Çocukların, kadınların, yaşlıların ve engellilerin korunması, aile yapısının güçlendirilmesi ve dezavantajlı grupların sosyal hayata etkin katılımının sağlanması, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak Devletin öncelikli görevleri arasında yer almaktadır. Toplumsal yapıda meydana gelen değişimler, ekonomik koşullar ve artan sosyal riskler; kadınlar, çocuklar ve ailelere yönelik sosyal yardım ve hizmet politikalarının güncellenmesini ve güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede sosyal hizmetlerin, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini esas alan, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir anlayışla yürütülmesi büyük önem arz etmektedir.
Toplumun tamamının eşit bir şekilde toplumsal yaşama aktif katılmasını, ülkenin gelişimini ve bireylerin mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaçlarındandır. Bu kapsamda toplumu oluşturan kişilerin herhangi bir engelle karşılaşmadan toplumsal hayata uyum sağlamalarını temin etmek üzere her türlü tedbirin alınması zaruridir. Alınacak bu tedbirlerin etkin, hızlı ve uygulanabilir olması önemlidir. Bu amaçlarla Anayasa başta olmak üzere ulusal ve uluslararası mevzuatla tüm bireylerin hakları insan hakları bağlamında korunmaktadır.
Anayasanın 2 nci maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan sosyal devlet ilkesi ile 5 inci ve 41 inci maddeleriyle devlete yüklenen kişilerin, toplumun ve ailenin refah, huzur ve mutluluğunu sağlama, çocukların her türlü istismara ve şiddete karşı korunması ödevi sosyal hizmetlerin değişen toplumsal dinamiklere ve yeni sosyal risklere karşı sürekli güncellenen ve hak temelli bir yaklaşımla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu kapsamda; 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve bazı kanunlarda yapılması öngörülen değişiklikler, toplumun sosyal yardım ve hizmetlere erişiminin daha etkili, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Sosyal hizmetlerin özellikle çocuklar, engelliler, yaşlılar gibi dezavantajlı grupları kapsayan öncelikli bir alanda hizmet sunduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu hizmetlerin daha modern ve etkin bir yapıya kavuşturulması büyük önem arz etmektedir. Teklifle sosyal refahın artırılması ve ortaya çıkan toplumsal ihtiyaçlara yanıt verilmesi hedeflenmektedir.
Sosyal yardım ve hizmetler ile diğer görevleri yerine getiren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı;
çocuklara, engellilere, kadınlara, yaşlılara, şehit yakınlarına, gazilere, ihtiyaç sahiplerine, ailelere ve diğer kişilere sosyal yardım ve kamu hizmeti sunmaktadır. Teklifle, Bakanlığın toplumun dezavantajlı kesimlerine sunduğu yardım ve hizmetlerin etkin ve verimli şekilde sunulması, kesintisiz şekilde sürdürülmesi amaçlanmaktadır.
Çocuğun doğumdan sonraki ilk ayları, temel bakım ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı gelişiminin desteklenmesi bakımından kritik bir evredir. Bu dönemde annenin çocuğun bakım ve gözetimini üstlenebilmesine imkân tanınması, çocuğun yüksek yararının korunması açısından önem arz etmektedir. Bu kapsamda, teklif ile çalışan kadınların analık izin sürelerinin uzatılması suretiyle çocukların doğum sonrası ilk aylarda daha uzun süre anne bakımından yararlanabilmeleri amaçlanmaktadır. Söz konusu düzenleme, çocukların sağlıklı gelişimlerine ve aile bütünlüğünün güçlendirilmesine katkı sağlamasının yanı sıra, uzun vadede nüfusun sürdürülebilirliğini destekleyici bir etki oluşturacaktır.
Teklif, çocukların korunması ve aile bütünlüğünün desteklenmesi amacıyla çalışma hayatına ilişkin önemli düzenlemeler içermektedir. Bu çerçevede, kamu ve özel sektörde çalışan kadınlar için doğum sonrası izin süreleri uzatılmakta; babalık, evlat edinme ve koruyucu aile izinleri yönünden yeknesak ve güçlendirici düzenlemeler yapılmaktadır.
Bu değişiklikler, çocukların doğumdan sonraki ilk aylarda anne bakımından daha uzun süre yararlanmalarını sağlarken, koruyucu aile ve evlat edinme uygulamalarının teşvik edilmesini de amaçlamaktadır.
Teklif ile sosyal hizmetler ve sosyal yardımlar alanında uygulamada karşılaşılan ihtiyaçlar doğrultusunda mevzuatta bütüncül düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda; kuruluş bakımından ergin olarak ayrılan çocukların kamuda istihdam edilmelerine ilişkin koşullarda değişikliğe gidilmekte, çocukların korunmasına yönelik hizmet modelleri ihtisaslaştırılmakta; sosyal ve ekonomik destek, koruyucu aile, kadın konukevi harçlıkları ve benzeri sosyal yardım uygulamaları kanuni bir zemine kavuşturularak süreklilik ve öngörülebilirlik sağlanmaktadır.
Çocukların öncelikle maddi olarak desteklenerek ailelerinin yanında kalmaları amaçlanmaktadır.
Bunun mümkün olmadığı hallerde çocukların koruyucu aile yanında bakımlarının sağlanması için koruyucu aile modelinin teşvik edilmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Sosyal hizmet kuruluşlarının kapatılması hâlinde hizmet alan bireylerin mağduriyet yaşamaması amacıyla tasfiye süreçlerine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmekte; çocuklara yönelik hizmetlerde izleme, denetim ve veri temelli karar alma mekanizmaları güçlendirilmektedir.
Ayrıca okul, kreş, yurt, servis gibi çocukların yoğun olduğu yerlerde belli suçlardan mahkûm olan kişilerin çalıştırılması ve bu yerleri işletmesinin önüne geçilmesi için düzenleme yapılmaktadır.
Bununla birlikte engelli, yaşlı, şehit yakınları ve gazilerin toplu taşımada ücretsiz seyahatlerine ilişkin hizmetlerin yürütülmesine ilişkin görev dağılımı daha etkin bir yapıya kavuşturulmaktadır.
Öte yandan, 1895 yılından beri İstanbul’da faaliyet gösteren Darülaceze’nin hizmetlerinin ülke genelinde ve ilgili mevzuata göre yurt dışında da sunulması, Darülaceze’ye yapılacak bağış ve yardımların teşvik edilmesi, kurumun mali sürdürülebilirliğinin sağlanması, sosyal yardımların etkin bir biçimde gerçekleştirilmesi ve Darülaceze’nin gıda bankacılığı faaliyetinde bulunabilmesine imkân sağlanması amacıyla Darülaceze Nizamnamesinde değişiklik yapılmaktadır.
Dijital teknolojilerin, sosyal ağların ve çevrimiçi oyunların günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, başta çocuklar ve gençler olmak üzere tüm toplum için yeni fırsatların yanı sıra siber zorbalık, zararlı içeriklere maruz kalma, dijital bağımlılık gibi ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir.
Anayasamız ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler uyarınca devletin, çocukların fiziksel, zihinsel, psikolojik ve sosyal gelişimlerini tehdit eden unsurlara karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda yapılması öngörülen değişiklikler; yalnızca mevcut sosyal ağ sağlayıcıların sorumluluklarını netleştirmekle kalmayıp mevzuatta hukuki statüleri ilk kez tanımlanan aktörleri de denetim kapsamına alarak, dijital ekosistemin tamamında çocukların güvenliğini merkeze alan bütüncül bir koruma kalkanı oluşturmayı amaçlamaktadır.
Bu doğrultuda Teklifte yer alan düzenlemelerle; on beş yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ sağlayıcı tarafından hizmet sunulamaması hüküm altına alınmakta, on beş yaş üstü çocuklar için ise yetişkinlerden ayrıştırılmış güvenli hizmet sunumu zorunlu kılınmaktadır. Ayrıca, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun dağıtıcılara; ailelerin çocuklarının ekran sürelerini sınırlandırabileceği, hesap ayarlarını yönetebileceği ve oyun içi satın alma gibi ücrete dayalı işlemleri izne bağlayabileceği etkin ebeveyn kontrol araçlarını sunma ve oyunları yaş kriterlerine göre derecelendirme yükümlülüğü getirilmektedir. Platformların aile ve çocuk sağlığına yönelik risk değerlendirmesi yapması şartı getirilirken; acil durumlarda zararlı içeriklere müdahale süresinin bir saate indirilmesi, yapay zekâ dâhil otomatik sistemler aracılığıyla engellenen içeriklerin tekrar yüklenmesinin proaktif olarak önlenmesi ve yükümlülüklere aykırılık halinde caydırıcı yaptırımların hayata geçirilmesiyle, dijital ortamın çocuklar için güvenli, şeffaf ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir.
Teklif edilen değişiklikler, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı ve benzeri uluslararası sözleşmelerde yer alan ilkelere uygun öneriler sunmaktadır. Bu çerçevede çocuk haklarının korunması ve sosyal yardımların erişilebilirliğinin artırılması amacıyla hukuki altyapı güçlendirilmektedir. Sonuç olarak, bu teklif ile sosyal yardım ve hizmetlerin daha etkin, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir. Dezavantajlı grupların yaşam kalitesini yükseltmek ve sosyal hizmetlerin ulaşılabilirliğini artırmak üzere yapılan bu düzenlemeler, günümüz değişen ihtiyaçlarına uygun bir sosyal hizmet anlayışının hayata geçirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır.