Günümüzde siber güvenlik, dijitalleşmenin hız kazandığı bir dünyada kritik önceliklerden biri haline gelmiştir. Hem bireylerin hem de kurumların dijital varlıklarını koruma ihtiyacı, gelişmiş ülkelerde stratejik öneme sahip olan siber güvenlik politikalarını ve teknolojik yatırımları beraberinde getirmiştir. Yapay zekâ, blok zincir, büyük veri, kuantum ve bulut bilişim gibi teknolojilerin yaygınlaşması, siber tehditlerin karmaşıklığını artırırken, aynı zamanda savunma mekanizmalarının gelişimini de tetiklemiştir. Kritik altyapıların korunması ve kamu kurumlarının dijital süreç ve varlıklarının güvence altına alınması, modern siber güvenlik stratejilerinin merkezinde yer almaktadır. Bununla beraber, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında ülkemizin yaşadığı teknolojik dönüşüm ve gelişim sürecinde siber güvenlik en temel gerekliliklerinden biri haline gelmiştir.
Ülkemizin özellikle son 20 yılda teknolojide yaptığı atılım internet kullanıcı sayısını da artırmıştır. Araştırmalara göre, ülkemizde internet kullanıcıları günlük ortalama 7,5 saat internette zaman geçirmekte ve bunun yaklaşık 3 saatini sosyal medya üzerinde harcamaktadır. Mobil abone sayısı 93,3 milyona, mobil genişbant abone sayısı 72,7 milyona ve sabit genişbant kullanıcıları yaklaşık 19,9 milyona ulaşmıştır. Mobil internet kullanıcılarının ortalama aylık veri tüketimi 16,7 GB iken, sabit genişbant abonelerinin aylık ortalama kullanımı 272 GB olarak ölçülmüştür. Bu veriler, ülkemizin iletişim altyapısındaki hızlı gelişimi ve dijitalleşmenin günlük hayattaki etkisini açıkça ortaya koymaktadır.
Diğer taraftan, bağlı cihaz sayısının ve akıllı uygulamaların artmasıyla tüm dünyada üretilen veri miktarında ciddi bir artış yaşanmaktadır. Üretilen verinin 2024 itibarıyla 180 zettabayt sınırlarına ulaşması, veri işlemeye dayalı hizmetler ile çözümlerin gerek iş hayatında gerekse gündelik yaşamda önemli bir yer tutmasına yol açmıştır. 2004 yılında üretilen toplam veri miktarının yalnızca 5 exabayt civarında olduğu göz önüne alındığında, geçen süre zarfında üretilen veri miktarının yaklaşık 36 bin kat arttığı görülmektedir. Bu artış, dijitalleşmenin hızını ve veri odaklı teknolojilerin hayatımızdaki etkisini çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Konvansiyonel savaşlar yerini hibrit ve asimetrik savaşlara bırakmış, devlet destekli siber saldırılar başta olmak üzere terör örgütleri, organize suç örgütleri ve bireysel motivasyonla hareket eden siber tehdit aktörleri tarafından devlet kurumları, enerji, finans, sağlık ve haberleşme sistemleri gibi kritik altyapılar ile her türlü teknolojik cihaz hedef alınmaya başlanmıştır. Siber saldırıların devlet politikalarının bir aracı olarak kullanılmasındaki artış, savaş ve barış halleri arasındaki sınırı belirsizleştirmiş, ülkeler direkt askeri misillemeden kaçınmak için siber saldırıları; siyasi, ekonomik ve askeri hedeflere yönelik düşük maliyetli yüksek etkili bir strateji haline getirmiştir. Ayrıca tedarik zincirlerine yönelik saldırılar sonucunda, birçok sektörde kritik sistemler çökmüş ve kesintiler yaşanmıştır.
2024 yılı itibarıyla siber saldırılar, küresel ölçekte her gün yoğunlaşarak karmaşık bir tehdit oluşturmaya devam etmiştir. Üçüncü çeyrekte, her bir kuruluş başına haftalık ortalama 1.876 siber saldırı gerçekleştirilmiş, bu da 2023’ün aynı dönemine göre %75’lik bir artışı ifade etmektedir.
Bir ülkenin siber güvenlik alanında ön plana çıkarak rol model olabilmesi, kapsamlı bir siber güvenlik çatı mevzuatının varlığı ve merkezi bir otoritenin etkin işleyişiyle doğrudan ilişkilidir.
Çatı bir mevzuat, ulusal düzeyde siber güvenlik politikalarının tutarlılığını sağlamanın yanı sıra kamu kurumları, özel sektör ve bireyler için bağlayıcı standartlar sunmaktadır. Ayrıca, uluslararası iş birliği ve karşılıklı tanınabilirlik açısından temel bir çerçeve sağlayarak, bir ülkenin küresel siber güvenlik ekosistemindeki konumunu güçlendirmektedir. Bu mevzuatın etkili bir şekilde uygulanması, merkezi bir otoritenin varlığıyla mümkün hale gelmektedir. Çünkü, merkezi bir yapı, kaynakların verimli kullanımını, hızlı ve koordineli karar alma mekanizmalarını desteklemekte ve aynı zamanda, tehditlerin daha etkili tespit edilmesi, müdahale süreçlerinin uyum içinde yürütülmesi ve stratejik hedeflere odaklanılması için bir temel oluşturmaktadır.
2024 yılında Uluslararası Telekomünikasyon Birliği tarafından yayımlanan Küresel Siber Güvenlik Endeksi verilerine göre “Rol Model Ülke” kategorisi içerisinde yer alan 46 ülkenin siber güvenlik yapısı ve mevzuatı incelendiğinde; bu ülkelerin yaklaşık %91’i, kapsamlı bir çatı mevzuata sahip olup kişisel verilerin korunması, siber suçların önlenmesi ve kritik altyapıların güvenliği gibi konularda net bir hukuki çerçeve sunmaktadır. Ancak ülkemiz, “Rol Model Ülke” kategorisinde yer almasına rağmen gerçek anlamda çatı mevzuat özelliği teşkil edecek kapsamlı bir siber güvenlik kanununa sahip değildir. Ülkemizdeki siber güvenlik yapılanmasında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi başta olmak üzere birçok kamu kurumunun sorumlulukları bulunmaktadır. Ayrıca çatı mevzuat eksikliği; veri güvenliği, ekosistem iş birlikleri, mevzuat düzenlemeleri, teşvik ve destekleri yönlendirme, uluslararası iş birlikleri, makro politika oluşturma ve benzeri birçok açıdan koordinasyon problemleri oluşturmaktadır. Çatı mevzuatın oluşturulması ülkemizin küresel endekslerde üst sıralara yükselmesine katkı sağlayacaktır.
Tüm bu hususlar; ülkemizde halen farklı yapılar altında sürdürülmeye çalışılan siber güvenlik yaklaşımının, yeniden yapılandırılması ihtiyacını ortaya koymaktadır.
Bu kapsamda Teklifle;
• Ülkemizin siber güvenlikle ilgili politika ve stratejisini belirlemek üzere Siber Güvenlik Kurulunun kurulması, • Siber güvenlik alanında geliştirilen politikaların ulusal satıhta etkin bir şekilde uygulanması, • Kamu kurumları ile kritik altyapı kuruluşlarının siber mukavemetinin ve siber olgunluk seviyesinin artırılması, • Güncel teknolojik gelişmelerin takip edilmesi ve siber güvenlik süreçlerine entegre edilmesi, • Kamu kurumları ve kritik altyapı kuruluşlarının bilişim sistemlerinde oluşabilecek siber güvenlik olaylarının merkezi bir bakış açısıyla izlenmesi, tespiti ve bertaraf edilmesi, • Eylem planlarının ve ikincil mevzuatların hayata geçirilmesi, • Denetim ve özellikle caydırıcı yaptırım süreçlerinin işletilmesi, • Siber güvenlik ekosisteminin güçlendirilmesi, • Standardizasyon, sertifikasyon ve yetkilendirme süreçlerinin düzenlenmesi, • Siber suçlara yönelik cezaların artırılması suretiyle caydırıcılığın sağlanması amaçlanmaktadır.