(1) Yönetmeliğin 35 inci maddesi hükmü gereğince önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı incelenmiştir.
i) Tayvan
a) Önleme tabi ülkede sektörün durumu ve kapasite fazlası
(1) Tayvan, Tayvan Gümrükler Genel Müdürlüğü ve Uluslararası Ticaret Merkezi (International Trade Center- ITC) verilerine göre, 2004 yılında yıllık 300.000 ton ihracatı ile dünyanın en büyük tekstürize iplik ihracatçısıdır. Bu rakam tek başına Tayvan’ın bu alanda önemli bir kapasiteye sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
(2) Uluslararası Suni İpek ve Sentetik İplik Komitesinden (International Rayon and Fiber Commite -CIRFS) elde edilen verilere göre Tayvan’ın önlem konusu ipliği kapsayan poliester tekstil filament ipliği üretim ve kapasite rakamları incelendiğinde, 2003 yılından itibaren 2.020.000 ton kapasitesi ve 2005 yılında 1.600.000 ton üretimi olduğu görülmektedir. 2008 ve 2010 yılına ilişkin yapılan tahminlerde de kapasitenin sabit kalacağı buna karşılık üretimin 1.500.000 tona düşeceği öngörülmektedir. Bu itibarla, Tayvan’ın önemli bir kapasite fazlasının bulunduğu ve düşen üretim miktarına paralel olarak kapasite fazlasının artacağı düşünülmektedir.
(3) 2002–2005 dönemi incelendiğinde, Tayvan’ın soruşturma konusu ürün ihracatının 2002 yılında 325.000 tondan 2005 yılında 257.000 tona gerilediği görülmektedir. Söz konusu azalma 2005 yılında, bir önceki yıla göre 42.000 ton, 2002 yılına göre ise 67.000 ton seviyesindedir. Sadece söz konusu ihracattaki azalma ile oluşan kapasite fazlası Türkiye’nin toplam talebinin önemli bir kısmını, ithalatının ise tamamını karşılayabilecek düzeydedir.
(4) Soru formuna yanıt veren firmalardan biri olan Lea Lea firmasının yanıtı incelendiğinde ise, firmanın tekstürize iplikte 2004 yılında bir önceki yıla göre hem iç piyasa hem ihracat satışlarının düştüğü, stoklarının arttığı, kapasite fazlasının Türkiye’nin toplam ithalatının %75’inden fazlasını tek başına karşılayabilecek durumda olduğu görülmektedir.
(5) Önlem konusu ürünün kullanıcısı durumundaki tekstil sektörünün alt dalları olan mensucat ve hazır giyimde iç piyasa talebi incelenmiştir. Tayvan Sanayi Teknolojisi İstihbarat Servisi (Industrial Technology Intelligence Services-ITIS) tarafından yayımlanan 2004 “Taiwan Industrial Outlook” raporunun “Tekstil Sanayi” bölümünde, tekstil sektörünün Tayvan’ın en büyük net döviz sağlayıcı sektörü olması yönüyle önemi vurgulanmakta, sektörün ihracatının 2003 yılında %2,7 oranında azaldığı, üretim performansı açısından da zayıf durumda kalmaya devam ettiği ifade edilmektedir. Mensucat ve hazır giyime ait ihracat rakamlarına bakıldığında ise, önlemin yürürlüğe girdiği 2000 yılında mensucatın 9.517 milyon ABD Doları ile toplam tekstil ihracatının %63’ünü teşkil ettiği ancak yıllar içinde bu rakamın azalarak 2003 Ocak-Ekim döneminde 5.740 milyon ABD Dolarına indiği ve tekstil ihracatı içindeki payının %58,3’e düştüğü görülmektedir. Benzer şekilde hazır giyim ihracatı 2000 yılında 2.211 milyon ABD Doları ile toplam tekstil ihracatının %15’ini teşkil ediyorken 2003 Ocak- Ekim döneminde 1.220 milyon ABD Dolarına inerek toplam tekstil ihracatı içindeki payının %12,4’e düştüğü görülmektedir. Tekstil sanayine ilişkin güncel üretim verilerini değerlendirmek için Tayvan Ekonomik İşler Bakanlığı tarafında açıklanan sanayi üretim endeksleri incelendiğinde ise, hazır giyim dışı tekstil sektöründe 2001–2005 döneminde üretimin %29,53 oranında gerilediği görülmektedir. Hazır giyime bakıldığında ise aynı dönemde azalmanın %40’a yaklaştığı görülmektedir. Adı geçen raporda da ifade edildiği üzere 2005 yılında hızlanan üretim düşüşlerinde tekstil kotalarının kalkmasıyla oluşan ihracat kayıplarının etkili olduğu düşünülmektedir. Nitekim tekstürize iplikte 2004 yılında 299.000 ton olan ihracatın 2005 yılında 257.142 tona düşmesi de bunu göstermektedir.
(6) Yukarıdaki bilgiler ışığında, Tayvan’da poliester tekstürize ipliğin hem ihracatındaki, hem de girdi olarak kullanıldığı tekstil ve hazır giyim sektöründeki düşen üretim ve ihracat sebebiyle iç piyasa talebinde azalma olmuştur. İç piyasada görülen talep düşüşüne ek olarak ihracatta da azalma yaşanması nedeniyle önlem konusu ülkenin elinde önemli ölçüde kapasite fazlasının bulunduğu anlaşılmaktadır. İhracat kapasitesi yüksek olan Tayvan’a yönelik önlemin yürürlükten kalkması durumunda bu kapasitenin Türkiye’ye yönelme olasılığı bulunmaktadır.
b) Önleme tabi ülkenin diğer ülke pazarlarındaki durumu
(1) Tayvan’ın en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında, Hong Kong, Çin Halk Cumhuriyeti (Ç.H.C.), Japonya ve Brezilya gelmektedir. Ancak Tayvan’ın Japonya dışındaki bu ülkelere yaptığı ihracatta önemli ölçüde azalma olmuştur. Bunda Ç.H.C.’nin son zamanlarda yaptığı önemli seviyedeki kapasite artışları ile söz konusu ülkenin iç piyasasındaki talebi kendisinin karşılamasına ilave olarak soruşturma konusu ürün ihracatını da arttırmış olmasının etkisi vardır. Ayrıca 2004 Tayvan Sanayi Görünümü (2004 Taiwan Industrial Outlook) Raporunda da uluslararası pazarlarda rekabetin yoğunlaştığı vurgulanmıştır.
c) Türkiye pazarının önemi
(1) Türkiye, Avrupa Birliği (AB)’ne olan yakınlığı ve kurmuş olduğu gümrük birliği çerçevesinde AB’ye yaptığı önemli miktardaki tekstil ve hazır giyim ihracatı ve bu sektörlerdeki hammadde ihtiyacı sebebiyle önemli bir pazar konumundadır. Tayvan’ın bu anlamda tekstil ve hazır giyim sektörünün ihtiyacı olan poliesterlerden tekstürize ipliklerde önemli bir tedarikçi olduğu düşünüldüğünde bu ülke için Türkiye pazarının önemi daha iyi ortaya çıkmaktadır. Bütün bunların yanı sıra, Türkiye pazarının rekabet şartlarının, dağıtım ve pazarlama kanallarının Tayvanlı üretici/ihracatçılar tarafından iyi bilinmesinin Türkiye’yi bu üretici/ihracatçılar için daha da cazip kıldığı düşünülmektedir.
ç) Talebi etkileyen fiyat unsuru
(1) Yerli üretim dalı yaygın olarak kullanılan bir teknoloji ile üretim yapmakta olup ithalatçı firmalara gönderilen soru formlarına gelen yanıtlardan yerli ürün ile önlem konusu ürün arasında nitelik yönünden bir fark bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, ithalatçı firmalardan gelen cevaplardan anlaşıldığı üzere talebi etkileyen ana unsurun rekabet avantajı elde etmek amacıyla fiyat ve uzun vadeli satış imkanları olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Soruşturma konusu ürün ihracatının fiyatlarını etkileyen ana unsur ise dünyada aynı olan ham madde fiyatları ve artan rekabet ortamıdır. Tayvan’ın toplam ihracatındaki azalma ile birlikte kapasite kullanım oranını etkin bir seviyede tutma sorunuyla karşılaşması nedeniyle, ham madde fiyatlarının sabit kalması durumunda bu ülkenin pazar payını arttırabilmek veya mevcut pazar payını koruyabilmek adına fiyatlarını arttırma kabiliyetinin zayıflayacağı ve bu koşulların Tayvanlı üreticileri dampingli ihracat yapmaya yönelteceği değerlendirilmektedir.
d) Esas soruşturmada tespit edilen damping marjları
(1) Mevcut önleme esas teşkil eden soruşturmada tespit edilen damping marjları, firmaların önlemin yürürlükten kalkması halindeki muhtemel davranışlarını yansıtacak önemli bir gösterge niteliği taşıdığından dikkate alınmıştır. Buna göre, esas soruşturma sırasında Tayvanlı üretici-ihracatçı firmalar için tespit edilen damping marjları %9,9 ile %28,6 arasında değişen önemli düzeylerdedir.
(2) Tayvan’dan işbirliğine gelen Lea Lea firması nihai bildirime ilişkin yanıtında nihai bildirimde dampingin devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimaline ilişkin kanıt bulunmadığını öne sürerek ilk soruşturmada hesaplanan damping marjlarının yapılan değerlendirmelerde dikkate alınmasına itiraz etmiştir. Firma yanıtında, soruşturmanın açılmasını müteakip kendisine gönderilen soru formuna, işbirliğinde bulunarak gerektiği gibi yanıt verdiğini ve mevcut halde Türkiye’ye gerçekleştirdiği ihracatta damping yapmadığını öne sürerek kendisi için bireysel damping marjı hesaplanması gerektiğini iddia etmiştir.
(3) Ancak, yürütülen soruşturma bir nihai gözden geçirme soruşturması olduğundan dampingin varlığı değil önlemin kalkması durumunda dampingin devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı hususu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, dampingin belirlenmesi bu değerlendirme için ihtiyari bir unsurdur ve Yönetmeliğin 41 inci maddesi kapsamında bu soruşturmada damping belirlemesi yapılmasına gerek görülmemiştir.
(4) Ayrıca, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuat, işbirliğine gelmeyen firmaların işbirliğine gelmemeyi caydıracak muameleye tabi tutulmasına izin vermekle birlikte bu yöndeki izin işbirliğine gelen firmalar için ayrıcalıklı bir durumun yaratılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Öte yandan, bir nihai gözden geçirme soruşturmasında esas soruşturmadaki damping marjları alınacak kararın tek dayanağı değildir. Nitekim, nihai bildirimde dampingin ve zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi olasılığına ilişkin başka veri ve değerlendirmelere de yer verilmiştir.
ii) Güney Kore
a) Önleme tabi ülkede sektörün durumu ve kapasite fazlası
(1) Güney Kore’de yerleşik üretici/ihracatçılardan soru formuna yanıt vererek işbirliğinde bulunan bir firma olmamıştır. Dolayısıyla, bahse konu ülkedeki poliester tekstürize iplik üretimi, kapasitesi ve satışı hakkında üretici/ihracatçılardan veri elde edilememiştir. Önleme tabi ülkedeki sektörün durumu ile ilgili olarak, Ticaret Müşavirliği kanalıyla elde edilen bilgiler, Kore Kimyasal İplikçiler Birliği (Korea Chemical Fibers Association- KCFA)’nin internet adresinde yer alan bilgiler ile burada yayımlanan “Kimyasal İplik El Kitabı 2006” (Chemical Fiber Handbook 2006) raporu incelenmiştir. KCFA’ın internet sitesinde dünyada oluşan arz fazlası, düşen fiyatlar, artan ücretler ve kötü yönetimle birlikte artan rekabet nedeniyle önleme konu ülkede sektörün sıkıntılı bir dönem geçirdiği, bu sıkıntıyı aşmak için sektörde yeniden yapılanmaya gidilerek üretimin düşürüldüğü, kapasitenin diğer ülkelere kaydırıldığı ve ürün farklılaştırılmasına gidildiği belirtilmektedir.
(2) Güney Kore’de 2005 yılı itibariyle sekiz firmanın önlem konusu poliester tekstürize iplik üretim faaliyetinde bulunduğu, 20 firmanın da ihracat yaptığı görülmektedir. Sektörün kapasite rakamları incelendiğinde, önlemin yürürlüğe girdiği 2000 yılında 1.681.200 ton yıllık poliester filament kapasitesinin olduğu, bu kapasitenin 2005 yılında 1.138.245 tona düştüğü görülmektedir. (Handbook 2006 s.42, 43) Diğer taraftan poliester filamentin üretim rakamları incelendiğinde 2000 yılında 1.484.370 ton olan üretimin 865.000 tona düştüğü tespit edilmektedir. (Handbook 2006 s.47) Bu durumda 2000 yılında %88 olan kapasite kullanım oranının kapasitedeki azalmaya rağmen 2005 yılında %76 seviyesine indiği ve oluşan kapasite fazlasının Türkiye tüketiminin tamamından fazlasını karşılayabileceği görülmektedir. Poliester filamentin satışları incelendiğinde ise, önlemin yürürlüğe girdiği 2000 yılından 2005 yılına kadar olan dönemde iç piyasa satışlarının %32, ihracatın %40 oranında azaldığı görülmektedir. (Handbook 2006 s.51)
(3) Önlem konusu ürünün kullanıcısı olan tekstil sektöründe iç piyasa talebi incelenmiştir. Raporda, tekstil üretiminin son dönemde sürekli olarak azaldığı ve üretim kaybının 2005 yılında 2000 yılına göre % 35’e ulaştığı, alt dal olan filamentten dokuma üretimi incelendiğinde ise buradaki kaybın 2000–2004 arasında % 45 olduğu görülmektedir.
(4) Yukarıdaki tespitler ışığında, üretici-ihracatçı firmaların büyük ölçekli kapasitelerinin bulunduğu, gerek iç piyasa talebinde gerekse ihracatta görülen azalma ile birlikte yeniden yapılanmaya gidilmesine rağmen bu ülkede hala kapasite fazlası sorununun olduğu değerlendirilmektedir.
b) Önleme tabi ülkenin diğer ülke pazarlarındaki durumu
(1) “Kore Ticaret Bilgi Servisi” (Korean Trade Information Services-KITA)’dan elde edilen Güney Kore tekstürize iplik ihracat istatistikleri incelendiğinde, 1997 yılında 40.595 ton olan ihracatın azalma eğilimine girerek 2005 yılında 12.249 tona gerilediği görülmektedir. Güney Kore’nin önemli ihracat pazarlarından Ç.H.C. ve Japonya gibi ülkelere olan ihracatında 2000-2005 döneminde kayda değer bir azalma tespit edilmiştir.
c) Türkiye pazarının önemi
(1) Türkiye, AB’ye olan yakınlığı ve kurmuş olduğu gümrük birliği çerçevesinde AB’ye yapılan önemli miktardaki tekstil ve hazır giyim ihracatı ve bu sektörlerdeki ham maddeye olan ihtiyacı sebebiyle önemli bir pazar konumundadır. Güney Kore’nin poliester tekstürize iplikler için önemli bir tedarikçi olması ve bu ülkedeki üretici/ihracatçıların Türkiye pazarının şartlarını, dağıtım ve pazarlama kanallarını iyi bilmeleri bu ülke için Türkiye pazarının önemini arttırmaktadır.
ç) Talebi etkileyen fiyat unsuru
(1) Yerli üretim dalı yeterli deneyim, gelişmiş alt yapı ve üretim yapısına sahip olup yeterli kalitede ürün üretebilmektedir. Önlem konusu ürünün tekstil sektörünün bir girdisi olduğu, ithalatçı firmaların cevaplarından da görüleceği üzere çok küçük fiyat avantajlarının tedarikçi tercihinde büyük önem taşıdığı dikkate alındığında, talebi etkileyen en önemli unsurun fiyat olduğu ve pazar payını artırmak isteyen üretici/ihracatçılar için fiyat avantajının esas olduğu anlaşılmaktadır. Güney Koreli üretici-ihracatçıların Türkiye dışında önlemin söz konusu olmadığı ülkelere yapmış olduğu ihracatın birim fiyatları incelendiğinde, önlemin yürürlükten kalkması halinde fiyatlarını önemli ölçüde düşürerek ihracat yapma potansiyellerinin olduğu görülmektedir. Mevcut kapasite fazlalığı sorununa dış piyasalarda oluşan fiyat rekabeti de eklendiğinde önlemin kalkması durumunda Güney Koreli üretici/ihracatçıların Türkiye’ye dampingli fiyatlardan mal ihracatını artırması muhtemeldir.
d) İşbirliğinin olmaması
(1) Türkiye’ye yapılan ihracatın devam etmesine karşın soruşturma sırasında gönderilen soru formlarına yanıt alınamamış olması önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingli ihracatın devam etmesinin veya yeniden ortaya çıkmasının muhtemel olduğunu göstermektedir.
e) Esas soruşturmada tespit edilen damping marjları
(1) Mevcut önleme esas teşkil eden soruşturma esnasında tespit edilen damping marjları, firmaların önlemin yürürlükten kalkması halindeki muhtemel davranışlarını yansıtacak önemli bir gösterge niteliği taşıdığından dikkate alınmıştır. Buna göre, esas soruşturmada Güney Koreli üretici/ihracatçı firmalar için tespit edilen ağırlıklı ortalama damping marjına eşit olacak şekilde konulan vergi oranı %33,7 olup önemli düzeydedir.
iii) Hindistan
a) Önleme tabi ülkede sektörün durumu ve kapasite fazlası
(1) Hindistan’daki sektörün durumu ve kapasite fazlasının bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Bu kapsamda, Hindistan Tekstil Bakanlığı internet sayfasında yer verilen sentetik filament ipliklerin üretim kapasitesi ve rakamları incelenmiştir. Buna göre, Hindistan’ın hem poliester filament iplik üretimini hem de kapasitesini 2000–2005 döneminde artırdığı, 30/09/2005 itibariyle 1.253.350 ton kapasitesi ve 1.003.630 ton yıllık üretiminin bulunduğu, buradan da 250.000 ton kapasite fazlasına sahip olduğu görülmektedir. Bu kapasite, Türkiye toplam tüketiminin üzerindedir. Bununla beraber, “Chemical Fibers International” dergisinin 2004 Haziran sayısında Hindistan poliester filament iplik üretiminin %90’ının tekstürize ipliklerden oluştuğu bilgisi yer almaktadır. Dergide ayrıca, özellikle de esas soruşturma sonucunda önlem uygulanan Reliance firması tarafından yapılması planlanan yatırımlarla Hindistan’ın poliester tekstürize iplik üretimini 2003 yılındaki 899.000 tondan 2010 yılında 1.800.000 tona çıkaracağı öngörülmektedir. Benzer şekilde aynı derginin Ağustos 2004 sayısında Reliance’ın 2003 yılında 434.000 ton olan yıllık poliester filament iplik kapasitesinin 2010 yılında 744.000 tona ulaşarak dünyada bu alanda 4 üncü büyük kapasiteden 2 inci büyük kapasiteye ulaşacağı bilgisi yer almaktadır.
(2) Reliance firması nihai bildirime ilişkin yanıtında, nihai bildirimde sadece üçüncü taraflardan elde edilen kaynaklarda yer alan ve Hindistan’daki kapasite fazlasını gösteren verilerin vurgulandığını buna karşılık zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi olasılığına ilişkin yeterli kanıta yer verilmediğini öne sürmüştür.
(3) Bununla beraber, nihai gözden geçirme soruşturmalarında sadece zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi olasılığı değil dampingin devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı da değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, dampingin ve zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi olasılığına ilişkin değerlendirmelerde ülkelerin inceleme konusu üründe kapasite fazlalarının bulunup bulunmadığının incelenmesi doğaldır. Nitekim böyle bir değerlendirme ile incelemeye konu olan ülkelerin üretim ve ihracat olanakları da ortaya konulmuş olmaktadır. Kapasite fazlasına ilişkin verilerin derlenmesinde de güvenilir, tüm taraflarca ulaşılabilir ve bağımsız kaynaklardan yararlanılmıştır.
(4) Gerek Indorama firması gerekse de Reliance firması nihai bildirime ilişkin yanıtlarında Hindistan Tekstil Bakanlığı internet sayfasından edinilen verilerden yola çıkılarak hesaplanan poliester filament iplikteki 250.000 tonluk kapasite fazlasının tekstürize ipliklere ilişkin olmadığını öne sürmüşlerdir.
(5) Bununla beraber, “Chemical Fibers International” dergisinden elde edilen ve nihai bildirimde de atıf yapılan Hindistan poliester filament iplik üretiminin %90’ının tekstürize ipliklerden oluştuğuna ilişkin veriye ve adı geçen derginin aynı sayısında yer alan Hindistan’ın poliester tekstürize iplik üretiminin 2010 yılında 1.800.000 tona çıkacağına ilişkin ifadeye iki firma da itirazda bulunmamıştır.
(6) Nitekim söz konusu dergide ülkelere 2002 ve 2003 yıllarında poliester tekstürize ürün üretiminde kullanmak üzere yapılan makine teslimatları da yer almaktadır. Buna göre Hindistan her iki yılda da Ç.H.C.’den sonra en çok makine teslimatının yapıldığı ülke olmuştur. Bütün bu veriler ışığında, Hindistan’da tekstürize iplik üretimine yönelik yatırımların sürdüğü anlaşılmaktadır.
(7) Reliance firması ayrıca, poliester filament iplik üretiminde Hindistan’daki kapasite kullanım oranlarının çok yüksek olduğunu ve dünya standartlarının üzerinde seyrettiğini öne sürerek sektörün 2001 ve 2005 yılları arasında ortalama %87,82’lik bir kapasite kullanım oranında çalıştığını ifade etmiştir. Bununla beraber, firmanın nihai bildirime verdiği yanıtta sunduğu verilere bakıldığında sektörün kapasite kullanım oranının bazı yıllarda %90’ın da üzerine çıktığı ve 2002-2003 döneminde %92,66’lık kapasite kullanım oranına ulaştığı görülmektedir. Soru formlarına verilen yanıtlar incelendiğinde de bazı firmaların poliester tekstürize iplik üretiminde dönem dönem kapasitelerinin üzerinde çalışabildiği de gözlenmektedir. Ayrıca, Hindistan gibi büyük ölçekli üretimin yapıldığı bir ülkede kapasite kullanım oranında oransal olarak küçük gibi görünen bir yükselmenin özellikle Türkiye ithalat ve tüketimiyle karşılaştırıldığında önemli bir miktar artışına karşılık geldiği düşünülmektedir. Dolayısıyla, her ne kadar kapasite kullanım oranlarının yüksek olduğu iddia edilmiş olsa da Hindistan’da ihracata yönlendirilebilecek bir kapasite fazlasının mevcut olduğu değerlendirilmekte olup planlanan kapasite artışı da dikkate alındığında önümüzdeki dönemde Hindistan’ın ihracat kapasitesinin Türkiye pazarı açısından ciddi büyüklükte olacağı anlaşılmaktadır.
(8) Tekstil Bakanlığının 2005–2006 Yıllık Raporunda ayrıca Hindistan’ın tekstil sektörünü teşvik etmek amacıyla yeni bir dış ticaret politikasını uygulamaya koyduğu bilgisi yer almakta olup bu durum Hindistan’da sektörün dış pazarlara yönelik ilgisinin artacağına işaret etmektedir.
(9) Hindistan’dan işbirliğine gelen her iki firma da nihai bildirime verdikleri yanıtta bu değerlendirmeye de karşı çıkarak, Hindistan Tekstil Bakanlığının faaliyet alanının poliester tekstürize iplik üretimini kapsamadığını, belirlenen yeni dış ticaret politikası ile de hazır giyim sektörünün desteklenmesinin planlandığını ifade etmişlerdir. Buna karşılık Hindistan Kimyasallar ve Gübreler Bakanlığına bağlı Kimyasallar ve Petrokimyasallar Departmanının hazırladığı 2005-2006 yıllık raporuna bakıldığında da suni filament iplik ihracatında yıllık ortalama %21,7 oranında bir artış yaşandığı görülmektedir.
(10) Öte yandan, inceleme konusu üründe Hindistan’a karşı AB tarafından 28/11/2002 tarihinden itibaren, değişen oranlarda sübvansiyona karşı telafi edici vergi uygulanmaktadır. Ayrıca, Reliance firmasının 2004-2005 yıllık faaliyet raporunun poliester ürünleri başlığı altında Hindistan Hükümeti’nin sektöre finansal destek sağladığı ve bazı tekstil makinelerinin gümrük vergilerinde indirime gittiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla, Hindistan’da önleme konu ürün ihracatında devlet desteğinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
(11) Reliance firması nihai bildirime verdiği yanıtta Hindistan’da milli gelir artışıyla birlikte giyim sanayi gibi poliester tekstürize iplikten mamul ürünleri kullanan sektörlerin de geliştiğini, tekstürize iplikte tüketim vergilerinin düştüğünü, tüm bu gelişmelerin etkisiyle iç talebin yıllık ortalama %15-17 oranında arttığını ve bu durumun kapasite fazlasını emdiğini öne sürmüştür. Firma ayrıca, Hindistan iç pazarının yüksek ithalat vergileriyle korunduğunu da belirtmiştir. Indorama firması da nihai bildirime verdiği yanıtta aynı yönde itirazlarda bulunarak 2005 yılının ikinci çeyreği ile 2006 yılının ikinci çeyreğini karşılaştırmış, iç talepteki canlılık nedeniyle bu dönemlerde ihracatın %18 daraldığını, üretimin %14 arttığını ve ithalatta da %58’lik bir artış yaşandığını öne sürmüştür.
(12) Firma tarafından öne sürülen ithalattaki yüksek korunma oranları yıllar itibariyle düşüş göstermektedir. Nitekim Hindistan Ticaret Bakanlığı internet sitesinden derlenen 2000 ve 2005 yılları arasında Hindistan’ın gerçekleştirdiği poliester tekstürize iplik ithalatına ilişkin veriler incelendiğinde de dönem içinde küçük dalgalanmalar yaşanmış olsa da, dönem başı ve sonu arasında söz konusu ürün ithalatında %1116’lık bir artış yaşandığı gözlenmektedir. Bu durum Hindistan’ın tekstürize iplik ithalatında 2000-2005 yılları arasında yıllık ortalama %65 artış olduğu anlamına gelmektedir. Söz konusu artış oranı Hindistan’daki kapasite artış oranından da iç talebin yıllık büyüme oranından da yüksek görünmektedir. Reliance firmasının nihai bildirime verdiği yanıtta da ifade ettiği gibi artan yurt içi talebin cazip fiyat koşulları doğurması muhtemeldir. Bununla beraber, bu gelişmenin Hindistan’ı diğer ülkeler için de bir cazibe merkezi haline getirebileceği düşünülmektedir. Nitekim Hindistan poliester tekstürize iplik ithalatının yıllık ortalama büyüme hızı iç talebin büyüme oranıyla karşılaştırıldığında gelecekte Hindistan’daki yerli üreticiler için genişleyen iç piyasadan yeterli derecede pay alamama durumunun ortaya çıkabileceği değerlendirilmektedir. Böyle bir olasılık, artan kapasite göz önüne alındığında Hindistan’daki yerli üreticileri yurt dışı pazarlara sevk edebilecek bir gelişmeye işaret etmektedir.
(13) Reliance firması yerli üretim dalının şikayet başvurusunda geçen Hindistan’ın 2010 yılında dünyanın 2 inci büyük iplik kapasitesine ulaşacağı iddiasının belgelendirilmemiş iddia olduğunu belirtmiştir. Ancak, bu bilgi “Man-Made Fiber Year Book” dergisinin Ağustos 2004 sayısında yer almaktadır.
(14) Reliance firması nihai bildirime ilişkin yanıtında ise söz konusu dergide yapılan atfın tüm poliester çeşitlerine yönelik olduğunu öne sürerek, kendisinin poliester tekstürize iplik üretim kapasitesinin toplam poliester kapasitesinin %8’i seviyesinde olduğunu ve bu alanda ek yatırım planlanmadığını iddia etmiştir. Buna karşılık, adı geçen dergideki değerlendirme tüm poliester çeşitlerinde değil poliester filament iplikteki üretim kapasitelerine ilişkindir. Ayrıca, firma 2003–2004 yıllık faaliyet raporunda kendisinin dünyanın en büyük ikinci poliester elyaf ve iplik üreticisi olduğunu ve bu konumunu sağlamlaştırmak için iyi hazırlandığını, 2004–2005 yıllık faaliyet raporunda da firmanın dünyanın en büyük poliester elyaf ve iplik üreticisi haline geldiğini ifade etmektedir. Dolayısıyla, her ne kadar toplam poliester kapasitesi içerisinde düşük bir paya sahip olduğu öne sürülmüş olsa da dünyanın en büyük poliester iplik üreticisi olduğunu öne süren bu firmanın mevcut üretim kapasitesiyle de inceleme konusu üründe önemli bir üretim ve ihracat potansiyeli olduğu değerlendirilmektedir.
(15) Indorama firmasının soru formuna verdiği yanıtlar ve sunduğu veriler incelendiğinde ise önleme rağmen firmanın Türkiye’ye satışlarında miktar bazında önemli bir artış sağlandığı görülmektedir. Söz konusu bu artış firmanın yurtiçi satışları ile diğer ülkelere gerçekleştirdiği satışlarında görülen artıştan çok daha yüksek oranda gerçekleşmiştir. Firma her ne kadar kapasitesinin üzerinde çalışıyor görünse de stoklarında miktar bazında bir artış da söz konusudur.
(16) Indorama firması nihai bildirime ilişkin yanıtında firmanın Türkiye’ye satışlarında önleme rağmen miktar bazında artış olduğu ve bu artışın firmanın yurtiçi satışları ile diğer ülkelere gerçekleştirdiği satışlarında görülen artıştan çok daha yüksek oranda gerçekleştiği yönündeki değerlendirmenin temelsiz olduğunu öne sürmüştür. Firma yanıtında, yapılan bu değerlendirmenin firmanın 2001/2002 döneminde mutlak ve nispi olarak düşük seyreden ihracat rakamlarına dayandırıldığını bunun da yanlış sonuçlara neden olduğunu iddia etmiştir.
(17) Bununla beraber, firmanın nihai bildirime verdiği yanıt ile soru formunda sunduğu veriler ışığında, söz konusu önlemin etkisinin tam olarak görüldüğü 2001 yılında Türkiye’ye yapılan ihracat miktarı 100 olarak kabul edildiğinde bu rakamın 2002, 2003 ve 2004 yıllarında sırasıyla 2752, 1907 ve 889 olarak gerçekleştiği görülmektedir. Firmanın 2001 yılında 100 olan yurt içi satış miktarı ise izleyen yıllarda 88, 110 ve 109 olarak gerçekleşmiştir. Diğer ülkelere yapılan ihracatta ise 2001 yılında 100 olan endeksin 2002, 2003 ve 2004 yıllarında sırasıyla 109, 122 ve 165 olarak gerçekleştiği gözlenmektedir. Bu çerçevede, önleme rağmen Türkiye’ye gerçekleştirilen ihracattaki gelişim dikkat çekici düzeydedir. Söz konusu endeksler firmanın gerek nihai bildirime ilişkin yanıtında gerekse soru formuna verdiği yanıtta mevcuttur.
b) Önleme tabi ülkenin diğer ülke pazarlarındaki durumu
(1) Hindistan’ın en çok ihracat yaptığı ülke ve bölgeler, Brezilya, İspanya, Kuzey ve Güney Amerika’dır. Hindistan’ın 2004 yılında bu ülke ve bölgelere yapmış olduğu ihracatı arttırdığı, bununla beraber ortalama birim fiyatlarının Türkiye’ye yapılan ihracatın birim fiyatlarının altında olduğu görülmektedir.
(2) Reliance firması nihai bildirime verdiği yanıtta Hindistan’ın Brezilya, İspanya, Kuzey ve Güney Amerika’ya daha ucuz olan ham ve renksiz poliester tekstürize iplik ihraç ettiğini, buna karşılık Türkiye’ye ise boyalı ürünler gibi katma değeri ve fiyatı yüksek olan ürün tiplerini sattığını belirterek birim ihraç fiyatlarının bu nedenle farklı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, dampinge karşı önlemin etkisiyle, önleme konu ülkeden gerçekleştirilen ithalatta, özel nitelik taşımayan ürün tiplerinin payının azaldığı, buna karşılık katma değeri yüksek ürün tiplerinin payının arttığı yönündeki değerlendirmenin haklı olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, önlemin yürürlükten kalkması halinde, önlem nedeniyle Türkiye’ye farklı tedarikçi ülkelerden ithal edilen düşük katma değerli ve düşük fiyatlı ürünlerin Hindistan’dan tekrar ithal edilmeye başlanabileceği ve de mevcut ortalama ihraç fiyatının daha da düşebileceği değerlendirilmektedir.
(3) Reliance firması, yerli üretim dalının Hindistan’ın dış pazarlarda zorlandığı iddiasını kabul etmemekte, öncelikle iç piyasaya odaklandıklarını ve birçok ülkeye ihracat yapabilme imkanlarının devam ettiğini ifade etmektedir. Bu durum Hindistan’ın istediği takdirde ihracatını arttırabileceği anlamına gelmekte olup önlemin yürürlükten kalkmasıyla Türkiye’ye yapılan ihracatın artmasının muhtemel olduğunu göstermektedir.
(4) Reliance firması nihai bildirime ilişkin yanıtında bu değerlendirmeye de karşı çıkarak bunun gerçeği yansıtmadığını öne sürmüş, Hindistan’daki ihracatçıların Amerika ve Batı Avrupa gibi pazarlara yöneldiğini iddia etmiştir. Firma ayrıca, adı geçen bölgelerde en az 2010 yılına kadar arz açığı olmasının beklendiğini ifade etmiştir.
(5) Bununla beraber Hindistan bu pazarlardaki tek tedarikçi ülke konumunda değildir. Chemical Fiber International dergisinin Haziran 2004 sayısında 2002 ve 2003 yıllarında poliester tekstürize ürün üretiminde kullanılan makinelerin teslimatlarına ilişkin istatistikler bulunmaktadır. Buna göre Ç.H.C. 2003 yılında aldığı makine sayısını bir önceki yıla göre %75 oranında arttırmış ve dünya genelinde poliester tekstürize ürün üretiminde kullanılan makine teslimatlarının %72’si bu ülkeye gerçekleştirilmiştir. Ç.H.C.’nin bu yatırımlarının sonucunda hem hızla büyüyen iç piyasasının ihtiyacını karşılayacağı hem de küresel piyasalardaki konumunu güçlendireceği düşünülmektedir. Nitekim, bahsi geçen derginin Ekim 2004 sayısına göre Ç.H.C.’nin 2003 yılında 27.000 ton olan poliester tekstürize iplik ihracatının 2010 yılında 200.000 tona ulaşacağı tahmin edilmektedir.
(6) Bu bağlamda, mevcut ihracat verilerine göre 2003 yılında Hindistan’ın gerisinde kalan Ç.H.C.’nin 2010 yılında Hindistan’ı yakalayacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, ilerleyen yıllarda Hindistan’ın poliester tekstürize iplik ihracatında ciddi bir rekabetle karşılaşacağı düşünülmektedir. Bu çerçevede, Hindistan’da yerleşik firmalarca mevcut önlemin de etkisiyle çok cazip görülmeyen ancak, dağıtım kanalları açısından iyi bilinen Türkiye pazarının, zorlaşan uluslararası rekabet koşullarında dampinge karşı önlemin de yürürlükten kalkması halinde tekrar cazip hale gelebileceği değerlendirilmektedir.
(7) Diğer taraftan, adı geçen derginin Ekim 2004 sayısında Hindistan’ın 2003 yılında 53.000 ton olan poliester tekstürize iplik ihracatının 2010 yılında 200.000 tona ulaşacağı da öngörülmektedir. Buna göre Hindistan, Ç.H.C., Endonezya ve Tayvan ile birlikte Asya’nın en büyük dört poliester tekstürize iplik ihracatçısından birisi olacaktır.
c) Türkiye pazarının önemi
(1) Türkiye AB’nin en önemli tekstil tedarikçilerinden birisi olup makine parkı, yatırımları ve yurtdışındaki imajı ile tekstil ve hazır giyimde dünyadaki önemli ülkelerden biri olmaya devam etmektedir. Reliance firmasının Türkiye’de çok sayıdaki acentelerinin yanında kendisinin de piyasa araştırması için ofisinin bulunması Türkiye pazarına verdiği önemi göstermektedir.
(2) Reliance firması nihai bildirime verdiği yanıtta Türkiye’deki ofisinin firmanın tüm ürünlerinin pazarlanmasında faaliyet gösterdiğini, kendisinin Türkiye’de bir ofise sahip olmasının önlemin yürürlükten kalkmasıyla birlikte Türkiye’ye ihracatını arttırabileceği anlamına gelemeyeceğini öne sürmüştür. Firma yanıtında, Türkiye’ye gerçekleştirdiği poliester tekstürize iplik ihracatının Türkiye’ye yaptığı toplam ihracatı ve firmanın toplam satışları içerisinde çok küçük bir paya sahip olduğunu belirterek poliester iplik ihracatının firma bakımından ihmal edilebilir düzeyde olduğunu öne sürmüştür.
(3) Bununla beraber, firmanın Türkiye’deki ofisinin varlığı poliester iplik ihracatına verdiği önemden çok söz konusu firmanın Türkiye pazarına atfettiği önem bakımından ele alınmıştır. Bahse konu ofisin varlığı, Reliance firmasının diğer ürünlerinin yanı sıra poliester tekstürize ipliklerde de Türkiye pazarına önem verdiğini, Türkiye pazarının koşullarını takip ettiğini ve önlemin kalkması halinde ihracatını arttırabilmesi için ihtiyaç duyacağı uygun teşkilat ve pazarlama yapısına sahip olduğunu göstermektedir.
(4) Öte yandan, adı geçen firmanın Türkiye’ye gerçekleştirdiği poliester iplik ihracatının toplam ihracatı içerisinde düşük bir paya sahip olması dampinge karşı önlemin yürürlükte olmasının doğal bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, Reliance gibi önemli bir üretim kapasitesine sahip olan ve büyük ölçekli üretim gerçekleştiren bir firma için küçük görünen bu oranların miktar olarak önemli büyüklüklere işaret ettiği değerlendirilmektedir.
(5) Reliance firması, nihai bildirimde Türkiye’nin AB pazarına yakınlığının vurgulanarak, Hindistan’ın, AB tarafından kendisine karşı uygulanan dampinge karşı önlemi Türkiye aracılığı ile etkisiz kılmayı hedeflediğinin kastedildiğini dile getirmiştir. Firma söz konusu pazarda, kendisinin AB içerisinde üretim yapan ilişkili firması Trevira aracılığıyla faaliyet gösterdiğini, Türkiye aracılığıyla AB pazarına girmesinin mümkün olmadığını, aksi yöndeki uygulamanın önlemlerin etkisiz kılınması anlamına geleceğini ifade etmiştir. Firma iddiasını desteklemek için Türkiye’nin ve AB’nin ithalat rakamlarından örnekler vermiş, AB’nin aldığı dampinge karşı önlemin yürürlüğe girdiği 2002 yılından bu yana Türkiye ve AB ithalatında herhangi bir sapmanın yaşanmadığını dile getirmiştir.
(6) Bununla beraber, Türkiye’nin AB’nin önemli bir tekstil tedarikçisi olmasının ve AB pazarına yakınlığının vurgulanmasındaki amaç, Türkiye’de inceleme konusu ürünün kullanım alanının yaygınlığının ve bu ürüne karşı Türkiye pazarındaki güçlü talebin kaynağının gösterilmesidir. İnceleme konusu ürün Türkiye’de pek çok nihai üründe ara girdi olarak kullanılmaktadır ve bu nihai ürünlerin ihraç edildiği en önemli pazarlardan birisi de AB’dir. Bu bağlamda, inceleme konusu ürünün olası dampingli fiyatlarla ihraç edilmesi bu ürünü kullanarak başka ürünler üreten üreticiler için önemli bir tercih sebebi olacaktır.
ç) Talebi etkileyen fiyat unsuru
(1) Yerli üretim dalı yaygın olarak kullanılan bir teknoloji ile üretim yapmakta olup sektörün üretim teknolojisi yönünden bir sıkıntısı bulunmamaktadır. İthalatçı soru formlarına gelen cevapların değerlendirilmesinden talebi etkileyen ana unsurun fiyat ve uzun vadeli satış imkanları olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Dampingli ihracatın fiyatlarını etkileyen ana unsur ise standart olan ham madde fiyatları ile artan rekabet ortamı olacaktır. Dünyada özellikle Ç.H.C.’nin yatırımlarıyla oluşan kapasite fazlası Hindistan’da yerleşik firmaların pazar paylarını korumak ya da arttırabilmek için maliyetlerin sabit kalması durumunda fiyatlarını arttırmasının güç olduğuna işaret etmektedir.
(2) Reliance firması Hindistan’ın Türkiye pazarına giriş fiyatlarının Tayland, Malezya, Endonezya ve Ç.H.C. gibi ülkelerden daha yüksek olduğunu ve yerli üretim dalına zarar verme ihtimalinin bulunmadığını iddia etmiştir. Söz konusu firma, nihai bildirime verdiği yanıtta da bu iddiasını tekrarlamış ve adı geçen dört ülkeden gerçekleştirilen ithalatın yerli üretim dalındaki mevcut ve olası zararın asıl kaynağı olduğunu, bu ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın birim fiyatlarının da Hindistan’dan gerçekleştirilen ithalatın birim fiyatlarından düşük olduğunu öne sürmüştür. Firma Hindistan’dan gerçekleştirilen ithalatın birim CIF fiyatlarının yerli üretim dalının birim fiyatlarından dahi yüksek olduğunu dile getirmiştir.
(3) Bununla beraber, Hindistan’a karşı önlem uygulaması bulunduğu için, bu ülkeden yapılan ithalat önlemden etkilenmekte ve talep, fiyatı daha yüksek olan, özel nitelikli tiplere kaymaktadır. Nitekim ithalatçı faturalarının incelenmesinden de bu durum teyit edilmiş, niteliksiz ve katma değeri düşük olan tiplerin yerine daha çok katma değere sahip, nitelikli ürünlerin ithal edildiği görülmüştür. Reliance firmasının Türkiye satış listesi ile iç piyasa satış listesi incelendiğinde de Hindistan iç piyasasında Türkiye’ye ağırlıklı olarak satılan ürün tiplerinin fiyatlarına göre çok daha düşük birim fiyatı olan ürün tiplerinin de bulunduğu, önlemin yürürlükten kalkması durumunda bu tipte ürünlerin de satılmasıyla Hindistan’ın ortalama birim ihraç fiyatının düşmesinin muhtemel olduğu anlaşılmaktadır.
(4) Diğer taraftan, Reliance firması nihai bildirime ilişkin yanıtında yürürlükteki damping önleminin ithalat üzerinde yukarıda açıklandığı şekilde bir etkisi olamayacağını belirterek, daha pahalı olan özel nitelikli ürün tipleri için dampinge karşı vergilerin ad valorem olması nedeniyle daha fazla vergi ödenmesi gerekeceği için böyle bir sonucun doğamayacağını iddia etmiştir.
(5) Ancak, gerek ithalatçı faturalarının incelenmesinden gerekse Reliance firmasının nihai bildirime verdiği yanıttan söz konusu etkinin görüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim firma nihai bildirime verdiği yanıtta Türkiye’ye renkli iplikler gibi katma değeri fazla ve fiyatı yüksek olan ürünler ihraç ettiğini ifade etmiştir. Damping önlemleri tüketici tercihlerinde böyle bir etkiye neden olabilmekte, kullanıcılar ek bir maliyetle karşılaşmamak için düşük nitelikli temel girdiler için farklı tedarikçi ülkelere yönelirken, özel ve katma değeri yüksek ürün tipleri için ise dampinge karşı önlemin maliyetine katlanabilmektedir.
d) Esas soruşturmada tespit edilen damping marjları
(1) Mevcut önleme esas teşkil eden soruşturmada tespit edilen damping marjları, firmaların önlemin yürürlükten kalkması halindeki muhtemel davranışlarını en iyi biçimde yansıtacak önemli bir gösterge niteliği taşıdığından dikkate alınmıştır. Buna göre, esas soruşturma sırasında Hintli üretici-ihracatçı firmalar için tespit edilen damping marjları konulan vergi oranlarına eşit olacak şekilde %6,8 ile %20,3 arasında değişen önemli düzeylerdedir.
(2) Reliance firması nihai bildirim sonrasında düzenlenen dinleme toplantısında esas soruşturmada tespit edilen damping marjlarının Hindistan’da yerleşik firmaların önlemin yokluğundaki muhtemel davranışlarını yansıtamayacağını, bu yönde bir değerlendirme yapılabilmesi için geçmiş verilerin değil mevcut verilerin kullanılması gerektiğini öne sürmüştür.
(3) Firma nihai bildirime ilişkin yanıtında 2003, 2004 ve 2005 yıllarında Hindistan’dan Türkiye’ye gerçekleştirilen önlem konusu ürün ihracatının büyük kısmının kendisi tarafından gerçekleştirildiğini, kendisinin de soruşturma süresince Müsteşarlığımız ile tam işbirliği içerisinde bulunduğunu belirtmiştir. Firma ayrıca, soru formlarına ayrıntılı olarak yanıt verdiğini bu iş için zaman ve kaynak ayırdığını ancak sunduğu verilerin yeniden damping marjı hesaplamasında kullanılmadığını ifade etmiştir. Firma sunduğu verilerin kullanılması halinde inceleme döneminde ihracatın birim fiyatlarının yükseldiğinin ve damping marjının negatif olduğunun görüleceğini dile getirerek, bu noktadan hareketle dampingin devam etmediğini ve yeniden meydana gelmesi olasılığının bulunmadığını öne sürmüştür.
(4) Ancak, yürütülen soruşturma bir nihai gözden geçirme soruşturması olduğundan dampingin varlığı değil önlemin kalkması durumunda dampingin devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı hususu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, dampingin belirlenmesi bu değerlendirme için ihtiyari bir unsurdur ve Yönetmeliğin 41 inci maddesi kapsamında bu soruşturmada damping belirlemesi yapılmasına gerek görülmemiştir.
(5) Ayrıca, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuat, işbirliğine gelmeyen firmaların işbirliğine gelmemeyi caydıracak muameleye tabi tutulmasına izin vermekle birlikte bu yöndeki izin işbirliğine gelen firmalar için ayrıcalıklı bir durumun yaratılması gerektiği anlamına gelmemektedir.
(6) Öte yandan, esas soruşturmada tespit edilen damping marjlarının büyüklüğü bu nihai gözden geçirme soruşturması çerçevesinde yapılan değerlendirmenin tek dayanak noktası olarak görülmemektedir. Soruşturma boyunca elde edilen ve karara esas teşkil edecek olan mevcut döneme ilişkin verilere nihai bildirimde yer verilmiştir. Esas soruşturmada tespit edilen damping marjlarının önemi, Hindistan’da yerleşik firmaların daha önce sergiledikleri ve esas soruşturma sonucunda delilleriyle ortaya koyulan fiyatlandırma tutumunu göstermesinden kaynaklanmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu gözden geçirme soruşturmasında Hindistan’da yerleşik firmaların Türkiye’ye ihracat yaparken esas soruşturmada ortaya konulduğu gibi dampingli fiyatlarla ihracat yapmalarının muhtemel olup olmadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, Hindistan’da yerleşik firmalar için esas soruşturmada tespit edilen damping marjları, bu soruşturmada varlığı veya yeniden ortaya çıkması ihtimali araştırılan unsurlardandır.
(7) Reliance firması dinleme toplantısından sonra Müsteşarlığımıza ilettiği görüşünde, bahse konu nihai gözden geçirme soruşturmasının yerli üretim dalının usulüne uygun olarak yaptığı bir başvuruya dayanmadığını, soruşturmanın gerçekleri yansıtan yeterli veriye dayanmadan başlatıldığını öne sürmüştür.
(8) Yerli üretim dalının usulüne uygun olarak yaptığı başvurunun incelenmesi sonucunda bir nihai gözden geçirme soruşturmasının açılabilmesi için mevzuat kapsamında yeterli bilgi, belge ve delillerin mevcut olduğu anlaşılmış ve İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu’nca soruşturma açılmasına karar verilmiştir. Bu husus, 24/06/2005 tarih ve 25855 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin 2005/13 sayılı Tebliğ ile de duyurulmuştur.
(9) Soruşturma açılmasını müteakip, söz konusu ürünün önleme konu ülkelerde yerleşik bilinen tüm üretici/ihracatçılarına ve ayrıca bu ülkelerde yerleşik diğer üretici/ihracatçılara iletilebilmesini sağlamak amacıyla Güney Kore ve Hindistan’ın Ankara Büyükelçilikleri ile Taipei Ekonomi ve Kültür Ofisi’ne soru formları, soruşturma açılış Tebliği ve de yerli üretim dalı tarafından yapılan başvurunun gizli olmayan özeti gönderilmiştir. Buna karşılık, bahse konu iddia daha önce hiçbir firma tarafından gündeme getirilmemiştir. Dolayısıyla, soruşturmanın nihai aşamasına gelinceye kadar gündeme getirilmeyen bu iddia makul kabul edilmemiştir.
e) Diğer ülkelerce uygulanmakta olan dampinge karşı önlemler
(1) Hindistan’a karşı AB tarafından 28/11/2002 tarihinden itibaren %3,77 ile %7,9 arasında değişen oranlarda dampinge karşı vergi uygulanmaktadır. Bu önlemler Hindistan’ın sadece ülkemize değil diğer ülkelere de dampingli ihracat yaptığını ve yukarıdaki değerlendirmelerin tutarlı olduğunu, önlemin yürürlükten kalkması durumunda benzer eğilimin devam etmesinin muhtemel olduğunu ortaya koymaktadır.
(2) Reliance firması nihai bildirime ilişkin yanıtında AB tarafından Hindistan menşeli poliester tekstürize ipliklerin ithalinde dampinge karşı önlem uygulanmasının Hindistan’ın diğer ülkelere de dampingli fiyatlarla ihracat yaptığı anlamına gelemeyeceğini öne sürerek, kendisinin Türkiye dışında çok sayıda ülkeye ihracat yaptığını bunların içerisinde sadece AB tarafından dampinge karşı önlem uygulandığını belirtmiştir.
(3) Bununla beraber, böyle bir değerlendirmenin ihracat yapılan ülke sayıları bakımından değil dampingli fiyatlarla gerçekleştirilen ihracatın toplam ihracat içerisindeki payı göz önüne alınarak yapılmasının daha anlamlı olacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, AB’nin resmi istatistik kurumu olan EUROSTAT’tan alınan ve AB-15’in (Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, İngiltere, Portekiz, Lüksemburg, Belçika, Hollanda, Finlandiya, Yunanistan, İsveç, Avusturya, Danimarka ve İrlanda) Hindistan’dan gerçekleştirdiği soruşturmaya konu madde ithalatını gösteren veriler ile Hindistan’ın Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’na bağlı Dış Ticaret Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinden temin edilen ihracat verileri 2000-2005 dönemi için karşılaştırılmıştır.
(4) EUROSTAT verilerine göre, AB tarafından alınan önlemin henüz yürürlüğe girmediği 2000 ve 2001 yıllarında Hindistan’ın AB-15’e gerçekleştirdiği soruşturmaya konu madde ihracatının, söz konusu ülkenin toplam ihracatı içerisindeki payı %49,43 iken, 2001 yılında bu oran %95,89’a çıkmış, önlemin yürürlüğe girdiği yıl olan 2002’de ise %81,44 olarak gerçekleşmiştir. Ancak, söz konusu önlemin 2002 yılının sonunda alınmış olması nedeniyle etkilerinin tam olarak gözlenebileceği dönem 2003 ve sonrasındaki yılları kapsamaktadır. Bu bağlamda, 2003-2005 yılları arası dönemde AB-15’e gerçekleştirilen ihracatın Hindistan’ın toplam ihracatı içerisindeki payı sırasıyla, %83,71, %28,05 ve %15,31 olarak gerçekleşmiştir.
(5) Buna karşılık aynı hesaplama için Hindistan’ın Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’na bağlı Dış Ticaret Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinden temin edilen ihracat verileri kullanıldığında ise AB tarafından alınan önlemin henüz yürürlüğe girmediği 2000 ve 2001 yıllarında Hindistan’ın AB-15’e gerçekleştirdiği soruşturma konusu ürün ihracatının, söz konusu ülkenin toplam ihracatı içerisindeki payının 2000 yılında %56,25 iken, 2001 yılında %53,48’e düştüğü, önlemin yürürlüğe girdiği yıl olan 2002’de ise %39,02 olarak gerçekleştiği görülmektedir. Bahse konu dampinge karşı önlemin 2002 yılı sonunda alındığı göz önüne alındığında etkilerinin 2003-2005 döneminde tam olarak görülmesi muhtemeldir. Bu çerçevede, söz konusu yıllarda AB-15’e gerçekleştirilen ihracatın Hindistan’ın toplam ihracatı içerisindeki payı sırasıyla, %28,66, %22,80 ve %18,59 olarak gerçekleşmiştir.
(6) Yapılan bu analizden de anlaşılacağı gibi, AB tarafından alınan önlem çerçevesinde, 2001 yılında Hindistan’ın inceleme konusu üründeki toplam ihracatının en düşük oran alınsa bile %53,48’inin dampingli fiyatlarla yapıldığı şüphesi doğmaktadır. Dolayısıyla, Hindistan menşeli ürünlerin ithalatında dampinge karşı önlem uygulayan ülke sayısı az olarak görünse de önleme tabi ihracat miktarı göz önüne alındığında Hindistan’dan dampingli fiyatlarla ihracat yapılması olasılığının bulunduğu değerlendirilmektedir.
(7) Bununla beraber, Türkiye ve AB haricinde ihracat yapılan diğer ülkelerde dampinge karşı önlem uygulamasına gidilmemesinin birçok nedeni olabilir. Böyle bir değerlendirmenin anlamlı olabilmesi için ihracat yapılan ülkelerde inceleme konusu maddeyi üreten yerli sanayinin bulunup bulunmadığı, var ise yerli sanayinin Hindistan menşeli ithalattan zarar görüp görmediği, Hindistan’ın o ülkelere gerçekleştirdiği ihracat miktarının ihmal edilebilir düzeyde olup olmadığı gibi hususların da incelenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, Reliance firmasının bu konuda öne sürdüğü iddia makul kabul edilmemiştir.
(8) Öte yandan, AB tarafından alınan dampinge karşı önlemin yürürlüğe girmesinden sonra Hindistan’ın bu bölgeye gerçekleştirdiği ihracatta önemli oranda düşüş yaşandığı gözlenmektedir. Bu gelişmenin sonucu olarak Hindistan’daki üretici ve ihracatçıların AB pazarına önlem öncesi dönemde olduğu kadar giremediği ve soruşturma konusu ürünü ihraç etmek için yeni pazar arayışına girdikleri düşünülmektedir. Bu durumda, Türkiye tarafından mevcut dampinge karşı önlemlerin kaldırılmasıyla bu ülkeden gerçekleştirilecek ihracatta artış olacağı değerlendirilmektedir.