(1) Yönetmeliğin 35’inci maddesi çerçevesinde önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı incelenmiştir.
(2) Bu çerçevede, soruşturmaya konu ülkelerdeki yerleşik kapasite, soruşturmaya konu ülkeler için Türkiye pazarının önemi, ülkelerde yerleşik kapasitenin Türkiye’ye yönlendirilip yönlendirilemeyeceği değerlendirilmiştir.
a) Soruşturmaya konu ülkelerdeki yerleşik kapasite
i) Ukrayna
(1) Ukrayna metalürji sektöründe ihraç odaklı mal üreten ülkeler arasında bulunmaktadır. Economist Dergisi tarafından hazırlanan raporda 2006 yılında Ukrayna’nın ulaştığı ihracat gelirinin %43’ünü demir ihtiva eden metallerin ihracından elde ettiği belirtilmektedir.
(2) Ukrayna’da yerleşik üretici-ihracatçı firmaların işbirliğinde bulunmamaları ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği tarafından iletilen görüşlerde üretim miktarına ilişkin bilgi bulunmaması nedeniyle uluslararası geçerliliği olan veri kaynakları kullanılmıştır.
(3) Ukrayna’nın yerleşik kapasitesine ilişkin incelemede ilk elde tüm çelik ürünlerine ilişkin üretim kapasitesi göz önüne alınmıştır. OECD verilerine göre 2002 yılında 33,1 milyon ton olan toplam ham çelik üretiminin 2005 yılında 38,6 milyon ton seviyesinde gerçekleştiği görülmüştür. Aynı çalışmada OECD, 2005–2008 yılları arasında Ukrayna’nın ham çelik üretimini yıllık %1,6 oranında artıracağını öngörülmektedir
(4) Uluslararası Demir ve Çelik Enstitüsü verilerine göre soruşturma konusu üründe dünyanın ikinci büyük ihracatçısı konumunda olan Ukrayna’da 2006 yılında 18,7 milyon ton kütük üretilmiştir. Öte yandan uzun ürün olarak Ukrayna iç piyasasına sunulan mamul miktarının 4,5 milyon ton olduğu dikkate alındığında yaklaşık 14,2 milyon tonluk miktarın ya doğrudan kütük ihracatı veya ihraç edilecek uzun üründe kullanılma amacıyla üretildiği değerlendirilmektedir. Ukrayna’daki yerleşik kapasitenin artırılmasına yönelik yatırımlar ve OECD verileri dikkate alındığında üretimden çok daha düşük seviyede olan Ukrayna iç piyasa talebinin dışında kalan kütüklerin münhasıran ihracata yönlendirilmekte olduğu mütalaa edilmektedir.
(5) OECD’nin 2005–2008 yılı öngörüleriyle paralel bir biçimde 2005 yılından itibaren ivme kazanması beklenen üretim artışının toplam ihracat miktarına yansıdığı görülmektedir. ITC verileri Ukrayna’nın soruşturma konusu üründeki ihracatının 2006 yılından 2007 yılına geçişte %15 oranında büyüdüğünü göstermektedir.
ii) Rusya Federasyonu
(1) Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği’nden edinilen veriler Rusya Federasyonu’nun haddelenmiş ürünlerde yıllar itibariyle kaydettiği artışı göstermektedir. Raporda 48,5 milyon ton olan 2002 yılı üretim miktarının %12 oranında artışla 2005 yılında 54,6 milyon ton düzeyine çıktığı, yerleşik kapasiteye bağlı olarak bu miktarın 2006 yılında 55 milyon ton düzeyine ulaştığı vurgulanmaktadır. Uluslararası Demir Çelik Enstitüsü verilerine göre ise sürekli döküm suretiyle elde edilmiş çelik ürünlerinin üretimi 2004 yılında 35,6 milyon ton iken bu miktar 2006 yılında 38,1 milyon tona ulaşmıştır.
(2) Uluslararası Demir ve Çelik Enstitüsü verilerinin incelenmesi sonucunda Rusya Federasyonu’nda 2006 yılı itibariyle yaklaşık 27,1 milyon ton kütük üretildiği görülmektedir. Bu miktarın %67’sinin (18,4 milyon ton) iç piyasaya sürüldüğü tespit edilmiştir. Dolayısıyla Rusya’nın kolaylıkla ihracata yönlendirebileceği kapasite fazlasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ITC verilerine göre Ukrayna’ya kıyasla çok daha canlı bir iç pazara sahip olmasına rağmen Rusya Federasyonu, soruşturma konusu maddenin dünyadaki en büyük ihracatçısı durumundadır. Rusya Federasyonu İktisadi Kalkınma ve Ticaret Bakanlığı tarafından Nihai Bildirim’e yönelik cevaplarda Rusya’dan gerçekleştirilen ihracatın miktar itibariyle 2002 yılıyla aynı seviyede olduğu ifade edilmektedir. Öte yandan 2002 – 2007 yılları arasında Rusya Federasyonu’nun Türkiye’ye yönelik ihracatının miktar temelinde % 349 arttığı tespit edilmiştir.
(3) Rusya’nın demir-çelik sektöründe gözlemlenmesi muhtemel kapasite artışına ilişkin olarak 2005 tarihli bir OECD çalışmasında ise, Rusya Federasyonu’nda yerleşik üreticilerin 14,9 milyon tonluk kapasite artışı planladıkları ve bu artışın yıllık 4,6 milyon tonluk kısmının 2006–2008 döneminde gerçekleştirmeyi öngördükleri belirtilmektedir. Yine OECD tarafından hazırlanan bir çalışmada Rusya’da ham çelik üretiminde 2005–2008 döneminde yıllık büyümenin %2,8 olacağı öngörülmektedir.
iii) Moldova
(1) Moldova’da demir-çelik sektörü ülkenin dördüncü en güçlü iş kolu olarak gösterilmektedir. Bu çerçevede Moldova’da yerleşik MMZ (Moldovan Metallurgical Plant) firması kütük ve nihai mamul malların üretiminde birinci sırada gelmektedir.
(2) Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan bir raporda 1985 yılında kurulduğu belirtilen mezkur firmanın üretiminin %95’ini ihraç ettiği belirtilmektedir Firmanın kendi verileri incelendiğinde 2000 yılında 1,4 milyon ton olan tüm mamullerdeki üretim miktarının 2004 yılına gelindiğinde %30 artışla 1,8 milyon ton seviyesine ulaştığı tespit edilmiştir.
b) Soruşturmaya tabi ülkelerin üçüncü ülkelerde ihraç fiyatları
(1) Soruşturmaya tabi ülkelerin üçüncü ülkelerde ihraç fiyatlarının gelişimi konusunda Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Moldova’nın soruşturma konusu üründe Avrupa Birliği’ne yönelik ihracatındaki birim fiyatları incelenmiştir.
(2) Gerçekleştirilen incelemede, soruşturma konusu ülkelerin AB’ye ve Türkiye’ye olan ihracatlarındaki birim fiyatlar (CIF) mukayese edilmiş ve Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Moldova’nın AB’ye olan birim ihraç fiyatlarının, Türkiye ihraç fiyatlarından %5 ila %31 arasında değişen oranlarda daha yüksek olduğu görülmüştür.
c) Soruşturma Konusu Ülkelere Yönelik Diğer Ülkelerde Uygulanan Ticaret Politikası Önlemleri ve Uygulamaların Etkileri
(1) Soruşturma konusu ülkelere yönelik olarak üçüncü ülkelerce yürürlüğe konulmuş olan ticaret politikası önlemleri incelendiğinde Avrupa Birliği (AB) tarafından Rusya ve Ukrayna menşeli bazı demir/çelik ürünlerine ilişkin kota uygulamasının söz konusu olduğu görülmektedir.
(2) Bu çerçevede Ukrayna’ya yönelik olarak 1995 yılından bu yana farklı düzenlemeler altında belirli demir-çelik ürünlerinde yürürlükte bulunan kota uygulaması, 2007 için 1,32 milyon düzeyinde gerçekleşmiştir.
(3) 1995–2004 yılları arasında farklı düzenlemeler çerçevesinde yürürlükte kalmış olan Rusya Federasyonu’na yönelik kota ise 2007 yılında 2,904 milyon ton ve 2008 yılı için 3,301 milyon ton olarak tespit edilmiştir.
(4) Şikayete konu madde grubunda ise Avrupa Birliği tarafından 2006 yılında Rusya Federasyonu’na yönelik kota 46 bin ton olarak belirlenmişken Ukrayna için bu miktar 30 bin ton seviyesinde gerçekleşmiştir.
(5) Öte yandan, Avrupa Birliği’nin Rusya Federasyonu’na yönelik olarak 2007 yılında yürürlükte olan dokuz; Ukrayna’ya yönelik yedi dampinge karşı önlemin üçünün demir/çelikten mamul ürünlere ilişkin olduğu görülmektedir.
(6) Diğer taraftan, Amerika Birleşik Devletleri anti-damping otoritesi “inşaat demirlerine” yönelik yürütülmüş olan nihai gözden geçirme soruşturmasının sonucunda Ukrayna ve Moldova’nın da aralarında bulunduğu ülkeler menşeli “inşaat demirleri”ne ilişkin mevcut önlemin ortadan kalkması halinde dampingin ve zararın devam edebileceği veya yeniden meydana gelebileceğine kanaat getirmiş ve mevcut önlemi muhafaza etmiştir.
(7) Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından soruşturma konusu ülkelere ilişkin yürütülmekte olan soruşturmaların ve yürürlükte bulunan ticaret politikası önlemlerinin niteliği ve etkisi incelendiğinde Ukrayna, Rusya Federasyonu ve Moldova’da yerleşik üretici/ihracatçıların diğer ülkelere de dampingli fiyatla ihracat gerçekleştirdikleri gözlemlenmektedir.
(8) Sonuç olarak soruşturma konusu ülkelerin önemli pazarlara yönelik ihracatlarında engellerin mevcut olması ve AB’nin kota uygulaması özellikle Rusya Federasyonu ve Ukrayna’yı etkilemektedir. Bu nedenle anılan ülkelerin büyüyen ve görece kolay nüfuz edebilecekleri pazarlara yöneldikleri görülmektedir. Nitekim Birleşmiş Milletler’in uluslararası ticaret istatistikleri özellikle 7207.20 grubunda yer alan kütüklerde Ukrayna’nın başta Mısır olmak üzere Tunus, Pakistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Tayland, Endonezya, Filipinler; Rusya’nın ise, Mısır, İran, Çin, Tayland, Filipinler gibi gelişme yolunda bulunan ülkelere yöneldiklerini göstermektedir.
(9) Türkiye ise hem büyüyen hem de coğrafi anlamda yakın ve tanınan bir pazar olması nedeniyle soruşturma konusu ülkelerin önde gelen ihracat pazarları arasında bulunmaktadır.
d) Türkiye Pazarının Önemi
(1) Türkiye’de özellikle son yıllarda büyümekte olan inşaat sektörünün ihtiyaç duyduğu ana yapı bileşenlerine yönelik talebin artışıyla beraber soruşturma konusu kütüklere olan yurtiçi talebin de artış gösterdiği görülmektedir.
(2) Uzun ürün, özellikle inşaat demiri tüketiminde 2006 yılında bir önceki yıla kıyasla % 36,4 oranındaki artış tespit edilmiş olup bu durumun kütük ithalatına ve iç pazar satışlarına etki eden faktörlerden birisi olduğu düşünülmektedir. Zira aynı dönemde Türkiye’ye ithal edilen kütüklerin miktarında bir önceki yıla kıyasla %60 seviyesinde artış yaşanmıştır. İnşaat sektöründe sürmesi muhtemel büyümenin kütük talebini artıracağı ve Türkiye’yi soruşturma konusu ülkeler için çok daha cazip bir pazar haline getireceği mütalaa edilmektedir.
(3) Türkiye coğrafi yakınlık nedeniyle soruşturma konusu ülkeler için önemli bir ihraç pazarı konumundadır. Yakınlık nedeniyle gerek navlun avantajı gerekse kısa temin süresi ilgili ülke ihracatçılarının Türkiye’ye kütük satmasını kolaylaştırmakta; bu nedenle Türkiye ihracatçılar için önemini korumaktadır.
(4) Yerli üretim dalına mensup bazı firmalar bildirdikleri görüşlerde 2008 yılında hammadde, enerji ve navlun giderlerinde %50’ye varan artışlar oluşacağı ifade edilmektedir. Bu durum çerçevesinde bilhassa navlun masrafındaki avantaj dikkate alındığında Türkiye’nin pazar öneminin daha da artacağı düşünülmektedir.
(5) Türkiye’nin büyüyen bir pazar olmasının yanı sıra soruşturma konusu ülkelerde yerleşik üretici/ihracatçı firmaların uzun yıllar Türkiye pazarında tesis etmiş oldukları ticari ilişkilerin sağladığı avantajlarla diğer ülkelere nazaran daha kısa sürede Türkiye piyasasına nüfuz edebildikleri bilinmektedir.
(6) Türkiye’de uzun mamul üretimi için kütüğe ihtiyaç duyan ve kısmen atıl halde bulunan önemli bir kapasite mevcuttur. Bu sebeple yerli kütük üreticilerini dikkate alarak rekabetçi bir fiyat sunulması önleme konu ülkeler için ciddi pazar yaratacak önemli bir unsurdur. Bu durum, bilhassa dünya piyasasının durgunlaştığı ya da daraldığı dönemlerde önleme tabi ihracatçılara Türkiye’ye dampingli fiyattan önemli miktarda mal satma olanağı vermekle birlikte mevcut gümrük vergisi düzeyi, bahse konu ülkelerden kati ithalatı caydırıcı bir düzeydedir. Dünya piyasalarının büyüdüğü dönemlerde ise Türkiye pazarı söz konusu gümrük vergisi nedeniyle ancak Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamındaki ithalat için cazip hale gelmektedir. Bu kapsamda dünya pazarına mal sunan haddehaneler DİR ile gerçekleştirilen ithalatın önemli kullanıcıları olmayı sürdürmektedir.
(7) Soruşturmaya tabi ülkelerin tümü için gerçekleştirilen değerlendirme neticesinde coğrafi açıdan soruşturma konusu ülkelere yakın olan Türkiye piyasasının mezkur ülkeler için önem arz eden bir pazar olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
e) Talebi Etkileyen Unsurlar
(1) Soruşturma konusu ürünün üretim teknolojisi yerli üretim tarafından da yaygın bir biçimde kullanılmakta olup soru formlarını cevaplandırmış olan ithalatçılara göre, talebi etkileyen ana etkenlerin başında soruşturma konusu ülke menşeli kütüklerin fiyatı gelmektedir.
(2) Öte yandan, soruşturma konusu ülkelerden gerçekleştirilen ithalatta malın istenilen tarihte temin edilmesinin de talebi etkileyen bir diğer faktör olduğu ifade edilmektedir.
f) İşbirliğinin Olmaması ve Esas Soruşturmada Tespit Edilen Damping Marjı
(1) Soruşturmanın başlangıç safhasında gönderilen soru formlarına yanıt alınamamış olması ve bahse konu ülkelerde yerleşik üretici/ihracatçı firmaların Türkiye’ye yönelik ilgisinin devam ettiği dikkate alındığında, önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin devam etmesinin muhtemel olduğu görülmektedir.
(2) Bir önceki nihai gözden geçirme soruşturması esnasında tespit edilen damping marjları her ne kadar sonraki dönemde demir çelik piyasalarında önemli değişiklikler gerçekleşmiş olsa da, soruşturma konusu ülkelerin önlemin yürürlükten kalkması halinde muhtemel davranışlarını yansıtacak önemli bir gösterge niteliği taşıdığından dikkate alınmıştır.
(3) Buna göre, bir önceki nihai gözden geçirme soruşturması sırasında üretici-ihracatçı firmalar için damping miktarı Ukrayna için 73 ABD Doları/Ton, Rusya Federasyonu için 75 ABD Doları/Ton ve Moldova için 58 ABD Doları/Ton olarak tespit edilmiştir.