(1) Önleme tabi ülkelerdeki sektörün durumu, Türkiye’ye yönlendirebilecekleri fazla kapasitelerinin bulunup bulunmadığı ve bu ülkelerin Türkiye harici pazarlardaki durumu incelenmiştir.
a) ÇHC’de yerleşik sektörün durumu
1) ÇHC’de yerleşik bulunan üretici-ihracatçı firmalardan soruşturma açılışında iletilen soru formlarına herhangi bir yanıt alınamamıştır. Dolayısıyla önleme konu ülkedeki sentetik veya suni devamsız liflerden dokunmuş mensucatın üretim ve satış miktarı ile üretim kapasitesi hakkında birincil kaynaklardan veri elde edilememiştir.
2) Uluslararası Ticaret Merkezi (UTM)’nden elde edilen verilere göre 5407 Gümrük Tarife Pozisyonunda 2010, 2011 ve 2012 yıllarında ÇHC dünya ihracatının değer bazında sırasıyla %33,4, %38,1 ve %41,9’unu gerçekleştirmiştir. Miktar bazında ise aynı yıllar içerisinde dünya ticaretinden aldığı pay sırasıyla %50,6, %47,7 ve %54,3 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu ülkenin 2010-2012 yılları arasında toplam ihracatı miktar olarak %20,1 artarken değer olarak %48,1 oranında artmıştır. ÇHC’nin ortalama ihraç fiyatları ise 2010’da 5,24 ABD Doları/Kg iken 2011 yılında 6,31 ABD Doları/Kg, 2012 yılında ise 6,46 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.
3) Uluslararası Tekstil Üreticileri Federasyonu (ITMF) verilerine göre 2011 yılında kurulu kapasite bakımından ÇHC dünyadaki en büyük kapasiteye sahip ülkedir. 2011 verilerine göre dünya mekiksiz dokuma tezgahlarının %53’ü, mekikli dokuma tezgahlarının %42’si ayrıca filament dokuma tezgahlarının da %40’ı ÇHC’de bulunmaktadır. Ayrıca ÇHC 2010-2012 yılları arasında tedarik miktarını en çok artıran ülke konumundadır. ÇHC, özellikle önlem konusu ürünün üretiminde ve ihracatında oldukça agresif bir politika izlemekte, bunun karşılığı olarak da dünya ihracatındaki payını artırmaktadır. ÇHC soruşturma konusu ülkeler arasında her yıl ihracatını artıran tek ülke konumundadır. Diğer taraftan, ÇHC’nin son yıllardaki yeni kapasite yatırımları ve küresel krizin etkisiyle dünya talebinde yaşanan talep daralması birlikte değerlendirildiğinde, ÇHC’de yerleşik ciddi boyutta bir kapasite fazlasının olduğu değerlendirilmektedir.
b) ÇHC’nin diğer ülke pazarlarındaki durumu
1) ÇHC’nin en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında, Birleşik Arap Emirlikleri, Vietnam, Brezilya, Endonezya, Pakistan ve Rusya gelmektedir. ÇHC’nin genel ihracatı 2012 yılına kadar çok hızlı artış gösterirken 2012 yılında ihracat artış hızı bir miktar yavaşlamıştır. Bu durumun küresel krizin etkisiyle dünya pazarında yaşanan daralmadan kaynaklandığı değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, ÇHC’nin ihracat performansındaki artış, ÇHC’nin gerçekleştirdiği yatırımlarla da paralellik arz etmektedir; ancak ÇHC’nin özellikle 2011 yılındaki kapasite artırımı 2012 yılı ihracatına tam olarak yansımamıştır. Bu durumun ÇHC’de önlem konusu ürün için kapasite fazlasının oluştuğu anlamına geldiği düşünülmektedir.
c) Tayvan’da yerleşik sektörün durumu
1) Tayvan’da yerleşik bulunan üretici-ihracatçı firmalar arasından kendilerine gönderilen soru formuna yanıt vererek işbirliğinde bulunan bir firma olmamıştır. Dolayısıyla önleme konu ülkedeki sentetik veya suni devamsız liflerden dokunmuş mensucatın üretim ve satış miktarı ile üretim kapasitesi hakkında birincil kaynaklardan veri elde edilememiştir.
2) UTM’den elde edilen istatistiki verilere göre Tayvan miktar bazında 2010 yılında dünya ihracatının %11,67’sini, takip eden yıllarda ise %9,09’unu ve %9,11’ini gerçekleştirerek gözden geçirme dönemi olan 2010-2012 yılları itibariyle tüm ihracatçı ülkeler arasında ÇHC’den sonra ikinci sırada yer almıştır. Söz konusu ülkenin 2010-2012 yılları arasında toplam ihracatı miktar olarak %12,6 oranında azalırken, değer olarak %6,5 artmıştır. Tayvan’ın ortalama ihraç fiyatları ise 2010’da 6,17 ABD Doları/Kg iken, 2011 yılında 7,49 ABD Doları/Kg, 2012 yılında ise 7,52 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.
3) Tayvan miktar olarak ÇHC’den sonra ihracat pazarında en çok paya sahip olan ülke konumundayken değer bazında Güney Kore’nin ardından üçüncü sırada yer almaktadır. Diğer taraftan ITMF istatistiklerine göre 2008 yılında dünya kurulu dokuma tezgahı kapasitesi açısından yedinci sırada olan Tayvan 2009-2011 yılları arasında da her yıl dokuma tezgahı alımlarını artırmıştır. Ancak buna karşılık 2011 yılında miktar bazında ihracatı gerilemiş, 2012 yılında hem miktar hem değer bazında ihracatı gerilemiştir. Bu durum Tayvan’ın hâlihazırda ciddi oranda kapasite fazlası bulunduğuna işaret etmektedir.
ç) Tayvan’ın diğer ülke pazarlarındaki durumu
1) Daha önce de ifade edildiği üzere Tayvan sentetik filamentten mensucatta 2012 yılında gerçekleştirdiği 256.741 tonluk ihracatı ile dünyanın en büyük ikinci tedarikçi ülkesi konumundadır. UTM verilerine göre Tayvan’ın en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında ÇHC, Vietnam, Hong Kong, Brezilya, Meksika ve Filipinler gelmektedir.
2) Tayvan’ın sentetik filamentten mensucat ihracatı miktar bazında 2008-2012 yılları arasında %14 oranında gerilemiştir. Özellikle 2010’dan itibaren Tayvan’ın ihracatı her yıl azalmıştır. Tayvan’la birlikte dünya genelinde artan kapasite de düşünüldüğünde Tayvan’da yerleşik üretici ve ihracatçıların yurt dışında bir rekabet sorunu yaşadıkları değerlendirilmektedir. Bu durum ayrıca Tayvan’ın dünya pazarlarında daha agresif bir ihracat stratejisine girme ihtimalini de beraberinde getirmektedir.
d) Tayland’da yerleşik sektörün durumu
1) Tayland’da yerleşik bulunan üretici-ihracatçı firmalar arasından kendilerine gönderilen soru formuna yanıt vererek işbirliğinde bulunan bir firma olmamıştır. Dolayısıyla önleme konu ülkedeki sentetik veya suni devamsız liflerden dokunmuş mensucatın üretim ve satış miktarı ile üretim kapasitesi hakkında birincil kaynaklardan veri elde edilememiştir.
2) UTM’den elde edilen istatistiki verilere göre Tayland 2010 yılında değer bazında dünya ihracatının %1,2’sini, takip eden yıllarda ise yine %1,2’sini ve %1,3’ünü gerçekleştirerek 2012 yılı itibariyle tüm ihracatçı ülkeler arasında değer bazında 14 üncü miktar bazında 13 üncü sırada yer almıştır. Söz konusu ülkenin 2010-2012 yılları arasında toplam ihracatı miktar olarak %4,9 oranında artarken, değer olarak %29,3 oranında artmıştır. Tayland’ın ortalama ihraç fiyatları ise 2010’da 6,80 ABD Doları/Kg iken, 2011 yılında 8,09 ABD Doları/Kg, 2012 yılında ise 8,38 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.
3) ITMF verilerine göre 2011 yılında filament dokuma tezgahlarında kurulu kapasite açısından dünyadaki en büyük ikinci kurulu kapasiteye sahiptir. Ayrıca yine ITMF verilerine göre mekiksiz dokuma tezgah tedariklerini de 2009-2012 yılları arasında her yıl düzenli olarak artırmıştır. Textile International Outlook dergisinin Aralık 2012 sayısında yer alan verilere göre sentetik filament kumaşların dokunduğu su jetli dokuma tezgahının Tayland’daki tedariki 2011 yılında %74,6 artış göstermiştir. Diğer taraftan aynı derginin Temmuz 2012 sayısında Tayland’da tekstil üretiminin 2011 yılında %17,7 oranında düştüğü ifade edilmektedir. Üretimde yaşanan bu gerilemeye rağmen Tayland’ın sahip olduğu makine parkı ve son yıllarda artış gösteren makine tedariki Tayland’da ciddi oranda kapasite fazlası olduğuna delalet etmektedir.
e) Tayland’ın diğer ülke pazarlarındaki durumu
1) UTM verilerine göre Tayland’ın en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında, Vietnam, ÇHC, Myanmar, ABD ve Bangladeş gelmektedir. Bu ülkelerden özellikle Vietnam’a Tayland’ın ihracatı artış gösterirken diğer ülkelere yapılan ihracat genel itibariyle paralel bir seyir izlemiştir. Tayland’ın ikinci en büyük ihracat pazarı olan ÇHC’ye yönelik ihracatı 2010-2012 yılları arasında %9,2 oranında gerilemiştir.
2) Tayland Ticaret Bakanlığı yapmış olduğu yazılı başvuruda Tayland’ın kapasitesinin kendi iç piyasası ile Asya bölgesini hedeflediğini ayrıca birim fiyatların oldukça yüksek olduğunu, dolayısıyla Tayland kaynaklı bir zarar oluşma riskinin bulunmadığını ifade etmiştir.
3) Tayland’ın kurulu kapasitesinin büyüklüğü ve kapasite kullanım oranının düşük olması göz önüne alındığında, Tayland’ın önlemin yürürlükten kalkması halinde Türkiye’ye yönlendirilebilecek bir atıl ihracat kapasitesinin bulunduğu değerlendirilmektedir.
f) Malezya’da yerleşik sektörün durumu
1) Önleme tabi ülkedeki sektörün durumu ile ilgili olarak yapılan değerlendirmelerde, Malezya’dan işbirliğine gelen tek firma olan Recron firmasının soru formuna verdiği yanıtlar ile uluslararası kaynaklardan elde edilen verilerden yararlanılmıştır.
2) Firmanın soru formuna yanıtlarında soruşturma konusu ürünün satışına ilişkin olarak sunduğu veriler incelendiğinde de 2012 yılında Türkiye’ye yapılan satışların soruşturma konusu ürünün toplam cirosu içerisinde önemli bir yer tuttuğu (%28,3), Türkiye’nin miktar bazında da en önemli pazar konumunda olduğu anlaşılmaktadır (%29,5). İlgili firmanın soruşturma konusu ürün için 2012 yılında yurt içi satışlarının toplam satışlarına oranı ise %13,3’tür.
3) Diğer taraftan UTM’den elde edilen istatistiki verilere göre Malezya 2010 yılında değer bazında dünya ihracatının %0,8’ini, takip eden yıllarda ise yine %0,8’ini ve %0,6’sını gerçekleştirerek 2012 yılı itibariyle tüm ihracatçı ülkeler arasında on sekizinci sırada yer almıştır. Söz konusu ülkenin 2010-2012 yılları arasında toplam ihracatı miktar olarak %24,6 oranında gerilerken, değer olarak %12,6 oranında azalmıştır. Malezya’nın ortalama ihraç fiyatları ise 2010’da 2,91 ABD Doları/Kg iken 2011 yılında 3,78 ABD Doları/Kg, 2012 yılında ise 3,38 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.
4) Diğer taraftan World Textile Intelligence dergisine göre Malezya’nın genel tekstil ihracatında düşük fiyatlı üretim yapan diğer Asya ülkeleri ile rekabet şartları ve küresel ekonomideki durgunluk önemli etkiye sahiptir. Ancak bu olumsuzluklara rağmen Malezya hükümeti ihracatı artırmak adına agresif politikalar geliştirmektedir. Aynı dergiye göre özellikle sentetik kumaş üretiminde 2011-2020 yılları arasında 3 milyar dolarlık yatırım öngörülmektedir. Ayrıca Malezya 2015 yılına kadar tekstil ve konfeksiyon ihracatını yaklaşık %50 oranında artırmayı hedeflemektedir, 2020 yılına kadar da mevcut ihracatın iki katına çıkarılması hedeflenmekte ve buna yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
5) Bahse konu ülkedeki üretim kapasitesine ilişkin değerlendirme yapabilmek amacıyla ITMF verileri incelenmiştir. Buna göre 2010-2012 yılları arasında Malezya’nın dokuma makinesi tedariki %60 oranında artmıştır. Ancak yine de soruşturma konusu diğer ülkelerden daha düşük bir üretim kapasitesine sahip olduğu değerlendirilmektedir. Bununla beraber, 2010-2012 yılları arasında Malezya’nın sentetik filamentten mensucat ihracatının %24,6 oranında gerilediği ve özellikle Recron firmasının en büyük pazarının Türkiye olduğu değerlendirildiğinde atıl kapasitenin arttığı ve önlemin kalkması halinde oldukça düşük fiyatlarla Türkiye’ye gelme ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmektedir.
6) Malezya ile Türkiye arasında 17 Nisan 2014 tarihinde STA imzalanmış olup, anılan anlaşma henüz yürürlüğe girmemiştir. Önlem kapsamı ülkeler arasında en büyük tedarikçi olan Malezya’nın, STA yürürlüğe girdikten sonra Türkiye’ye önlem konusu eşya ihracatının artması beklenmektedir.
7) Nitekim SASİAD, ATHİB, RB Karesi Tekstil Firması ve ADASO Nihai Bildirim’e vermiş oldukları görüşlerinde; STA akdedilen ülkelerle eskiye oranla ticarette bir liberalleşmenin olduğunu vurgulamışlar, özellikle ADASO ve RB Karesi Tekstil Firması Malezya’ya yönelik damping önleminin, ithalatın birim fiyatları, ithalat payı ve ithalat artış oranı, STA gibi faktörler de göz önüne alınarak artırılması gerektiğini savunmuşlardır.
g) Malezya’nın diğer ülke pazarlarındaki durumu
1) UTM verilerine göre Malezya’nın en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında Türkiye, Filipinler, Vietnam, Tayland ve Meksika gelmektedir. Malezya’nın özellikle Türkiye’ye olan ihracatı son yıllarda artış göstermiştir. Ayrıca Türkiye Malezya’nın en önemli ihracat pazarı konumundadır. 2012 yılında Malezya’nın toplam ihracatında Türkiye’nin payı yaklaşık olarak %30 seviyesindedir. 2010-2012 yılları arasında Malezya’nın genel ihracatı gerilerken önemli ihracat ortakları karşısında da ihracatı gerilemiştir. UTM istatistiklerine göre Malezya’nın başlıca ihracat pazarları olan Filipinler, Vietnam, Tayland ve Meksika’ya yönelik ihracatı gerilerken Türkiye’ye olan ihracatının artıyor olması, Malezya’daki kapasitenin Türkiye’ye yöneldiğine işaret etmektedir. Nitekim gözden geçirme döneminde Türkiye’nin Malezya’nın ihracatından aldığı pay yaklaşık olarak %20 seviyesinden %30 seviyesine ulaşmıştır. Önlemin yürürlükten kalkması halinde ihracatın çok daha önemli bir kısmının Türkiye’ye yönlendirileceği değerlendirilmektedir.
ğ) Güney Kore’de yerleşik sektörün durumu
1) Önleme tabi ülkedeki sektörün durumu ile ilgili olarak, işbirliğinde bulunan firmaların soru formuna verdikleri yanıtlar ile yanıtlarına ek olarak sundukları sektör raporları ile Güney Kore’deki meslek kuruluşları tarafından hazırlanmış olan çalışmalar ve uluslararası kaynaklardan yararlanılmıştır.
2) UTM’den elde edilen istatistiksel verilere göre Güney Kore 2010 yılında değer bazında dünya ihracatının %8,7’sini, takip eden yıllarda ise %8,6’sını ve %8,9’unu gerçekleştirerek 2012 yılında tüm ihracatçı ülkeler arasında ikinci sırada yer almıştır. Miktar bazında ise 2010-2012 yılları arasında dünya ticaretinden aldığı pay sırasıyla %7,1, %5,9 ve %6,1 oranında gerçekleşmiştir. Güney Kore dünya ihracatında miktar bazında ÇHC ve Tayvan’dan sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Söz konusu ülkenin 2010-2012 yılları arasında toplam ihracatı miktar olarak %12 oranında gerilerken, değer olarak %20,8 oranında artmıştır. Güney Kore’nin ortalama ihraç fiyatları ise 2010’da 9,74 ABD Doları/Kg iken 2011 yılında 11,56 ABD Doları/Kg, 2012 yılında ise 12,12 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.
3) Soruşturma konusu üründe Güney Kore dünyanın en önemli üreticileri arasında yer almaktadır. 2008 ve 2011 yılları itibariyle kurulu dokuma kapasiteleri (makine sayıları) karşılaştırıldığında ITMF verilerine göre kurulu kapasitenin tamamına yakınının filament dokuma tezgahlarından oluştuğu, mevcut kurulu kapasitesinin oldukça yüksek olduğu ancak bu dönem içerisinde Güney Kore’nin çok fazla makine alımına gitmediği görülmektedir. Diğer taraftan, Textile Outlook Intelligence (Eylül 2011) dergisinin verilerine göre kurulu kapasite üzerinde teknolojik yatırımlar yapılmak suretiyle mevcut makinelerin teknolojik olarak geliştirildiği bilgisi alınmıştır. Yine aynı dergide iç piyasada tüketimin oldukça sınırlı seviyelerde olduğu, uluslararası rekabette ise Güney Kore’nin Hindistan, Bangladeş, Kamboçya, Tayland gibi daha düşük fiyatlı üretim ve ihracat yapan ülkelere karşı rekabet açısından zorluk yaşadığı ifade edilmektedir. Ayrıca Güney Kore hammadde maliyetlerine ilişkin ITMF verilerine göre, ÇHC, Hindistan, Türkiye gibi ülkelerden daha düşük fiyatlarla hammadde tedarik edebilmektedir.
4) Diğer taraftan bazı ithalatçılar, kendilerine gönderilen soru formlarına verdikleri yanıtta Güney Kore’den katma değeri yüksek olan ve yerli üreticilerce üretilemeyen ürün tiplerini ithal ettiklerini ifade etmişlerdir. Yerli üreticinin bu konudaki görüşleri sorulmuş, alınan yanıtta Güney Kore’nin terbiye teknolojisinin gelişmiş olduğu bu nedenle katma değeri yüksek, nitelikli kumaşların bu ülkeden ithal edildiği ifade edilmiştir. Bununla beraber, yerli üreticilerin de terbiye teknolojisinde önemli yatırımlar yaptığı, bu sayede dünyanın bu konudaki önde gelen üreticileri ile mukayese edilebilecek nitelikte mensucat üretebildikleri de vurgulanmıştır.
5) KTTA’nın “Korea Textile World” adlı aylık dergisinde ise Güney Kore’de yurt içi talebin hayli sınırlı olduğu vurgulanmakta ve yerli üretimin büyük kısmının ihraç edildiği ifade edilmektedir. Bununla beraber küresel ekonomik krizin etkilerinin hala tam olarak geçmemiş olmasının Güney Kore’yi dış pazarlarda sıkıntıya soktuğu ifade edilmektedir. Aynı dergide ayrıca STA imzalanan ülke pazarlarının Güney Kore ihracatı için önemli bir potansiyel oluşturduğu belirtilmektedir. Türkiye ile Güney Kore arasında imzalanan ve 1 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe giren STA ile birlikte Güney Kore’ye yönelik olarak uygulanmakta olan ortalama %6,4 oranındaki gümrük vergisi 6 yıl içinde kademeli olarak yürürlükten kaldırılacaktır. Öte yandan, Güney Kore’ye önlem konusu üründe uygulanan %18 oranındaki ilave gümrük vergisi de STA’nın yürürlüğe girmesiyle beraber sıfırlanmıştır. Bu durum, Güney Kore’deki fazla kapasitenin dampinge karşı önlemin kalkmasıyla beraber Türkiye’ye yönelme ihtimalini güçlendirmektedir.
6) Diğer taraftan, Güney Kore’nin oldukça küçük bir iç pazarı olmasına rağmen son dönemde ithalatı da ciddi oranda artış göstermiştir. 2010-2012 yılları arasında Güney Kore’nin ithalatı %38 oranında artmıştır. Bu ithalatın içinde ÇHC’nin payı 2012 yılında %59 olarak gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, aynı dönemde Güney Kore’nin ÇHC’den ithalatı da %82 oranında artış göstermiştir. Bu durum yerli üreticilerin de ifade ettiği Güney Kore ile ÇHC arasındaki “tamamlayıcılık” ilişkisine işaret etmektedir. Güney Kore, ÇHC’den ithal ettiği kumaşları boya baskı ve finisaj gibi aşamalardan geçirdikten sonra yurt dışına ihraç etmekte böylece ÇHC’deki düşük maliyetli üretim imkânlarından da faydalanmaktadır. Ancak bu durumun Güney Kore’nin genel ihracat yapısının tamamını yansıttığı da düşünülmemektedir. 2012 yılında Güney Kore’nin ÇHC’den ithalatı yine aynı yıl içerisinde dünyaya ihracatının %16’sı seviyesindedir.
7) Sonuç olarak, Güney Koreli üretici/ihracatçılar için yurt içi talebin yetersiz olduğu ve ekonomik açıdan uygun ölçekte üretim yapılabilmesi için ihracat yapmalarının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Bununla beraber, yurt dışı pazarlarda artan rekabet koşullarının ihracat olanaklarını da sınırladığı, bu durumun sektörde daralmaya ve atıl kapasite sorununun doğmasına neden olduğu düşünülmektedir. Hâlihazırda, dampinge karşı önleme tabi olan üretici/ihracatçı firmaların, önlemin yürürlükten kalkması sonrasında Türkiye’ye daha rahat koşullarda ihracat yapabilecekleri açıktır.
8) Soruşturmaya ilişkin olarak Güney Kore hükümeti vermiş olduğu yazılı görüşte Güney Koreli üreticilerin damping yapmaya ihtiyaçlarının olmadığı, küresel anlamda Güney Kore’nin kendisini rekabetçi olarak konumlandırdığı, üretimde teknolojik ürünlere ve yenilikçi tekniklere yöneldiği ifade edilmekte; dampingin süresinin zararın giderilmesi için yeterli olduğu, Türkiye’de ayrıca ilave gümrük vergisi gibi enstrümanlarla da sektörün korunmakta olduğu ifade edilerek önlemin kaldırılması gerektiği vurgulanmıştır.
9) Güney Kore’nin üretimini daha farklı olarak konumlandırdığı ve katma değeri daha yüksek ürünlere yöneldiği doğru olmakla birlikte, yukarıda da ifade edildiği gibi, üretim teknolojisindeki farklılıklar ithal ürünlerin yerli üreticilerce üretilen ürünlerle benzer ürün olma niteliğini değiştirmemektedir. Ayrıca Türkiye’de de katma değeri yüksek ürün üretilebilmektedir. Yine yukarıda da ifade edildiği gibi Güney Kore dış pazarlarda fiyata dayalı bir rekabet sorunu da yaşamaktadır. Öte yandan ilave gümrük vergisi Güney Kore için imzalanan STA sebebiyle yürürlükten kalkmış olup Güney Koreli firmalar için bir pazara giriş avantajı sağlanmıştır.
h) Güney Kore’nin diğer ülke pazarlarındaki durumu
1) UTM verilerine göre Güney Kore’nin en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında ÇHC, Vietnam, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Endonezya gelmektedir. Güney Kore’nin son beş yıllık ihracat verileri incelendiğinde yukarıdaki verilerle de paralel olarak 2008’den itibaren ihracatının gerilediği göze çarpmaktadır. Buna karşılık, değer bazında ihracat rakamlarında aynı dönem içerisinde bir artış yaşanmıştır. Bu durum, Güney Kore’deki tekstil sektöründe artan yatırımlara ve teknolojik gelişmeye de işaret etmektedir. Ancak, kurulu kapasitenin önemli bir kısmının atıl kaldığı ve önemli oranda kapasite fazlasının bulunduğu değerlendirilmektedir. Nitekim, soruşturmaya taraf olan Güney Koreli ihracatçı firmaların kapasite kullanım oranları gözden geçirme süresinde toplamda %89 seviyesinden %63 seviyesine gerilemiştir.
2) Textile Outlook International dergisine göre son dönemde Güney Kore’nin polyester filamentten mensucat ihracatının gerilediği, ancak değer bazındaki artışın bu gerilemeyi tolere ettiği değerlendirilmektedir. Dergiye göre, Güney Kore’den hemen hemen tüm ülkelere yapılan ihracatta düşüş yaşanmış, buna mukabil birim fiyatlardaki artış nedeniyle değer bazında bir gerileme söz konusu olmamıştır. İhracatın düşüş nedenleri arasında ise ÇHC ve Vietnam gibi düşük fiyatlı üretim ve ihracat yapan Asya ülkeleri gösterilmektedir. Dergi ayrıca, Güney Kore’nin özellikle AB ve ABD pazarlarında yaşadığı pazar kaybına sebep olarak düşük fiyatlı üretim yapan ülkeleri göstermektedir.
ı) Değerlendirme
1) Güney Kore’nin yurt içi piyasasında önleme konu ürünün kullanıcılarının taleplerinin yetersiz olduğu ve Güney Koreli üretici/ihracatçıların ekonomik koşullarda üretimlerini sürdürebilmeleri için ihracat yapmalarının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Hâlihazırda, ihracat ağırlıklı olarak faaliyet gösteren Güney Koreli üretici/ihracatçıların önemli ihraç pazarlarına yönelik ihracatlarının bir miktar gerilediği; genel ihracatlarının ise ÇHC, Vietnam gibi ülkeler kaynaklı artan rekabetten etkilendiği göz önüne alınarak, ülkede ciddi bir atıl kapasitenin bulunduğu ve önlemin yürürlükten kalkması halinde Türkiye’ye yönlendirilebileceği değerlendirilmektedir.
2) Öte yandan, mevcut kapasite fazlalığına dış piyasalarda oluşan fiyat rekabeti de eklendiğinde önlemin kalkması durumunda Güney Koreli üretici-ihracatçıların Türkiye’ye dampingli fiyatlardan mal ihracatını artırması muhtemel görünmektedir.
3) ÇHC ile ilgili olarak, bahse konu ülkenin dünya üretiminde önemli bir paya ve ciddi bir üretim kapasitesine sahip olduğu, inceleme döneminde ÇHC’de kurulu kapasitenin önemli oranda arttığı, dokuma endüstrisinde hızla devam eden yatırımların ihracat kapasitesini arttırdığı ve önlemin yürürlükten kalkması durumunda Türkiye’ye yönlendirilebilecek önemli bir kapasitenin bulunduğu değerlendirilmektedir.
4) Tayland’ın soruşturma konusu ürünün üretiminde ciddi bir üretim kapasitesine sahip olduğu ve Taylandlı firmaların ihracat ağırlıklı olarak çalıştıkları, buna karşılık Tayland’ın genel ihracat performansının ülkenin kapasitesini yeterince yansıtmadığı, dünya ihracatından aldığı payın sadece %1 civarında olduğu göz önüne alındığında sektörde ciddi bir atıl kapasitenin bulunduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla, önlemin yokluğunda Türkiye’ye yönlendirilebilecek ciddi bir üretim kapasitesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
5) Tayvan’ın soruşturma konusu ürün üretiminde hâlihazırda ciddi bir üretim kapasitesinin bulunduğu, bu kapasiteye rağmen ihracat miktarındaki gerilemenin ülkede ciddi bir atıl kapasite yaratabileceği düşünülmektedir. Nitekim ülkedeki üreticilerin iç talebe göre daha fazla üretim kapasitesine sahip olmaları nedeniyle ihracata bağımlı olarak faaliyet gösterdikleri, bu durumun ihracattaki azalma sonucunda atıl kapasiteyi arttıracağı değerlendirilmektedir. Tayvan’ın toplam ihracatındaki azalma ile birlikte kapasite kullanım oranını etkin bir seviyede tutma sorunuyla karşılaşmasının muhtemel olması nedeniyle, bu ülkenin pazar payını arttırabilmek ve mevcut pazar payını koruyabilmek adına fiyatlarını arttırma kabiliyetinin zayıflayacağı düşünülmektedir. Bu belirlemeler ışığında, bu ülkeden dampingli ithalatın devamının veya tekrarının muhtemel olduğu değerlendirilmektedir.
6) Önleme konu diğer ülke olan Malezya’da da soruşturma konusu ürün üretimine yönelik olarak yatırımların devam ettiği, devlet destekli yatırımlarla birlikte önümüzdeki yıllarda ihracatın iki katına çıkarılması hedeflenmektedir. Bu çerçevede Malezya’nın da önümüzdeki dönemde en büyük ihraç pazarı olan Türkiye’ye yönelik olarak daha agresif bir ihracat politikası uygulaması beklenmektedir.
7) Tüm bu tespit ve değerlendirmeler ışığında, önlem konusu tüm ülkelerin Türkiye’ye yönlendirebilecekleri ciddi üretim kapasitelerinin bulunduğu, bahse konu ülkelerin kapasite fazlasından kaynaklanan yoğun rekabet nedeniyle fiyat arttırmada zorlandıkları, Türkiye pazarının bu ülkeler için önemli olduğu, ithalatçıların tercihlerini belirleyen temel unsurun temel güdüsünün fiyatların uygunluğu olduğu, önlemin yürürlükten kalkması durumunda üretici ihracatçı firmaların önlemin yokluğundaki davranışlarını en iyi yansıtacak gösterge olan esas soruşturmadaki damping marjlarının önemli oranda olduğu da dikkate alındığında, önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu değerlendirilmektedir.