Tasarı/teklif madde 1
→ yürürlükteki madde 1Madde ile yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda Kanunun amacı ve kapsamı belirlenmektedir.
Kaynak: TBMM 28. Dönem Sıra Sayısı 198 (Esas No: 2/2927) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebildiğinden her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
İklim değişikliği küresel bir tehdit olarak tüm dünyada ve ülkemizde artarak etkisini göstermektedir.
Bu durum, ülkelerin alışkanlıklarını ve önceliklerini ekonomik, sosyal ve hukuksal açıdan değiştirmektedir. Yeni kavramlar ve yeni anlayışlarla iklim değişikliği yeni bir boyut kazanmaktadır.
Ülkemiz; Akdeniz havzasında yer alması, coğrafi konumu ve gelişmekte olan ülke seviyesi nedenleriyle iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer almaktadır. Bu sebeple düşük karbon ekonomisine geçiş, sera gazı emisyonlarına sebep olan tüm sektörlerde yeşil dönüşümün sağlanması ile iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum kapasitesinin artırılması önem arz etmektedir.
Kuraklık, afet, gıda güvenliği, olağanüstü hava olayları gibi etkilerin giderek artarak varoluşsal tehdit oluşturması iklim değişikliğiyle mücadele noktasında geç kalınmamasını gerekli kılmaktadır.
İklim değişikliğinin neden olduğu afetlerin önlenmesi, bu alandaki iş birliklerinin güçlendirilmesi, kayıp ve zararların giderilmesi ve bunların iklim değişikliğinin neden olduğu adaletsizliği ortadan kaldıracak şekilde gerçekleştirilmesi yapılan mücadelenin somut adımları olmaktadır.
İklim değişikliğinin de etkisiyle değişen ve dönüşen dünyada, bu dönüşümün aynı zamanda fırsatlar sunduğu ve bazı sektörlerde olumlu etkiler yaratabileceği gerçeği de göz ardı edilmemelidir.
Ülkemiz, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine (BMİDÇS) 2004 yılında ve Paris Anlaşmasına da 2021 yılında taraf olmuştur. Bu gelişmeler kapsamında ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi de ortaya konularak; küresel iklim değişikliği ve ozon tabakasının incelmesi ile ilgili tedbirlerin alınmasına ve yeşil kalkınmaya yönelik plan, politika ve stratejilerin belirlenmesine ilişkin ulusal ve uluslararası çalışmaları yapmak, gerekli müzakereleri gerçekleştirmek ve diğer kurum ve kuruluşlarla koordinasyonu sağlamak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı İklim Değişikliği Başkanlığı kurulmuştur.
Başkanlığın kurulması akabinde mücadeleye ilişkin somut hedeflerin yer aldığı Ulusal Katkı Beyanı, iklim değişikliği azaltım stratejisi ve eylem planı, iklim değişikliği uyum stratejisi ve eylem planı ile uzun dönemli iklim stratejisi hazırlanarak uygulamalar yapılmıştır. Ancak bu eylemlerin izlenmesi, toplum tarafından benimsenmesi ve uygulamaların iyileştirilmesi, uluslararası sözleşmelerin iç hukukumuza aktarımı ve en önemlisi iklim değişikliği ile mücadelenin bir an önce yasal zemine oturtulması amacıyla İklim Kanununa ihtiyaç duyulmaktadır. Bu doğrultuda Teklifte;
❖ Coğrafi alan ya da sektör gibi herhangi bir ayrım gözetmeksizin karşı karşıya kaldığımız iklim değişikliği konusunda; tüm kamu kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin iş birliği içerisinde sorumlulukları ve yükümlülükleri yer almaktadır.
❖ 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefinin gerçekleştirilmesi için sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum faaliyetleri belirlenmeye çalışılarak kamu kurum ve kuruluşlarına kendi faaliyetlerini, Ulusal Katkı Beyanı ve strateji belgelerindeki eylemlerle uyumlu olacak şekilde gerçekleştirmeleri için sorumluluklar verilmektedir. Bu bağlamda;
Ø Yerelin ihtiyaçlarını ve risklerini belirleyerek hazırlanacak yerel iklim değişikliği eylem planlarının tüm yerel yönetimleri içine alarak bütüncül ve iş birliğiyle hazırlanması hedeflenmektedir.
Ø Aynı zamanda, döngüsel ekonomi yaklaşımıyla uyumlu olacak şekilde yenilenebilir enerji ve temiz teknolojilerin kullanımının artırılması ile yutak alanların ve korunan alanların korunarak artırılması hedeflenmektedir.
Ø Sıfır atık sisteminin uygulanması ve yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır.
Ø İklim değişikliğinin ekosistemlere ve biyolojik çeşitliliğe etkilerinin azaltılması ve sürdürülebilir ekosistem yönetimi için tedbirler alınmasına ilişkin hükümler düzenlenmektedir.
❖ Belirtilen düzenlemelerin yanı sıra, ülkemizde yeni uygulanmaya başlayacak Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve karbon kredileri ile ilgili düzenlemeler yapılarak kapsam dahilindeki işletmelerin sera gazı emisyon izni almaları zorunlu hâle getirilmektedir.
❖ Ticaret Bakanlığınca Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının ülkemiz için de kurulması öngörülmektedir.
❖ İklim değişikliği ile mücadelede önemli mihenk taşlarından biri olan yeşil yatırımların belirlenmesine yönelik; iklim finansmanın, iklim değişikliğiyle mücadele teşviklerinin ve Türkiye Yeşil Taksonomisi çalışmalarının yasal zemini oluşturulmaktadır.
❖ Aynı zamanda, iklim değişikliğinin yarattığı risklerin azaltılması ve ortaya çıkan olumlu etkilerden etkin bir şekilde faydalanılması hedeflenmektedir.
❖ Kanun Teklifinde toplumsal ve çevresel sürdürülebilirlik temel ilke olarak benimsenmektedir.
Bu bağlamda; doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir yönetimi teşvik edilmekte, toplumun iklim değişikliğine uyum kapasitesini artıracak eğitim ve farkındalık programlarının oluşturulmasına öncülük edilmektedir. Kanun ile birlikte, yerel yönetimlerin ve özel sektörün iklim değişikliğiyle mücadeleye dair sorumlulukları daha net hâle getirilerek tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmeleri sağlanmaktadır. Böylece, ülkemizin iklim değişikliğine karşı direncinin artırılması, ekonomik büyüme fırsatlarının değerlendirilmesi ve toplumun geleceğe hazırlanması amaçlanmaktadır.
❖ İklim değişikliği ile mücadelede koordinasyonun sağlanması ve gerekli iş ve işlemlerin yürütülebilmesi için İklim Değişikliği Başkanlığının yetkileri ve gelirleri de Kanunda tanımlanmaktadır.
❖ İklim değişikliği ile mücadelede yaptırımlar ve denetim mekanizmaları düzenlenmektedir.
Kanun Teklifiyle yeşil büyüme ve 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda iklim değişikliği ile mücadelenin küresel ölçekte iş birliği ve azimle gerçekleşeceği bilinci ve uluslararası yükümlülüklerimizin de yerine getirilmesi amacıyla ülkemizin hukuki altyapısının geliştirilmesine yönelik sera gazı emisyonlarının azaltım ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerinin, planlama ve uygulama araçlarının ve kurumsal çerçevenin yasal dayanağının oluşturulması hedeflenmektedir.
Böylece, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde ülkemiz iklim değişikliğiyle mücadelede öncü rol üstlenerek geleceğe dair somut ve kalıcı bir katkı sunacaktır.
Madde ile yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda Kanunun amacı ve kapsamı belirlenmektedir.
Madde ile Kanunda yer alan ve uygulamaya esas terimlerin tanımlarına yer verilmiştir.
Madde ile iklim değişikliği ile mücadelede uyulması gereken temel ilkelerin belirlenmesi hedeflenmektedir. Söz konusu ilkeler aynı zamanda Kanunun uygulanmasında yol gösterici olmaktadır.
Bu kapsamda;
(a) bendi ile insan haklarının ve çevre hukukunun ana ilkelerini de içinde barındıran temel ilkelere, iklim değişikliğiyle beraber ortaya çıkan iklim adaleti ve adil geçiş gibi ilkeler de eklenmektedir.
(b) bendinde ise, iklim değişikliği ile mücadelede azaltım ve uyum hedeflerinin gerçekleştirilmesi için, kamu yararı gözetilerek alınacak tedbirlere ve düzenlemelere tüm kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin uymakla yükümlü olduğu ve bu noktada Anayasanın 56 ncı maddesi gereği çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevrenin kirlenmesini önleme ödevleri kapsamında yapılacak faaliyetler açısından herkesin sorumlu olduğunun belirtilmesi amaçlanmaktadır.
(c) bendi ile, Başkanlık tarafından belirlenecek sektörlere ilişkin somut ve sayısal hedeflerin yanı sıra, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlanması amacıyla ulusal ve yerel düzeyde belirlenecek eylem ve hedefler ile emisyon azaltımını destekleyecek, çevresel bütünlüğü gözetecek ulusal veya uluslararası finansal mekanizmaların yer alacağı Ulusal Katkı Beyanında ülkenin kalkınma önceliklerinin ve özel koşullarının göz önünde bulundurulacağı öngörülmektedir. Bu aynı zamanda, iklim değişikliği ile mücadelede ülkelerin farklı kapasiteleri ve sorumlulukları olduğunu kabul eden Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ilkesine de uygundur.
Maddenin birinci fıkrasında, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda kurumlarla etkin bir koordinasyonun sağlanması ve uluslararası yükümlülüklerimiz doğrultusunda raporlamaların doğru şekilde hazırlanması amacıyla ilerlemelerin yıllık bazda Başkanlıkça izleneceği belirtilmektedir.
İkinci fıkrasıyla, iklim değişikliğiyle mücadeleye tüm kurum ve kuruluşların, gerçek ve tüzel kişilerin katılım sağlaması gerektiği vurgulanmakta, aynı zamanda iklim değişikliği ile mücadelenin tek bir elden koordineli yürütülebilmesi amaçlanmaktadır. İklim Değişikliği Başkanlığının 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile verilmiş olan görevleri çerçevesinde tüm koordinasyonu sağlaması ve gerekli tedbirlere yönelik planlama ve uygulama araçlarının yaptırılması açısından görev tanımlaması yapılmaktadır.
Üçüncü fıkra ile, özellikle belirlenen hedeflere ulaşılabilmesi için tüm sektörlerde kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin iş birliğinin önemi vurgulanmaktadır.
İklim değişikliği ile mücadelede sektörlerdeki tüm girdi ve çıktıların veri olarak değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Bu veriler doğrultusunda ana hedefler ve politikalar belirlenmektedir. Bu nedenle, bu Kanunun uygulanmasına yönelik olarak ilgili mevzuat gereğince paylaşılabilecek tüm bilgi, belge ve verilerin doğru ve zamanında paylaşılmasına binaen dördüncü fıkra ile düzenleme yapılmaktadır.
Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu üzerinden yapılacak paylaşımlarda ilgili kurumların da mevzuat kapsamında veri paylaşımı düzenlenmektedir.
Beşinci fıkrayla, iklim değişikliğinin dinamik bir yapıya sahip olması ve hızlı aksiyon almayı gerektirmesi nedeniyle bürokratik işlemleri kısaltmak amaçlanmaktadır.
İklim değişikliği ile mücadelede iki ana eksen mevcuttur: Sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum. Uyum ve azaltım eylemleri birbirlerinin alternatifi değil, birbirlerini tamamlayan unsurlardır.
Maddenin birinci fıkrası ile iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik politika, hedef ve düzenlemelerin yer aldığı bir yasal düzenlemenin oluşturulması, kurumsal çerçevenin belirlenmesi ve bütüncül olarak eylemlerin yürütülmesi hedeflenmektedir. 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi, uzun dönemli iklim projeksiyonları, iklim değişikliği azaltım stratejisi ve eylem planı ile Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı çalışmaları eş güdüm içerisinde gerçekleştirilmekte olup, bu yapının güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda sera gazı emisyonlarının azaltım faaliyetlerinin, belirlenen strateji ve hedefler çerçevesinde gerçekleşmesi amaçlanmaktadır.
İkinci fıkra ile ülkemizin açıkladığı 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ve ilgili kurumların görüşü alınarak kapsayıcı bir bakış açısıyla kamu kurum ve kuruluşlarının sera gazı azaltım politikalarının belirlenmesi, Türkiye’nin yeşil dönüşüm hamlesinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir, çevreye duyarlı büyüme hedeflerimizin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Üçüncü fıkra ile, kamu kurum ve kuruluşlarına yeşil büyüme hamlesi ve 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine ulaşma yolunda Ulusal Katkı Beyanında ve Kanunda yer alan faaliyetler ve politikalar doğrultusunda iklim değişikliği ile mücadele hedeflerine ulaşabilmek için kendi planlama araçlarında düzenleme yapma görevi verilmektedir. Net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak amacıyla ilgili kurumların görev alanları dahilinde hazırlanacak olan strateji ve eylem planlarının ilgili tüm birimlerin katılım ve katkılarıyla ulusal ve bölgesel düzeyde dönemsel olarak hazırlanması bu strateji ve eylem planlarının uygulanmasının gücünü artıracaktır.
Dördüncü fıkrada, katılım ilkesi gereğince kurum ve kuruluşların sera gazı emisyonlarını azaltma yükümlülüklerinin Ulusal Katkı Beyanında yer alan sektörler bağlamında genel çerçevesi çizilerek özellikle enerji, su ve hammadde verimliliği, kirliliğin kaynağında önlenmesi, karbon ayak izinin azaltılması, alternatif temiz veya düşük karbonlu yakıtların ve hammaddelerin kullanımı, temiz teknolojilerin kullanımının ve sıfır atık uygulamasının yaygınlaştırılmasına yönelik hükme yer verilmektedir. Azaltım politikalarının geliştirilmesinde adil geçiş gerekliliklerinin göz önüne alınması da madde metninde yer almaktadır.
Beşinci fıkra ile, doğrudan veya dolaylı faaliyetler ile atmosfere salınan sera gazlarının telafi edilmesi amacıyla ilgili kurum ve kuruluşların karbon dengeleme mekanizmasını kullanması, yutak alanların ve korunan alanların korunarak arttırılması amaçlanmaktadır.
Ülkemizin de taraf olduğu Paris Anlaşmasının 2 nci maddesi, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında “iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum kabiliyetini artırmak, iklim direncini güçlendirmek” prensibini benimsemekte ve 7 nci maddesi ile de Küresel Uyum Hedefi oluşturulmaktadır. Küresel Uyum Hedefi, dünyayı uyum kapasitesini artırmaya, direnci güçlendirmeye ve iklim değişikliğine karşı kırılganlığı azaltmaya yönlendiren Paris Anlaşmasının önemli bir bileşenidir.
Birinci fıkrada iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasının, iklim değişikliği kaynaklı risklerin ortadan kaldırılmasının ve buna yönelik tedbirlerin alınması ile risk faktörlerinin yönetilmesinin;
Ulusal Katkı Beyanı, 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi, Başkanlık koordinasyonunda hazırlanan iklim değişikliğine uyum strateji ve eylem planları ile uzun dönemli iklim değişikliğine uyum politikalarının ülke politikalarıyla bütünleştirilmesine bağlı olduğu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda madde ile iklim değişikliği ile mücadele yöntemlerinden biri olan iklim değişikliğine uyum faaliyetleri ile ülkemizin ve toplumun iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı dirençli olması hedeflenmektedir. İklim değişikliğine uyumun çok disiplinli yaklaşımlar içermesi uyum sürecinin kapsayıcılığını ve başarısını etkileyebilecek önemli faktörlerdendir.
İkinci fıkra ile ülkemizin açıkladığı 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ve ilgili kurumların görüşü alınarak kapsayıcı bir bakış açısıyla kamu kurum ve kuruluşlarının iklim değişikliğine uyum politikalarının belirlenmesi, Türkiye’nin sürdürülebilir ve çevreye duyarlı büyüme hedeflerinin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Etkilenebilirlik ve risk analizleri, uyum çabalarında bütün sektörlere veri sağlamaktadır. Böylelikle gelecekte öngörülen iklim değişikliğine bağlı olasılıkları daha detaylı görmek mümkün olacaktır.
Üçüncü fıkra ile, kurumlar ve sektörlerin bu verileri uyum planlarında ve faaliyetlerinde kullanmaları ve böylece eylemlerin başarısının artması hedeflenmektedir.
Dördüncü fıkra ile, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması, su kalitesinin sağlanması gibi hususlarda su yönetimi yükümlülüğü verilerek iklim değişikliğinin önemli bir boyutu olan su taşkınları, kuraklık ve su kıtlığı gibi doğal afetlerin etkilerini minimize etmek amaçlanmaktadır.
Beşinci fıkra ile, ülkemizin sahip olduğu zengin biyolojik çeşitlilik ile genetik kaynakların korunması amaçlanmaktadır. Denizel ve karasal korunan alanların artırılmasına ilişkin olarak Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi açık bir inisiyatif ortaya koymaktadır. İklim değişikliğine karşı adeta bir müttefik ve tampon bölge görevi gören bu alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi iklim değişikliğine uyumun modern bir enstrümanıdır. Bu bağlamda, ekosistem hizmetlerinin iklim değişikliği kaynaklı tehlikelerden nasıl etkileneceğinin belirlenmesi ve özellikle ekonomik katkısı da bulunan ekosistemlerin korunması amacıyla değişen iklim koşulları sebebiyle gözlemlenen hastalıkların tespiti ve önlenmesi önem arz etmektedir. Aynı zamanda, çölleşme ve erozyon sadece çevresel bir problem olmayıp, ekonomiyi ve kalkınmayı da olumsuz yönde etkilemektedir. Çölleşme ve erozyon; toprağın verimliliğini azaltmakta, gıda üretiminin azalmasına, işsizliğe, zorunlu göçlere, anlaşmazlıklara zemin hazırlamakta, gıda ve güvenlik problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, çölleşme, arazi bozulumu ve erozyonla mücadele kapsamında strateji ve politikalar oluşturmak, ağaçlandırmak, toprak muhafazasını sağlamak, doğa temelli çözümler ve uygulamalar gerçekleştirmek önem arz etmektedir.
İklim değişikliğinin etkilerinin doğrudan gözlemlendiği alanlardan biri de tarım sektörüdür. Bu bağlamda, iklim değişikliğine dirençli ürünlerin yetiştirilmesine ilişkin politikaların üretilmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması uyum faaliyetlerinin en önemli araçlarındandır. Altıncı fıkra ile, madde kapsamındaki tüm uygulamaların tarım sektörü açısından ele alınarak iklim değişikliğine dirençli, doğadan ilham alan, desteklenen veya doğadan kopyalanan, uygun maliyetli, aynı anda çevresel, sosyal ve ekonomik faydalar sağlayan ve dayanıklılık oluşturmaya yardımcı olan faaliyetlerin uygulanması amaçlanmaktadır. Aynı zamanda, doğa temelli çözümlerle ekosistemlerin direncini artırarak ekosistem hizmetlerinin devamlılığının sağlanması hedeflenmektedir. Doğa temelli çözümler; iklim değişikliği, gıda güvenliği, su güvenliği gibi sorunların çözümüne fayda sağlayarak küresel ölçekte sürdürülebilir kalkınma amaçlarını ve uygulamalarını desteklemektedir.
Yedinci fıkra ile, iklim değişikliğinin etkilerine ilişkin yaşanabilecek kayıpların ve zararların en aza indirilmesi ve mümkünse yaşanmaması adına erken uyarı sistemleriyle afet yönetiminin etkin ve efektif uygulanması hedeflenmektedir.
Madde ile iklim değişikliği ile mücadelede ortaya konulan hedefler bağlamında somut adımlar atılmasına yönelik planlama araçları belirlenmiştir.
Birinci fıkra ile iklim değişikliği unsurlarının, boşluğa yer vermeden üst politika belgeleri olan ve kurum ve kuruluşlarca hazırlanan plan, program, strateji, eylem planı ve sair politika belgelerinde esas alınması gerektiği belirtilmektedir.
İkinci fıkra ile, 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi dikkate alınarak, önümüzdeki dönemde ülkemizin iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini belirlemek ve bu kapsamda yürütülecek faaliyetleri tasarlamak amacıyla tüm paydaşların katılımıyla iklim değişikliği stratejisi ve eylem planlarının hazırlanması, güncellenmesi ve dönemsel olarak yol haritasının oluşturulması amaçlanmaktadır.
İnsan nüfusunun giderek daha büyük miktarının yaşadığı kentler, hem küresel emisyonların büyük miktarının kaynağı hem de iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin birçok açıdan mağduru olmaktadır.
Bu doğrultuda, emisyonların merkezi politikalarla azaltılmasının yanında uygulamanın yerelde geliştirilmesi ve iklim değişikliğinden coğrafi, ekonomik ve toplumsal açıdan etkilenebilirlik ve risk analizlerine göre farklı tedbirlerin alınması amacıyla, tüm dünyada yerel iklim değişikliği planlamalarının sayısı giderek artmaktadır. Bu açıdan üçüncü fıkra ile merkez yönetim ile iş birliği içerisinde, yerelin ihtiyaçlarını, risklerini ve tehditlerini belirlemek amacıyla İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu kurulması, Kurul’un çalışma usul ve esaslarının mevzuatla belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Dördüncü fıkra ile, bölgenin ihtiyaçlarına göre hazırlanacak yerel iklim değişikliği eylem planlarının tüm yerel yönetimleri içine alarak bütüncül ve iş birliğiyle hazırlanması hedeflenmektedir.
Net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak amacıyla hazırlanacak olan strateji ve eylem planlarının ilgili tüm birimlerin katılım ve katkılarıyla hazırlanması bu strateji ve eylem planlarının uygulanmasının gücünü artıracaktır. Ulusal düzeyde hazırlanacak olan strateji ve bu stratejilere bağlı olarak hazırlanan yerel eylem planlarının dönemsel olarak hazırlanması, uygulamanın başarısının izlenmesi ve daha sonraki dönemlerin daha azimli bir şekilde devam ettirilmesi açısından önem arz etmektedir.
Beşinci fıkra ile, sektörel etkilenebilirlik ve risk analizi çalışmalarının iklim değişikliği kaynaklı günümüzde yaşanan ve gelecekte karşılaşılabilecek tehditler ve sektörel risklere yönelik belirsizliği minimum düzeye indirmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca ülkemizdeki başta kamu kurumları olmak üzere özel sektör tarafından gerçekleştirilecek yatırımlara dayanak oluşturacak olan iklim modelleri çalışması, ülkemizin iklim dirençliliğini artırmada en önemli girdilerden biri olacaktır.
Madde ile iklim değişikliğinin uygulama araçlarına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
İklim değişikliği ile mücadelede planlama araçlarının uygulanması için bazı enstrümanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlar da Paris Anlaşmasının 9, 10 ve 11 inci maddelerinde ayrı ayrı belirtilen; iklim finansmanı, teknolojinin geliştirilmesi ve transferi ile kapasitenin geliştirilmesi araçlarıdır.
Maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, ülkemizin yeşil dönüşümüne hız kazandıracak uygulamaların kanuni dayanağını sağlamak üzere iklim finansmanı ve iklim değişikliği teşviki mekanizmalarının, yeşil ve sürdürülebilir sermaye piyasası araçlarının kullanımının esas olduğu belirtilmektedir. Böylece, uyum ve azaltım projeleri arasındaki dengeyi gözeterek sektörlerin ihtiyacına göre finansmanın ve teşviklerin sağlanması ve yönlendirilmesi hedeflenmektedir.
Yeşil büyümenin gerçekleşmesinde önemli mihenk taşlarından biri olan döngüsel ekonomi ve sıfır atık uygulamaları ürünlerin yeniden kullanımını ve geri kazanımını sağlamaktadır. Bu minvalde, fıkranın (b) bendinde, bu uygulamalara yönelik destek mekanizmalarının da geliştirileceği hüküm altına alınmaktadır.
Fıkranın (c) bendinde, yeşil yatırımların ülkemize çekilmesi ve ilgili tüm politika alanlarında yeşil dönüşümün desteklenmesini hedefleyen Türkiye Yeşil Taksonomisinin uygulamasının gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bununla beraber, bentte İklim Değişikliği Başkanlığının koordinasyon ve uygulama görevleri kapsamında iklim değişikliği finansmanına ilişkin sorumlulukları belirlenmektedir.
Fıkranın (ç) bendi ile, Türkiye Gümrük Bölgesinde ithal edilen malların gömülü sera gazı emisyonlarını ele almak için Ticaret Bakanlığınca Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kurulabileceği ile SKDM’ye ilişkin raporlama kapsam, içerik, usul ve esaslarının Bakanlığın uygun görüşüyle Ticaret Bakanlığı tarafından belirleneceği düzenlenmektedir. AB’nin iklim, enerji, arazi kullanımı, ulaşım ve vergilendirme politikalarının ara hedef olarak 2030 yılına kadar %55 emisyon azaltımını sağlayacak şekilde revizyonu için “Fit for 55” teklif paketi Avrupa Komisyonunca 14 Temmuz 2021’de kabul edilmiştir. Söz konusu paket içerisinde, Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ile ülkemiz ticareti bakımından öne çıkan hususlardan biri olan, SKDM mevzuatı da açıklanmıştır. AB, bu mekanizma ile yeşil dönüşümün yaratacağı maliyet karşısında Avrupa’nın rekabetçiliğinin korunması ve AB’deki üretimin, emisyon azaltım hedefi AB’den az olan ülkelere kaymasının önlenmesini hedeflemektedir. Benzer şekilde küresel ölçekte iklim değişikliği ile mücadeleye destek olabilmek ve aynı zamanda ülkemizdeki ticaretin ve sanayicinin korunmasını sağlayabilmek amacıyla ulusal ölçekte SKDM’nin kurulması hedeflenmektedir. Uluslararası güncel gelişmelerin takibi ile içeriği, usul ve esası ikincil mevzuatla belirlenecek olan SKDM, Başkanlık ve Yeşil Mutabakatın koordinasyonunu sağlayan Ticaret Bakanlığının iş birliği ile geliştirilmektedir.
İkinci fıkranın (a) bendi ile, gelecek yatırımların ve uygulamaların şekillendirildiği bu Kanun kapsamında yapılacak planlama ve uygulama araçlarının en yeni ve temiz teknolojiler kullanılarak yerine getirilmesi hedeflenmektedir.
İklim Değişikliği Başkanlığının 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 792/D maddesinde yer alan “İklim değişikliği konusunda teknolojileri ve yenilikçi çözümleri araştırmak ve bu kapsamda çalışmalar yürüten ulusal ve uluslararası kuruluşlarla koordinasyon sağlamak, kavramsal çalışmaları yürütmek, kılavuzlar ve rehber dokümanlar hazırlamak.” görevi doğrultusunda bu alanda öncülük etmesi amacıyla ikinci fıkranın (b) bendi ile yetkilendirme yapılmaktadır.
Aynı fıkranın (c) bendi ile, yeni teknolojilerin gelişmesi, bunlara yönelik araştırma geliştirme çalışmalarının yapılması ve dünyaya, ülkemizin örnek olması açısından enstitülerin, araştırma ve uygulama merkezlerinin kurulması amaçlanmaktadır.
Üçüncü fıkra ile, iklim değişikliği ile mücadelede en önemli araçlardan biri olan bilinçlendirmenin doğru şekilde yapılabilmesi için kamuoyu farkındalığının geliştirilmesi ve kapasite artırımının sağlanmasına yönelik faaliyetlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Aynı zamanda, iklim değişikliği ile mücadelede geleceğe yönelik adımlar atılabilmesi için gençlik katılımının en önemli faktörler arasında yer aldığı uygulamalara vurgu yapılarak bilimsel çalışmaların altyapısının oluşturulmasına yönelik düzenlemelerin yapılması hedeflenmektedir.
Dördüncü fıkra ile, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görüşünün alınarak düzenleneceği hükme bağlanmaktadır.
SKDM, AB sınırları içerisinde üretilen belli ürün grupları için ETS’ye bağlı olarak yansıyan karbon maliyetlerine eşdeğer bir maliyetin üçüncü ülkelerden ithal edilen ürünlere de aynı şekilde uygulanması esasına dayanmaktadır. En büyük ticari ortağımız olan Avrupa Birliği tarafından uygulanmaya başlayan bu düzenleme kapsamında üçüncü ülkelerde ödenen karbon maliyetleri ölçüsünde ithalatçıya karbon maliyetinde indirim sağlanacaktır. Ülkemizde ETS aracılığıyla doğrudan karbon fiyatlandırma uygulamasının başlamasıyla AB’ye ödenmesi gereken karbon maliyetinin ülkemizde kalması ve sektörlerin yeşil dönüşümüne katkı sağlanması hedeflenmektedir. Özetle ihracatçımız, AB’de oluşacak bir ton karbondioksit fiyatı karşılığında, ülkemizde bir karbon fiyatı ödememiş ise, AB fiyatının tamamını ödemek durumunda kalacak, eğer ülkemizde ödediği bir karbon fiyatı var ise, AB fiyatı ile ödediği fiyat arasındaki farkı ödeyerek maliyetini azaltma imkânı olacaktır.
Birinci fıkra ile Başkanlık tarafından ETS’nin kurulması ile esneklik mekanizmaları ve piyasa istikrar mekanizmalarının geliştirilebileceğine yer verilmektedir. ETS, ülkemizin yeşil büyüme vizyonu ile birlikte açıkladığı 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda, sera gazı emisyonlarının piyasa temelli mekanizmalar ile maliyet etkin olarak azaltılmasını öngören uygulamalardan biri olan piyasa temelli bir araçtır. ETS’yle, sera gazı emisyonlarında azaltım yapılmasına yönelik yüksek maliyetli yatırım yapmaya karşın ticaret yapma seçeneğiyle düşük maliyetli yatırım yapmak ve ekonomik baskıyı azaltmak amaçlanmaktadır. 2024-2026 Orta Vadeli Program’da, ülkemizde SKDM’ye uyum kapsamında etkin işleyen bir Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi geliştirileceği ifade edilmekte; karbon fiyatlandırma araçlarının kalkınma ve yatırım ortamı üzerinde yol açacağı ekonomik ve sosyal etkilerin analiz edileceği belirtilmektedir. Bu itibarla, ETS’nin kurulması ülkemizin Orta Vadeli Programına uygunluk göstermektedir. Ayrıca, ETS’nin etkin, verimli ve güvenli bir şekilde tesis edilmesini ve işletilmesini sağlamak amacıyla denkleştirme, bankalama, ödünç alma gibi süreçleri ifade eden esneklik mekanizmaları ile, fiyat dalgalanma ve manipülasyonu önlemeyi teminen piyasa istikrar mekanizmasının geliştirilmesine olanak tanınmaktadır.
İkinci fıkra ile, piyasa işletmecisinin, ETS piyasasına ilişkin piyasanın yürütücülüğünü üstlenerek piyasanın organizasyonunu sağlaması ve piyasaya ilişkin işlemlerin yerine getirilmesinden sorumlu olması hedeflenmektedir.
Üçüncü fıkra ile ETS’de yer alacak işletmelerin sera gazına neden olan faaliyetlerini sürdürebilmeleri için sera gazı emisyon izni almaları hüküm altına alınmaktadır. AB’de uygulanan prosedüre benzer bir uygulama ile işletmelerin üretim süreçleri ve sera gazı emisyonlarına neden olan kaynaklar gibi temel bilgilere istinaden verilen sera gazı emisyon iznine göre tesisler üretimlerini gerçekleştirecektir. Benzer şekilde yeni kurulan tesislerin de üretim faaliyetlerine başlamadan önce sera gazı emisyon izni almaları öngörülmektedir.
Dördüncü fıkra ile sera gazı emisyon izninin geçerlilik süresi içerisinde tesisin niteliğinde veya işleyişinde gerçekleşen değişiklikler ile sera gazı emisyon izni sahibi gerçek veya tüzel kişilerde meydana gelecek değişiklikler sonucunda sera gazı emisyon izninin güncellenmesi veya iptal edilmesi, Başkanlık tarafından çıkarılacak mevzuat ile ortaya konan usul ve esaslara göre belirlenmektedir.
Beşinci fıkra ile yükümlü tesislerin, her bir ton karbondioksit eşdeğeri emisyonları kadar tahsisatı teslim etmekle yükümlü oldukları belirtilmektedir. Tahsisatlar diğer ülke örneklerinde olduğu gibi bir ton karbondioksit eşdeğerinde emisyon izni sağlamaktadır. Emisyon üst limiti azami tahsisat sayısını işaret etmekte olup; ülkenin iklim değişikliği politikaları uyarınca şekillenmektedir. Azaltım politikasının gerçekleşebilmesi ve limitlerin aşılmaması burada kritik öneme sahiptir. Emisyon üst limitinin aşılmamasını temin etmek amacıyla dünyadaki örneklerde olduğu gibi öncelikle tesisler;
izleme, raporlama ve doğrulama sistemi ile doğrulanmış yıllık sera gazı emisyon verilerini sisteme girmektedirler. Buradaki verilerin güvenilirliği bağımsız doğrulayıcılarla garanti altına alınmakta; söz konusu raporlar nispetinde tesisler saldıkları yıllık emisyona tekabül edecek sayıda tahsisatı dönem sonunda sunmakla mükelleftirler. Bu sayede idare, politika hedeflerinin gerçekleşmesini takip etmekte ve güvence altına almaktadır. Yapılan düzenleme ile, işletmelerin doğrulanmış yıllık sera gazı emisyon değerine karşılık gelecek şekilde tahsisat tesliminde bulunulmasına ilişkin yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak ceza hükme bağlanmaktadır.
Altıncı fıkra ile sektörlerin ETS’ye geçişini kolaylaştırmak, yatırımların karbon fiyatlandırması olmayan ülkelere kaçmasını önlemek amaçlarıyla ücretsiz tahsisat sağlanabileceği hükme bağlanmıştır.
Emisyon ticaret sistemlerinde, tahsisat dağıtımı temelde açık artırma ve ücretsiz tahsisat olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilmektedir. Açık artırma yönteminde belirli periyodlarda ihale edilen tahsisatlar en yüksek fiyatı veren alıcılarca alınmaktayken, ücretsiz tahsisat, tarihsel emisyon verileri veya kıyaslama ölçütleri nispetinde tesislere verilebilmektedir. Bu fıkra ile, ücretsiz tahsisat uygulamasının temel amacı olan karbon kaçağının önlenmesi amaçlanmaktadır.
Yedinci fıkra ile dönemsel emisyon üst limitini teşkil eden tahsisat miktarlarının şeffaflık ilkesi çerçevesinde Resmî Gazete’de yayımlanması ile işletmelerin sonraki dönem için gerçekleştirecekleri planlamalarında yeterli zamana sahip olmaları hedeflenmektedir.
Sekizinci fıkrada, ETS piyasasında işlem görecek tahsisatlara ilişkin iş ve işlemlerin 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmadığına ilişkin hüküm yer almaktadır.
İhale süreçlerinin uzunluğu veya ihale süreçlerinin iptali gibi ihale mevzuatı prosedürlerinin uygulanması (yasaklılık durumu, geçici ve kesin teminatlar, teklif zarflarının usule uygun hazırlanması ve diğer işlemler gibi) dinamik bir yapıya sahip olan tahsisat fiyatlarının ve ETS piyasası işlemlerinin etkilenmesine neden olacağından özellikle SKDM açısından sanayicimizin ihracatını zorlaştırarak yükleneceği yükü de ağırlaştıracaktır. Bu da, üretim ve istihdamda sorunlara, piyasa ekonomisi içerisinde aksaklıklara neden olabilecektir. Aynı zamanda tahsisat süreçlerinin uzaması ve sekteye uğraması karbon fiyatlandırması açısından da belirsizliğe neden olacaktır. Bu belirsizlik ve sanayici tarafından katlanılacak ücretler, nihai aşamada ürüne yansıtılarak vatandaşa da yük getirecektir. Bu kapsamda madde ile bu risklerin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Dokuzuncu fıkra ile ETS kapsamında salımı yapılan her bir ton karbondioksit gazı için bir adet tahsisatın dönem sonunda sunulması gerektiğinden sera gazı emisyonlarına ilişkin bir planlamanın gerçekleştirilebilmesi için, teslim yükümlülüğüne konu olan ücretsiz tahsisatların, ilk aktarıldığı işletme hesabından transfer edilmedikçe haczedilemeyeceği ve tahsisatların teminat sözleşmelerine konu edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Ücretsiz tahsisatlar, işletmelere hem ETS’ye uyum sağlama hem de ETS kapsamındaki sektörlerde üretilen ürünlere yönelik tercihin ithal ürünlere kaymaması ve yatırımların karbon fiyatı olmayan ülkelere yönelmemesi amaçlarıyla sağlanmaktadır. Ücretsiz verilen tahsisatlar, işletmelerin tahsisat teslim yükümlülüğünün hepsini veya büyük bir kısmını karşılamada önemli bir araçtır. Bu nedenle, işletmelerin hesabına aktarılan ilk ücretsiz tahsisatların alım satıma konu edilmediği müddetçe haczedilememesi ile tahsisat teslim yükümlülüğünü yerine getirmesi gereken işletmelerin, idari yaptırımlardan ve daha büyük maliyetlerden korunması hedeflenmektedir. Ücretsiz tahsisatlar, belirli bir çevresel yükümlülüğün yerine getirilmesi amacıyla verildiğinden borç ödeme amacıyla kullanılmaları uygun görülmemektedir. Ancak, işletme sağlanan ücretsiz tahsisatı alım satıma konu ettiğinde ise finansal bir ürüne dönüştüğünden haczedilebilir hâle gelmektedir. Burada önemli olan husus, tesisin emisyonları kadar tahsisatın dönem sonunda idareye sunulabilmesidir; bunu engelleme veya aksatma potansiyeli olan farklı durumlar neticesinde ortaya çıkabilecek çevresel yönetime dair risk, söz konusu madde ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Onuncu fıkra ile ETS kapsamında salımı yapılan her bir ton karbondioksit gazı için bir adet tahsisatın dönem sonunda sunulması gerektiğinden sera gazı emisyonlarının azaltımına ilişkin bir planlamanın doğru ve güvenilir verilerle gerçekleştirilebilmesi adına tesislerin teslim yükümlülüğünü yerine getirme zamanından önce faaliyetine son vermesi, işletmenin tasfiyesi, konkordato kararı alınmış olması gibi hâllerin teslim yükümlülüğünün yerine getirilmesine engel teşkil etmeyeceği düzenlemesi yapılmaktadır.
On birinci fıkra ile ETS kapsamında mali uzlaştırma ile diğer mali işlemlere konu olan teminatlar ile oluşturulan temerrüt garanti hesabındaki varlıkların; tahsisatların niteliği ile piyasa derinliğini korumak için amaçları dışında kullanılamayacağı, haczedilemeyeceği, rehnedilemeyeceği, idari mercilerin tasfiye kararlarından etkilenmeyeceği, iflas masasına dâhil edilemeyeceği ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamayacağı hüküm altına alınmaktadır.
Maddenin birinci fıkrası ile ETS’de yer alan aktörlere yer verilmiş olup bunlar; Karbon Piyasası Kurulu, Danışma Kurulu, İklim Değişikliği Başkanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, piyasa işletmecisi ve merkezi uzlaştırma kuruluşudur. Madde ile ETS ve uluslararası karbon piyasaları kapsamında bahse konu kurumların/kurulların görev ve yetkilerinin tanımlanması amaçlanmaktadır.
Fıkranın (a) bendi ile, karbon piyasası yapısı itibariyle çoklu yaklaşım gerektirdiğinden ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarının belli konularda karar ve uygulama sürecinde yer almasını ve eş güdüm hâlinde çalışmasını sağlamak için Karbon Piyasası Kurulunun oluşturulması öngörülmektedir. Karbon Piyasası Kurulu, ETS’ye işlerlik kazandıran ve ETS’nin uygulanmasına yönelik kararlar alan üst karar mercii olarak tanımlanmıştır. Başkanlığını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanının yaptığı, sekretaryasını ise İklim Değişikliği Başkanlığının yaptığı ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarından oluşan Karbon Piyasası Kurulu, genel anlamda görev alanı dâhilinde üst politikayı belirlemektedir.
Maddede, Karbon Piyasası Kurulunun görev, yetki ve sorumluluk alanları tanımlanmakta ve Kurul tarafından verilecek kararlara ilişkin üyelerin toplanma ile karar alma usulü de belirlenmektedir.
Fıkranın (b) bendinde, Danışma Kurulunun, Karbon Piyasası Kurulunun alacağı kararlara dayanak oluşturmak üzere istişari nitelikte kararlar alacağı belirtilmektedir. Danışma Kurulunun üyeleri maddede sayılmakta olup ayrıca gerekli görüldüğü durumlarda gündemdeki konuları istişare etmek amacıyla ilgili paydaşların da davet edilmesine imkân sağlanmaktadır.
Fıkranın (c) bendinde yer alan Başkanlığın; ETS’nin kurulmasında, geliştirilmesinde ve tahsisat süreçlerinin yönetilmesinde ana yürütücü görevi üstlenmesi amaçlanmaktadır. Karbon Piyasası Kurulunun belirlediği temel politika çerçevesinde tahsisat süreçlerinin yönetimi, karbon kredilerine ilişkin politikaların belirlenmesi gibi karbon fiyatlandırmaya dair tüm yapının organizasyonunda Başkanlık yetkili kılınmıştır.
Fıkranın (ç) bendinde yer alan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından piyasaya ilişkin gözetim ve denetim faaliyetlerinin Sermaye Piyasası Kurulunun görüşünü alarak 6446 sayılı Kanun ve 4628 sayılı Kanun ile uyumlu olarak yerine getirilmesi amaçlanmaktadır.
Fıkranın (d) bendinde yer alan piyasa işletmecisinin, ETS piyasasına ilişkin piyasanın yürütücülüğünü üstlenerek piyasanın organizasyonunu ve piyasaya ilişkin işlemlerin yerine getirilmesi ile mali işlemlerin yürütülmesinden sorumlu olması hedeflenmektedir. Kaydi tahsisatları ve bunlara bağlı hakları elektronik ortamda üyeler ve hak sahipleri itibarıyla kayden izlenmesi açısından piyasa işletmecisi nezdinde işlem kayıt sistemi kurulacağı da hüküm altına alınmaktadır.
Fıkranın (e) bendinde yer alan merkezi uzlaştırma kuruluşunun, ETS piyasasına ilişkin teminat yönetimi ve nakit takas faaliyetlerini yerine getirmesi amaçlanmaktadır.
İkinci fıkra ile ETS’de yer alacak işletmelerin karbon piyasasındaki durumlarını şeffaf bir biçimde ortaya koymak, yatırımcıyı ve kamuoyunu bilgilendirmek için doğrulanmış sera gazı emisyonlarına ve ETS dahilindeki performansına ilişkin verilerin ilgili kurumlarla paylaşılabileceği belirtilmektedir.
Üçüncü fıkra ile işbu Kanun ve 4 sayılı CBK ile tanımlanan görevler çerçevesinde piyasanın güvenli ve koordinasyonlu yürütülebilmesi için ETS’ye yönelik usul ve esasların Başkanlıkça, bu usul ve esaslar çerçevesinde ETS piyasasının işleyişine ilişkin esasların ise Bakanlık ve 6446 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin sekizinci fıkrasındaki hükme paralel şekilde SPK ile koordineli olarak EPDK tarafından belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.
Maddenin birinci fıkrası ile doğrulanmış yıllık sera gazı emisyon değerlerine karşılık gelen tahsisatları teslim etme yükümlülüğü bulunan ETS kapsamındaki işletmelerin denkleştirme ile bu yükümlülüklerinin bir kısmını, azaltım ve/veya giderim projelerinden temin edilen karbon kredileriyle gerçekleştirebileceği düzenlenmektedir. Bu itibarla, ülkemizin karbon kredisi potansiyelinin etkin bir şekilde değerlendirilmesi öngörülmektedir.
Emisyon azaltımları, gönüllü karbon piyasasında belirli standart ve metodlara göre hesaplanmaktadır.
Emisyon azaltmalarının üçüncü taraf kuruluşlar tarafından doğrulanması ile elde edilen karbon kredileri, ETS kapsamında yükümlülükleri yerine getirmek için kullanılacağı gibi gönüllü hedefleri denkleştirmek için de kullanılabilmektedir. Örneğin; yeni ve temiz teknolojiler kullanılarak sera gazı emisyonlarının azaltılmasında elde edilen karbon kredilerinin tahsisat teslim yükümlülüklerinde yerine kullanılması veyahut karbon tutma alanında orman alanlarının artırılması gibi yutak alanlardan elde edilen karbon kredilerinin gönüllü taahhütlerde kullanılmasıdır.
İkinci fıkra ile ETS ve gönüllü taahhütler kapsamında yapılacak denkleştirme işlemlerinde kullanılmak üzere karbon kredisi üreten ulusal bir denkleştirme sisteminin esaslarına ilişkin düzenlemelerin Başkanlıkça belirleneceği ve buna ilişkin standartların oluşturulacağı belirtilmektedir.
Ulusal karbon kredilendirme sisteminde kullanılacak olan karbon kredilerinin üretimi, metodolojisi ve standardı uluslararası örneklerde olduğu gibi belirlenerek ülkemize Paris Anlaşması 6 ncı maddesi kapsamında bu alanda da söz sahibi olabilme imkânı tanımaktadır.
Üçüncü fıkra ile denkleştirme projesine dair sunulan bilgi, belge ve verilerin hatalı/hileli olduğunun tespiti hâlinde uygulanacak usul ile proje sahibine uygulanacak yaptırım düzenlenmektedir.
Dördüncü fıkra ile sera gazı emisyonlarının azaltım veya giderim faaliyetlerinin bağımsız kuruluşlar tarafından doğrulanması ve standart kuruluşu tarafından belgelendirilmesi sonucu elde edilen ve bir ton karbondioksit eşdeğeri cinsinden ifade edilen kredinin Paris Anlaşmasının 6 ncı maddesi kapsamında üretilmesi, kullanılması ve buna ilişkin sistemin kurulmasının Başkanlıkça belirlenmesi yönünde hükme yer verilmektedir. Sistemin kuruluşunda ve işleyişinde ulusal standart ve metodolojilerin geliştirilmesi için ilgili kuruluşlarla iş birliğinin yapılması hedeflenmektedir.
Beşinci fıkra ile ülkemizde karbon kredisi üreten ya da üretecek olan projelerin merkezi bir sistemde kayıt altına alınarak, gerçekleşen faaliyetlerin düzenli olarak izlenmesi hedeflenmektedir.
Birinci fıkra ile bu Kanun kapsamında elde edilecek özel gelirlerin ve bu gelirlerin bütçeleştirilmesine ilişkin hükümler düzenlenmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında; birinci fıkrada sayılan gelirlerin bütçeye özel gelir olarak kaydedilmesi ile karşılığında özel ödenek öngörülmesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda fıkra ile bu maddede sayılan gelirlerin tahsili ve bütçede tahsis edilen ödeneklerin kullanımı ile ilgili usul ve esasların Başkanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile belirlenirken Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşünün alınacağı düzenlenmektedir.
Üçüncü fıkra ile Başkanlığın döner sermaye işletmesi kurması yetkisi tanımlanmaktadır.
Dördüncü fıkra ile, döner sermaye işletmesinin kuruluş sermayesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Beşinci fıkra ile, döner sermaye işletmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde yetki tanımlanmaktadır.
Altıncı fıkra ile iklim değişikliği ile mücadelede elde edilen gelirlerin yine bu alanlarda kullanılmak üzere aktarımı olacağından gelirlerin devamlılığı ile yıllara sair kullanımı, kendine özgü işlemlere haiz olan iklim değişikliği iş ve işlemlerinde kullanılacağı düzenlenmektedir. Yapılan düzenleme ile bu amaçla yeşil dönüşümün gerçekleşmesinde sıkıntı yaşanmaması hedeflenmektedir.
Birinci fıkra ile iklim değişikliğine uyum ve sera gazı emisyonlarının azaltımı projeleri arasındaki dengeyi gözeterek, sektörlerin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak finansman ve teşviklerin sağlanması ile yönlendirilmesi amaçlanmaktadır. ETS kapsamında elde edilecek gelirlerin Ulusal Katkı Beyanı ve 2053 Net Sıfır Emisyon ve yeşil büyüme hedefi doğrultusunda düşük karbonlu ekonomiye geçişi, araştırma-geliştirme ve iklim değişikliği ile mücadele eden yeni teknolojileri destekleyecek şekilde kullanılması amaçlanmaktadır.
İkinci fıkra ile uyum veya azaltım potansiyeli yüksek olan iklim dostu yatırımların desteklenmesi, ETS kapsamındaki sektörlere öncelik verilmesi, sosyal adaletin sağlanması ile kaynakların kullanımına ilişkin genel esaslara yer verilmektedir.
Üçüncü fıkra ile iklim değişikliğinin etkilerine bağlı kayıpların maliyeti büyük boyutlara ulaştığından, iklim risklerinin değerlendirilmesinde ve oluşan kayıpların karşılanması sürecinde sigorta sektörünün önleyici ve tazmin etme rollerine azami desteğin sağlanması amaçlanmaktadır.
Yeşil büyüme hedefi doğrultusunda, yeşil ve sürdürülebilir yatırımların finansman olanaklarının artırılabilmesini sağlayarak yeşil ve sürdürülebilir tahvil, kira sertifikası, sigortacılık ve diğer sermaye piyasası ve finansal araçların geliştirilmesiyle finansmana erişimin kolaylaşması, borçlanma maliyetinin düşürülmesi ve iklim risklerinden kaçınma hedeflenmektedir.
Dördüncü fıkra ile, iklim değişikliği ile mücadeleye konu desteklerin ve projelerin yıllara sâri olması ile faaliyetlerin tek bir yılla sonuçlanmayacak olması nedeniyle stok tutarlarına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Beşinci fıkrada maddeye ilişkin ikincil mevzuatın hazırlanmasında ilgili kurumlardan görüş alınması hükmü yer almaktadır.
Madde ile, Kanunda yer alan yükümlülüklere ilişkin idari yaptırımların düzenlenmesi amaçlanmaktadır.
Birinci fıkrada; doğrulanmış sera gazı emisyonu raporunu süresi içerisinde sunmayanlar hakkında emisyon kategorilerine göre sera gazı emisyonlarının takibine ilişkin yasaklara veya sınırlamalara aykırılığın yaptırımı düzenlenmektedir.
Ozon tabakasını incelten maddelerin kullanımının ve üretiminin kontrol altına alınmasını sağlayan uluslararası sözleşme hükümlerine uygun olarak ozon tabakasını incelten maddeler için getirilen düzenlemeler, bu konuda kritik öneme sahiptir. İkinci fıkra bu maddelerin kullanımını ve ticaretini yasaklayarak çevresel zararları azaltmayı hedeflemektedir. Cezaların caydırıcı özelliği kullanılarak aykırı faaliyetlerin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Sera gazları içerisinde yer alan florlu sera gazları, iklim değişikliğine neden olan gazlardandır.
Üçüncü fıkra ile taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler kapsamında yer alan yükümlülüklerimiz doğrultusunda bu gazların kontrolünü sağlamak amacıyla, yasaklara uymayanlara idari yaptırım öngörülmektedir. Ayrıca, ilgili belgelerin eksikliği durumunda da ceza verilmesi, bu süreçlerin usule uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamaktadır.
ETS kapsamında yer alan yükümlülükler, sera gazı emisyonlarını kontrol etme amacı taşımaktadır.
Dördüncü fıkranın (a) ve (b) bentlerinde, izin almadan veya süresi dolmuş izinlerle faaliyet gösteren işletmelere yönelik yaptırımlar belirlenmektedir. Bu fıkra ile sistemin etkinliğinin artırılması amaçlanmaktadır. Cezaların, işletmelerin emisyon miktarına göre değişmesi, yaptırımların adil bir şekilde uygulanabilmesini sağlayacaktır.
Fıkranın (c) ve (ç) bentlerinde, ETS kapsamında salımı yapılan her bir ton karbondioksit gazı için bir adet tahsisatın dönem sonunda sunulması gerektiğinden sera gazı emisyonlarına ilişkin doğru bir planlamanın gerçekleştirilebilmesi için, tahsisatların teslim yükümlülüğüne aykırılığın yaptırımı düzenlenmektedir. Aynı zamanda, teslim yükümlülüğünün asgari bir oran belirlenerek üst üste 3 yıl yerine getirilmemesi durumunda işletmenin aykırı fiilinin devamında sera gazı emisyon izninin iptal edileceği de hüküm altına alınmaktadır.
Denkleştirme projesi sahiplerinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, sistemin bütünlüğünü tehdit eder. Bu nedenle, beşinci fıkrada, yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere ceza verilmesi, projenin etkinliğini artırmayı amaçlamaktadır.
Doğru bilgi, belge ve veri sağlamak, iklim değişikliğiyle mücadelenin etkinliğini artırmak için büyük öneme sahiptir. Bu nedenle altıncı fıkra ile, bilgi, belge ve veri verme yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere veya yanıltıcı beyanda bulunanlara bu tür aykırılıkların caydırılması amacıyla yaptırımlar öngörülmektedir.
Yedinci fıkrada belirtildiği üzere elektrik piyasası mevzuatının ilgili maddelerinin ihlali durumunda da yaptırımların uygulanması, hem iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik bir önlem hem de piyasa denetiminin ve gözetiminin hukuka uygun bir şekilde işlemesine olanak sağlamaktadır.
Sekizinci fıkrada, suç teşkil eden fiiller için Türk Ceza Kanunu ile diğer kanunların hükümleri saklı tutularak, idari yaptırımların uygulanmasının cezai yaptırımların uygulanmasına engel teşkil etmemesi amaçlanmaktadır.
Dokuzuncu fıkrada, aykırı fiillerin tekrarı durumunda cezalar artacak şekilde belirlenmiş olup böylece fıkra ile suistimallerin önüne geçilmesi ve yükümlülüklere riayet edilmesi amaçlanmaktadır.
Aykırılıkların düzeltilmesi için Bakanlıkça verilen süre, yaptırımların esnekliğini artırır. Onuncu fıkrayla aykırılıkların süre sonunda düzeltilmemesi durumunda faaliyetlerin durdurulması, yaptırımların caydırıcı özelliğini artırmayı hedeflemektedir.
On birinci fıkra ile, her bir fiil için uygulanacak maksimum cezanın belirlenmesi, fahiş cezaların önüne geçerek sistemin devamlılığının sağlanması amaçlanmaktadır.
Birinci fıkra ile, Kanun kapsamında yer alan yükümlülüklerin denetimi ve yaptırımın hangi kurum tarafından uygulanacağı belirlenmektedir. Aynı zamanda, Başkanlığın taşra teşkilatı bulunmadığından bağlı olunan Bakanlığın taşra teşkilatının görevlendirilmesiyle de yerinde inceleme ve denetimin sağlıklı işlemesi amaçlanmaktadır.
İkinci fıkrada Başkanlıkça gerçekleştirilecek denetimlerde, denetim elemanlarının sıkıntı yaşamaması için de gerekli kolaylığın sağlanması ve gerekli bilgi ve belgelerin verilmesinin zorunlu olduğu hüküm altına alınmaktadır.
Üçüncü fıkrada yetki ve usulde paralellik ilkesi gereğince denetim Başkanlık tarafından sağlandığından idari yaptırım kararını verme yetkisinin de Başkanlığa ait olduğu düzenlemesine madde metninde yer verilmektedir.
Birinci fıkrada, idari yaptırımların uygulanması süreci düzenlenerek bu sürecin şeffaf ve düzenli bir şekilde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
İkinci fıkra, idari yaptırım kararlarına karşı itiraz hakkını düzenlemekte olup tebliğ tarihinden itibaren genel esaslara uygun olarak idari yargıda dava açma imkânı tanımaktadır. Ancak dava açılmasının cezanın tahsilini durdurmaması, devletin alacaklarını koruma ve tahsisat sürecinin doğru yönetme imkânı sağlamaktadır. Bu fıkra ile, idari yaptırımların etkinliği artırılırken, itiraz sürecinin de işlemesi hedeflenmektedir.
Üçüncü fıkrada, idari para cezalarının tahsil usulü belirlenmektedir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanması, bu cezaların tahsilinde yeknesaklığı ve hukuka uygun bir çerçeveyi oluşturmaktadır.
Maddenin ilk fıkrasında Kanunda yer alan hükümlerin alt düzenleyici işlemler ile düzenlenmesi gerektiğinde özel hüküm yok ise ilgili kurum olan İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yapılacağına ilişkin hüküm düzenlenmektedir.
İkinci fıkra ile iklim değişikliği alanı farklı disiplinleri ve mevzuatları ilgilendiren bir alan olduğundan boşluğa sebebiyet verilmemesi açısından kanunda hüküm bulunmayan hâllere ilişkin hangi kanunların uygulanacağı belirlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasıyla; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bağlı kuruluşu olarak kurulan İklim Değişikliği Başkanlığının görev tanımlamalarında yer alan hususlara ilişkin mükerrerlik olmaması ve Başkanlığa gerektiğinde yetki devri yapılabilmesi için 2872 sayılı Çevre Kanununda düzenleme yapılmaktadır.
Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında, mezkûr kanunda emisyon ticaretine ilişkin EPİAŞ ve EPDK’ya atfedilen görev ve sorumlulukların yeniden düzenlenerek işbu Kanunda tutarlılık ve bütünselliği sağlamak adına gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir. Piyasa düzenleyici ve denetleyici otoritenin piyasa bozucu davranışlarla mücadelesinde yetkilerini ve uygulamalarını belirlemektedir. Fıkrayla, Türkiye’deki ETS ve diğer piyasalarda meydana gelebilecek haksız rekabetin önlenmesi amacıyla düzenleme yapılmaktadır.
Avrupa Birliği, Çin gibi pek çok uluslararası örnekte olduğu gibi emisyon ticaret sistemleri, gerek uygulamaya ilişkin alt yapı, bilgi düzeyi gibi kapasiteye ilişkin hususlar gerek sistemin işletilmesi ile ilgili olan idari yük, gerekse de sektörlere gelebilecek maliyetlerin aşamalı olarak gerçekleşmesini temin etmektedir. Benzer sebeplerle birinci fıkra ile ETS’nin pilot uygulama dönemiyle başlatılması öngörülmektedir.
İkinci fıkrada Kanunda tanımlanan sera gazı emisyon iznine ilişkin olarak geçiş sürecinde işletmelere kolaylık sağlanması ve bürokratik yoğunluğun azaltılması amacıyla 3 yıllık geçiş süreci öngörülmüş ve mevcut tesislerin bu süre zarfında sera gazı emisyon iznine sahip olması benimsenmiştir. Sera gazı emisyon izni kavramı ülkemiz için yeni bir kavram olması sebebiyle geçiş süreci gerektirmektedir.
Bu geçiş sürecinde ortaya çıkabilecek öngörülmeyen durumlara karşı Karbon Piyasası Kurulu kararı doğrultusunda Başkanlığa bir yetki tanımlanarak sürecin tamamlanmasına yönelik ek süre belirtilmiştir.
Geçiş hükmü maddesi ile sistemin çalışır durumdayken izlenmesi ve en uygun seviyeye ulaşması yönünde düzenlemelere imkân sağlanacaktır.
Üçüncü fıkra ile, denkleştirme projelerinin kayıt yükümlülüğünün geçiş dönemine ilişkin başlama zamanı belirtilmektedir.
Maddenin birinci fıkrasıyla, iklim değişikliği ile mücadelede azaltım ve uyum hedeflerinin gerçekleşmesi için Kanunda yer verilen planlama ve uygulama araçlarının ilgili kurum ve kuruluşlarca 31/12/2027 tarihine kadar yerine getirilmesi düzenlenmektedir.
İkinci fıkrayla, iklim değişikliği ile mücadelede planlama araçlarından olan yerel iklim değişikliği eylem planlarının altyapı hazırlıkları süreç alacağından söz konusu eylem planlarının 31/12/2027 tarihine kadar hazırlanması öngörülmektedir.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.