2872 sayılı Çevre Kanunu gereği deniz kirliliğinde uygulanan idari yaptırımlarda geminin türü, kirliliğin niteliği ve geminin büyüklüğü esas alınmaktadır. Çevre Kanunu’nun 20 nci maddesinin (ı) bendinde gemi tonajlarına göre idari para cezası hesaplama yöntemi yer almaktadır. Gelişen teknoloji ile gemi tonajlarının artması ile birlikte, mevcut hesaplama yöntemi ile büyük tonajlı gemiler hakkında uygulanan idari para cezası miktarlarının da orantısız olarak arttığı görülmektedir. Kanun teklifi ile uygulanacak idari para cezalarında ortaya çıkan orantısızlığın giderilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Günümüzde kent nüfusundaki artışın doğurduğu konut ihtiyacı yanında hızlı kentleşmenin getirdiği trafik sorunları da artmaktadır. Ağır trafik sorunları karşısında kıyı yapı tesisleri ile kara tarafındaki kullanımlardan doğan otopark ihtiyacının karşılanması ve kıyının kamu tarafından etkin kullanımının sağlanması amacıyla dolgu alanında, dolgu yüzeyinden görünmemek ve açığa çıkmamak üzere yer altı otoparkı yapımına imkân sağlayacak bir düzenleme yapılması gereği ortaya çıkmıştır.
Diğer taraftan kırsal mahalle ve kırsal yerleşik alanla ilgili 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununa eklenen ek 3 üncü madde uygulamalarının birçok belediyemizde henüz tamamlanamaması ve maddenin doğrudan belediye gelirleri üzerinde etkili olması nedeniyle uygulamaya yön verilebilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına usul ve esas belirleme hususunda yönetmelik çıkarma yetkisi verilmesi ihtiyacı doğmuştur.
5302 sayılı Kanunun 51 inci maddesindeki düzenleme ile il özel idareleri ile bunların %50 sinden fazla hissesine sahip oldukları şirketlere belli durumlarda borçlanma yetkisi verilmiş ancak toplam borç stoğunun en son kesinleşen bütçe gelirleri toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirlenen yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarını geçemeyeceği hükme bağlanmıştır. 2020 ve 2021 yılları Merkezi Yönetim Bütçe Kanunlarında yapılan düzenlemeyle;
İl özel idareleri, belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ile sermayesinin yüzde 50’sinden fazlasına sahip oldukları şirketler tarafından Avrupa Birliği ile katılım öncesi mali işbirliği çerçevesinde desteklenen projelerin finansmanı için yapılan borçlanmaların, çok taraflı yatırım ve kalkınma bankaları ile yabancı devlet kuruluşlarından doğrudan veya İller Bankası Anonim Şirketi aracılığıyla yapılan borçlanmaların, su, kanalizasyon ve altyapı projeleri (SUKAP) kapsamında yürütülecek işler için İller Bankası Anonim Şirketinden yapılan borçlanmaların, borçlanma sınırına dahil edilmeyeceği hükmü getirilmiş ancak yapılan düzenleme Anayasa Mahkemesince “Bütçe Kanunlarında sadece bütçe ile ilgili hükümlere yer verilebileceği, dolayısıyla bu düzenlemenin usulen Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile yapılamayacağı’’ gerekçesiyle iptal edilmiştir. (8/8/2022 tarihli ve 31917 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 24/2/2022 tarihli ve E:2020/32, K:2022/18 sayılı Karar (2020 Yılı Bütçe Kan.), 24/2/2022 tarihli ve E:2021/26, K:2022/19 sayılı Karar (2021 Yılı Bütçe Kan.) Daha önce ilk defa 2009 yılında (2010 yılı bütçesi) Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile getirilen ve her yıl bütçe kanunlarında yer almaya devam eden ancak iptal edilen düzenlemeye belirtilen türden borçlanmaların maliyetinin büyüklüğü ve bütçeye olan etkisi dolayısıyla ihtiyaç duyulmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanununun 68 inci maddesindeki belediye ve yüzde ellisinden fazla hissesine sahip oldukları şirketlerin borçlanma yapabilmelerine dair Kanunun 68 inci maddesinde 5302 sayılı Kanun hükmüyle aynı şekilde Merkezi Yönetim Bütçe Kanunlarında yapılan ancak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen düzenleme uygulamanın devamı açısından önem arz etmektedir.
Yine 2020 ve 2021 yılları Merkezi Yönetim Bütçe Kanunlarında merkezi idare kuruluşlarının özel kanunlarında yer alan hükümler haricinde mahalli idarelere yardım amacıyla bütçelerine pay, fon veya özel hesap gibi adlarla başka bir ödenek konulamayacağına dair düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması sebebiyle, 2872 sayılı Kanun, 6306 sayılı Kanun ve 5199 sayılı Kanun gibi özel kanunlar uyarınca merkezi idare kuruluşlarınca mahalli idarelere aktarılması gereken ödeneklerin ilgili kanunların amacına uygun olarak yapılmaya devam edilebilmesi için iptal edilen hükmün 5779 sayılı Kanunda kalıcı olarak yer alması gerekmektedir.
6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun uygulanması ile ilgili tereddütleri gidermek, düzenleyici ve yönlendirici işlemler yapmak görevleri hâlihazırda 1 sayılı CBK’nin 97 nci ve 100 üncü maddeleri kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yürütülmektedir. Öte yandan yerel yönetimlerle ilgili İçişleri Bakanlığından alınarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verilen görevlerin devri ile ilgili yasal değişiklikleri içeren 29/11/2018 tarihli ve 7153 sayılı Kanun’da, konunun düzenleme kapsamında yer almaması nedeniyle uygulamaya ilişkin ihtilaflar ortaya çıkmaktadır. Bilhassa 6360 sayılı Kanun ile kapatılan yerel yönetim birimlerinin taşınmazları, hak, alacak ve borçlarına ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen görüşler ile yine konuya ilişkin İçişleri Bakanlığınca tesis edilen düzenleyici ve yönlendirici işlemlerin uygulanması hususunda belediyeler ve ilgili kamu kurumlarında (tapu müdürlüğü vs.) tereddütler yaşanmaktadır. Düzenleme ile belediyeler ve il özel idareleri bakımından ayrı ayrı olmak üzere yaşanan tereddütlerin giderilmesi sağlanmaktadır.
Kırsal mahalle ve kırsal yerleşik alan özelliği devam eden yerlerden, 6360 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin onbeşinci fıkrası kapsamında tüzel kişiliği kaldırılan köylerde, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre alınması gereken emlak vergisi ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca alınması gereken vergi, harç ve katılım paylarına ilişkin istisna süresi 31/12/2022 tarihinde sona ermiş olup geçen sürede 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununa eklenen ek 3 üncü madde uygulamaları birçok belediyemizde henüz tamamlanamamıştır. Ayrıca, söz konusu yerlerde 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi, 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi ile (5) numaralı bendi, 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi hükümlerinin uygulama süresinin ve bu yerlerde içme ve kullanma suları için ücretin en düşük tarifesinin % 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenmesine ilişkin uygulamanın süresinin de uzatılması öngörülmektedir. Yine geçici 1 inci maddenin yirmidokuzuncu fıkrasında da tüzel kişiliği kaldırılarak tek mahalleye dönüşen beldelerde içme ve kullanma sularından alınacak ücretin, mevcut en düşük tarifenin %50’sini geçmeyeceğine ilişkin hükmün süresinin uzatılması öngörülmektedir.
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 792/A maddesi gereğince kurulan İklim Değişikliği Başkanlığı, iklim değişikliği konusunda uzmanlığa sahip personeli bünyesinde toplayarak ulusal ve uluslararası arenada hedeflerine en iyi şekilde ulaşmayı amaçlamaktadır. Belirtilen sebeplerle Kurum tarafından ihtiyaç duyulan uzman personelin merkez teşkilatı uzman kadrolarından karşılanması sağlanacaktır.