül, ölüm yardımı ve evlenme yardımı gibi ödemelerin tutarında herhangi bir azalmanın yaşanmasının ve ilgililerinin mağduriyetlerinin önüne geçmek üzere, en yüksek Devlet memuru aylık tutarı (9500) gösterge rakamının hesaplamaya esas tarihte yürürlükte bulunan memur maaş katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunacak tutar olarak belirlenmekte, ilgili mevzuatta en yüksek Devlet memuru aylığına yapılan atıfların bu tutara yapılmış sayılmakta ve bu gösterge rakamının yükseltilmesi konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir. Böylece, diğer kamu görevlilerinin ek gösterge rakamlarında yapılan artışa paralel olarak, bütçe dengeleri ve makro ekonomik dengeler üzerinde ayrıca bir yük oluşturmaksızın Başbakanlık Müsteşarının ve Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanının ek gösterge rakamının iyileştirilebilmesinin önünün açılması amaçlanmaktadır.
Ayrıca Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı personelinin ek gösterge rakamları hiyerarşi, hizmet sınıfları, öğrenim durumu ve dereceler dikkate alınarak yeniden belirlenmiştir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesi ile eklenen ek 11 inci madde ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı personelinin ek gösterge ve makam tazminatı Kararnameye ekli cetveller ile yeniden belirlenmiş, 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu personelinin ek gösterge, makam tazminatı ve diğer özlük hakları ise emsali olarak belirlenen personele eşitlenmiştir.
Yine aynı Kanun Hükmünde Kararnameye 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi ile eklenen geçici 10 uncu maddesi ile maddenin yürürlük tarihinde ek 11 inci maddede belirtilen kurumların kadro ve pozisyonlarında çalışanların mali ve sosyal haklarına maddenin yayımı tarihinde mevcut karar, onay veya diğer mevzuatı uyarınca yapılmış bulunan belirlemelerde herhangi bir değişiklik yapılamayacağı ve yeni bir unsur eklenemeyeceği düzenlenmiştir. Düzenleme ile, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 10 uncu maddesi ile kazanılmış mali ve sosyal hakları saklı tutulan personelin, bu Kanun ile personel kanunlarına veya bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli ek gösterge cetvellerinde yapılan değişiklik kapsamında, daha yüksek olması halinde emsalleri için belirlenen ek gösterge rakamlarından yararlandırılması amaçlanmaktadır.
Sigortacılık sektöründe uygulaması yaygınlaşan ve Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uygulamalarında teminat olarak kabul edilebilmesi amacıyla bu düzenleme yapılmaktadır.
Diğer taraftan, 1/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununda bankaların;
mevduat, katılım, kalkınma ve yatırım bankası olarak kurulabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, özel finans kurumları “Katılım Bankası” ismini alarak bu Kanun kapsamına alınmış ve banka olarak işlev göreceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla, 5411 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra özel finans kurumu adı altında faaliyette bulunan bir kuruluş kalmadığından, 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin önerilen şeklinde özel finans kurumlarına yer verilmemiştir.
Madde ile, 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yapılan değişikliğe uygun olarak menkul mal satışlarına iştirak edeceklerin vermeleri gereken teminatın türüne yönelik hükümlerin düzenlendiği 85 inci maddede de değişiklik yapılmakta ve para yerine teminat mektubu alınabilmesi hükmü revize edilerek Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin de teminat olarak alınabilmesine imkân sağlanmaktadır.
Ülkemizin de üyesi bulunduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Vergi Amaçlarına Yönelik Şeffaflık ve Bilgi Değişimi Küresel Forumu (Küresel Forum), vergi kaçakçılığıyla mücadele amacına yönelik olarak çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda, Küresel Forum, faaliyetleri gereği şeffaflık ve bilgi değişimi konusunda ülkelerin uyması gereken uluslararası asgari standartlar oluşturmuş olup tüzel kişiliklerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcısının bilinmesi hususu standardın unsurlarından biridir. Bu konu, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla Mali Eylem Görev Gücü tarafından belirlenen tavsiyelerde de karşılık bulmaktadır. Madde ile Vergi Usul Kanununda yer alan mevcut genel yetkilere ilave olarak, gerçek faydalanıcı bilgisinin temin edilmesine yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığına özel bir yetki verilerek getirilen yükümlülüklere uymayanlara mevcut cezalardan farklı ceza uygulanabilmesine imkân sağlanmaktadır.
Vergi Usul Kanununun özel usulsüzlük cezalarının düzenlendiği 353 üncü maddesinde yer alan fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmamasına ilişkin cezaların caydırıcılığını artırmak amacıyla yeniden belirlenmesine ihtiyaç duyulmuş ve önerilen madde hazırlanmıştır.
Madde ile; 213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (7) ve (9) numaralı bentlerinde yer alan zorunluluklara uymayanlar hakkında söz konusu Kanunun mükerrer 355 inci maddesine göre uygulanan özel usulsüzlük cezasının artırılarak kesilmesini temin etmek amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Yapılan değişiklik neticesinde, elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğünü yerine getirmeyen/uygulamayan mükelleflerden mükerrer 355 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alanlara (1) numaralı bentte yer alan tutarın 5 katı, (2) numaralı bendinde yer alanlara (2) numaralı bentte yer alan tutarın 5 katı, (3) numaralı bendinde yer alanlara (3) numaralı bentte yer alan tutarın (2) katı özel usulsüzlük cezası kesilmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, bu Kanunla mükerrer 257 nci maddeye (9) numaralı bent olarak getirilen gerçek faydalanıcı bildirim ve muhafaza zorunluluğunu yerine getirmeyenlere, mükerrer 355 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan cezanın 3 kat artırımlı uygulanması sağlanmaktadır.
Madde ile, 1512 sayılı Kanunun 27 nci maddesine fıkra eklenmektedir. Düzenlemeyle, iki defa yapılan ilana rağmen atama yapılamayan bir noterliğe; bulunduğu noterlikte üst sınıf veya aynı sınıf noterler arasından, bu sınıflardan isteklinin bulunmaması halinde, bir alt sınıf noterler arasından atama yapılabileceği ve fıkra kapsamında yapılacak atamalarda bulunduğu noterlikte bir yılını doldurmuş olma şartının aranacağı hükme bağlanmaktadır.
Madde ile, Kültür ve Turizm Bakanlığına, görev alanına giren hizmetlerin yerine getirilmesi için gerektiğinde bina ve taşıt kiralaması yapmak, mal ve hizmet satın almak için de döner sermayeyi kullanabilme imkânı tanınmaktadır.
Madde ile, 2547 sayılı Kanunun ek 34 üncü maddesinde 2017’de yürürlüğe giren ancak giderlerinin döner sermaye gelirlerinden karşılanması nedeniyle fiilen uygulanmayan doktora sonrası sözleşmeli araştırmacı istihdamının uygulamaya geçirilmesi için düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.
Bu düzenlemenin temel hedefi nitelikli araştırmacıların üniversitelere kazandırılmasıdır. Ayrıca söz konusu düzenleme ile, 2547 sayılı Kanunun 50/D maddesi kapsamında doktorasını bitirmiş fakat üniversitelerin atama yükseltme kriterlerinde öngörülen bilimsel çalışma veya yayın eksiklikleri sebebiyle bir üniversiteye atanamamış doktoralı araştırma görevlilerine eksikliklerini telafi etme fırsatı verilmektedir.
Mevcut düzenleme ile 2547 sayılı Kanunun 50/d maddesi kapsamında araştırma görevlisi kadrolarına atanıp, doktora veya diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık ya da sanatta yeterlik eğitimini tamamlamış olanların kadro ile ilişikleri kendiliğinden kesilmektedir. Daha önceki düzenleme ile aynı madde kapsamında atanmış olup tezli yüksek lisans eğitimini tamamlayanlara altı aylık bir ek süre verilmişti. Madde ile, doktora eğitimini tamamlamış araştırma görevlilerinin kadro ile ilişikleri, belli şartlarla bir yıl uzatılmaktadır. Bu durumdaki doktoralı araştırma görevlilerinin ilişikleri, mevcutta yer alan bir yıllık süreye ilave olarak ayrıca kadrolarının bulunduğu yükseköğretim kurumlarının senatolarınca belirlenen performans kriterleri/atama yükseltme kriterleri çerçevesinde bir yıl daha devam ettirilebilecektir. Böylece üniversitelerin atama yükseltme kriterlerinde öngörülen bilimsel çalışma veya yayın şartlarını henüz karşılayamayan doktoralı araştırma görevlilerine eksikliklerini telafi etme fırsatı tanınmaktadır.
Bilindiği gibi yükseköğretim kurumları dışındaki araştırma altyapılarında, enstitülerde ve Ar-Ge merkezlerinde yoğun bilimsel araştırma ve teknik faaliyetler yürütülmektedir. Bu birimlerde çalışan öğretim üyelerinin birikim ve deneyimlerinden öğrencilerimizin yararlandırılması önemli bir fırsattır. Ayrıca bu birimlerdeki bilimsel araştırma ve teknik faaliyetler yürüten fakat herhangi bir üniversitenin kadrosunda bulunmayan akademik unvanlı personel, üniversitelerimizle ilişkilendirilerek bilimsel araştırma, yayın ve proje birikimlerinin görünür kılınması amaçlanmaktadır. Bu yüzden söz konusu akademik unvanlı personelin aynı zamanda Yükseköğretim Kurulu tarafından ihtisaslaşma kapsamında belirlenen araştırma üniversitelerinde veya bölgesel kalkınma odaklı üniversitelerde görevlendirilebilmesine imkân tanınmaktadır.
Madde ile, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun geçici 80 inci maddesinin birinci fıkrasına cümle eklenmektedir.
Bilindiği üzere 2547 sayılı Kanunun “Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı” kenar başlıklı ek 41 inci maddesinin birinci fıkrasında; “İlgili kanunlarda belirtilen şartlara ilave olarak, hâkim adaylığı sınavına girmek ve avukatlık veya noterlik stajına başlamak için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında veya İdari Yargı Ön Sınavında başarılı olmak şarttır.” hükmüne, ikinci fıkrasında ise “Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavına, hukuk fakültesinden mezun olanlar ile yabancı bir hukuk fakültesini bitirip de Türkiye ‘deki hukuk fakülteleri programlarına göre eksik kalan derslerden sınava girip başarılı olmak suretiyle denklik belgesi almış bulunanlar; İdari Yargı Ön Sınavına, hukuk bilgisine programlarında yeterince yer veren siyasal bilgiler, idari bilimler, iktisat ve maliye alanlarında en az dört yıllık yükseköğrenim yapmış veya bunlara denkliği kabul edilmiş yabancı öğretim kurumlarından mezun olanlar girebilir. ” hükmüne yer verilmiştir.
Bu düzenleme, Hukuk Mesleklerine Giriş veya İdari Yargı Ön Sınavlarına 2547 sayılı Kanunun ek 41 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yükseköğretim kurumlarından mezun olanların girmesini öngörmüş olup 24/10/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu düzenlemenin geçiş hükmü olan 2547 sayılı Kanunun geçici 80 inci maddesinde; “Ek 41 inci maddede düzenlenen ve ilgili kanunlarda öngörülen Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı veya İdari Yargı Ön Sınavında başarılı olma şartı, ilgili yükseköğretim kurumlarına bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kayıt yaptıranlar hakkında uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre geçici maddenin yürürlüğe girdiği 24/10/2019 tarihinden önce ilgili yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptıranların Hukuk Mesleklerine Giriş veya İdari Yargı Ön Sınavlarına tabi olmadıkları hususunda tereddüt bulunmamaktadır. İlgili yükseköğretim kurumlarına 24/10/2019 tarihinden sonra kayıt yaptıranlar bakımından ise belirtilen sınavlarda başarılı olma şartı uygulanacaktır. Ancak, önlisans mezunu olup, Dikey Geçiş Sınavıyla 2019 yılı Ekim ayından sonra ilgili fakültelere kayıt yaptırıp iki ya da üç yılda mezun olanların söz konusu sınavlara tabi olup olmadıkları hususunda tereddüt oluşmuştur.
Ayrıca ilgili fakültelere 2019 yılı Ekim ayından sonra kayıt yaptırıp dört yıldan daha az sürede mezun olanların sınava tabi tutulmasının eşitlik ve hakkaniyete aykırı olacağı ifade edilmektedir.
Bu kapsamda Teklifle, 24/10/2019 tarihinden sonra ilgili yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptıranlardan 31/3/2024 tarihinden önce mezun olanlar hakkında, hâkim adaylığı veya hâkim ve savcı yardımcılığı sınavına girmek ya da avukatlık yahut noterlik stajına başlamak için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında veya İdari Yargı Ön Sınavında başarılı olma şartı aranmayacağı hükme bağlanmaktadır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa eklenecek geçici madde ile, söz konusu Kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekte iken ilişiği kesilenler ile bu yükseköğretim kurumlarına kayıt hakkı elde ettiği halde çeşitli sebeplerle kayıt yaptıramamış öğrencilere geçmişe yönelik süre sınırlaması olmaksızın yükseköğretimlerine devam etme hakkı tanınmaktadır.
Madde ile, orman sayılan alanlar ve milli parklar üzerinde, turizm yatırımı gerçekleştirilmek amacıyla, Tarım ve Orman Bakanlığınca kış turizm merkezlerindeki günübirlik ile mekanik tesis hattı amaçlı yapılan kiralama sözleşmelerine de 2634 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesinden yararlanma imkanı getirilmektedir.
Madde ile, müstakil plaj işletmelerine turizm işletmesi belgesi verilmesine ilişkin olarak, 2634 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında olup, 28/7/2022 tarihine kadar işyeri açma ve çalışma ruhsatı alan işletmeler ile geçici 11 inci maddenin dördüncü fıkrası kapsamında olup, bir aylık başvuru süresinde başvuru yapmayanlara 28/7/2022 tarihine kadar tekraren başvuru yapma imkanı getirilmektedir.
Madde ile, siyasi partilerin 2820 sayılı Kanunun 61 inci maddesi kapsamındaki gelirlerinin tahsilatının banka ve elektronik ortam aracılığıyla sağlanması durumunda ayrıca gelir ve/ veya tahsilat makbuzu düzenlenmemesi hükme bağlanmaktadır.
Madde ile, 1/7/2022 tarihine kadar yapı(inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup kullanma izni verilmeyen veya alınmayan yapılara geçici olarak elektrik ve/veya su aboneliğinin yapılabilmesi suretiyle kaçak kullanımının azaltılması amaçlanmaktadır.
5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 13 üncü maddesi ile 3628 sayılı Kanunun 18 nci maddesinde yine aynı Kanunun 3 üncü maddesi ile de mülga 4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesine (G) bendi eklenmek suretiyle değişiklikler yapılmıştır.
4353 sayılı Kanunu mülga eden ve 4353 sayılı Kanundan farklı olarak kapsamdaki idarelerin kendi adli süreçlerini ilgili birimleri marifetiyle takip yetkisi veren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamede ise mülga 4353 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde yer alan (G) bendinde yer alan hükme benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
659 sayılı KHK’da yer alan 18 inci madde ile diğer kanunlarda 4353 sayılı Kanuna yapılan atıfların 659 sayılı KHK’ya yapılmış sayılacağı yönünde bir düzenleme bulunmakla birlikte, 5020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile 4353 sayılı Kanunun 2 nci maddesine eklenen (G) bendi özel bir yetki maddesi olup, 3628 sayılı Kanunun 18 nci maddesinde yer alan yetkinin de dayanağını oluşturmaktadır.
Yani 5020 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile yapılan düzenleme aynı Kanunun 3 üncü maddesi ile getirilen düzenlemeye bağlı bir düzenlemedir.
Mevcut durumda 659 sayılı KHK’da bu yönde bir hüküm bulunmadığı gibi 10/7/2018 tarihinde yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 217 ve 220 nci maddelerinde de mülga 4353 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (G) bendine benzer bir düzenleme bulunmamaktadır.
659 sayılı KHK’da 4353 sayılı Kanuna benzer bir düzenleme ve yetki bulunmamasına rağmen 3628 sayılı Kanundaki düzenlemeler mevcudiyetini koruduğundan mahkemeler veya savcılıklar marifetiyle kapsamdaki bütün soruşturma veya yargılamalarla ilgili olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı taşra birimlerine veya Hazine ve Maliye Bakanlığına (BAHUM) tebligatlar gönderilmekte ve bunlara ilişkin işlemler Hazine ve Maliye Bakanlığı merkez ve taşra birimlerince yerine getirilmektedir.
Bu uygulama sonucu olarak; Hazine ve Maliye Bakanlığı yetki ve görev alanına girmeyen birçok konuda taraf olma durumunda kalmaktadır. Ayrıca ilk derece aşamasında 3628 sayılı Kanun uyarınca tebligat yapılmaması nedeniyle, Yargıtay aşamasında bu durum eksiklik olarak değerlendirilip dosyalar iade edilmekte, gelişen süreç içerisinde de dosyaların zamanaşımına uğraması gibi ciddi mahsurlar oluşmaktadır.
Madde ile, 3628 sayılı Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle, yargı organlarınca yapılacak tebligatların ilgili kamu kurum veya kuruluşlarına yapılmasının temini halinde, 659 sayılı KHK sonrasında yetkisi kalmamış olan BAHUM üzerindeki gereksiz iş yükü kalkacak, adli süreçlerde yaşanan sorunlar giderilecek ve 659 sayılı KHK ve 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile getirilen düzenlemeye uygun bir yasal zemin oluşturulmuş olacaktır.
5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 14 üncü maddesi ile 3628 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde yine aynı Kanunun 3 üncü maddesi ile de mülga 4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesine (G) bendi eklenmek suretiyle değişiklikler yapılmıştır.
4353 sayılı Kanunu mülga eden ve 4353 sayılı Kanundan farklı olarak kapsamdaki idarelerin kendi adli süreçlerini ilgili birimleri marifetiyle takip yetkisi veren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamede ise mülga 4353 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde yer alan (G) bendinde yer alan hükme benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
659 sayılı KHK’da yer alan 18 inci madde ile diğer kanunlarda 4353 sayılı Kanuna yapılan atıfların 659 sayılı KHK’ya yapılmış sayılacağı yönünde bir düzenleme bulunmakla birlikte, 5020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile 4353 sayılı Kanunun 2 nci maddesine eklenen (G) bendi özel bir yetki maddesi olup, 3628 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde yer alan yetkininde dayanağını oluşturmaktadır.
Yani 5020 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile yapılan düzenleme aynı Kanunun 3 üncü maddesi ile getirilen düzenlemeye bağlı bir düzenlemedir.
Mevcut durumda 659 sayılı KHK’da bu yönde bir hüküm bulunmadığı gibi 10/07/2018 tarihinde yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 217 ve 220 nci maddelerinde de mülga 4353 sayılı Kanunun 2 nci maddesi (G) bendine benzer bir düzenleme bulunmamaktadır.
Madde ile, 659 sayılı KHK’da 4353 sayılı Kanuna benzer bir düzenleme ve yetki bulunmadığından ve maddenin bugüne kadar ki uygulamasında da düzenlenen yetki kapsamında herhangi bir işlem yapılması söz konusu olmadığından uygulama imkân ve kabiliyeti bulunmayan bu düzenlemenin madde metninden çıkarılması suretiyle 659 sayılı KHK ile getirilen düzenlemeye uygun bir yasal zemin oluşturulması amaçlanmıştır.
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 20 nci maddesi çerçevesinde yapılan düzenlemeler ile KOBİ’lerin krediye erişim imkânları önemli ölçüde artmıştır. Bu kapsamda kefalet limitleri büyük ölçüde kullandırılmış olup, sistem kapsamında yeni kefalet imkânlarının sağlanmasını teminen kredi garanti kurumlarına aktarılacak kaynak tutarının 50 milyar Türk Lirasından 100 milyar Türk Lirasına çıkarılması amaçlanmaktadır.
Madde ile, 5275 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Düzenlemeyle hükümlülerin kurum dışında çalıştırılmalarındaki amaç açık bir şekilde vurgulanmaktadır.
Buna göre hükümlüler, salıverilmelerinden sonra yaşamlarını sürdürecek meslek ve sanatları öğrenmelerini sağlamak, çalışma ve üretme isteklerini geliştirmek veya güçlendirmek, yeniden topluma kazandırmak ve iyileştirilmelerini temin etmek amacıyla kurum dışında çalıştırılabileceklerdir.
Ayrıca, açık ceza infaz kurumlarında bulunup da kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak suretiyle çalışacak hükümlüler bakımından, istekli olma şartı getirilmekte ve bu hükümlülere, işyurtları bünyesinde çalıştırılan usta hükümlülere ödenen gündelikten az olmamak üzere gündelik ödenmesi kabul edilmektedir.
Diğer yandan, kurum dışında çalıştırılan hükümlüler hakkında 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanması hükme bağlanmaktadır. Böylelikle, bu hükümlüler hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile analık sigortası uygulanması sağlanmaktadır.
Ayrıca hükümle prim ödeme yükümlülüğünün, hükümlünün çalıştırıldığı kurum ve kuruluşlar tarafından yerine getirileceği düzenlenmektedir.
Kanunsuz suç ve kanunsuz ceza olmaz ilkesi gereğince, idari para cezalarının düzenlendikleri kanunlarda kabahati oluşturan fiiller ile bu fiiller nedeniyle verilecek cezaların açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, verilen cezaların hangi sürede ödenmesi gerektiğine yönelik olarak idari para cezaları için genel usul kanunu olan 5326 sayılı Kabahatler Kanununda bir düzenleme olmamasından dolayı, cezanın düzenlendiği hususi kanunda ödeme süresine yönelik de düzenlemelerin bulunması icap etmektedir. Ancak, cezaların düzenlendiği hususi kanunlarda ödeme sürelerine bazen yer verilmemesi halinde cezaların hangi sürelerde ödeneceği hususundaki belirsizlik nedeniyle cezaya muhatap olanlarda ve cezayı tahsil edecek idarelerde duraksamalar oluşmaktadır.
5326 sayılı Kabahatler Kanununda yapılacak bu düzenleme ile idari para cezaları için genel ödeme süresi belirlenerek, hususi kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezalarının hangi sürede ödeneceği konusundaki belirsizlik giderilmiş olacaktır.
Ayrıca, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (6) numaralı fıkrasında, idari para cezaları için %25 oranında peşin ödeme indirimi düzenlemesi bulunmaktadır. Peşin ödeme indiriminden yararlanılabilmesi, kanun yoluna başvuru yani dava açma süresi içinde ödemenin yapılmış olma şartına bağlıdır.
İdari para cezaları için öngörülmüş olan dava açma süreleri ile ödeme süreleri çoğunlukla farklı süreler şeklinde düzenlenmiştir. Kabahatler Kanununda idari para cezaları için dava açma süresi onbeş gün olarak düzenlenmiş olmasına rağmen, idari para cezalarının düzenlendikleri kanunlarda ödeme süreleri genellikle bir ay olarak düzenlenmiştir. Örneğin toplumdaki bireylerin genelinin muhatap olabilme olasılığı olan trafik idari para cezaları için öngörülmüş olan dava ve ödeme süreleri de bu şekildedir.
İdari para cezasının muhatabına tebliği sonucunda, dava açma ve ödeme süreleri eş zamanlı olarak başlamaktadır. Dava açma süresinin ödeme süresinden daha kısa olduğu durumlarda, ödeme süresinin belli kısmı içinde yani dava açma süresi içinde yapılan ödemelere indirim uygulanırken, ödeme süresi içinde olmasına rağmen dava açma süresi geçtikten sonra yapılan ödemelere indirim uygulaması mümkün olmamaktadır. Bu durum cezaya muhatap olanlarla idareler arasında ihtilafların oluşmasına sebebiyet vermektedir.
Buna karşın, bazı idari para cezaları için öngörülmüş olan ödeme süresi, dava açma süresinden daha kısa olabilmektedir. Örneğin, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununa göre verilen idari para cezaları için ödeme süresi bir ay olduğu halde dava açma süresi altmış gün olarak düzenlenmiştir. Bu durum ise süresinde ödenmemiş idari para cezaları için bir yandan takip yapılmasına bir yandan da indirim uygulanmasına neden olabilmektedir.
Hali hazırdaki hüküm ile amaçlananın, peşin ödeme indiriminden dava açma süresi içinde yapılan ödemeler için yararlanılacağı düzenlenmiş olmasına rağmen, indirimden yararlanılmış olmasının dava açmaya mani olmadığı düzenlemesi dikkate alındığında, peşin ödeme indirimi ile dava açmanın önüne geçmekten ziyade cezaların tahsil kabiliyetlerinin arttırılması olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki gerekçelerden hareketle, idari para cezaları için tatbik edilecek peşin ödeme indiriminin;
dava açma süresi içinde yapılan ödemeler yerine, ödeme süresi içinde yapılan ödemelere uygulanmasına yönelik düzenleme yapılması lüzumu doğmuştur.
Maddenin mevcut halinde, nakdi sermaye artırımı dolayısıyla indirim hesaplaması, herhangi bir yıl sınırı olmaksızın her dönem için ayrı ayrı uygulanmaktadır. Yapılan düzenleme ile indirim düzenlemesindeki süresiz yararlanma hakkı, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap dönemi ile bu dönemi izleyen dört hesap dönemi dikkate alınarak sınırlandırılmaktadır. Bu süre zarfında, kazanılan indirim tutarlarından, kazancın yetersizliği nedeniyle ilgili dönemlerde indirim konusu yapılamayan tutarlar, beş yıllık süre dolduktan sonra da indirime konu edilebilecek olup bu kapsamda bir sınırlamaya gidilmemektedir.
Bu Kanun Teklifiyle, 5520 sayılı Kanunda yapılan değişiklikle, nakdi sermaye artırımına ilişkin indirim uygulamasının artırım yapılan dönem ve izleyen dört hesap dönemiyle sınırlandırılması nedeniyle, madde ile, önceki dönemlerde artırım yapmış ve indirimden faydalanmış olan mükelleflerin, geçmiş dönemlerde indirimden faydalandıkları dönem sayısına bakılmaksızın 2022 dönemi dahil beş hesap dönemi daha indirimden faydalanmaya devam etmelerine imkan tanınmaktadır.
320 sayılı Milli Piyango Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesinde yapılan değişiklikle; karşılığı nakit olmak üzere oynatılan şans oyunları ile ilgili mevzuat çerçevesinde izin verilebilecek olan benzer şans oyunlarına ilişkin lisansı, 6/1/2017 tarihinden itibaren 49 yıl süreyle Türkiye Varlık Fonuna verilmiş olup, İdarece, Temmuz/2020 ayı sonu itibarıyla lisans kapsamındaki karşılığı nakit olan tüm şans oyunlarının düzenlenmesine son verilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu devir işleminden sonra, lisans konusu faaliyetlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmesini izleme/denetleme yetkisi ve görevi İdareye verilmiştir.
Ayrıca, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunla İdareye internet ortamında yasadışı olarak oynatılan kumar ve bahis ile mücadele görev ve sorumluluğu da verilmiştir. Bu kapsamda, İdarenin talebi üzerine yasadışı kumar ve bahis oynattığı tespit edilen binlerce internet sitesine erişim Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından engellenmiştir. İdarece, internet üzerinden oynanan yasadışı kumar ve bahis oyunlarıyla etkin ve verimli bir şekilde mücadele edilebilmesini teminen, gelir kaynaklarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Madde ile, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün yürüteceği faaliyetler için düzenli gelire kavuşturulması amaçlanmaktadır.
Madde ile, 6001 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde değişiklikler yapılmaktadır.
Birinci fıkrada yapılan değişiklikle ile Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen araç sahiplerine Genel Müdürlük tarafından, geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücretinin on beş gün içinde ödenmesi halinde herhangi bir idari para cezası uygulanmaması, kırk beş gün içinde ödenmesi halinde geçiş ücreti dahil bir katı tutarının tahsili, kırk beşinci günden sonra ödenmesi halinde ise geçiş ücreti dahil dört katı tutarının tahsili amaçlanmıştır.
Beşinci fıkrada yapılan değişiklik ile, 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yapılan mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ihlalli geçiş ücretinin genel hükümlere göre tahsili, ancak ihlalli geçişi takiben on beş gün içinde ödeme yapılamaması ve yine akabindeki otuz gün içinde ödeme yapılması durumunda geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücretinin bir katı tutarında cezası ile tahsili, kırk beşinci günden sonraki süreçte ise en az on beş gün önceden, araç sahibinin ücret toplama sistemlerinde tanımlı olan bilgileri doğrultusunda, KEP, SMS, posta, kamu hizmetlerine erişim imkânı sağlayan yasal internet platformu (e-devlet), e-posta gibi kanallardan herhangi biriyle bilgilendirilmesi ve geçiş ücreti ödenmeden giriş çıkış yapılan mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte dört kat tutarının, icra takibi başlatılmadan tahsil edilebilmesi imkanının getirilmesi amaçlanmıştır.
Sekizinci fıkrada yapılan değişiklik ile Bakanlıkların isimleri düzenlenmiştir.
6001 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde Teklif ile, yapılan değişikliklerden önce 30 uncu maddenin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca tahakkuk ettirilen ancak tahsilatı yapılmamış olan idari para cezaları ve para cezaları hakkında uygulanacak oranların ve tahsilata ilişkin olarak değişiklikten sonraki birinci ve beşinci fıkraların uygulanmasına yönelik madde düzenlenmiştir.
Tacirler saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle zayii olması durumunda zıyaı öğrenme anından itibaren on beş gün içinde dava açabilmektedirler. Madde ile, tacirlere söz konusu sürenin kısalığı göz önünde bulundurularak ilave bir on beş gün daha verilmektedir.
Madde ile, biyokütle ve jeotermal kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanabilmesi ve atıl yatırımların önlenmesi için bu kaynaklara dayalı önlisans başvurularının Bakanlık tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle teknik değerlendirmeye tabi tutulması amaçlanmaktadır.
Yine bilindiği üzere elektrik üretim tesislerinde elektrik enerjisinin büyük ölçekli depolanması batarya teknolojileri ile teorik olarak mümkündür. Gelişen depolama teknolojileri ile büyük ölçekli bataryalarda depolanan elektrik enerjisi, santral elektrik enerjisi üretemediği durumlarda devreye girerek santralin elektrik arzını sürekli hale getirmektedir. Rüzgâr ve güneş enerjisine dayalı tesislerde;
depolanan elektrik enerjisi rüzgâr ve/veya güneş enerjisinin olmadığı durumlarda devreye girerek bu tesislerin sürekli üretim yapabilmesine katkı sağlayacaktır. Depolama ünitelerinin sayesinde baz yük santrallerine benzer rejimde çalışmaya başlayacak bu üretim tesislerinin sisteme entegrasyonu için şebeke işletmecisi tarafından ayrı bir kapasite tahsisi veya yarışma/ihale sürecine gerek olmayacaktır.
Depolama ünitesi ile birlikte rüzgâr/güneş enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak isteyen projeler, ayrı bir kapasite tahsis mekanizmasına dahil olmadan üretim tesisi kurabilecek, kurulacak bu tesis de sürekli rejimde üretim yapabileceği için sistem işletmesine olumlu katkısı olacaktır. Madde ile, depolama tesislerinin kurulumuna ticari olarak katkı sağlanması ve teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.
Madde ile, 7394 sayılı Kanunla 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt bendi ve 32 nci maddesinde yapılan düzenlemelerin, 2023 yılından başlamak üzere izleyen yıllarda da geçerli olduğu hususu açıklığa kavuşturulmaktadır.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 35 inci maddesinde yapılan değişikliklerle esas olarak genel müdür ve üzeri üst kademe kamu yöneticilerinin görev sonrası iki yıl boyunca sona eren yöneticilik görevine dair mali haklardan yararlanmasına ilişkin düzenlemelerden daha alt düzeydeki üst kademe kamu yöneticilerinin de yararlanmasına imkan verilmesi ile madde metninde uygulamada farklı yorumların önüne geçilmesine matuf bazı düzenlemeler yapılması öngörülmektedir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 37 nci maddeyle esas olarak bakanlıklar ve diğer kamu kuruluşlarındaki unvansız daire başkanı ve muadili kadrolarda yer alan personelin görevden alınmaları veya görevlerinin sona ermesi halinde daha önce de olduğu gibi mülga ek 18 inci maddede öngörülen işlemlerin tesis edilmesi, hiyerarşik olarak üst kademe yönetici olan bakan yardımcısı, genel müdür, genel müdür yardımcısı, müstakil daire başkanı gibi kadrolar için halihazırda zaten mevcut olan görev sonrası atama güvencesinden kadrolarının özelliğine göre bu yönetici kadrolarda bulunanların da yararlanmasının sağlanması, mezkur unvansız daire başkanı kadrolarına 2018 öncesinde atananların bu güvencelerden yararlanmaya devam etmesi de dikkate alındığında hakkaniyetin temin edilmesi ve uygulamada farklı yorumlardan kaynaklanan sorunların da giderilmesi amaçlanmaktadır.
Teklifin 32 nci ve 33 üncü maddesi ile yapılan düzenlemelere ilişkin geçici madde ihdas edilmektedir.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçilmesiyle birlikte, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarda daire başkanı ve üzeri kadrolarda bulunanların görevden alınmaları halinde uygulanacak yeni bir sistem oluşturulmuştur. Buna göre bakanlık ve bağlı kuruluşlarda daire başkanı ve üzeri kadrolarda bulunanlar bu görevlerinden ayrıldıklarında durumlarına uygun kadrolara atanmaktadır. Bu kapsamda madde ile, TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatı bünyesinde görev alan üst düzey yöneticilerin de görevden alındıklarında atanacakları kadrolar düzenlenmekte ve söz konusu personelin mali ve sosyal haklarına ilişkin esaslar belirlenmektedir.
25/1/1956 tarihli ve 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 30 uncu maddesi, Anayasa Mahkemesinin 21.10.2021 tarihli ve 31635 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 22.09.2021 tarihli ve E.2021/16 - K.2021/62 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. İptal kararının gerekçesinde, kişilere hukukî güvenlik sağlayan fiil ile ceza arasında bağlantı kuran, haysiyet divanına tanınan takdir yetkisinin; somut olayın özelliklerine, eylemin ağırlığına, oluşan zararın büyüklüğüne göre kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmasını ve işlenen disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini sağlayacak gerekli ve yeterli mekanizmaların kurulmasına yönelik bir düzenleme yapılması öngörülmekte olup; 6643 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi bu çerçevede yeniden düzenlenmiştir.
Bu kapsamda, kanun hükmünde disiplin cezaları net olarak tanımlanarak belirtilmiş; bu cezaları gerektiren fiillere ise konu başlıkları hâlinde yer verildikten sonra eczacılık sanatının teknik ve uzmanlık gerektiren hususiyetleri nedeniyle konunun her ayrıntısıyla kanunda düzenlenmesi hem mümkün hem de hizmet gereklerine uygun olmayacağından detayların yönetmelikle düzenlenmesi öngörülerek, belirlilik ilkesinin azamî ölçüde sağlanması ve hizmet gerekleriyle bağdaştırılması hedeflenmiştir. İptal edilen hükümde yer alan, üç günden yüzseksen güne kadar sanat icrasından men cezasının tekerrürü hâlinde yeniden sanat icrasından men cezası verilmesi gerektiği takdirde, cezanın azamî haddinden uygulanması gerektiğine ilişkin hükümdeki adaletsizlik de giderilmiştir. Şöyle ki; 3 gün sanat icrasından men cezası alan eczacının yine üç gün sanat icrasından men cezası gerektiren aynı fiili işlemesi hâline azami had olan yüzseksen gün sanat icrasından men cezasının uygulanmasını öngören hüküm, eylemin ağırlığı ve oluşan zararın büyüklüğü ile orantılı olmadığından tekerrür hâlinde yüzseksen günlük azami sınırı geçmemek üzere ilk ceza süresinin iki katı olarak uygulanması öngörülerek, fiil ile ceza arasında adil bir denge sağlanmıştır.
Oda bölgesinde sanat icrasından men cezası, bir oda bölgesinde geçici olarak sanat icrasından men cezası alanların, o oda bölgesinde sürekli olarak sanat icrasından men edilmesini öngören en ağır disiplin cezası olup, iptal edilen hükümdeki haliyle, bu cezanın üç kez üç gün, başka bir ifade ile toplam dokuz gün meslek icrasından men cezası alan üye hakkında uygulanması mümkün iken Anayasa Mahkemesi kararı ışığında mevcut hükümdeki bu ölçüsüzlük, bir oda bölgesinde en az üç defada aldığı geçici olarak sanat icrasından men cezalarının toplamı yüzseksen gün olan eczacıların, o oda bölgesinde sürekli olarak sanat icrasından men edilmesine hasredilmiş böylece, Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen, “disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini sağlayacak gerekli ve yeterli mekanizmaların kurulmasına” hassasiyet gösterilmiştir. Kanun hükmünde yer alan bu sınırlar yönetmeliğin de sınırlarını oluşturacaktır.
Hükümde ceza tayinine esas alınacak kriterler belirlenmiş, ilgililerin ilanihaye ceza tehdidi altında kalmalarını önlemek maksadıyla zamanaşımı süreleri getirilmiş, savunma alınmadan ceza verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Madde ile, Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının kurumsal kapasitesinin artırılarak 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 5549 sayılı Kanun, 6415 sayılı Kanun ve 7262 sayılı Kanunla verilen görevlerinin ivedilikle ve daha etkin yerine getirilebilmesini teminen uzman ve yetişmiş personelden faydalanılması amaçlanmaktadır. Bu itibarla FATF Dördüncü Tur Değerlendirmesi sonucunda gri listeye alınan ülkemizin bir an önce listeden çıkmasının sağlanması hedeflenmektedir.
Ayrıca madde ile; 8/6/2022 tarihli ve 102 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Strateji ve Bütçe Başkanlığında kurulmuş bulunan Devlet Yardımları Genel Müdürlüğüne verilen görevler ile 20/4/2021 tarihli ve 73 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na verilen; “Kamu personeli ile ilgili hususlarda her çeşit istatistiki bilgileri toplamak, personel kayıtlarını merkezi olarak tutmak, kurumlar arası veri paylaşımı ve değişimi için gerekli teknik koordinasyonu sağlamak.” görevi çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarının merkez teşkilatında görev yapan kariyer uzmanı personelin naklen atanabilmesi ile 73 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan düzenleme sonucu Strateji ve Bütçe Başkanlığına devredilen Kamu Personel Bilgi Sisteminin geliştirilmesinde, işletilmesinde ve sürdürülmesinde görev yapan diğer personelin naklen atanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.
.